Muammer Karabulut: İnsan yapımı yeni bir virüs geliyor!

Pandemi döneminde yaptığı haberler ve yayıncılıkla küresel dayatmalara karşı toplumsal farkındalığı arttırmada büyük görevler üstlenen 5gvirussnews.com sayfası yöneticisi ve platform sözcüsü Muammer KARABULUT kaleme aldığı son yazısında; “JAPONYA’DAN DÜNYAYA MESAJ VAR!” başlığı ile  dikkat çekici ve fakat gözlerden kaçan bir konuyu köşesine taşıdı.
Küresel emperyalizmin kirli planlarından birinin daha sahnelenmek üzere olduğunu yazan Karabulut’a sorduğumuz sorularla gündeme getirdiği konunun daha net anlaşılmasını istedik.
‘’DSÖ’nün yeni ve kirli bir planı var’’ diyen ve plana karşı uyarılarda bulunan Karabulut, DSÖ’nün Uluslararası Sağlık Tüzüğü (UST) ve “Pandemi Anlaşması”nı yakından ilgilendirdiği gibi, yeni pandeminin yeni aşısı olarak da fazlası ile tartışacağımız bir gündemin kapıda olduğunu vurguladı.
Japonya’dan dünyaya verilen mesaj neydi?
DSÖ yeni bir planı devreye mi sokuyor?
Aşılama, kapanma vb uygulamalar tekrar gündeme mi gelecek?

İşte o röportaj:

Haber Vakti: Öncelikli olarak daha önce de bir çok ilkleri gündeme getiren yayınlarınızdan dolayı şahsınızda 5gvirussnews.com sayfanızı kutluyoruz.  ‘’Japonya’dan verilen insanlık için uyarı mesajı’’ nedir? Biraz daha açar mısınız.

M. KARABULUT: Uzmanlık alanı Moleküler Patoloji ve Tıp olan Japon Bilim insanı Prof Masayasu Inoue ile Dünya Sağlık Konseyi’nin üyesi olmamızdan dolayı faaliyetlerini yakından takip ediyoruz. Masayasu Inoue, DSÖ’nün en son SARS-CoV-2 virüsü dünyaya yayıldı bahanesi ile ilan ettiği pandemi öncesi bir durumla karşı karşıya olduğumuz ve sonrasında da mRNA sıvısının piyasaya sürülmesine benzer bir sürece gittiğimizi söyledi.

Haber Vakti: Yani aynı şeyler bu kez yeni ‘’salgın’’ iddiasıyla mı hayata geçirilecek?

M. KARABULUT: Evet ve bu sefer karşımızda, Dünya Ekonomik Forum’a DSÖ başkanı tarafından gündeme gelen X hastalığı ve bu hastalığa karşı da Replikon Aşısının çare olması senaryosu var. Japon bilim insanın uyarısı DSÖ’nün 18 Mayıs’da yeni “Pandemi Anlaşmasını” ile Uluslararası Sağlık Tüzüğü’nü değiştirme öncesine geldiği için çok daha önemli.

YİNE SAHTE BİR HASTALIK, ARKASINDAN SALGIN İLANI VE SONRA DA AŞI.

Haber Vakti: Japon bilim insanın uyarısı ve anlatımlarınıza göre bu kadar basit bir senaryo insanlara nasıl kabul ettirilecek? Ki yaşanılan tecrübelerle artık insanlar daha da bilinçlendi! Yakınlarından ani kalp krizi ve pıhtı atmaları ölümlerinden dolayı, yaşam kalitelerinin fizyolojik olarak düşmüş olmalarından şikayetle öfke dolular! Bu oyun tekrar tutar mı?

