Değerli Kardeşlerim,
Bazı işler vardır, başladığı gün nereye varacağını kimse tam olarak kestiremez.
TEKNOFEST de benim için biraz böyle bir hikâyedir.
Yıl 2018’di. İstanbul Havalimanı henüz resmen açılmamıştı. Türkiye ilk TEKNOFEST’e hazırlanıyordu. O günlerde Uluslararası Vuslat Platformu olarak Selçuk Bayraktar’ı Ataşehir’de bir programımıza davet etmiş, kendisini dinleme ve yakından tanıma imkânı bulmuştuk.
İlk TEKNOFEST hazırlıkları sırasında yaşadığı heyecanı bugün gibi hatırlıyorum. “Acaba halk ilgi gösterecek mi, gençler gelecek mi, bu iş tutacak mı?” endişesi vardı. Hatta beni de telefonla aramış, insanların festivale katılması konusunda destek istemişti.
Aradan sekiz yıl geçti.
Yaklaşık 550 bin ziyaretçiyle başlayan o yolculuk, bugün dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivallerinden biri hâline geldi.
Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST Güneydoğu’yu beş gün boyunca imkân buldukça takip ettim. Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda 1,5 milyondan fazla insanın buluşması, bu organizasyonun toplumda nasıl büyük bir karşılık bulduğunu göstermeye yeter.
Üstelik bu heyecan artık Türkiye sınırlarını da aşmış durumda. Bu yıl teknoloji yarışmalarına 81 ilimizin yanı sıra dünyanın 97 ülkesinden 730 bini aşkın takım ve 1 milyon 600 binden fazla yarışmacı başvurdu. Bir zamanlar “Acaba tutacak mı?” heyecanıyla başlayan TEKNOFEST’in bugün dünyanın dört bir yanından gençlerin ilgisini çekmesi, gelinen noktayı göstermesi bakımından son derece kıymetli.
Fakat benim dikkatimi çeken yalnızca rakamlar ve kalabalık değildi.
Sosyal medyada özellikle yaşlı insanlarımızın, Türkiye’nin geliştirdiği uçaklara, insansız hava araçlarına ve savunma sanayii ürünlerine çıplak elleriyle dokunurken gözyaşlarını tutamadıkları görüntüleri izledim.
O gözyaşlarının ne anlattığını bizim kuşak çok iyi bilir.
Çünkü biz, savunma sanayiinde dışarıya bağımlılığın ne demek olduğunu yaşayarak gördük. Paramızla almak istediğimizde dahi kapıların yüzümüze kapatıldığı dönemleri hatırlıyoruz.
Şimdi bir dedenin, bir ninenin Türk mühendislerinin geliştirdiği o teknolojilere çıplak elleriyle dokunurken gözlerinin dolması bundan. Onlar aslında soğuk bir metale değil, yıllarca içlerinde taşıdıkları bir hasretin gerçekleşmiş hâline dokunuyorlar.
Bana göre TEKNOFEST’i değerli kılan taraflardan biri de budur.
Çocuklarımız artık gökyüzündeki bir araca yalnızca hayranlıkla bakmıyor; onu kimin, nasıl yaptığını merak ediyor. Daha da önemlisi, kendi zihninde “Ben de yapabilirim” diyebiliyor.
Cumartesi günü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın TEKNOFEST ödül törenindeki konuşmasını canlı izledim. Yaklaşık yarım saat süren konuşmasının ardından uzun süre sahnede kaldı. Dereceye giren çocuklarımızla ve gençlerimizle tek tek ve gruplar hâlinde fotoğraflar çektirdi, onlarla ilgilendi. Devletin en üst makamındaki bir ismin gençlerin projelerine bu kadar zaman ayırması, verilen önemin açık bir göstergesiydi.
Cumhurbaşkanımızın şu sözleri de bu yaklaşımı özetliyordu:
“Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST neslinin izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır.”
Pazar günü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da festivali ziyaret etmesi, devletin bu organizasyona verdiği desteğin devam ettiğini gösterdi.
Elbette daha gidecek çok yolumuz var. Amerika’nın, Rusya’nın veya Avrupa’nın yaptıklarını uzaktan seyreden bir Türkiye yerine; kendi teknolojisini geliştiren, üreten ve dünyayla rekabet eden bir Türkiye hedeflemek zorundayız.
TEKNOFEST bu hedefin genç nesillerde karşılık bulduğu en önemli zeminlerden biri hâline geldi.
Yıllar önce Selçuk Bayraktar’ın o ilk TEKNOFEST öncesindeki heyecanını hatırlayıp bugün Şanlıurfa’daki tabloya bakınca insan ister istemez şunu söylüyor:
Evet Selçuk Bey Kardeşim, maya tuttu.
Bugün milyonlarca çocuğun önüne yeni ufuklar açan, onları bilimle, teknolojiyle ve üretme heyecanıyla buluşturan böyle bir harekete öncülük ettiği için Selçuk Bayraktar’a ve bu büyük organizasyonda emeği bulunan bütün ekibine gönülden teşekkür ediyorum.
Çünkü bazen bir ülkeye yapılabilecek en büyük hizmetlerden biri, gençlerine yalnızca yeni teknolojiler göstermek değil, onlara neler yapabileceklerini fark ettirmektir.
Kanaatimce TEKNOFEST’in en büyük kazanımlarından biri de budur.
Selam ve dua ile