Bir adam düşünün. Eski evini beğenmiyor. Evin duvarlarının kirli olduğunu, odalarının havasız kaldığını, içeride yıllardır biriken sorunların artık çözülemez hâle geldiğini söylüyor. Sonunda kapıyı çekip çıkıyor, kendisine yeni bir ev yapıyor.
Mahalleli merakla soruyor:
“Peki, yeni evinde eski evin hatalarından kurtulabildin mi?”
Adam cevap vermek yerine yine eski evin duvarlarını göstermeye başlıyor.
İşte bugün Özgür Özel’in yeni siyasi yolculuğunu izlerken aklıma bu hikâye geliyor.
YENİ PARTİ DİYEN ÖZGÜR ÖZEL, ESKİ SİYASETİN HASTALIKLARINDAN KURTULABİLDİ Mİ?
Özgür Özel, CHP’den ayrılarak yeni bir siyasi oluşumun başına geçti. Yeni bir parti, yeni bir siyaset anlayışı, yeni bir gelecek iddiasıyla yola çıktı. Üstelik bu ayrılık sıradan bir siyasi ayrılık da değildi. Eski CHP yönetimiyle yaşanan büyük hesaplaşmanın ardından 91 milletvekiliyle birlikte yeni bir siyasi yapı oluşturuldu.
Peki, bu yeni siyasetin eski siyasetten farkı ne olacak?
Siyasette değişim yalnızca tabelayı değiştirmekle, yeni bir genel merkez kurmakla, yeni bir isimle ortaya çıkmakla olmuyor. Değişim, önce insanın kendi siyasi anlayışını sorgulamasıyla başlıyor.
Bugün Mustafa Sarıgül hakkında ortaya çıkan iddialar, kamuoyuna yansıyan ifadeler, belgeler ve soruşturma süreci üzerinden ciddi tartışmalar yaşanıyor. Elbette henüz mahkeme kararıyla kesinleşmemiş iddiaları hüküm gibi değerlendiremeyiz. Sarıgül de suçlamaları reddediyor. Ancak burada konuşulması gereken başka bir mesele var.
Sarıgül, Özgür Özel’in kurduğu YENİ Parti’nin 91 kurucusundan biriydi. Yani dışarıdan sıradan bir siyasetçi değil, yeni siyasi yapının kuruluşunda yer alan isimlerden biriydi.
Özgür Özel’in açıklamalarına bakıyoruz. Soruşturmanın gizliliğinden, belgelerin doğruluğunun henüz bilinmediğinden, hukuki sürecin tamamlanması gerektiğinden söz ediyor. Sarıgül’ün parti üyeliğinin sona erdiğini açıklıyor ve gerçekler ortaya çıktığında değerlendirme yapacağını belirtiyor.
Hukuk açısından bu yaklaşımın bir karşılığı var. Kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez.
Ama siyaset yalnızca mahkeme kararını beklemekten ibaret değildir. Siyasi ahlak, hukuki sorumluluğun yanında bir de kamuoyuna karşı hesap verme sorumluluğunu gerektirir.
İşte benim Özgür Özel’e itirazım burada başlıyor.
Sayın Özel, siz yeni bir parti kurdunuz. Eski siyasetin hatalarından uzaklaşacağınızı, yeni bir anlayışla yola çıkacağınızı söylediniz. O hâlde kendi siyasi kadronuzda ortaya çıkan iddialar karşısında da aynı hassasiyeti göstermek zorundasınız.
Daha dün Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin geçmiş yönetimleri ve birbirlerine yönelttikleri ağır suçlamalar üzerinden yaşanan siyasi tartışmaları gördük. Bugün ise eski CHP’den ayrılarak kurulan yeni bir siyasi yapının içindeyiz.
Geçmişte yaşananlar elbette bugünün insanlarını peşinen mahkûm etmez. Ancak yeni bir siyasi iddia ortaya koyanların geçmişin yanlışlarından ders çıkarması gerekir.
Bir tarafta AK Parti’yi fon krizi üzerinden ağır şekilde eleştiriyorsunuz. Bir tarafta Adalet Bakanı’nın mal varlığı üzerinden hesap soruyorsunuz. Bir başka tarafta iktidarın siyasi ve bürokratik ilişkilerini gündeme taşıyorsunuz.