M.KARABULUT: Tüm bunları da DSÖ’nün tüzük değişikliği ile yapacaklar. Tüzük değişikliğinin son halini 5gvirusnews de bütün ayrıntıları ile yayınladık. Tek tek tuzakları gösterdik. Yani kontrol DSÖ’de olacak. Emirler DSÖ’den gelecek. Zaten DSÖ tüzüğünde 23 yerde geçen “Tek Sağlık” politikasının çatısı, “dörtlü yapı” olarak tanımlanan küresel kuruluş tarafından gerçekleşecek. Bu kuruluşlar, DSÖ, WOAH- Dünya Hayvan Sağlık Örgütü, FAO- Gıda ve Tarım Örgütü ve UNEP- Birleşmiş Milletler Çevre Programı’dır.
Emir bunlardan gelecek ülkelerin iradesi sıfırlanacak.
Örneğin Türkiye daha önce DSÖ’nün kararlarına karşı en ufacık bir direnç göstermediği gibi bu seferde göstermeyecektir.
Eğer Türkiye gösterecek olsa Mayıs’da oylanacak olan metine itiraz ederdi. Katılmayacağını açıklardı. Tam tersi Türkiye’nin diğer ülkelerle  birlikte ki onların çoğu ABD ve AB ile  düzeltme istediği 21 yerde adı geçiyor.
Düzeltme istenilen yerlerde DSÖ’nün “Tek Sağlık” politikasını da kabul ediyor. Diğer bir ifade ile egemenlik hakkını DSÖ’ye devretmeye hazırlanıyor.
Diğer ülkeleri bilmem ama Türkiye şimdiden X hastalığı ve sonrasından gelecek olan Replikon Aşısın kabul etmiş görüntüsünde.  Tabii ki dörtlü çatıya bakarsak bu yetki devri  yalnızca insan sağlığı konusunda kontrolü ele geçirme ile sınırlı değil. İşin içinde hayvan sağlığı, hayvansal gıdalar, tarım, gıda ve çevre sağlığı adında karbon azaltma bahanesi ile “karbon ayak izine” giden tam bir küresel kontrole gidiyor.

Haber Vakti: DSÖ, ulus devletlerden ve tüm dünya devletlerinden ‘’pandemi ilan etme ve o süreçte uygulanacak tedbrilerin tüm yetkilerini DSÖ’ye mi vermelerini istedi? Eğer öyle ise bahsettiğiniz kontrolü sağlayacak güçleri kim?

M.KARABULUT:  Dahası da var! DSÖ’nün küresel planının en önemli parçası olan,  “Tek Sağlık” adı altında işleyecek süreci hazırlayanlar ile Gazze’de soykırım yapan, çocukları öldüren ve canlı yayında hastaneleri bombalayan aynı güçler. Zamanımız kalmadı ya Gazze’de katliam yapanlarla birlikte hareket edeceğiz ya da karşılarında olacağız başka bir yol yok.

Haber Vakti: Japonya’daki uyarı mesajını da bu çerçevede mi okumalıyız.

M.KARABULUT: Evet… Japon bilim insanı Masayasu Inoue ABD’nin 1945 yılında Atom bombası attığı Hiroşima’da dünyaya gelmiş. O zaman söz konusu olan insanları sindirmek, korkutmak için atılan bir bomba vardı. Bugün de aynı ülkede Replikon bombasını geliştiriyorlar. Sonuçta insanları öldürecekler.  Plan aynı yöntemi farklı gördüğüm için Masayasu Inoue üzerinden bu benzetmeyi yaptım.  
Kendisi planlı salgının en güçlü silahı olan PCR test  konusunda, “enfekte olan kişi sayısının, PCR testleri pozitif çıkan kişi sayısından başka bir şey olmadığını” belirtti. Bugün de uzmanlık alanı olan aşılar için, bizzat Japonya’da fabrikasında “aşıya asla güvenmemelisiniz.” diyor. Küresel oyunun bozulması için Masayasu Inoue’nun söylediklerine dikkat almamız bile yeter.

Haber Vakti: Peki Replikon’un, modeRNA ve Biontech&Pfizer vb.lerinden farkı ne? Bu firmalar üzerinden de süreci yönetemezler miydi?

