Atalarımızın, binlerce yıllık medeniyet binamıza açtığı pencerelerden bakmak lazım olup bitene… Atalar sözü… Atasözleri, kadim zamanlardan beri ödenen ağır bedellerin damıtılmış halidir. Lafı dolandırmaz, teorilerle vakit kaybetmez; hayatın çıplak gerçeğini en kestirme yoldan söyler. Kuşaklar değişse de geçerliliğini yitirmeyen, insan aklının süzülmüş en saf ve en keskin formülüdür. Mazisiyle rabıtasını yitirmemiş her kulakta küpedir!
“Tamahkâr olmasa bezirgân aç ölür” demiş eskiler… “Deveyi yârdan uçuran bir tutam ottur” elbet… “Tamahkâr kuşu kanadından vururlar” imiş… “Çoğu zarar, azı karar” diye de hamiş kabilinden ilave etmişler…
Tamah ile güden de olabilirsin güdülen de! İnsanın alçalışını başlatan mühim bir âmil şu tamah… Âh… Âh… Tamah fırçasıyla boyanmış her satıh, kaçarı yok… Simsiyah! Rivayet edilir ki Hz. Ali (r.a.) "Tamah, kalıcı bir köleliktir." buyurmuş. Âlem-i insanlığın bu kadar esir düşüşünde tamah çelmesinin payı hayli yüksek haliyle! Bu hakikati 8 milyarın ıskalaması ise, izahı zora sokmaya kâfi… Hem Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî "Kimin hırs ve tamahı varsa, o kördür, sağırdır; hakkı göremez." derken, yaşanan kopuş ile içine sürüklenilen girdabı işaret etmiş olmalı… Zaten girdaba düşmüş olmasak, bunca baş dönüklüğü ne alaka değil mi? Kusursuz cehaletin zırhı da tamah ile ilmek ilmek dokunmuş besbelli… Cehaleti kusursuz kılan da ‘kitap yüklü merkep’ nitelemesinin sinesine emanet edilmiş manada saklı… Tamah sehpası bu… Her an devrilmeye teşne… Üçayaklı…
Peki ya Pamukkale doğumlu Epiktetos’un "Tamah, ruhun fakirliğidir." tespitine nasıl kulağımızı tıkayabiliriz ki? Dünya kuruldu kurulalı maddi varlık, manevi yoksulluğu telafi edememiş… Bakın Eflatun da "Tamah, dipsiz bir kuyu gibidir; insanı bitmek bilmeyen bir tatminsizliğe sürükler." sözüyle, kendi kazdığı kuyuya düşen insanlığı ikaz etmeden duramamış. Ve tabi ki Kutadgu Bilig müellifi Yusuf Has Hacib "Tamahkâr insan, topladığı malın hamalıdır; onun yükünü taşır ama hayrını göremez." derken… Modern(?) zamanların aslından kopardığı insanın nasıl da beyhudeleştiğini… Yük tabir edilen her şeyin mengene misali bezdiricilikle… İnsan çokluğuna rağmen, insanlığın sıyrılıp buharlaşmasının âkıbet olacağını “İnsan çoktur insanlık azdır.” ifadesiyle zamana şerh düşmüş!
Neyse… Bu noktada çok söze tamah edip ziyankâr olmayalım… Yazıyı bizim Yunus’un nidâsıyla bağlayalım: "Gaflete verme özünü, tamah kör eder gözünü"