Değerli kardeşlerim,
Yıllarca yanında siyasi mücadele verdiğim, sohbetlerini dinlediğim, davasına omuz verdiğim merhum Erbakan Hocamızı, aradan geçen bunca yılın ardından bir başka siyasi partinin genel başkanından dinlemek beni ziyadesiyle duygulandırdı.
Üstelik öyle sıradan, protokol gereği yapılmış bir konuşma da değildi. Sözlerinde samimiyet, ifadelerinde derin bir şuur vardı.
Bu hafta sonu Konya'da, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın doğumunun 100. yılı münasebetiyle düzenlenen programa farklı siyasi partilerin genel başkanları ve temsilcileri katılmıştı. Bu anlamlı buluşmada HÜDA PAR Genel Başkanı Avukat Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu'nun yaptığı konuşmayı sosyal medyada iki defa dinledim.
Doğrusu kendisini gönülden takdir ettim.
Zekeriya Yapıcıoğlu'nu ve HÜDA PAR'ın siyasi çalışmalarını bir süredir takip ediyorum. 2023 seçimlerinde AK Parti listelerinden milletvekili seçilerek Meclis'e giren Yapıcıoğlu'nun, milletimizin inanç ve değerleri konusundaki hassasiyetini, gerektiğinde doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen siyasi üslubunu kıymetli buluyorum.
Elbette herkesin her görüşüne katılmak zorunda değiliz. Ancak doğruyu takdir etmek, güzel sözün hakkını teslim etmek de bizim ahlakımızın gereğidir.
Yapıcıoğlu, konuşmasında Erbakan Hocamızı şu iki ifadeyle anlattı:
“Güzel bir insan ve samimi bir Müslüman.”
Ne kadar sade, ne kadar yerinde bir tarif!
Ardından Hocamızın İslam'ı yalnızca şekli ibadetlerden ibaret görmediğini; ahlaktan hukuka, siyasetten iktisada kadar hayatın bütününü kuşatan bir nizam olarak anlattığını hatırlattı.
Hocamızın şu meşhur sözünü de nakletti:
“Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir.”
Erbakan Hocamız yalnızca insanları siyasete davet etmiyordu. Siyasete girenlerin nasıl bir ahlak ve sorumluluk taşıması gerektiğini de hatırlatıyordu.
Nitekim Yapıcıoğlu'nun konuşmasında beni en fazla düşündüren bölüm de burası oldu.
Temsil makamında bulunanların hakkı gözetmek, adaleti sağlamak ve topluma güzel örnek olmak zorunda olduklarını ifade ederek şöyle dedi:
“İyi örneklik, İslami şuurun oluşmasında lokomotif rol oynar, çarpan etkisi yapar. Aksi de çok menfi tesir eder ve vebali de çok ağır olur.”
Bu sözlerin üzerinde hepimizin uzun uzun düşünmesi gerekiyor.
Çünkü insanlar söylediklerimiz kadar yaptıklarımıza da bakıyor. Hele dinî hassasiyetleriyle tanınan insanların yanlışları, bazen şahıslarını aşarak temsil ettikleri değerlere de zarar verebiliyor.
İnsanların inandığımız değerlere duyduğu güveni, kendi davranışlarımızla sarsmaya hakkımız yok.
Yapıcıoğlu, Erbakan Hocamızın o meşhur kuş misalini de hatırlattı.
Avcıların içini samanla doldurup sergiledikleri kuşun kanadı da vardır, gagası da. Ama uçabilir mi? Hayır! Çünkü hayatı yoktur.
Hocamızın itirazı da buydu:
“Biz içi saman dolu cansız kuşu değil, bu kuşun canlısını istiyoruz.”
Yani yalnızca şekilden ibaret bir dindarlık değil; ahlakıyla, adaletiyle, merhametiyle hayatın içinde karşılığı bulunan bir Müslümanlığı!
Konuşmanın bir başka önemli tarafı, Hocamızın Kudüs'ten Bosna'ya, Keşmir'den Afganistan'a uzanan ümmet hassasiyetinin ve D-8 idealinin hatırlatılmasıydı.
Erbakan Hocamız yalnızca Türkiye'nin meseleleriyle ilgilenmedi. Dünyanın neresinde bir mazlum varsa onun derdini kendi derdi bildi.
Yapıcıoğlu'nun şu tespiti de son derece kıymetliydi:
“Sadece güç üreten ama adalet üretemeyen bu çarpık düzene son verebiliriz.”
Güçlü olmak elbette önemlidir. Ancak gücün adaletle buluşmadığı yerde ne huzur kalır ne de güven. Erbakan Hocamızın yıllarca anlatmaya çalıştığı Adil Düzen mücadelesinin temelinde de bu anlayış vardı.
Değerli kardeşlerim,
Bugün ülkemizin yalnızca güçlü bir iktidara değil, ilkeli, ahlaklı ve yapıcı bir muhalefete de ihtiyacı var.
Siyasi partilerin görevi yalnızca iktidara gelmek değildir. Gerektiğinde iktidarın doğru yaptığını takdir etmek, yanlış gördüğünde ise dostane bir dille uyarmak da millete hizmettir.
Muhalefet etmek, yapılan her doğruya karşı çıkmak değildir. İktidarı uyarmak da düşmanlık değildir.
Hele aynı değerleri paylaştığını söyleyen insanların birbirlerine hakkı ve adaleti hatırlatmaları, siyasi rekabetten çok daha kıymetlidir.
Zekeriya Yapıcıoğlu'nun ve HÜDA PAR'ın siyasi duruşunda takdir ettiğim hususlardan biri de budur.
Erbakan Hocamızın ardından yıllar geçti. Bugün farklı siyasi partilerde, farklı görevlerde bulunan nice insan onun açtığı yolda yürüdüğünü söylüyor.
Elbette herkesin siyasi tercihi, yöntemi farklı olabilir. Ancak asıl mesele, Hocamızın dilinden düşürmediği hakkı, adaleti, ahlakı ve kardeşliği hayatımıza ne kadar taşıyabildiğimizdir.
Çünkü Erbakan Hocamızı sevmek elbette kıymetlidir. Ancak onun yıllarca anlattığı değerleri yaşatmak, sevgimizin en büyük ispatıdır.
Erbakan Hocamızı anlatmak başka, anlamak bambaşka! Çünkü bir insanı anlatmak için sözlerini bilmek yeterli olabilir. Ama onu anlamak için davasını, derdini, mücadelesini yüreğinde hissetmek gerekir. Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu'nun konuşmasında ben işte bu samimiyeti gördüm. Hocamızı yalnızca anlatmadı, onu gerçekten anladığını ve hissettiğini de gösterdi. Kendisini ve HÜDA PAR camiasını gönülden tebrik ediyorum.
Erbakan Hocamızı da bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Selam ve dualarımla.