Değerli kardeşlerim,

Son zamanlarda evliliklerde büyüyen kırgınlıklara ve boşanma kararlarına daha sık şahit oluyoruz. Bir zamanlar aynı yastığa baş koyan, aynı hayalleri paylaşan insanlar, bugün birbirlerine tahammül edemez hâle gelebiliyor. Kimi yorulduğunu, kimi anlaşılmadığını, kimi de artık evliliğini sürdüremeyeceğini söylüyor.

İnsan ister istemez soruyor: Bu yuvaların hepsi gerçekten dağılmak zorunda mı? Henüz söylenmemiş güzel bir söz, atılmamış bir adım yok mu?

Elbette her evliliğin iç yüzünü bilemeyiz. Kimsenin acısını küçümseyemeyiz. Fakat bazen eşler birbirini anlamaktan çok, haklı çıkmaya çalışıyor.

Peki, ne zaman bu kadar tahammülsüz olduk?

Tam bu noktada, geçtiğimiz hafta Erzurum'da düzenlenen “Modern Saldırılar Karşısında Aile ve Neslin Korunması” sempozyumunda Prof. Dr. Nevzat Tarhan hocanın yaptığı değerlendirmelere yer vermek istiyorum.

Tarhan, ailedeki sorunları yalnızca eşler arasındaki anlaşmazlıklarla açıklamıyor. Benmerkezciliğe, haz odaklı hayata ve yalnızlaşmaya dikkat çekiyor. Sevgi, merhamet, sadakat ve hakkaniyetin önemini hatırlatıyor.

Şu sorusu ise meselenin özünü anlatıyor:

“Evlilikte 'ben' kalarak 'biz' olabilir miyiz?”

Elbette herkesin bir şahsiyeti, düşüncesi ve hakkı var. Ama iki insan yalnızca kendi istediğinde ısrar ederse ortak bir hayat nasıl kurulacak?

TÜİK verilerine göre 2025 yılında ülkemizde 193 bin 793 çift boşandı. Aynı yıl kesinleşen boşanma davalarında 191 bin 371 çocuğun velayeti karara bağlandı.

Bunlar kuru rakamlar değil. Her birinin ardında ayrı bir hayat, ayrı bir hikâye var.

Biz Müslümanız. Dinimiz evliliği kıymetli bir emanet, aileyi korunması gereken bir yuva olarak görür.,

İslam'da boşanmak da meşru bir haktır. Fakat geçici bir öfkeyle verilecek sıradan bir karar değildir.

Peygamber Efendimiz (sav) bir Hadis-i şeriflerinde, “Allah katında helallerin en sevimsizi boşanmadır.” ifadesi yer alır.

İslam hukukunda sadakatsizlik, şiddet, ağır kötü muamele, aile sorumluluklarının ihlali ve giderilemeyen şiddetli geçimsizlik ciddi ayrılık gerekçeleri arasında değerlendirilir. Bunlar her boşanma için zorunlu şartlar değildir.

Rabbimiz Nisâ suresinin 35. ayetinde, ciddi anlaşmazlıklarda iki aileden birer hakem aracılığıyla uzlaşma aranmasını öğütler. Bakara suresinin 229. ayetinde ise ölçü açıktır:

"Ya iyilikle geçinmek ya da güzellikle ayrılmak."

Ne güzel bir ölçü! Ne birlikte yaşarken zulmetmek ne de ayrılırken birbirinin hayatını karartmak!

Peki, evliliğimizi kurtarmak için üzerimize düşeni yaptık mı?

Eşimizi gerçekten dinledik mi?

Hatalarımızı kabul ettik mi?

Gerektiğinde güvenilir birinden veya uzman bir danışmandan yardım istedik mi?

Şiddetin ve zulmün olduğu yerde kimseye susmasını söyleyemeyiz. Sabır, insanın onurundan ve güvenliğinden vazgeçmesi değildir. Ama çözülebilecek anlaşmazlıklarda da ayrılığı ilk çare olarak görmeyelim.

Sevgili eşler!

Bir zamanlar umutlarla aynı yola çıktınız. Birlikte yaşlanmayı hayal ettiniz.

Evlilik iki kusursuz insanın birlikteliği değildir. Bazen özür dilemeyi, bazen dinlemeyi, bazen de kendi haklılığından bir adım geri çekilmeyi bilmektir.

Bir güzel sözün, bir gönül almanın neleri değiştireceğini küçümsemeyin.

Bir de çocuklar var!

Anne ve babanın kırgınlıkları çocukların da yüreğinde iz bırakıyor. Onlar taraf tutmak değil, sevgi ve güven içinde büyümek istiyor.

Elbette her evlilik sürdürülemeyebilir. Ancak çözülebilecek meseleler yüzünden huzurlu bir aile hayatından vazgeçmeden önce çocuklarımızı da düşünelim.

Onlara bırakacağımız en kıymetli miraslardan biri, sevgi ve merhametin yaşandığı bir evdir.

Değerli kardeşlerim,

Bir yuva kolay kurulmuyor. Yılların emeğini bir öfke anında silip atmayalım. Bütün gayretlere rağmen ayrılık kaçınılmazsa da bunu düşmanlığa çevirmeyelim.

Son sözüm, boşanmanın eşiğine gelmiş kardeşlerime:

Kararınızı öfkenizin en yüksek olduğu anda vermeyin. Konuşun, dinleyin, gerekiyorsa yardım alın. Karşınızdaki insanın da incinebilen bir kalbi olduğunu unutmayın.

Her tartışma bir yuvayı yıkmaya değmez. Ama hiçbir yuva da insanın onurunu ve güvenliğini yok sayarak korunamaz.

Rabbim yuvalarımıza huzur, eşlere merhamet, çocuklarımıza güven dolu bir gelecek nasip etsin.

Selam ve dualarımla