Biz ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz. Fitne zamanıdır. Her duyduğumuza hemen inanmayalım. İnsanların sabah mümin olarak evinden çıkanların akşam kâfir olarak evlerine dönmeye başladıkları bir zamanı yaşıyoruz. Bunun aksi de olmuyor değil; kâfir olarak geceleyenler sabah uyandıklarında mümin de olabiliyorlar. Bu bir anda olan bir şey değil. Yaşadıkları süreç onları bir yere getiriyor. “Son damla” bardağı taşırıyor.
Her duyduğumuza, her gördüğümüze inanmayalım. Artırılmış sanal gerçeklik zamanını yaşıyoruz. Algılarımızla oynuyorlar. Aklımızı kiraya vermeyelim. Adil şahitler olalım. İstişare ve şûradan ayrılmayalım. Çokça tövbe istiğfar edelim ki Allah’ın yardımı bize ulaşsın, melekler bizim dostumuz olsun. Kâfirleri ve zalimleri, münafık, mütrefin ve müstekbirleri dost edinirsek onlar bizden uzaklaşırlar. Hiçbir şeyi ihtirasla istemeyin, hiçbir faniye aşkla bağlanmayın ve başkalarına öfke duymayın. Aşk ve öfke aklı zail eder. Birilerini idol edinmeyin; o kişiyi putlaştırmış olursunuz. Ne isteyecekseniz Allah’tan isteyin. Hayır da şer de Allah’ın iradesi (cc) içindedir. O kadere, rızka, ecele hükmedendir. O kâinata hükmeden mutlak bir iktidar sahibidir.
Yarın, Mısır’dan ya da Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’den İsrail’e bir saldırı olursa hemen umutlanmayın... Bu, o ülkelerin kendi halkları üzerinde kaybettikleri itibarlarını geri kazanmak için yapılmış planlı, kontrollü bir operasyon olabilir. Bu takdirde ABD, İngiltere, AB ülkeleri ve NATO’nun tepkisine ve sonraki sürece bakın. Hatta bu saldırılar eğer gerçek anlamda bir cezalandırıcı saldırı değilse, İsrail’in karşı cevap verme “hakkı” şeklinde bir anlayışa, vasıtaya dönüştürülebilir.
İsrail kendine karşı örgütlenmeler ve saldırılar planlayan bir ülkedir. 11 Eylül’ü hatırlayın; ABD’de İkiz Kuleler'in vurulmasını... Kendileri vurdular ve suçu başkasına yıktılar. Sahte bayrak operasyonlarına dikkat. Adnan Oktar’ı hatırlayın mesela. Ya da Bekaa’daki sosyalist Arap cephesini, PKK ve Belucistan gerillalarının konuşlanmasını hatırlayın. İki taraftan zaman zaman ses getirici eylemler de yapıldı. Aslında Müslümanların Filistin için, Mescid-i Aksa için cepheden uzak tutulması için bunlar bölgeye yerleştirilmişti. İşte böyle, BÇG’yi örgütleyenlerle FETÖ’yü örgütleyenler de aynı çevrelerdi. Soğuk Savaş'ta sağı ve solu örgütleyenler de... Birileri bir yandan bal tuzağı kuruyor ve sinekleri bu şekilde avlıyordu. Birileri aynı ülkenin çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerinden kendilerine servet ve iktidar üretiyordu. Muhsin Yazıcıoğlu, Eşref Bitlis, Cem Ersever, Hrant Dink, Uğur Mumcu, Hablemitoğlu ve daha birçok kişi niçin öldürüldü? Onların gördükleri gerçek neydi? Siz “Türkiye Barışı” hayalleri kurmaya devam edin! Sahi Apo kimdi? Hadi; Türkler-Kürtler, Aleviler-Sünniler, İslamcılar-laikler yiyin birbirinizi (!?) İnsan eti tatlıdır değil mi?! Epstein da öyle diyor. Hele bebek eti!?
Satrançta size “ye” diye bir piyon verirler. Siz onu yiyince rakibiniz sizin kalenizi yıkar. Siyasi, askerî oyunlarda, istihbarat oyunlarında ilk hamle değil, ondan sonra gelen hamle önemlidir. İsrail’e karşı kapsamlı ve sonuç alınacak bir müdahale şart. İsrail Suriye’ye ilk kez saldırmıyor. Hatta bu, Suriye’deki hava üslerine yapılan ilk saldırı da değil. İsrail’den verilen mesaj çok açık. Netanyahu, Ebu Zuhur askerî hava üssüne yönelik saldırı hakkında: “Mesajımız çok netti: Don’t 'Yapmayın' dedik... Sanırım mesajı tam olarak anlamadılar. (...) Türkiye’nin güneye doğru inen askerî yerleşimine müsamaha göstermeyeceğiz; çünkü bu bizi tehdit ediyor. (...) Mesaj iletildi, ancak görünüşe göre duymadılar. Bu yüzden daha iyi anlamalarını sağladık” dedi.
