Haksöz haberde yer alan bilgilere göre, Kahramanmaraş merkezli 8 ilde "IŞİD'i hedef aldığı" iddiasıyla düzenlenen baskınlarda 39 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar arasında, İslami davet çalışmalarıyla bilinen 80 yaşındaki araştırmacı-yazar Kul Sadi Yüksel Hoca'nın da bulunduğu belirtildi.

Kahramanmaraş, İstanbul, Ankara, Konya, Zonguldak, Adana, Hatay ve Gaziantep'te düzenlenen baskınlarda gözaltına alınanlardan 22'si tutuklanırken 17'si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Sadi Yüksel Hoca hakkında ev hapsi kararı verildiği öğrenildi.

İslami Dayanışma Platformu, Sadi Yüksel Hoca'nın gözaltına alınmasına tepki gösterirken, "operasyonların medya gösterisine dönüştürüldüğünü" ve "kitapların örgüt dökümanı gibi sunulduğunu" vurguladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Yanlış uygulamalar ve bunların yol açtığı mağduriyetler, Türkiye’de adalete duyulan güveni her geçen gün daha fazla zedeliyor. Operasyonların başarısının gözaltı ve tutuklama sayıları üzerinden sunulması ise bu kaygıları derinleştiriyor. Adalet Bakanlığının bugün açıkladığı verilere göre son sekiz ayda yapılan 7 bin 818 operasyonda 32 bin 882 şüphelinin tutuklanması, yürütülen soruşturmaların haklılığını ve hukuka uygunluğunu tek başına ortaya koymuyor. Adaletin ölçüsü, kaç kişinin tutuklandığı değil, suçun somut delillerle ortaya konulması ve insanların haklarının korunmasıdır. Çünkü yapılan operasyonlar kapsamında insanlar makul değerlendirmelerden yoksun bir şekilde tutuklama talebiyle mahkemeye sevk ediliyor. Bu da binlerce mağduriyete ve on binlerce ailenin hayatının drama dönüşmesine neden oluyor.

2026 Nobel Ekonomi Ödülü sahiplerini buldu
2026 Nobel Ekonomi Ödülü sahiplerini buldu
İçeriği Görüntüle

İslami camianın yakından tanıdığı, kendisini tanıyanların şahsiyetine ve çalışmalarına kefil olduğu Kul Sadi Yüksel Hoca da geçtiğimiz günlerde bu yaklaşımın mağdurlarından biri oldu. Kendisine yöneltilen “DAEŞ ve El Kaide örgütlerine destek” suçlaması, devletin İslami çevrelere yönelik Kemalist ezberlerinin bir yansımasıdır. Bu suçlamaların, İslami camiayla ilişkisi bulunan herkesi kapsayabilecek ölçüde geniş yorumlanması ve Sadi Yüksel Hoca gibi mütedeyyin insanlara yöneltilmesi kabul edilemez.

İslami camiaya ve camianın önde gelen isimlerine yönelik bu tür operasyonların, ileri sürülen suçlamaların ötesinde bir anlam taşıdığı kanaatindeyiz. Sistemin beklentilerine göre hareket etmeyen, inanç ve ilkelerinden taviz vermeyen kişilerin, 70 yaşında dahi olsalar, baskı ve sindirme politikalarının hedefi hâline getirildiğini görüyoruz.

Müslümanlar Skor Malzemesi Yapılamaz, Magazin Unsuruna Dönüştürülemez!

Hayatını davet ve İslami çalışmalara adamış Sadi Hoca’nın tutuklanması, İslami camiada haklı bir tepkiyle karşılandı. Kendisine yöneltilen suçlamaların yanı sıra gözaltına alınış biçimi ve yanındaki kitapların “örgüt dokümanı” olarak sergilenmesi de bu tepkinin başlıca sebeplerindendir. ISBN ve bandrol taşıyan, yasal olarak yayımlanmış kitapların suç unsuru gibi sunulması, soruşturmanın dayanakları konusunda ciddi sorular doğuruyor.

Operasyonların birer medya gösterisine dönüştürülmesi, masumiyet karinesini ihlal ediyor ve adalete duyulan güveni aşındırıyor. İnsanların görüntülerini suçlu oldukları izlenimini verecek şekilde kamuoyuna sunmak, yargılamanın yerini peşin hükmün almasına yol açıyor. Bu uygulamaları gerçekleştirenler kadar, bunları gördükleri hâlde müdahale etmeyen yetkililer de ortaya çıkan mağduriyetlerden açıkça sorumludur.

