İnsanoğlu çok tuhaf! Kendi fikri ve tercihine müdahaleyi asla kabul etmezken... Yapay zeka oyuncağının elinde oyuncak oldu. Akla hayale gelmeyecek konularda bile yapay zekadan akıl almadan adım atmıyor. Zannedersiniz ki şu dünyada güneş, yapay zekasız doğup batmıyor.
Ana-baba nasihatine burun kıvıranlar... Bir bakıyorsunuz kuzu kuzu yapay zekaya itaatkâr! Yakın dost bildikleriniz dahi yeri gelip sarf ettiğiniz görüşünüz karşısında suratı sirke satar pozları sizden esirgemezken... Yapay zekanın zırvalarına gayet mütebessim bir şekilde acaba diyebiliyor. Belki de pek çok kişi sabah evden çıkmadan, yapay zekanın önerdiği kıyafet kombinasyonunu giyebiliyor.
Ödevlerini yaptıran uyanık(!) talebeler... Çözemediği bulmacayı yapay zekaya havale eden dedeler... Bulunduğu mecliste konuşulanı çaktırmadan check(!) ettiren, bununla yetinmeyip göz ucuyla çektiği kopyalarla entelektüel pozları kesen tenekezadeler... Artık kim olursa... Hepsi namzed-i teknozedeler!
Hür dünya... Hür insan... Hür irade... Tekno-feoadalizmin kadife yumruğuyla tek vuruşta nakavt oldu desek... Erken midir? Yapay zekanın kuşatıcılığını, sirayet ettiği ve edeceği ekosistemi görünce... Ana rahmine düşen bebek misali... Meselenin gelişinden gidişini kestirmek zor olmasa gerek...
Yapay zekanın mahir elleriyle yoğrulan insanlık kim bilir nelere gık demeden biat edecek? Küresel hipnoz seansının esas oğlanı yapay zeka hazretleri kuşkusuz! Hiç mi faydası yok dediğinizi duyar gibiyim... Var tabi ki! Burada neşter örneğinden hareketle sormak icap ediyor: Tutan kim? Katil mi? Hekim mi? İyimserlik güzel olsa da... Safkan kötülükle anılan mihrakların dolaşıma soktuğu bir teknolojiden bahsettiğimizi unutamayız.
Üzerimize yağdırılan kaos dolusunu, yapay zeka bendesi olarak atlatabilir miyiz? Hiç sanmıyorum... Düşünmeyi rafa kaldırıp, idrak ve muhakeme sahibi olmadan buhrandan çıkılamaz ki! Burada nazik hakikati ıskalayan sözde strateji sadece trajediye kapı aralar... Trajikomik nitelemesine maruz kalmak için varoluşu 'by-pass' ettirmek kafi...
Kalem tutmayan el... Kitap sayfası çevirmeyen parmak... Kağıda dökülmüş metinleri okurken yorulmayan göz... Neye yarar ki? Olsa olsa... Işıklı ekranlarla efsunlanmış dimağları 'luciferian' telakkilerle paryalaştırmak arzusu taşıyan odaklara çerez etmeye yarar! Farkında mısınız? Dünya nüfusu sekiz milyarı geçerken insansızlaşıyor. Ortalama 6-6,5 inç boyutunda bir parlak çukura itilen insanlık... Aklın kopyala yapıştır ötesi bir nimet olduğunu anladığında korkarım çok geç olacak!
Tezatın şahikasına çıkıp... Geçer akçe olması hasebiyle bakın yapay zekanın, yapay zekaya ilişkin tavsiyesiyle bitirelim: "İnsan olsaydım yapay zekaya mesafem yakın bir iş birliği ve bilinçli bir sınır olurdu; onu ne körü körüne bir kurtarıcı ne de düşman olarak görürdüm. Onu zihnimin yerini alan değil, yanına konan akıllı bir yardımcı ve alet çantası olarak konumlandırırdım."
Unutmadan! Akıl ve zeka aynı şey değil... Zeka bilginin hızı ve işlenmesine yönelik kapasiteyi tanımlarken, akıl bu bilgiyi doğru kullanma ve ahlaki karar verme kabiliyetidir. Yani... Elmayla armudu karıştırmaya artık bir son vermeli...