Ayrıntılar... Lüzumundan fazla yer işgal ediyorsa... Ayrıntıya bakan "Bu ne?" diyorsa... Asıl, üryan gezerken... Suret, hassa libas giyiyorsa... Durup, bir nefes alıp... Kaşımızı çatmalı... Aynalar susarken, çığlık atmalı...

Ayrıntılar... Yolu boğan toz misali... Sürüyü tüketen yoz misali... Sürüm sürüm sürünürken yerde gazeller... Aldırmadan gelip geçen güz misali... O vakit, baharla kışı birbirine katmalı... Âhların boyunu... Dört elif miktarı uzatmalı!

Ayrıntılar... Ayrı-gayrı... Derûnunda saklıyken var mı hayrı? Hem... Madden ve manen cümle sütunlar sayrı... Dingin bir tükeniş... Zaptederken âvâzı... Düş, alageyik... Fikir, yaman tazı... Aceb hangi koyaktan inip de arayı kapatmalı? Yoksa mertlikten sıyrılıp, pusuya mı yatmalı?

Ayrıntılar... Kayadaki çatlağa sökün eden su... Buz tutup çözüldükçe... Mağrur kayanın kâbusu... Kâmuslar terletirken sükût yüklü yalnızlığı... Ötelenmişlik... Yalnızlığın namusu... Çer-çöpten gına geldikçe, gülü gülle tartmalı! Gül de güllüğün kıymetini bilmezse... Usulca kopartmalı!

Ayrıntılar... Örtücülüğünden ötürü kâfir tabiatlı... Hakikat yaya, gerçeklerse atlı... Mesuliyet, öksüz bir yatılı okul çocuğu gibi... Alabros traşlı, ütüsüz gömleğiyle kravatlı... Örseleyen kimsesizlik değil elbet bakışlarını... Belki yadırgamak... Kof sahnelerin, riyâkâr alkışlarını... Temsilden teslime uzanan her hikâye... Kuşkusuz yürekleri kanatmalı... Vezni muhafaza için şu mübarek şiirde... Kafiye olmaya can atmalı!

Ayrıntılar... Esasa çelme takıp, düşürmek derdinde... Muammalar, dal budak salarken kapıların ardında... Aysız gecelerin karanlığı, yutarken saatleri... Üç tâlâkla boşamış kaldırımlar... Cümle vaatleri... Düzen tutmayan sazı, duvarlara çarpmalı... Kilim misali... İlmek ilmek çırpmalı!

Ayrıntılar... Yükte hafif, pahada ağır... Gözler kör, kulaklar sağır... Beş duyu, bildiğin sis... Peki ya altıncı his? Bilakis... Zemberek misali burulur fecaate... Fecaat, alabildiğine muhteris... Misliyle hissizleşsen ne çare... Yâri terketmek olur mu ağyâre? Huruç edip yeisten, gölgeleri kısaltmalı... Öğle vaktinin iz düşümünü âna dayatmalı...

Ayrıntılar... Daralan ara sokaklar çok defa... Epeyce çıkmazı da var... Pür cefa, yok vefa! Beyhude umma sadra şifa... Kırıldı kırılmaz sandığım her ne varsa! Belki dünyayı kavramak mümkün bir salisecik dursa... Durmayıp dönecek madem... Çark eden her kavramı tez elden unutmalı! Yolcusuz yolların yakasından tutmalı...

Ayrıntılar... Ayrıntılar... Ayrıntılar... Karmaşık binlerce kesir... Sadeleştirmeden rahat yok! Anladım... Sarâhat yok... Affallayışta âh şu ayrıntılar... Şüphesiz! Şeksiz! Müessir... Neyse... Susmak da bir ayrıntı... Simitin susamı keza... Bir ayrıntıyla susalım... Ne diyordu Turgut Uyar Geyikli Gece şiirinin sonunda:

"Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum..."