Sabah Gazetesi yazarı Engin Ardıç, Sedef Kabaş'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik hakaretleri nedeniyle şimdiden milletvekilliğini kaptığını belirtti.

Katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve cumhurbaşkanlığı makamına çirkin sözlerle saldıran Sedef Kabaş'ın tutuklanmasının yankıları sürüyor. Yaşanan gelişmeyle ilgili Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Engin Ardıç, Kabaş olayı üzerinden CHP zihniyetinin bir röntgenini çekerken, "Kendini içeri attırmayı başardı! Kılıçdaroğlu elinden tutacak ve "demokrasi kahramanı" diye miting miting dolaştıracak. Bir sürü ahmak da bunu yutacak." ifadelerini kullandı.

Sabah yazarı Engin Ardıç, "Laik faşizme razı olacaklar" başlığını taşıyan yazısında şu ifadeleri kullandı;

"Aydın geçinenlerin, hele hele solcu geçinenlerin gizli bir özlemleri vardır:

Ordu gelse de şunlara bir ders verse!...

Rahmetli Ferhan Şensoy bile, sorarsanız sıkı komünist, "ordu darbe yapsın" diyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bay Kemal sen hiç heveslenme, Erdoğan bu ülkede hizmet etmeye devam edecek Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bay Kemal sen hiç heveslenme, Erdoğan bu ülkede hizmet etmeye devam edecek

Ordu darbe yapacak, seni halkın seçtiği yöneticiden yani halktan kurtaracak, sana da solcu diyecekler, öyle mi? Nasıl bir beyindi bu?

Halkı tanımazlar.

Tanısalar da işlerine gelmeyen, ezberlerine uymayan, kendi yarattıkları efsanelere ters düşen yanlarını görmezler.

Onların halk kavramı, eski Sovyet posterlerinde görülen "güçlü kollarını sıvamış, demir pençeleriyle çekiç savuran işçi" hayalidir.

İki kere faşizmin kazığını yediler hem de kötü yediler: 1971'de ve 1980'de.

Bilebildikleri yalnızca yeni darbeler olduğu için iki kere dedim...

Çünkü 1925 ve 1946'da yedikleri kazıkları ya duymamışlardır ya da görmezden gelirler.

Bu kazıkların hepsini atan da bürokrasidir.

Ama onlar devlet kapısından geçinecekleri "bürokrat zagonunun" gelmesini hep özlerler. Hani şöyle Maarif Vekaleti Tercüme Bürosu'nda bir kadro falan...

Bu kazıkların ilk ikisini atan İnönü'den başkası değildir.

Ama sorarsan "solun manevi lideri" diyeceklerdir.

Solu ezen adamın solun manevi lideri olması ancak Türkiye'ye özgü bir çarpıklıktır.

Bir kazık daha ekleyelim: 1968'de Demirel'le anlaşıp seçim sisteminden "milli bakiye" uygulamasını kaldıran ve legal sosyalist partinin bir daha meclise girebilmesini önleyen, böylece solcu gençliğin umutsuzluğa kapılıp sokağa inmesine yol açan da İnönü'den başkası değildir.

1971 cunta hükümetine başbakan ve bakan veren de gene o!

Ama hazretler önce Kemalist sonra Marksist.

Nasıl olunabiliyorsa?

En kabadayısı bile önce CHP'li.

Halkın yönetiminden nefret ediyorlar.

Halkın temsilcilerine ağız dolusu hakaretler ediyorlar.

15 Temmuz darbe girişimini "Kemalist hareket" sanıp heyecanlanmışlar ve umutlanmışlardı...

Utanmıyorlar.

***

Ben gençliğimde bunları matah bir halt sanırdım.

Ne salak herifler olduklarını yıllar geçince anladım.

Ama aymazlığın ve küstahlığın "yan getirileri" de yok değildir.

Baksanıza, Sedef Kabaş CHP milletvekilliğini şimdiden garantiledi bile.

Kendini içeri attırmayı başardı!

Kılıçdaroğlu elinden tutacak ve "demokrasi kahramanı" diye miting miting dolaştıracak.

Bir sürü ahmak da bunu yutacak."