İsrail resmî açıklamasında: “İsrail ile Suriye arasında güvenlik konularında bir 'mevcut durum anlaşması' vardı. Suriye, Halep yakınlarındaki üsse Türk askerî konuşlanmasına izin vererek bunu ihlal etme eşiğine gelmişti. İsrail defalarca uyardı, Suriye uyarıları görmezden geldi. İsrail güvenliğine yönelik tehditlere müsamaha göstermeyecektir.” Bakalım bundan sonra ne olacak. ABD Büyükelçisi “Gerilimi tırmandırmayın” uyarısı yaptı ama bakalım bundan sonra ne olacak. Sahi, bu konu Türkiye’ye yönelik bir saldırı olarak kabul ediliyor, Suriye’ye yönelik mi? Eğer Türkiye’ye yönelik bir saldırı ise “Mekke Koalisyonu” bu konuda ne yapacak, göreceğiz. Hani İran ve Yemen Suudi askerî ve petrol tesislerini vurdu ama bir ses çıkmadı da!
Size altın tas içinde bal sunuyorlarsa dikkat edin; içinde bir zehir gizli olabilir. Aldatıcı zaferler de böyledir. Bu şekilde birileri sahte kahramanlar üretir. Zafer sarhoşluğunun arkasından acı yenilgilere kapı aralanırsa o zafer düşmanınızın size verdiği yemdir. Siz o yeme takılan oltayı yutarsanız, ondan sonra “Oltayı yutan balık yem istemez.”
Bakın, bazen bir Alman atasözünde denildiği gibi: “Cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir.” Eğer su bulanıksa, derinliğini ve debisini bilmiyorsanız girdiğiniz o su sizi alıp götürebilir. Müminler aynı delikten iki kere ısırılmaz. Onlar feraset sahibidirler. Öyle olmak zorundadırlar. Eğer öyle değilse “Allah cahil ve zalim bir topluluğa hidayet nasip etmez.” Aksine onların işlerini sarp dağlara sardırır, üstlerine pislik yağdırır...
Birileri iyilik yapar gibi gözükürken bu şekilde kötülüklerini gizlemek istiyor olabilir. Allah’tan korkmayan birileri, herkesten korktuğu ve Allah onları kahretsin, “Her patırtıyı kendilerine karşı bir ayaklanma sandıkları” (Münâfikûn 4) hâlde korkaklıklarını gizlemek için cesaret gösterisi yapıyorsa onlar hakkında dikkatli olalım, onlardan sakınalım. Ki onlar konuştuğunda birçoğu onun söylediklerine kulak verebilirler. Şuna dikkat edelim: O birileri ağızlarıyla bir şeyler söylerken bakın bakalım ayakları nereye gidiyor! Sadakatimize, ahdimize vefa gösterelim. En büyük ahdimiz “Kâlû Belâ zamanı”ndaki, “Elestü Bezmi”ndeki ahittir. O ahde vefa etmeyenlerin hiçbir ahdi Allah katında makbul değildir.
Gideceği limanı bilmeyen kaptana hiçbir rüzgâr fayda etmez. Rotası belli olmayan gemiye binilmez. Biz bizi cennete götürecek, Hz. Nuh’un gemisine benzer bir gemiye binmeliyiz; yoksa rotasını başkalarının çizdiği gemilere değil.
Cemaat, vakıf ve derneklerle ilişkisini kesiyor ya... Yarın birilerinin peşinden cehenneme gitmemek için o büyük operasyon gününde, kimsenin kimseye bir yardımının dokunmayacağı din gününde gazaba uğrayanların değil, Allah’ın nimet verdiklerinin gittikleri yere gitmek için daha fazla bir hassasiyetle seçiminizi yapın. Bugün çocuklarınızın hangi okula gideceğini, hangi yurtta kalacağını düşünüyorsunuz ya; din gününde buna fırsatınız da olmayacak. Çünkü amel defterleri kapanmış olacak! Şimdi nefis muhasebesi zamanıdır, şimdi tövbe istiğfar zamanıdır, dua zamanıdır. Şimdi sabır zamanıdır. Selam ve dua ile.