2026’nın son çeyreğindeyiz.
Görünen o ki 2026 çok zor geçecek; hem ülkemiz hem bölgemiz hem de dünya için...
Ne olacağını yaşayarak göreceğiz. Ben sadece görünen köyün hikayesini yazıyorum. Geleceği yalnız Allah (cc) bilir.
Kaldı ki kimimize şer gibi gelen şeylerde Allah (cc) hayır murat etmiş olabileceği gibi, hayır gibi gelen şeyler de Allah’ın gazabının tecellisinin vesilesi olabilir. Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.
Allah (cc) bir şey murad ettiğinde esbabı ile birlikte halk eder. O birilerinin stratejik planlarını, kurdukları tuzakları biliyor.
O onlara mühlet verdi; o şeyin saati geldiğinde o şey olur ve O Allah onları suçüstü eder. Mekerallâh.
Onların örgütleri, servetleri, istihbarat ağları, askeri güçleri onları kurtarmaya yetmez.
Onlar, kendilerine yardım edenler ve kendi zulüm ve soygunları karşısında seslerini çıkarmayanlarla birlikte helak olurlar...
ABD, İsrail ve onların dostları, stratejik ortakları, işbirlikçileri, kendilerinden korktukları için seslerini çıkarmayanlar aslında aynı akıbete doğru koşuyorlar. Korkularından korktuklarına yakın duranlar ise kaçtıklarını zannettikleri şeye doğru koşuyorlar. Onlar keşke tövbe edenlerden olsalar.
Bugün bu işler öyle bir noktaya geldi ki apaçık gerçekler karşısında hâlâ birilerinin gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, kalpleri var hissetmiyorlar. Basiretleri bağlanan bu çevreler için işin kötü yanı ileri de gidemez, geri de dönemez bir noktaya geldiler... Bu durum onlar için “ölümlerden ölüm beğenmek” gibi bir şey... Fauci’nin başına gelenler onun işbirlikçilerinin de başına gelecek. Onların işbirlikçilerinin başına gelenler diğer ülkelerdeki işbirlikçisi siyasetçi, bürokrat, akademisyen, medya, STK ve iş adamlarının da başına gelecek. Beklesinler; Zü'ntikâm olan Allah (cc) da bekliyor!
“Türkiye Yüzyılı”nı, “Türkiye Barışı”nı unutalım mı?.. Yeni Delhi G20’de “Tek dünya, tek aile ve tek gelecek” demedik mi?
Globalizm tüm dünyada kavramları, kurumları ile düne dair ne varsa hepsini resetliyor.
Amerika’nın projesi, İsrail’in Büyük Amerika, Büyük İsrail projesi de sadece politik bir slogan.
Global reset projesi gerçek olacaksa bırakın devletleri, Transhumanism projesi sonunda biyolojik cinsiyetle birlikte biyolojik insanın da sonu olacak.
Yıl sonuna kadar önemli günler şunlar:
12 Ağustos astronomi ve astroloji açısından kritik bir gün. Gezegenler ip gibi dizilecekmiş; bu, dünyadaki volkanları ve depremselliği tetikleyebilirmiş. Hani böyle bir şey olmayacak olsa bile birileri bu fırsatı değerlendirebilir. Ayrıca manyetik kutuplardaki değişiklik için o gün kritik bir gün.
AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü 14 Ağustos 2026’da kutlanacak.
AK Parti’nin 25. yılı (2026) resmi sloganı: “Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır”. “Güvenli liman Türkiye” de bir başka slogan. Görünen o ki “Terörsüz Türkiye” yasasını bu süreçte daha çok konuşacağız. Ve 25. yılında AK Parti belkide alkışlandığı kadar sorgulanan bir parti olacak.
30 Ağustos Zafer Bayramı. Birtakım çevreler bu günü farklı bir şekilde değerlendirebilir!? Bayramdan çok o gün 15 Temmuz, ulus-devlet, Anayasa değişikliği, PKK’lıların affı ve FETÖ’cülerin, KHK’lıların durumu konuşulacak. Tabii Kemalizm tartışılacak.
27 Ekim’de İsrail’de seçim var. 27 Ekim sonrası İsrail’i, ABD’yi, İran’ı, İbrahimî Buluşmaları, Büyük İsrail’i, Gazze’yi, Batı Şeria’yı, Bekaa’yı, Lübnan’ı, Yemen’i, Suriye’yi, Filistin’i, Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı konuşacağız.
29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramı var. Cumhuriyet Bayramı bu tartışmaların gölgesinde kalacak. Zaten 5 gün sonra, 3 Kasım’da ABD’de seçim var.
Bazı ekonomistlere göre eylül-ekimde ekonomik kriz, pahalılık, iflasla birlikte patlayan işsizlik toplumsal olayları tetikleyebilir.
10 Kasım’da Anıtkabir’de Yeni Parti ve CHP güç gösterisi yapacak...
Antalya’da düzenlenecek BM İklim Değişikliği Konferansı COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya Expo Center’da gerçekleşecek. Daha önce de İstanbul’da bir hazırlık toplantısı var. COP31 aslında anti-globalist protest hareketlerin zirve yapacağı bir gün olabilir... COVID, mRNA, Neuralink, Nesnelerin İnterneti (IoT), 5G konusu toplumda biriken öfkeyi patlatabilir. COP31, NATO zirvesinden daha fazla AK Parti'ye zarar verecek bir zirve olabilir!
