Ressam Bedri Baykam, bazı solcu muhaliflerin Rusya'nın Ukrayna'yı işgali karşısındaki tavrına tepki gösterdi.

Ressam ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Bedri Baykam, Türkiye'deki bazı muhalif solcuların Rusya'nın işgali karşısında gösterdiği ikircikli tavır tavrı tepki gösterdi.

Baykam, "Değerli solcu muhalif arkadaşlar, bu alçakça saldırıları yapan Amerikan emperyalizmi olsaydı, yeri göğü inletmiştiniz, o dönemlerde beraberce yaptığımız gibi... Ancak şimdi çocukların ve sivillerin öldürüldüğü bu günlerde “Savaş çok kötü bir şeydir, ama...” diye başlayan cümlelerinizi görüyorum. Hayırdır? Siz tarihe not düşmezseniz, tarih sizin pasifliğiniz hakkında not düşer..." uyarısında bulundu.

Bedri Baykam'ın bugün yayımlanan, "Terminatörlerin sadece senaryoları farklı!" başlıklı yazısından dikkat çeken bölümler şöyle:

YAŞANAN SAHNELER BERLİN 1944'TEN KALMA

Sınırlarda, hıçkırıklar içinde birbirlerinden kopmakta olan yüz binlerce insan var. İkinci Dünya Savaşı hakkında tarih kitaplarından ve filmlerden öğrendiğimiz her şey, son sekiz günde gözümüzün önünde resmi geçit yapıyor. Çocukların cesetleri kaldırılıyor; gencecik kadınlar, erkekler bombalar altında ölüyorlar. Ukrayna'ya neden savaşmaya gittiğini bilmeyen 19 yaşında gencecik Rus askerler de var; “Oraya kahraman olmaya gidiyorsunuz” diyen komutanlarının sözlerine anlam veremeden ya beyinlerine bir kurşun yiyorlar ya da bir yerlerde esir bekliyorlar. Komutanları ise Kremlin'den aldıkları emirlerle akrabaları sayılan bir millete kelimenin tam anlamıyla kan kusturmaya çalışıyorlar. Yüz binlerce insan, büyük şehirlerden ayrılan herhangi bir trenle evlerini güç bela terk etmeye çalışıyorlar, hem de o trenin nereye gittiğine bakmadan... Milyonlarca insan aç, susuz, tuvalet bile bulamadan, soğuktan donarak umutsuz gözlerle birbirlerine bakıyorlar.

Daha düne kadar, bunlar belgesellerdeki savaş sahneleriydi. Ama dünyanın eksenini kaydırmaya tek bir deli yetiyor. Tarih hep böyle yazılmış...

Terör örgütü kazıdığı tünellerin içine hücreler inşa ediyor Terör örgütü kazıdığı tünellerin içine hücreler inşa ediyor

‘KOMEDYEN'DEN BU DİRENCİ BEKLEMEYENLER

Birçok insanın “komedyen” diye ısrarla alay ettiği genç lider Zelenski, dünyanın hayranlıkla baktığı ve Rusya'nın orantısız tehditlerine pabuç bırakmadan özgürlük için canını feda etmekten çekinmeyen biri olarak öne çıkıyor. Herhalde bazı kişiler felaket bozuldular bu duruma çünkü hazırladıkları fiyakalı aşağılama cümleleri bozuluverdi!

RUSYA'YA BAHANE BULUP HÂLÂ ATATÜRKÇÜLÜK OYNAYANLAR

Benim liderimin büyüklüğünü gösteren tarihi cümle, “Yurtta sulh, cihanda sulh”, bütün dünya düzenini kucaklayacak kadar temiz, felsefi ve ödünsüz... Beni en çok üzen şu: Ne kadar Atatürkçü olduklarını ömür boyu çevrelerine inandırmaya çalışmış koca insanlar, şimdi milyonlarca insanın yaşadığı bir ülkeyi bombaya boğan bir canavarı masum göstermek için başka bir canavardan gerekçeler sunuyorlar! Barışla ve insan haklarıyla bağdaştırılamaz bir bombalama yarışını, kendilerine göre öne sürdükleri mantıklarla jeopolitik ve stratejik senaryolarla izah etmeye çalışıyorlar.

