Nedim Urhan Hoca'nın tıynetini, seciyesini, davasına duyduğu sadakat ve ihtimamı anlatan birçok hatıra ve görüşü ihtiva eden yazı şu şekilde:

Torunumla her sabah evden çıkarken şöyle dua ederiz: “Allah’ım çıkışımızı ve dönüşümüzü hayır eyle. Âmin” Eğer ben söylemezsem torunum dua eder. Dedeciğim ne diyorduk? “ Allah’ım çıkışımızı ve dönüşümüzü hayır eyle. Âmin” Hayatımızın içinde daima yaptığımız Peygamberimiz efendimizin dualarını, bizlere sevdirerek ezberleten Hocamız Nedim Urhan dünya menzilini tamamlayıp dünyadan ebedi yurda terhis oldu. Dünyadan göçtü ve gitti. Niceleri geldi, niceleri gitti. Her gelen mutlaka gidecektir. 4 saat yaşayan kelebek ile 100 sene yaşayan insan arasında fark yoktur. Her canlı ölümü tadacaktır.

Nedim Hocam, Nedim ağabeyimiz de sevdiklerini bırakıp sevdiklerine hicret etti. O kadar çok hatıralarımız var ki anlatmakla bitmez. Ama her bir hatıra ömre bedeldir. Yüksek İslam Enstitüsündeyiz. Hava çok soğuk, Hocamın odasına gittik. Ben bayağı üşümüşüm. Selamlaştık ve oturduk. Bir kaç arkadaşın ihtiyaçlarını giderdi. Bana dönerek görevimin nasıl geçtiğini sordu. Peşinden de neden paltonu giymiyorsun diye sordu. Hocam giyemedim dediysem de inanmadı. Kalkıp paltosunu bana giydirdi. Hocam dedim ama nafile, paltoyu giydirdi. Hocam sen ne giyeceksin. Sende üşüyeceksin dedim. Cevaba bakın efendim, “Sabah sen üşüdün akşam da ben üşüyeyim” dedi. Ben o paltoyu dört sene giydim. Askere giderken İmam Hatip Lisesinden bir öğrencime giydirdim.

Bazen arkadaşların ihtiyacını giderirken, “ah sigaraya para vermesen” derdi. Yine de arkadaşların ihtiyaçları karşılanırdı. Hocam Allah’tan gelenle, kullara gideceklerin sigortasıydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'pedagojik formasyon' açıklaması Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'pedagojik formasyon' açıklaması

İlk defa dersimize girdiğinde, tebessümü, sınıfa hitabı, oturması, sınıfta yürümesi tam bir öğretmendi. O kadar itimat telkin ediyordu ki ne dersine giriyorsunuz diyemedik. Çünkü bizi Resulullah efendimizle bir anda bir ve beraber yaptı. Daha ilk derste efendimizin günlük dualarını bize aktardıkça biz ezberliyorduk. Arkadaşlardan biri dedi ki, “Hocamız ismini bile söylemedi ama galiba Hadis dersi hocasıdır”. Biz Hadisi Şerifi, Resulullah’ı Nedim Hocamızla sevdik. Hocamız o kadar nahifti ki o kırılmasın, gücenmesin diye ders çalışırdık. Birçok arkadaşımızı güzel unvanlarla çağırır kimse rencide olmazdı.

Hocamız, dava adamıydı. Sözde değil özde dava adamıydı. Ne Kuran’dan ne Sünnetten taviz vermezdi. Nerede dava için bir hizmet varsa hocamız oradaydı. Yıllarca sürdürdüğü Hadis dersleri en güzel örnekti. Diyanet İşleri Başkanımız taziye mesajında “ Her abdest aldıkça Nedim hocama dua ediyorum” demiş. Günlük hayatımızın her anına hocamız Resulullah’ı ve yaşantısını yerleştirdi. İnanıyorum ki bütün öğrencilerinin hayatında hocamızın hatıraları ve öğrettikleri güzellikler mevcuttur. Hocamızın vasıflarını şöyle sıralayalım:

1.            Müslüman gibi Müslümandı.

2.            Mütevazı ancak inandığı yoldan taviz vermezdi.

3.            Kuran ve Hadis aşığıydı.

4.            Örnek bir öğretmen ve babacan bir hamiydi.

5.            Hali ile sözleri birbirine uyumluydu.

6.            Bizim için rol modellerden biriydi.

Her aradığımda selamlaşırdık. Hal hatır sorunca, “Hocam ellerinizden öpüyorum” deyince “el öpenlerin sıraya girsin” derdi. Bir gün onun değer verdiği bir öğrencisi bizimde çok sevdiğimiz arkadaşımız rahmetli oldu. Mezarlıkta cenaze defnedildikten sonra ilginç olaylar oldu. Ben hocamın koluna girmişim, mezar taşına oturmuşuz. Arkadaşımızın mezarına gidenlerin “Osman Ağabey sen olmasaydın evlenemezdim, okuyamazdım, ev sahibi olamazdım gibi sözler söyleniyordu. Rahmetli Nedim Hocam koluyla yanıma dokunarak, “Saim’im işte ölüm budur. Arkandan hayır dua edenlerin varlığıdır. Ne mutlu Osman’a (Kartal).” Allah bütün geçmişlerimize merhametiyle muamele eylesin.

Dedim ki, Hocam İnşallah sizin arkanızdan da hayırla yad edecek nice öğrencileriniz ve hayır elinizin uzandığı insanlar vardır. “İnşallah dua edelim, dedi. Sonra arabama bindirip evine getirdim. Ne kadar mutlu olmuştum. Çünkü hocama hizmet etme imkânı bulmuştum.

Hocamın çok önemli bir yanı da şuydu. Artvin sevdalısıydı. Bir Artvinli ile karşılaşınca “kavmi necipten misin” diye sorar ve tebessüm ederdi.

Hastalığının son zamanlarında sesini bile duyamaz olmuştuk. Bir bayram mesajı ile mutlu olduk. Şimdi ise asıl vatanına ve gerçek sevdiklerine ulaştı diye seviniyoruz. Üzüntümüz bizden ayrılışıdır. Ama ne çare ki kimse dünyaya baki değildir. Baki olan sadece Allah’tır. (cc)

Selam ve dualarımla.

Saim ORAL, Kartal 6 Ekim 2022