M.KARABULUT: Onların itibarı yerle bir oldu! Güven kaybettiler! Karanlık hedeflerine ulaşmak için mRNA teknolojisini kullanırken itibar kaybına uğrayan, modeRNA ve Biontech&Pfizer  ile devam edemeyeceklerini anlayan küresel şeytanlar, Almanya yerine de, Japonya’yı koyarak yollarına devam etmek istiyorlar.
 
Haber Vakti: Yani Almanya gidiyor, Japonya geliyor! Biontech&Pfizer gidiyor yerine Replikon geliyor doğru mu?

M.KARABULUT: Aynen öyle! Adı Replikon olan, hayvanlarda ve bitkilerde kullanılan, kendi kendini sürekli kopyalayan bir aşı türünü bu sefer insanlar da deneyecekler. Bildiğiniz gibi normalde on yılda ortaya çıkması gereken aşıyı hızlı seyahat terminolojisinden esinlenerek Warp Speed Operasyonu adını ile bir yıla indirdiler. Şimdi ise salgından hemen sonra ışık hızı ile hazır hale getirecekler.
Amaçları insanların bağışıklık sistemini kontrol ederek, kendilerinin var ettikleri sisteme bağlamak! Bu yönde projeleri var. Bu bağlamda bağışıklık sistemini uyarmak için doğrudan insan dokularında toksik (zehir) spike proteinleri üretmek üzere viral genlerin kas içine enjekte ettiler bu seferde kopyalanan DNA parçalarını sürekli kopyalanan RNA’lar ile denemek istiyorlar. Vücudumuz fotokopi makinesine dönüşecek.

Haber Vakti: Ne yapmak gerekiyor?

Yusuf Kaplan taburcu edildi Yusuf Kaplan taburcu edildi

M.KARABULUT: Eğer daha önce hayvanlarda da kullanılan Replikon aşıları ile "evcil hayvana" dönüşmek istemiyorsak, DSÖ’yü hemen terk etmek gerekiyor. Başımıza gelenlerden ders çıkartmayacak mıyız? Yalan bir pandemi ile sergilenen küresel tiyatroyu hep beraber yaşamadık mı? Maskelemeler, kapanmalar, PCR’lar. O çubukları ağzına burnuna sokmayan işe alınmadı, okula alınmadı. İnsan hakları ihlalleri yaşandı. Dünyayı korkuya salmadılar mı? ‘’Ortada bir salgın var ve bunun çaresi sadece bizde! Bizim bulduğumuz aşıyı olacaksınız.'' demediler mi?
Bir yetmez! İki, üç, dört doz doz bize ne olduğu belli olmayan mRNA ları enjekte etmediler mi? Ve bu sıvılar aşı olma aşamalarını tamamlamadığı için AKO (Acil kullanım onayı) diye bir terim uydurulmadı mı? ''ONAM'' vermediniz mi? Ne vardı o sıvılarda? Bize ne enjekte ettiler? Kapanmalarla ekonomileri durdurmadılar mı? Toplumsal bir buhrana sürüklenilmedi mi insanlar? Uygulanan protokollerle 8’Li hapları içerenler sonra o hapları ‘’işe yaramıyormuş’’ diye piyasadan ve tedavi protokollerinden kaldırmadılar mı?
Allah aşkına okuyalım! Araştıralım! ‘’OBEY’’ kobay, denek olmayalım. DSÖ’ye verilen yetkiler sorgulanmalı! Derhal ve koşulsuz iptal edilmeli!
Konuya dikkat çekerek sitenizde beni konuk ettiğiniz için size de ayrıca teşekkür ediyorum. O zor dönemlerde yaptığınız yayınlarla çok önemli bir vazifeyi üstlenmiştiniz.  Belki bu röportaj sayesinde iki kişi daha meseleyi kavrayacak ve anlayacak. DSÖ’nün ne kadar korkunç bir yapı, salgınların insanları korkutmak ve politikalarıyla sömürge sisteminin devamını sağlamanın bir enstrümanı olduğunu ve dünde yarında yaşanılan ve yaşayacağımız o salgınların insan yapımı bir organizasyon olduğunu anlayalım… Teşekkür ediyorum.

Haber Vakti: Biz teşekkür ediyoruz….