Gözümüze ABD'yi, İsrail'i, İngiltere'yi, bir takım kişileri ve örgütleri çok yaklaştırınca, onların arkasındaki büyük patronu "Şeytan"ı göremiyoruz. Evet, onlar Şeytan'ın askerleri. İns'in de cinnin de şeytanları vardır: "Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık." (En'âm 112) Onların timsah ya da kertenkele görünümünde olması gerekmiyor. Onlar içimizden birileri; fizikî görünümlerinden çok akıl ve nefisleri itibarıyla şeytanlaşmış olan birileri. Ama bunları gözümüze fazla yaklaştırınca, arkalarına gizlenen Şeytan'ı göremez oluyoruz. Aklımıza dokunan, nefsimizi kışkırtan bir şeytanın yanında, bizim temas ettiğimiz, bazı durumlarda bizi yöneten VIP ya da CIP kategorisinden biri de olabilir. Onlar size bir politikacı, bir bürokrat, bir sanatçı, bir komutan, bir bilim adamı olarak da yaklaşabilir. Ve bu şeytanlar, "büyük şeytan"ı kıskandıracak kadar marifetli olabilirler.
Karanlık soylular
İnsanlara karşı ilahlık ve rablik taslayan, Şeytan'a yardımcı olan karanlık soylular her zaman oldu. Mesela Epstein bunlardan biriydi. FED, LIBOR düzeni, mason locaları bunlarla dolu. Sayıları çok olmasa da özgül ağırlıkları fazla. Bunlar Firavun ve Nemrut soyundan gelen Karun'ların, Haman'ların zihniyet ikizleridir. Farklı zamanlarda farklı isimlerle çıkarlar karşımıza: bazen ideolojik bir önder, bazen siyasi bir lider, bazen bir komutan olarak.
Peygamberler tarihine bakarsanız, peygamberler tarih boyunca hep bunlarla mücadele etti.
Bir bakarsınız, önünüzden ya da arkanızdan, sağınızdan ya da solunuzdan; zaaflarınız ve ihtirasla istediğiniz şeyler üzerinden size yaklaşırlar. İblis'in "Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım" (A'râf 17) sözü, tam da bu kuşatmanın tarifidir. İcabında melek maskesi takıp "Allah'la bile aldatmaya" kalkarlar. Onun için değil mi ki Rabbimiz bizi uyarıyor: "Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) sizi Allah ile aldatmasın." (Fâtır 5)
Bakın: eğer aklımızı kullanır, nefsimizin heva ve heveslerine kapılmaz, istişareden ve şûrâdan kopmaz, aklımızı kiraya vermezsek, Şeytan Allah'ın muttakî kullarına bir zarar veremez.
Kim daha güçlü?
Şeytan ve onun adamları çok örgütlü. Çok paraları var; güçlü orduları, silahları, istihbarat örgütleri var. Siyasete, ekonomiye, medyaya, akademiye, sivil topluma büyük ölçüde hâkimler. Ama bizim kadere, rızka ve ecele hükmeden kādir-i mutlak bir Allah'ımız var. Söyleyin: kim daha güçlü?
Ama dikkat edelim. Allah (cc) zalimlere ve cahillere, ribâ ile yetim hakkı ve kul hakkı yiyenlere yardım etmeyecek. O'na uzanacak ellerin hadesten ve necasetten temiz olması gerekir. Allah (cc) bizim açıkladıklarımızı da gizlediklerimizi de, aklımızdan ve kalbimizden geçenleri de, nefsimizin arzuladığı parayı, makamı, mevkiyi de biliyor. Şeytan'ın dostlarını görmek isterseniz FED'in, IMF'nin, Dünya Bankası'nın başındakilere bakın. Çok beğendiğiniz sanatçılara, futbolculara dikkat edin: bakalım Allah onları neyle meşgul ediyor? İnsanların sözlerinden çok ayaklarına bakın; o ayaklar nereye gidiyor?
Tanrı-kral olan herkes tâğuttur
Tanrı-kral olan da, ilahlık ve rablik taslayan da tâğuttur. Yani; can, mal, namus, akıl-inanç ve nesil emniyetini tehdit eden uygulama ve fikirler dışında, insanların inançlarını, akıllarını ve hayat tarzlarını reddederek onlara kendi hayat tarzını dayatan, insanları kendi istediği kalıba dökme iradesi taşıyan herkes, farkında olsun olmasın, İlahlık ve Rablik iddiasında bulunuyor demektir.
Eğer idol, rehber, önder kabul ettiğiniz kişilerin emirlerini, o sözler üzerinde hiç düşünmeden yerine getirir ve emredileni savunursanız, o emri vereni ilah ve rab edinmiş olursunuz. Birileri birilerine ilahlık ve rablik taslar; birileri de birilerini idol edinerek onları o makama kendi eliyle çıkarır.
