Değerli kardeşlerim,
Daha 43 yaşındaydı…
Üsküdar'a hizmet etmek için üstlendiği yeni görevin henüz başındaydı. Dündar Ziya Gültekin, geçirdiği trafik kazasıyla geride gözü yaşlı bir eş, baba şefkatine hasret büyüyecek üç yetim ve yüreklerde derin bir acı bırakarak Hakk’a yürüdü.
Ölüm haberi hepimizi üzdü. Fakat ardından sosyal medyada yazılan bazı sözler, üzüntümüze bir de mahcubiyet ekledi.
Sosyal medyada yapılan bazı paylaşımları okuyunca insanın içi sızlıyor. “Üsküdar hiçbir şey kaybetmedi” diyen de var, “Üsküdarlı kâtibime en çok kefen yakışır” diye yazan da… Hatta “Ateşi bol olsun” diyerek bir insanın ölümüne sevinenler bile oldu. İnsan sormadan edemiyor: Siyasi öfke, ölüm karşısında karşı gösterilecek bir parça merhameti de mi alıp götürdü?
İnsan bunları okuyunca ne diyeceğini bilemiyor.
Bir insanın siyasi görüşünü beğenmeyebilirsiniz. Kararlarını eleştirir, yanlış bulduklarının hesabını sorarsınız. Ama ölümüne sevinmek nedir Allah aşkına?
Ne ara bu kadar katılaştı kalplerimiz?
Dündar Ziya Gültekin, Üsküdar'da doğup büyüdü. Genç yaşta başladığı siyasi hayatında gençlik kollarından belediye meclisine kadar çeşitli görevler üstlendi.
Siyasi mücadelesinin yanında 15 Temmuz Derneğinde de genel sekreterlik yaptı. Şehitlerin hatırasını yaşatmak, geride bıraktıkları ailelerin yanında olmak için gayret gösterdi.
İnsanın boğazı burada düğümleniyor.
Dün 15 Temmuz şehitlerinin aileleriyle ilgilenen, onların acılarını paylaşmaya çalışan bir baba, bugün kendi üç evladını bu ümmete emanet ederek aramızdan ayrıldı.
Dün şehit çocuklarının başını okşamaya gayret eden bir insanın ardından, şimdi kendi çocuklarının başını kim okşayacak?
Hayat ne kadar ibretlik değil mi?
Bir tarafta babasız kalan üç yetim, diğer tarafta babalarının ölümüne sevinerek yazılan sözler…
İşte insanın içini asıl acıtan da bu!
Burada asırlar öncesinden gelen bir hadiseyi hatırlatmak istiyorum.
Buhârî'de geçen bir hadis-i şerifte anlatılır. Peygamber Efendimizin önünden bir cenaze geçince ayağa kalkar. Kendisine bunun bir Yahudi cenazesi olduğu söylenir.
Allah Resulü şu ibretlik cevabı verir:
“O da bir can değil mi?”
Bir düşünün!
Peygamber Efendimiz, başka inançtan bir insanın cenazesine dahi hürmet gösteriyor.
Biz ise aynı memleketin insanları olarak siyasi ayrılıklarımızı mezarın başına kadar taşıyoruz. Üstelik geride kalanların acısını düşünmeden!
Peygamberimizin bize öğrettiği merhamet anlayışından ne kadar uzaklaşmışız!
O evde artık bir sandalye boş kalacak. Bayram sabahları, okul sevinçleri, dertli günler babasız geçecek.
O üç yetim büyüyecek. Belki bir gün babalarının ardından yazılanları da okuyacaklar.
Bunu yazanların hiç mi içi sızlamıyor?
Bu kadarda mı merhameti kaybettik!
Elbette herkesin aynı siyasi görüşte olması gerekmiyor. Siyasette rekabet de olacak, eleştiri de. Hatta gerektiğinde en sert itirazlar da yapılacak.
Fakat bütün bunların bir insanlık sınırı olmalı.
Siyasi rakibiniz olabilir ama ölüm karşısında artık karşınızda bir rakip değil, geride acılı bir aile bırakmış bir insan vardır.
Sosyal medyada birkaç kelime yazmak kolay. O sözün bir annenin, bir eşin, bir evladın yüreğinde açacağı yarayı düşünmek ise vicdan ister.
Şunu da unutmayalım.
Bugün başkasının ölümüne sevinen hiç kimse, yarın kendi kapısını çalacak ölümden muaf değildir.
Hepimizin gideceği yer aynı.
Makamlar, unvanlar, siyasi tartışmalar, seçimler… Hepsi burada kalacak.
Geride ise söylediklerimiz, yaptıklarımız ve insanların gönlünde bıraktığımız izler kalacak.
İl dışında olmam sebebiyle, şahsen tanımasam da cenazesine mutlaka katılmak istediğim Ziya Gültekin kardeşimize son vazifemi yerine getirememiş olmanın üzüntüsü vardı içimde. Pazar günü İstanbul’a döndüğümüzde bizi karşılamaya gelen oğlumdan, cenazeye iştirak ettiğini, büyük bir kalabalığın bulunduğunu ve görüştüğü herkesin merhum hakkında hüsnüşehadette bulunduğunu öğrendim. Doğrusu bunu duymak beni çok memnun etti. Benim katılamadığım cenazede oğlumun bulunması, içimdeki üzüntüyü bir nebze olsun hafifletti.
Dündar Ziya Gültekin kardeşimize Rabbimden rahmet, kederli eşine, geride bıraktığı üç yetimine ve bütün sevenlerine sabır diliyorum.
Rabbim hepimize ölümden ibret alabilmeyi, hayattayken merhameti kaybetmemeyi ve ölüme hazırlanabilmeyi nasip etsin.
Bir insanın ölümüne sevinmeye başladıysak, kaybettiğimiz yalnızca vicdanımız değildir!
Selam ve dualarımla..