banner5

21.12.2018, 14:45

İktidarı suçlamak

Evet, iktidarı suçlayabiliriz, ama itiraf edelim ki, tek suçlu iktidar değil. İktidar bizim, bir de iktidarın suçlarının ortağıyız.

Tek başına bir suçlu bulup, onu “Günah Keçisi”ne dönüştürmek mümkün.

Önemli olan “İnni küntü minezzalimiyn” diyebilecek miyiz?

Tamam, iktidar görevini yapmadı, bürokrasi de. Peki, “Cemaat” dediğimiz yapılar görevini yaptı mı? Üniversiteler, basın görevini yaptı mı? İşadamlarımız görevini yaptı mı? STK dediğimiz, oda, vakıf, dernek, sendikalarımız görevlerini yaptılar mı?

Herkes iktidarı kullanmaya çalıştı, iktidar da herkesi.

Birbirimizi suçlamak yerine, “nerede yanlış yaptık” diye düşünsek ve bundan sonra ne yapacağımıza baksak daha iyi bir şey yapmış olmaz mıyız?

Ama görüyorum ki, kimse kendi suçunu itiraf etmeye yanaşmıyor.

Şunu da görelim, birbirimize karşı kazanacağımız bir zafer yok, birlikte kazanacağımız tek zafer var.

Çok egosantrik oldu. Herkes “kendine bağlanmamızı, itaat etmemizi” istiyor. Tarikatı de öyle, siyaseti de. Vatandaş da kendi çıkarına bakıyor. Adeta, kimse doğru-dürüst birini istemiyor. Kim onun işini görürse, o ondan yana. Onun işi görülsün de gerisi ne olursa olsun. Yiyecekse yesin, ama kendi işini yapsın. Çünkü kendi de haksız ve usulsüz bir işe talipse başkasında nasıl hukuk ve usule bağlılık talep edebilir ki!

Kuşkusuz sonuçta herkes gücü kadar sorumlu. Bu anlamda devletin sorumluluk payı çok yüksek. Devlet dediğiniz şey yasama, yürütme ve yargı erkinden oluşuyor, ama burada da hiyerarşi söz konusu, sadece sorumluluk olarak bakmayalım, sorumluluk ne kadar büyükse, makama göre vebal de, övgü de o kadar büyük olacaktır. Bu konuda mizanı tutturmak önemli. Mizanı tutturamayanların vay haline.

Her yerde her zaman iyiler de vardır, kötüler de! Birilerinin iyiliğini gördüğümüzde, kötülüklerini gözardı etmeyelim. Ya da kötülüklerini gördüğümüzde iyiliklerini görmezden gelmeyelim. Adil şahidler olalım.

İftiradan, yalandan, dedikodudan, gıybetten sakınalım. Elbette sonuçları itibarı ile topluma yansıyan, emsal oluşturan, suimisal oluşturan işlerin toplum önünde eleştirilmesi gerek, ama ahval-i şahsiyeye ait yanlışların ise alenileştirilmesi büyük bir vebaldir. Hatta bu anlamda “batılın tasviri saf zihinleri idlal edeceği/bozabileceği” gibi, bir günahın alenileşmesi, zayıf kişiler nezdinde toplumsal zihinlerde meşruiyet kazanmasına sebeb olur.

Her iki iki halde de aşk ve öfkenin aklımızı zail etmesine imkan vermeyelim.

Mücahidlikten müteahhitliğe savrulanlarımız da oldu, muvahhidlikten münafıklığa savrulanlarımız da. Kimi zenginken cömertti, fakirleşince sapıttı, kimi fakirken daha cömertti, zenginleşince savruldu. Başörtüsü forumunda istişare kurulu üyeliği yapan birileri bugün çok farklı vadilerde kâm alıyor dünyadan. Laiklik ve Kemalizm eleştirisinde önde koşanlardan bazıları bir baktık ki Yeşil Kemalist olmuşlar, liberalleştikten sonra Ilımlı İslamcılık'tan Sekülarizm'e evrilmişler. Dinleri vicdan sorunu olmuş. Kimi Deist takılıyor, kimi Agnostik olmuş. Kimi “tarihselci” olmuş, kimi nev'i şahsına bir ulusalcı! Ehl-i Sünnet, Sufi, Selefi, Şii geçtik, şimdi Maturidi, Eş'ariyi tartışıyoruz. Yakında Akaidi de tartışırız. Türk İslamı, Fars İslamı, Arap İslamını konuşuyoruz, daha da ötesi, Protestan İslam, Ortodoks İslam, Katolik İslam icad oldu!