En çok Rothschild ve Rockefeller adları geçiyor; ama onlar bu şeytanî saltanatın ön yüzüdür. Sosyal medyada dolaşan "karanlık aileler"in listeleri Say say bitmez. Terkk başına Epstein listesi bile bu konuda ürkütücü. İsim saymakla bitmeyeceği için zaten bu yazının başında söylediğimi tekrar edeyim: gözümüze isimleri fazla yaklaştırırsak, arkadaki düzeni göremeyiz. Oltayı yutan balık misali ipleri Şeytan'ın eline geçmiş krallar, cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, emirler, sultanlar hep oldu; her dinden, her ırktan, her ideolojiden, her cinsiyetten. Hitler de, Stalin de, Mao da, Mussolini de aynı taifedendi. Mesele kişiler değil, o kişilere kimin ne pahasına yol verdiğidir.
Şeytan'ın dokunmadığı kimse yok
Şeytan'ın dokunmadığı hiç kimse yoktur. Hacca gidenler bilir: Müzdelife'de taş toplar, Mina'da şeytan taşlarız.Niye? Rivayete göre Şeytan, önce Hz. İbrahim'e, oğlu İsmail'i kurban etmekten vazgeçirmek için geldi. Ondan umudunu kesince Hz. Hacer'e, sonra da Hz. İsmail'e gitti. Baba olan bir erkek, anne olan bir kadın ve babası tarafından kurban edilmek istenen bir çocuk… Üçü de tereddüt etmeden Şeytan'ı reddetti ve onu taşladı. Bugün attığımız her taş, o üç "hayır"ın hatırasıdır.
Hz. Musa ile genç yardımcısı Yuşa, Hızır'la buluşmak üzere yola çıktıklarında azıklarındaki balık canlanıp denize atlamış, gitmişti. Yuşa ne dedi? "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. Onu hatırlamamı bana ancak şeytan unutturdu. Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti." (Kehf 63) Bir peygamberin yol arkadaşının aklına bile dokunabiliyor.
Hz. Musa denizi mucizevî şekilde geçip Firavun ve ordusu suda boğulduktan sonra, Tûr-i Sînâ'ya çıktığında, kavminin başında Hz. Harun olmasına rağmen İsrailoğulları altından bir buzağı yapıp ona tapmadılar mı? Şeytan, bir peygamberin gözü önünde koca bir kavmi saptırdı.
Sonra o kavim, kutsal topraklara girmeleri emredildiğinde ne dedi? "Sen ve Rabbin gidin savaşın; biz burada oturuyoruz." (Mâide 24) İşte o çekimserliğin bedeli, kırk yıllık Tîh çölü oldu. Birkaç günlük yolu kırk yılda alamadılar. Hz. Harun yolda vefat etti; Hz. Musa da o kırk yılın sonunda, vaad edilen topraklara girmeden Rabbine kavuştu.
Hz. Osman'ı, Hz. Ali'yi ve evlatlarını kim şehid etti? Elbette olan biten Allah'ın iradesi içindeydi; Şeytan da Allah'ın iradesine bağlıdır. Ama Şeytan bu cinayetleri, dışarıdan getirdiği yabancıların değil, o toplumun kendi içinden çıkan âsilerin, Hâricîlerin, kendini Müslüman sayan orduların elleriyle işletti. İşin en acı yanı budur.
Taşı atarken
Onun için biz hem şeytan taşlayalım, hem de Allah'ın rızasının tecellisine vesile olalım ki, Allah (cc) bizim ellerimizle zalimleri cezalandırsın, mazlumlara yardım etsin. Allah'ın bize yüklediği sorumluluğu O'na geri iade etmeyelim; İsrailoğulları'nın dediği gibi "sen yap" demeyelim. Zaten biz yaparken de fâil-i mutlak O'dur: "Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı." (Enfâl 17) Yani el bizim, kudret O'nun.
"Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm, bismillâhirrahmânirrahîm" derken aslında ne demiş oluyoruz? Evet, Şeytan'ın şerrinden Allah'a sığınıyoruz; ama aynı zamanda O'nun adıyla işe başlayarak, elimizi O'nun iradesine bağlamış oluyoruz.
Şeytan akıl ve nefsinizin kapısını çaldığında kapıyı bir aralarsanız, içeri girer ve nefsinize taht kurup oturur.Onun için sırât-ı müstakîm üzere olanlar "Rabbim, beni bana bırakma, beni nefsimle baş başa bırakma" diye dua ederler. Peki her gün kırk rekâtta okuduğumuz Fâtiha'da ne diyoruz? "Bizi doğru yola ilet; nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil." Ardından da o meşhur duayı: "Allah'ım, bana hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip et; bâtılı bâtıl olarak göster ve ondan sakınmayı nasip et."