Halbuki benim hiçbir çelişkim yok. ABD'nin 2003 yılında Irak'ta milyonlarca masum insanı ölüme yollayışını seyretmedim; var gücümle onlara karşı mücadele edenler, ulusal ve uluslararası imza toplayanların ön saflarındaydım. Amerikan emperyalizminin adını koymayı ve onunla tarihsel perspektif üzerinden hesaplaşmayı nasıl biliyorsak, faşist-diktatoryal-dinci-emperyalist her rejime de aynı cesaretle yaklaşmamız lazım. Benim için, kandırdıkları solcuları topluca vinçlerde asan Humeyni'lerle muhalif aydınları kitleler halinde ölüme yollayan Stalin'ler, Yahudileri ve tüm düşmanlarını soykırıma uğratmaya yeminli Hitler'ler arasında gram fark yok. Onlar da gözümde sözde kitle imha silahları aramaya giderken 1 milyon 500 bin kadar Iraklı öldürüp dönen Bush'tan daha az ya da çok suçlu değiller. Putin ise gönüllü olarak o torbanın içine atladı. Bana lütfen hikâye anlatmayın. On binlerce masum insanı ölüme yollayan jeostratejik paranoyalar herkes için geçerli birer savaş bahanesi olabilirler. Bunun sonu yok. Üstelik kitlesel yok ediş için nükleer tehdidini de ortaya atmaktan kaçınmıyor. Şayet zannediyorsanız ki temsil ettiği ülkenin eski sosyalist dünyanın merkezi olması benim eleştiri haklarımı sınırlandıracak, çok yanılıyorsunuz!

SOLCU ARKADAŞLAR TARİH SİZİN PASİFLİĞİNİZ HAKKINDA NOT DÜŞER

Türkiye'de, tüm pozisyonlarını Amerika'ya göre alan insanlar var. Ben onlardan biri değilim. Benim kendi doğrularım vardır. Sadece Amerika'yı gösteren bir pusula rotamı saptayamaz.

Değerli solcu muhalif arkadaşlar, bu alçakça saldırıları yapan Amerikan emperyalizmi olsaydı, yeri göğü inletmiştiniz, o dönemlerde beraberce yaptığımız gibi... Ancak şimdi çocukların ve sivillerin öldürüldüğü bu günlerde “Savaş çok kötü bir şeydir, ama...” diye başlayan cümlelerinizi görüyorum. Hayırdır? Siz tarihe not düşmezseniz, tarih sizin pasifliğiniz hakkında not düşer... Olumlayabileceğiniz, mazur gösterebileceğiniz bir devlet terörü ve savaş suçu yoktur!

VARŞOVA PAKTI ÜLKELERİ SENDEN NİYE KAÇTI?

“NATO ve AB, eski Varşova Paktı üyelerini kendi sınırlarına aldı. Rusya'yı çok kızdırdılar!” Peki Rusya'nın aklına şu geldi mi hiç? “Benim küçük kardeşlerim sayılan bu ülkeler neden benden koşar adım kaçtılar?” Rusya tarih üzerinden hâlâ bu sorunun cevabını bulamadıysa tekrar kendine sormayı denemeli! İnsanlar neden Batı Berlin'e kaçabilmek için kendilerini trenlerin altına bağladılar? İnsanlar için özgürlükleri neden her şeyden daha önemliydi? Yoksa özgürlük yalnız Komünist Parti'nin önde gelenlerinin imtiyaz dolu dünyalarının bir değeri olarak mı kalmalıydı?

Neden kaçtıkları ortada: Bakınız Ukrayna! Bakınız 1968 Çekoslovakya!

Bunlar duymaya pek alışık olmadığınız cümleler. Çünkü dinci faşizm veya vahşi kapitalizmin emperyalizmi veya Hitler ya da Mussolini faşizmi veya Sovyet Bloku'nun yani şimdi Rusya'nın kendine has emperyalizmi gözümde birbirinden farklı değil. Yaşanan şanssızlık, dünyadaki en büyük kutupların ayıları, normalde hırlaşıp birbirlerini nötralize ederler. Halbuki iki büyük ayıdan biri kış uykusuna yattığı zaman diğeri meydanı boş bularak ortalığı kasıp kavuruyor ve böylece barış ortamından veya en azından “savaşsız” ortamdan hızla uzaklaşıyoruz! .