Üç Aylar başlangıcı 1 Recep, 10 Aralık 2026 Perşembe günü. Ardından Şaban ve Ramazan geliyor. 1 Recep 1448, 2026’daki haram ayların sonuncusu.
2026’nın bitmesine 5 ay var. Ekim sonu, kasım başı ABD ve İsrail’de seçim var. Seçim öncesi, seçim sırası ve seçim sonrası birçok açıdan önem taşıyor... Trump ve Netanyahu seçimi kaybederse ağır bir bedel ödemek zorunda kalabilirler. Seçime doğru kaybedeceklerini anlarlar ise bölgeyi cehenneme çevirebilirler. Seçimden başarılı çıkarlarsa o zaman yine, daha da fazla saldırganlaşabilirler.
Trump bu arada boş durmayacak. İbrahimî Buluşmalar; Gazze, Kudüs ve Mescid-i Aksa konuları hem masada olacak.
Bu süreçte Türkiye üzerindeki baskılar artacak. Ve Türkiye’den birtakım VIP ve CIP üzerinden tehdit, şantaj her şey olabilir. Türkiye’den kaçanlar da olacak. Mal varlığını dışarıya çıkartan ya da satan da... Bu ahval ve şerait altında bir erken seçim bu durumu hızlandırmaktan başka bir işe yaramaz. Seçim ekonomisi; yıpranmış ekonomiyi, siyaseti, mali dengeleri daha da içinden çıkılmaz bir hale getirebileceği gibi siyasi polemikler ve kutuplaşma toplumdaki çatışma potansiyelini tetikleyebilir.
İsrail’in Türkiye ilişkisi de dahil, İslam dünyası ile ilişkilerinde ilk şart “İbrahimî Anlaşmalar” olacak. Bu anlaşma Gazze’nin boşaltılması, Kudüs’ün Yahudilerin başkanlığında dinler arası diyalog merkezi olması, “Mescid-i Aksa”nın bulunduğu yere “Süleyman Mabedi”nin inşası ve mevcut İslami yapıların Sur içi Kudüs dışında, Modern Kudüs’ün doğusunda mücavir alan içinde bir yere taşınması konusunu da barındırıyor.
Bu kadarla kalsa iyi; bu proje ile başta Türkiye olmak üzere Suriye, Irak, Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan ve Mısır’ın sınırlarının, rejim ve iktidar yapılarının yeniden belirlenmesi şartı da var.
İsrail Sina’yı ve “Hz. İbrahim’in mirası” olarak Mekke-i Mükerreme’de de özel bir statü istiyor. İşin içinde Davud Koridoru da var, Kudüs’ten Urfa’ya uzanan bir İbrahim Yolu da. Hatta Şam’ın 3’e bölünmesi de... İran Kürdistanı’nı da kurtarıp Irak ve Suriye Kürdistanı ile birleşip bir ucu Basra’ya, öteki ucu Doğu Akdeniz’e ulaşacak bir Kürdistan planı da var. İsrail’le ebedi barış anlaşması imzalayacak bir kukla Filistin devleti de var bu senaryoda; Kürdistan’la birlikte bir de Dürziler için bir devletçik var. Litani’nin alt yakası artık İsrail’in. Oradan Hizbullah çıkarılıyor ve yerine Hristiyan unsurlar, Falanjistler ve Maruniler yerleştiriliyor. Yeni Lübnan, İsrail’le anlaşmak şartı ile sınırlarını Lazkiye’ye doğru genişletebilir.
Teopolitik ajanda çok daha kabarık: Mehdi, Mesih, Dâbbatü'l-Arz, Armagedon, Melheme-i Kübra, Yecüc-Mecüc koridoru, Deccal, Antichrist... Ne ararsan var. 3 Mesih söz konusu; Yahudilerin Mesih beklentisi ayrı, Hristiyanların ayrı, Müslümanların ayrı. Mehdi olarak Şiiler Kayıp Mehdi’yi bekliyor, Sünniler görevlendirilmiş bir Mehdi’yi bekliyor. Bu hadiseler Arz-ı Mev'ud’dan daha fazla bir şey ifade ediyor. Yecüc-Mecüc, Kaf Dağı'ndan, Hazar’ın iki yakasından güneye doğru gelecek olan müfsit bir topluluğu ifade ediyor. Dâbbatü'l-Arz, Kudüs’le Şam arasında bir yerde ortaya çıkacak olan hayri bir yaratık. Bir de başımızda Chabad’ın örgütlemeye çalıştığı Karay ve Hazara belası var.
Sabırlı olalım, öfkemizi kontrol edelim. Aklımızı kiraya vermekten, kurtarıcı aramaktan vazgeçelim. Bu süreç böyle devam edemez. Herkes bu sonuçtan ötekini suçlamak yerine önce kendi içine baksın; kendi aralarındaki yanlış adamların işine son versin, yanlış işlere karşı çıksınlar. Bunun için önce ideolojik ve politik körlükten kurtulmak zorundayız. Daha akıllı, daha ahlaklı ve dürüst, daha cesur olmamız gerek.
Selam ve dua ile…