Ölçü: adalet
Bize söylenen neydi? "…Hakkınızda hayırlı olduğu hâlde bir şeyi çirkin görebilirsiniz. Hakkınızda kötü olduğu hâlde bir şeyi de sevebilirsiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara 216)
Bir kavme olan düşmanlığımız bile bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmeyecekti, değil mi? "…Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun; bu, takvaya daha yakındır." (Mâide 8) "Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur, sonra size yardım da edilmez." (Hûd 113). Evet: "Ey iman edenler! Kendiniz, ana-babanız ve en yakınlarınız aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Zengin de olsalar fakir de olsalar, Allah onlara sizden daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın…" (Nisâ 135) Allah (cc) bizden adil şahitler olmamızı istiyor.
Yarın sizi bırakıp kaçacak
Bakın, birilerinin peşinden gittiği Şeytan yarın onları bırakıp kaçacak: "Hani şeytan onlara yaptıklarını güzel göstermiş ve 'Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, şüphesiz ben de sizin yanınızdayım' demişti. Fakat iki topluluk karşı karşıya gelince iki topuğu üzerinde gerisin geri döndü ve 'Ben sizden uzağım; çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah'tan korkarım. Allah'ın azabı çok şiddetlidir' dedi." (Enfâl 48). "Onların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü insana 'İnkâr et' der; insan inkâr edince de 'Ben senden uzağım, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım' der." (Haşr 16)
Allah (cc) ayetlerinde bize ne diyor? "Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri veli edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?" (Nisâ 144) "Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri veli edinmesinler. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah ile hiçbir ilişiği kalmaz…" (Âl-i İmrân 28) "Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları veli edinmeyin; onlar birbirlerinin velisidir. Sizden kim onları veli edinirse, o da onlardandır…" (Mâide 51)
Buradaki "veli", sıradan bir komşuluk ya da alışveriş ilişkisi değil; kaderini birine bağlamak, sırdaş ve müttefik edinmektir. Nitekim ölçüyü ve sınırı yine Rabbimiz koyuyor: "Allah, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan çıkarmamış kimselere iyilik yapmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever." (Mümtehine 8)
Ve son bir uyarı : Şeytan yarın size şöyle diyecek: "İş bitince şeytan şöyle diyecek: 'Şüphesiz Allah size gerçek bir vaadde bulunmuştu; ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın…'" (İbrahim 22). Allah (cc) kitabında Şeytan'ın böyle diyeceğini bize peşinen haber veriyor. Öyleyse onun vaatlerine kanmayalım; onun ve dostlarının peşinden gitmeyelim. Yarın pişmanlık için çok geç olabilir.
Bu dünyada da, ahirette de Allah'ın rızasını kazanmak için Allah yeter! O Allah (cc) ki kadere, rızka ve ecele hükmeder; mutlak iktidar sahibidir. Şeytan da, dostları da O'nun iradesine bağlıdır. Ancak O'nun rızasına tutunarak gazabından korunur, rahmetine kavuşursunuz. Kimse ecelinden önce ya da sonra ölmeyecek; kimse rızkından az ya da çok yemeyecek. Kaderimizden başka bir kader de yok. Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm, bismillâhirrahmânirrahîm.
Selam ve dua ile.
Not:1- Karanlık kişiler ve örgütler Şeytani diktatörlüğün beşeri aktörleridir. Oltayı yutan balık misali, ipleri Şeytanın eline geçmiş olan kırallar, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, bakanlar, Emirler, sultanlar hepsi Şeytan’ın takdis ettiği “derin aileden” kişilerdir. Önemli olan bu konuda sizin ne düşündüğümüz?
2-Kimlerine göre şu iddialar komplo teorisi olsa da, karar vermek için yine de bu isimlerin üzerinde düşünmek gerekmez mİ? İblisin ailelerinde her dini çevreden, her ırktan, her ideolojiden, her cinsiyetten insanlar vardır. Sosyal mediada sık sık adı geçen Orsini, Aldobrandini, Colonna, Farnese, Medici, Pallavicini, Borghese, Breakspear, Gaetani onlardandır. Bill Gates, Elon Musk, Klaus Schwab, Noah Harari, Borge Brende, Soros, Jon Ternus, Neal Mohan, Tedros Ghebreyeus, Netenyahu, Trumb, Biden, hepsi bu taifedendir. Say say bitmez. Hitler, Stalin ya da Mao, Mussolini ya da, hepsi aynı taifeden.