Bizler, İslami Dayanışma Platformu üyeleri olarak, Sadi Yüksel Hoca’ya yapılan muameleyi kabul etmiyoruz. Tutuklama sayılarını başarı göstergesine dönüştüren, insanları ve ailelerini mağdur eden, kişilerin itibarını medya gösterileriyle zedeleyen bu anlayışı kınıyoruz. Yetkilileri, bu yanlış uygulamalara son vermeye; Müslümanları Kemalist ezberlere ve birbirini tekrar eden, somut delillerden yoksun iddianamelere dayanarak hedef almaktan vazgeçmeye çağırıyoruz."

kul-sadi-yuksel-aciklama

İlim Camiasından Şahitlik Beyanı: "Ciddi Bir Hata Var"

Ebubekir Sifil: X hesabından yaptığı paylaşımda yaşananlara tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

"Ortada ciddi bir hata olduğu kesin. Kul Sadi Yüksel hocanın DAEŞ’le münasebeti olmadığına ben şahidim. İnşaallah bunun bir hata olduğu en kısa zamanda anlaşılır."

İhsan Şenocak: Sadi Yüksel Hoca’ya yönelik suçlamaların gerçek dışı olduğunu belirterek kamuoyuna şöyle seslendi:

"Kul Sadi Hocanın DAEŞ'le alakasının olmadığına onu tanıyan bütün müminler şahittir."

Kul Sadi Yüksel kimdir?

Şair, gazeteci ve yazar. 3 Nisan 1957, Varto / Muş doğumlu. Selçuk Eğitim EnstitüsüTürkçe Bölümü (1980) mezunu. Üsküdar İmam Hatip Lisesinde iki yıl (1982-84) Türkçe öğretmenliği yaptıktan sonra öğretmenlikten ayrılarak yayıncılığa başladı. Anadolu’da Bugün gazetesinde çalıştı. Vahdet (1984-85) ve Fıtrat Yayınlarını yönetti.

Şiir, deneme ve incelemeleri Kon-ya’da çıkan Yeni Konya, Yeni Meram, Konya Postası, Türkiye’de Yarın (1973-81) gibi yerel gazetelerde başlayarak; Anadolu’da Bugün, Millî Gazete, Yeni Devir, Çağrı, Türk Edebiyatı, Ribat, Vahdet gazete ve dergilerinde çıktı. Elmalılı M. Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’an Dili adlı on ciltlik tefsirini yayına hazırladı. 1981’de Tebrizli Güneş adlı eseri toplatıldı. 1983 yılında çıkardığı aylık İzler dergisi, ilk sayısı yasaklanarak kapatıldı.Konya Âşıklar Bayramı’nda çeşitli ödüller aldı.

ESERLERİ:

ŞİİR: Gönülden (1978), Velfecr (dörtlükler, 1983), Gariplerin Sedası (1984),

İNCELEME: Tebriz’li Güneş (1981), Mevlâna’yı Anlamak (1984), İrfan ve Yunus Emre (1985), Doğunun Uyanışı - İkbal (1985), Yeryüzünün Varisleri (1997), Kelime-i Tevhid Davası (1998), Muvahhid Aileyi Kurmak (1998), Yitirilmiş Emniyet (1998), Selefin İzinde (1999), Bu Böyledir (2000), Tevhid – Resullerin Çağrısı (2000), Girdaptaki Toplum (1986; gen. Bas., 2000), İman ve İtaat (2000), Tevbe - Arınmanın Yolu (2000), Cennet Yarışı (2000), İlmi Kuşanmak (2000), Muvahhidlerin Akidesi (2002), Muvahhid Şahsiyet (2003).

BİYOGRAFİ: Ebu’l-Kelâm Azad (1985), Şehadet ve Şehid Metin Yüksel (1992).

ÇEVİRİ: Mesnevi Pınarı (Derviş Ahmed’le, Mevlâna’dan manzum çeviri, 1979), Rubailer-I (Mevlâna’dan manzum çeviri, 1982).

ROMAN: Bir Kıvılcım Daha Düştü (1984).