Değerli kardeşlerim,
14 Eylül Pazartesi sabahı milyonlarca evde hayat biraz daha erken başlayacak. Anneler, babalar çocuklarını uyandıracak; çantalar omuzlara takılacak, okul yolları yeniden şenlenecek. Ve 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk ders zili çalacak. Öncelikle eğitim camiamıza hayırlı ve mübarek olsun.
Ama o zil sadece çocuklarımızı derse çağırmayacak.
Türkiye’nin yarınlarına da seslenecek.
Çünkü okul dediğimiz yer yalnızca matematiğin, Türkçenin, fen bilgisinin öğretildiği dört duvar değildir. Çocuklarımız orada bilgi kadar ahlakı, sorumluluğu, saygıyı, disiplini, arkadaşlığı ve vatan sevgisini de öğrenir. Bir milletin geleceği biraz da o sıralarda şekillenir.
Yeni bir eğitim yılına başlarken geçmişi hatırlayıp bugünün kıymetini teslim etmek gerekir.
Biz eski okul açılışlarını iyi hatırlıyoruz. Daha zil çalmadan evlerde kitap telaşı başlardı. Veliler kırtasiye kırtasiye dolaşır, aranan her kitap her yerde bulunmazdı. Bazen çocuklarımız derslere eksik kitaplarla başlardı.
Çok şükür, o günler geride kaldı.
2003-2004 eğitim öğretim yılında başlayan ücretsiz ders kitabı uygulaması 23 yıldır devam ediyor. Bu yıl da 283 milyondan fazla ders kitabı öğrencilerimiz için hazırlandı. Bugüne kadar ücretsiz dağıtılan kitap sayısı 4 milyar 647 milyonu aşmış durumda.
Bunlar kendiliğinden olmadı.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hükümetlerimizin yıllardır eğitime ayırdığı büyük kaynakların, yapılan okulların ve güçlendirilen eğitim altyapısının hakkını teslim etmek gerekir. Allah
Cumhurbaşkanımızdan ve bu hizmetlerde emeği geçenlerden razı olsun.
Çünkü eğitime harcanan para gider değildir; bir milletin geleceğine yapılan yatırımdır.
***
Yeni eğitim yılına girerken Millî Eğitim Bakanlığımızın yayımladığı genelgede dikkatimi çeken ve özellikle takdir ettiğim bir husus daha var: Öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın kılık kıyafetlerinde mesleğin vakarına, kamu hizmetinin ciddiyetine ve öğrenciye örnek olma sorumluluğuna dikkat edilmesi.
Bunu önemsiyorum.
Çünkü öğretmen sınıfa sadece bilgisiyle girmez. Duruşuyla, konuşmasıyla, davranışıyla, hatta kıyafetiyle de ders verir.
Son yıllarda bazı okullarımızda, sayıları az da olsa, eğitim ortamının ciddiyetiyle ve öğretmenlik mesleğinin ağırlığıyla bağdaşmayacak ölçüde abartılı kıyafetlere rastlamak bizleri üzüyordu.
Burada kimsenin özel hayatına karışmaktan söz etmiyoruz. Herkesin özel hayatındaki tercihi kendisine aittir. Ama okul başka, sınıf başkadır. Çocuklarımızın karşısına öğretmen olarak çıktığınızda artık sadece kendinizi değil, çok kıymetli bir mesleği de temsil ediyorsunuz.
Öğretmenlik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir temsil ve örneklik sorumluluğu taşıyan çok kıymetli bir vazifedir.
Öğrenciden ölçü, disiplin ve ciddiyet bekleyen eğitimcinin önce kendi hâliyle örnek olması kadar tabii ne olabilir?
Bu sebeple Millî Eğitim Bakanlığımızın ortaya koyduğu bu hassasiyeti yerinde buluyor ve destekliyorum.
***
Bir de okullarımızın pek görünmeyen kahramanları var: Okul müdürlerimiz ve idarecilerimiz.
Dışarıdan bakınca müdürlük makam, oda, masa gibi görülebilir. İşin içine girince öyle olmadığını görürsünüz. Öğrencinin derdi, velinin talebi, öğretmenin meselesi, personelin sıkıntısı; binanın temizliği, güvenliği, bakımı, eğitimin başarısı… Günün sonunda hepsinin yolu okul yönetiminin kapısına çıkar.
Üstelik çoğu zaman yüz iş doğru gider, kimse fark etmez; bir iş aksar, herkes müdürü arar.
İyi işleyen her okulun arkasında görünmeyen büyük bir emek vardır.
Bu vesileyle okul müdürlerimizin ve idarecilerimizin hakkını teslim ediyor, yeni dönemde kendilerine kolaylıklar diliyorum.
Öğretmenlerimizin omuzlarındaki emanet ise her şeyden kıymetli: Evlatlarımız.
Hepimizin hayatında unutamadığı bir öğretmeni vardır. Yıllar geçer, okul biter, insan saçına ak düşürür; ama öğretmeninin söylediği bir cümleyi unutmaz. Bazen bir çocuğa inanmak, omzuna dokunmak, ondaki
cevheri fark etmek onun bütün hayatının yönünü değiştirebilir.
Öğretmenlik bunun için sıradan bir meslek değildir.
Velilerimize de birkaç söz düşüyor.
Çocuğumuzu okulun kapısından içeri bırakınca vazifemiz bitmiyor. Öğretmenin okulda verdiği emeği evde desteklemek; çocuğumuzun arkadaşını, davranışlarını, derslerini ve özellikle bugün ailelerimizin en büyük meselelerinden biri hâline gelen telefon ve sosyal medya kullanımını takip etmek zorundayız.
Ve sevgili öğrencilerimiz…
Önünüze konulan imkânların kıymetini bilin. Bugün size sıradan gelen bir okul sırası, öğretmeninizden duyduğunuz bir nasihat, elinizde tuttuğunuz bir kitap; yıllar sonra dönüp baktığınızda hayatınızın en kıymetli hatıralarından biri olabilir.
14 Eylül’de zil çalacak.
Öğrenci için ders, öğretmen için emek, yönetici için mesuliyet, veli için takip başlayacak.
Aslında hepimiz için ders başlayacak.
Rabbim öğretmenlerimize güç ve sabır, yöneticilerimize kolaylık, velilerimize feraset, öğrencilerimize zihin açıklığı ve başarı nasip etsin. Evlatlarımızı bilgili olduğu kadar ahlaklı, başarılı olduğu kadar vicdanlı; ailesine, milletine, vatanına ve insanlığa faydalı insanlar olarak yetiştirmeyi nasip eylesin.
2026-2027 eğitim öğretim yılının; ülkemiz, eğitim camiamız ve bütün evlatlarımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim kazadan, beladan ve her türlü kötülükten muhafaza eylesin; huzurun, güvenin, başarının ve güzel hatıraların çoğaldığı, emeklerin karşılığını bulduğu bereketli bir eğitim yılı nasip etsin.
Selam ve dualarımla.