Bugün 27 Ağustos, SEEBRIG İstanbul'da. O gün SEEBRIG’in 27. kuruluş günü de kutlanacak İstanbul’da. 3 gün sonra 30 Ağustos Zafer Bayramı.
1999’da kurulan çok uluslu bir askerî birlik olan SEEBRIG (South-Eastern Europe Brigade / Güneydoğu Avrupa Tugayı), Kuzey Makedonya’nın Kumanova kentinden İstanbul’a taşınıyor.
Bayram değil, seyran değil; NATO niye iştaha gelip şapur şupur bizi öpüyor? NATO geldi aşka, NATO’nun aşkı başka! Daha önce de kolordu düzeyinde Boğaz'a bir deniz üssü kurdular. Ardından Almanya’daki, İtalya’daki NATO üsleri Malatya’ya, Konya’ya taşındı. Adana’da bir kolordu da NATO’ya devredilmişti.
USS Missouri zırhlısı 5 Nisan 1946’da İstanbul’a geldiğinde Ayasofya’nın minareleri arasına “Welcome Missouri” diye mahya asmışlardı. İnşallah bugün de birileri çıkıp tören alanına filan “Welcome SEEBRIG” diye bir afiş asmaz.
NATO’daki müttefiklerimize hatırlatalım: “Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder.” Milletin sabrını çok daha fazla test etmeyin isterseniz.
Bu SEEBRIG Tugayı’nın gayesi Güneydoğu Avrupa’da istikrar, iş birliği ve iyi komşuluk ilişkilerine katkı sağlamakmış... BM, NATO veya AB barış destek harekâtlarında görev alabilirmiş. Anlaşıldı; Ukrayna için bizi göreve hazırlıyorlar. Kendileri için mevzi hazırlıyorlar. MSB açıklamasına göre karargâhın taşınması 19-21 Temmuz 2026 arasında tamamlanmış. Öngörülen araç, gereç, malzeme ve personel göreve hazır hâle getirilmiş ve 3 Ağustos 2026 itibarıyla askerî tesis İstanbul’da tam harekât kabiliyetine ulaşmış. Karargâh, İstanbul 3. Kolordu Komutanlığına bağlı Orgeneral Muharrem Mazlum İskora Kışlası’nda faaliyet gösteriyormuş. Bu deniz üssünde Yunanistan, Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya ve Kuzey Makedonya’dan askerler var. Çekirdek kadroda 12 Türk, 16 yabancı personel var.
Aslında Türkiye, SEEBRIG’e 2007-2011 döneminden sonra 2. kez (2026-2032) ev sahipliği yapıyormuş. Yeni dönem 2026-2032 arası 6 yıl sürecek.
27 Ağustos 2026 aslında SEEBRIG’in 27. kuruluş yıl dönümü. O gün yıl dönümü ve açılış için törenler yapılacak. 30 Ağustos’ta Zafer Bayramı var, 31 Ağustos 2026’da ise karargâhın resmî olarak aktif hâle getirilmesi söz konusu. Yunanistan’dan gelen askerî personel için de bu günler ilginç olacak herhâlde. SEEBRIG’in karargâhı artık İstanbul’da konuşlandı ve bölgesel güvenlik iş birliğine katkı için hazır(!?)
NATO Deniz Unsur Kolordu Komutanlığı (Maritime Component Command), 25 Ağustos 2025’te İstanbul Beykoz Anadolu Kavağı’nda kuruldu. Kuruluş 2026’da duyuruldu; Montrö Sözleşmesi çerçevesinde görev yapacağı vurgulandı. Ancak tabii Rusya bundan rahatsız olsa gerek...
Adana İncirlik’te 10. Ana Jet Üs Komutanlığı ile bağlantılı olarak 2026’da İran’dan Türkiye’ye fırlatıldığı iddia edilen füze krizinden sonra ek Patriot hava savunma sistemleri konuşlandırıldı. İspanya’dan getirilen Patriot savunma sistemleri zaten uzun süredir oradaydı; takviye yapıldı.
Ayrıca Adana’da bir “Çok Uluslu Kolordu Karargâhı” kuruldu. NATO Güneydoğu Bölgesel Savunma Planı kapsamında Adana’da TSK’ye bağlı bir kolordunun intikali şeklinde kurulan çok uluslu kolordu karargâhı 2023 yılında gündeme gelmiş, 2024’te tekrar gündem olmuş, 2026’da gerçekleştirilmiş. Kolordu Türk general komutasında olacak.
Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığına da Haziran 2026’da İtalya’daki SAMP/T hava savunma sistemi ilk kez NATO kapsamında konuşlandırıldı. Üs zaten NATO tatbikatları ve AWACS faaliyetleri için kullanılıyordu. Ayrıca Konya’da NATO’ya bağlı “İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi” kurulması planlanıyor.