Bunların tamamı sorgulanabilir. Hatta sorgulanmalıdır.
Fon krizi nedeniyle insanların yaşadığı mağduriyetleri ben de görmezden gelmiyorum. Bu konuda yazdım. İnsanların alın terinin, birikiminin, geleceğinin siyasi ilişkiler ve çıkar hesapları arasında kaybolmasına sessiz kalacak değilim.
AK Parti içerisinde kim yanlış yapmışsa, hangi bürokrat milletin hakkına el uzatmışsa, hangi siyasetçi makamını kendi çıkarı için kullanmışsa eleştirilmeli, hesap vermelidir.
Fakat aynı ölçüyü kendi partiniz için de uygulamanız gerekmiyor mu?
Benim için mesele AK Parti, CHP veya YENİ Parti meselesi değildir. Hırsızlık yapan, yolsuzluğa bulaşan, torpille makam elde eden, milletin ekonomik sıkıntılarını fırsata çeviren kim olursa olsun karşısında durmak zorundayız.
Çünkü siyaset, insanın ahlaki değerlerini kaybettiği bir alan hâline gelirse bu ülkede temiz toplumdan söz edemeyiz.
Sayın Özgür Özel!
Siz iktidara talipsiniz. Peki, nasıl bir iktidar vaat ediyorsunuz?
Yeni bir parti kurmakla yeni bir siyaset anlayışı kurmuş olmuyorsunuz. Yeni siyaset, önce kendi kadronuzdaki yanlışlara karşı göstereceğiniz tavırla ortaya çıkar.
Kendi siyasi çevrenizdeki isimler hakkında iddialar gündeme geldiğinde gösterdiğiniz hassasiyetle, iktidar partisindeki isimler hakkında iddialar gündeme geldiğinde gösterdiğiniz hassasiyet aynı olmalıdır.
Aksi hâlde toplum sizin yeni bir siyaset mi kurduğunuzu, yoksa eski siyasetin yöntemlerini yeni bir tabelayla mı sürdürdüğünüzü sorgular.
Çünkü bu ülkenin artık siyasi rekabetten çok daha büyük bir sorunu var.
Çocuklarımız torpili konuşuyor. Gençler liyakatsizliği görüyor. İnsanlar çalışarak, okuyarak, emek vererek bir yerlere gelmenin mümkün olup olmadığını sorguluyor.
Bir çocuk babasına soruyor:
“Baba, dürüst olmak mı önemli, güçlü olmak mı?”
Şimdi biz bu çocuğa ne cevap vereceğiz?
Bir tarafta adaleti, liyakati, temiz siyaseti anlatıp diğer tarafta siyasi çıkarlar uğruna yanlışların üzerini örtersek çocuklarımıza hangi ahlakı öğreteceğiz?
Benim bütün siyasi aktörlere çağrım aynı.
Siyasi kimliğiniz ne olursa olsun, yanlış yapanı savunmayın. Kendi mahallenizden diye birinin yanlışına sessiz kalmayın. Rakibiniz yaptı diye bir başkasının yanlışını da küçümsemeyin.
Özgür Özel’in yeni siyasi yolculuğunda vermesi gereken en önemli sınavlardan biri de budur.
Çünkü eski siyaseti eleştirmek kolaydır. Zor olan, yeni siyaseti gerçekten farklı kılabilmektir.
Ve unutmayalım…
Bir gün bir baba çocuğunun elinden tutup onu bir bahçeye götürmüş. Bahçenin bir tarafında rengârenk çiçekler, diğer tarafında ise yabani otlar varmış.
Çocuk babasına sormuş:
“Baba, bu bahçe neden bu kadar güzel?”
Babası cevap vermiş:
“Çünkü burada yalnızca güzel çiçekleri sulamıyoruz. Yabani otları da temizliyoruz.”
İşte siyaset de böyledir. Güzel sözler söylemek, güzel vaatlerde bulunmak yetmez. Yanlışları da temizlemek gerekir.
YENİ PARTİ KURMAK KOLAYDIR. YENİ BİR SİYASET AHLAKI KURMAK İSE CESARET İSTER.