ABD ve İsrail’in iki ucunda yer aldığı Epstein Suç ittifakı’nın İran’a saldırılarıyla başlayan güncel savaş, kolay lokma olmadığına herkesi ikna etmeyi başaran İran’ın asimetrik mücadele taktikleri sonucunda Hürmüz Boğazı’nda düğümlenmiş durumda.

Küresel enerji güvenliğinin en kırılgan dar boğazlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın kısa ve orta vadede bir alternatifi henüz bulunmamaktadır. Küresel enerji güvenliğinin en stratejik geçitlerinden biri olan Hürmüz Boğazı, günlük küresel ham petrol akışının yaklaşık %20’si ile Katar’ın sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının önemli bir bölümünü küresel piyasalara ulaştırıyor.

Hürmüz’ü tıkayarak dünya ticaretini krize sokan ve dahası bunun üzerinden para kazanmayı da amaçlayan İran, Hürmüz kozunu kolay kolay elden bırakmak istemediğinden olacak, Devrim Muhafızlarının eski generali ve Hamaney’in şimdiki danışmanlarından Muhsin Rezai, “Hürmüz, onlarca atom bombasından daha önemli.” diye konuştu. Rezai ayrıca, Hürmüz’ü elden bırakmamak için bölgedeki ABD üslerini açıktan hedef alacakları yönündeki kararlılıklarını açıkça ilan etti.

Bütün bunlar bir yana, Hürmüz Boğazı kaynaklı küresel kriz “Hürmüz” kavramının dünya insanlarının zihninde iyice yer etmesine yaradı. Hürmüz meselesinin askerî ve politik sahada ne ifâde ettiğini meselenin uzmanlarına bırakırken bu terimin dinî, kültürel ve filolojik arka planına bakalım.

Fars din ve kültüründe Hürmüz

Peşinen belirtmek gerekir ki İran veya Fars kültürü, günümüzde her ne kadar hassasiyet derecesi çok yüksek bir İslâm cumhuriyeti savıyla yapılanmış olsa da dil ve kültür bakımından şiddetle reddettiği İslâm öncesi kültür öğelerine yoğun göndermelerde bulunmayı ihmal etmez. Baharın başlangıcını ve tabiatın uyanışını temsil eden ve İranlılar açısından kökenleri Mecusiliğe kadar dayandırılan Nevruz’un 4 gün resmî, 13 gün gayrıresmî tatiller ile büyük bir itina içinde kutlanması ilk göze çarpan örnek olarak dikkat çeker. Hürmüz ismi de benzer biçimde İslâm’a değil Farsların eski dini Zerdüştlüğe dayanır.

Zerdüştlük inancına göre Ahura Mazda, aydınlığın ve hikmetin ruhu olup mükemmel bir varlıktır. Onun karşısında yer alan Ehrimen ise karanlığın, kötülüğün ve cehaletin ruhudur. Hürmüz terimi, buradaki Ahura Mazda ifâdesinin dönüşmüş, şekil değiştirmiş hâlidir. Bir kelimenin şekilsel dönüşmesi öyle ha deyince olmaz tabi, yüzyıllar süren bir iş bu. Zerdüştlüğün kutsal kitabı Awesta’da da geçen Ahura Mazda, Orta Farsçada yani Pehlevicede Uhurmezde, Hurmezd veya hurmüzd formuna çevrilmiş önce. Daha sonraki Yeni Farsça döneminde de Urmezd şekline dönüşmüş. Aynı kelime Batı’da Ohrmazd ve Ormazd şeklinde kayıtlara girmiş. Nihayet İslamî kaynaklarda bugün kullandığımız Hürmüz biçimi kullanılınca en yaygın kullanımına kavuşmuş olur.

Günümüz İran’ında hem erkek hem de kadınlara verilen Hürmüz ismi, Sasaniler döneminde hüküm süren 5 ayrı padişahın ismiydi aynı zamanda. Gökteki en büyük gezegen olan Jüpiter’e (Müşteri) Farsların Hürmüz ismini vermiş olmaları da yine bu kavramın bu kültürde kazandığı önem ile ilgilidir.

Kritik bölgenin Yedi Kocalı Hürmüz’ü

Bizim Hürmüz ismine âşinâ oluşumuz Hürmüz Boğazı ile değil, daha çok Sadık Şendil tarafından kaleme alınan Türk mizahının önemli eserlerinden “Yedi Kocalı Hürmüz” adlı seyirlik oyun ile ilgilidir. Çoğu yerde Moliere komedilerini andıran ve geleneksel orta oyunu tekniğiyle yazılan bu oyun, tiyatro ve sinema filmi olarak da oynanmıştır. Senaryonun veya oyunun baş rolünde 19. yüzyıl İstanbul’unda yaşayan güzel ve şûh bir kadın yer alır. Hürmüz, farklı mesleklerden, birbirinden habersiz tam 6 adamla aynı anda evlidir. Hürmüz, hızını alamayıp yedinci kocaya da kancaya takar. Oyunun baş kahramanı Hürmüz,, aynı anda aynı evde idare ettiği 7 kocanın eve gidiş geliş saatlerinde birbirine denk gelmemesi için insanüstü bir çaba harcamak zorunda kalacaktır. Eserdeki o komik diyaloglar da işte bu absürt ilişkinin doğal akışında orta çıkar.

Hürmüz Boğazı’nı aynı ismi taşıyan oyundaki Hürmüz ile bağdaştırdığım konu da tam olarak burası. Aynı anda birçok kişi veya durumu birlikte idare etmek … Hürmüz Boğazı’ndan dünyaya enerji ihracatı yapan ülkelere baktığımızda bunların sırasıyla İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri olduğunu görürüz. Çıkardıkları enerji kaynaklarını dünyanın geri kalanına ihraç eden bu ülkelerin, ticaret açısından Hürmüz’e bağlı oldukları ortadadır. Ekonomik, askerî ve diplomatik boyutlarıyla çok katmanlı bir jeopolitik dar boğaz olan Hürmüz’deki kırılgan denge, İran’ın boğazı kapatmasıyla şimdi daha da kırılganlaşmış durumda. Bakalım Hürmüz Boğazı, oyundaki Hürmüz karakteri gibi bu çoklu ve riskli dengeden ortalık daha da karışmadan sıyrılabilecek mi.