Malatya 7. Ana Jet Üs Komutanlığı ile bağlantılı Kürecik Radar Üssü'ne de Almanya’daki radar üssü nakledildi. Mart 2026’da Malatya’ya Almanya’daki NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein’e bağlı Patriot sistemi konuşlandırıldı. Zaten Kürecik’teki AN/TPY-2 erken uyarı radarı 2012’den beri NATO balistik füze savunmasının parçasıydı. Bundan sonra da Almanya’dan Kürecik’e, duruma göre ek Patriot birliği gönderilmesi de gündemde.
Zaten NATO Müttefik Kara Komutanlığı (LANDCOM) uzun süredir İzmir’de faaliyet gösteriyor.
Genel olarak 2026’daki hareketlere, üslerin olduğu yerlere bakarsak: Kuzey’de Karadeniz’in güvenliği, Ukrayna’ya destek ve Rusya’ya yönelik tehdit olacak şekilde konuşlandırıldı. Adana ve Malatya’daki üsler ise Orta Doğu’daki gerilim nedeniyle hava ve füze savunmasının güçlendirilmesi gerekçesiyle konuşlandırıldı. Ve tabii bu tesisler, Siyonist rejime karşı unsurlar tarafından NATO içinde paralel savunma imkânına sahip İsrail için de bir güvenlik şemsiyesi olarak değerlendiriliyor.
Bu gelişmeler NATO zirvesinden sonra hız kazandı. Sahi, 7 Ağustos 2026’da imzalanan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, namıdiğer “Mekke Paktı” ne zaman aktif olacak? İran, Suud’un ABD ile ortak üssünü vurdu; Yemen, ARAMCO rafinerisini vurdu, kimseden bir ses yok. İsrail, Suriye’deki Türkiye’nin askerî üssünü vurdu, yine bir ses yok. Bu nasıl bir ittifak böyle?
İsrail, Suriye’ye sürekli vuruyor; ne İslam İşbirliği Teşkilatı ne de Arap Birliğinin bu konuda gıkı çıkmıyor. Lübnan konusunda da öyle. Irak ve Suriye’nin hava sahası yolgeçen hanı oldu; sivil havacılık kuralları, bu iki ülkenin egemenlik hakları ihlal ediliyor, yine kimse bu konuda ağzını açmıyor. Hani Türk dünyasından filan da en azından bir kınama falan yok...
18 Ağustos 2026’da İsrail, Suriye’nin kuzeybatısında, Halep/İdlib bölgesindeki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne hava saldırısı düzenledi. Suriye kaynaklarına göre pist ve depolama alanlarına 8 ayrı saldırı yapıldı. Yine 1,5 yıl önce de İsrail, Suriye’nin orta kesiminde, Humus vilayeti Palmira yakınlarındaki üsse saldırmıştı. İlk saldırı 21-22 Mart 2025’te, 2. saldırı ise 2-3 Nisan 2025’te gerçekleşmişti ama o saldırılar da kınama ile geçiştirildi.
İsrail’in 6 Eylül 2007’de Türkiye üzerinden Suriye’ye karşı “Orchard Operasyonu” adını verdikleri bir operasyon gerçekleştirildi. İsrail Hava Kuvvetleri, Suriye’nin Deyrizor bölgesindeki El-Kibar nükleer reaktörünü bombalamak için uçaklarını gönderdi. Saldırıya katılan F-15 ve F-16 uçakları saldırıdan sonra Türkiye hava sahası üzerinden geri döndü. Dönüş yolunda yakıt tanklarını Hatay ve Gaziantep üzerinde bıraktılar. İsrail uçaklarının Türkiye üzerinden geri dönüşü “Kedi geçti kedi” şeklinde magazinleştirildi.
Aslında İsrail, Suriye’deki radarlara siber saldırı düzenleyerek kilitlemiş; Türkiye’deki radarlar ise tam olarak ne olduğunu tespit edememişti. O günlerde İsrail’in bölgedeki ABD ve NATO üslerindeki radarları klonlayarak izlediği iddiaları da gündeme gelmişti. En azından ABD ve NATO ülkelerinden birçok kaynak zaten fiilen konuyu takip ediyorlardı. NATO ve ABD ile İsrail’in arasında bir ayrılık gayrılık olmadığını zaten artık herkes biliyor. Bu durum da bölgedeki ABD ve NATO radarlarının aynı zamanda İsrail’in askerî emellerine hizmet ettiği iddiasını yaygınlaştırıyor. Bilindiği gibi güneydeki radar üsleri; İran’dan Irak, Suriye, İsrail, Lübnan ve Doğu Akdeniz’i tarayabiliyor. Kaldı ki zaten artık Starlink’lerle dünyanın her noktası 24 saat canlı olarak görülebiliyor. Umarım derdimi anlatabilmişimdir. Selam ve dua ile.