Evet, ulaşamadıkları hazlara “murdar” deyip, o hazlara ulaşınca, dünyayı ve toplumu değiştirmek için çıktıkları yoldan değişip dönüp meşrulaştırırlar. Paranın, makamın ve fuhuşun dönüştürücü gücü onları da dönüştürmüş.

İktidar ve toplum ilişkisi aslında “U Borusu” gibidir. Birbirini dengeler. Sonuçta, “Tencere yuvarlanır, kapağını bulur”. Sonuçta biz bize benzeriz. Birbirimizi eleştirmeden önce biraz da kendimize baksak ne iyi ederiz.

Aslında günahlarımızın çoğu ortak. Aynı yanlıştan besleniyoruz ve birbirimizin günahlarının gerekçesini/bahanesini üretiyoruz.

Aynı sütün yağı, kaymağı, yoğurdu, ayranıyız, “tencere dibin kara, seninki benden kara” hesabı.

Bakıyorum da, başörtüsü eylemlerinde en önde koşan bazı anne-babaların kızları bugün başka vadilere savrulmuşlar. Buraya nasıl geldik bunun muhasebesini yapmamız gerek.

Bugün daha rasyonalist, daha pragmatik, daha determinist düşünüyoruz. Daha liberal, daha rekabetçi, daha hedonist olduk.. Daha egosantriğiz. Ben “ene” demek ayıptı. Nefsimizi terbiye edecektik, ama şimdi ene'miz kabardı. Kendi boyumuzun yetmediği yerde, benim liderim, benim şeyhim, benim örgütüm, benim futbol takımım var. Ben ben ben!

Allah'ın emrine uymazsanız haram, peygamberin sünnetine uymazsanız mekruh, benim gibi düşünmezseniz dinden çıkarsınız!? Haşa..

Kardeşlik hukuku, istişare ve şura, ehliyet ve liyakat, adil şahidlerden olmak modası geçmiş şeyler bunlar.

Kur'an'dan bir kıssadan yola çıkarak bir nasihat ya da eleştiride bulunacak olsan, “hard” kaçıyor. Onlar “dünde kalmış”, “basit” şeyler gibi anlaşılıyor. “Asri”lik moda şimdi. “Kifayetsiz muhterisler”in “Muhafazakâr asri”liği başımızın belası. Yeşilin her tonu var atık. “Yeşil Kemalist”ler, “Yeşil Kapitalist”e, “Yeşil Çağdaş”tan, “Yeşil ulusalcı”lığa kadar! Tekin Erer diye biri, 1970'lerin başında biz “Ne sağdayız, ne solda, Hak yoldayız Hak yolda” diye slogan atınca bize “Yeşil Komünist“ diye saldırmıştı. Dünden bugüne biz de evrildik (gerçekte bir tereddiye uğradık) ve artık “Yeşil Kapitalist” olduk herhalde!

Sivil-siyaset farketmiyoruz. Biz birbirimize benziyoruz. Batacaksak birlikte batacağız, çıkacaksak birlikte çıkacağız. İçimizdeki beyinsizlere yakamızı kaptırdık gidiyoruz. Eğer kurtulmak istiyorsak, önce yakamızı bunların elinden kurtarmamız gerek. Yoksa içimizdeki beyinsizlerin işledikleri helakımız için yeter. Onların ve onların yaptıkları karşısında sessiz kalan bizlerin bu sessizliği sebebi ile Allah'ın yardımı bize ulaşmaz. Çünkü Allah cahil ve zalim bir topluluğa yardım etmez.

Allah'ın yardımı bize ulaştıktan sonra ne gam. Değil mi ki Hakk şerleri hayreyler. Bize hayır gibi gelen şeylerde şer olabileceği gibi şer gibi gelen şeyleri Allah hayra tebdil eyler, ne gam! Mekerallahu!

İnşallah akleden bir topluluk oluruz ve tevbe ederiz. Yüzümüzü Hakk'a çeviririz, Allah'ın ipine sımsıkı tutunuruz da hüsrana uğrayanlardan olmayız. Selam ve dua ile.

Yorumlar (0)
10
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 21 Ocak 2021
İmsak 06:48
Güneş 08:17
Öğle 13:20
İkindi 15:51
Akşam 18:14
Yatsı 19:38
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 18 38
2. Fenerbahçe 18 38
3. Galatasaray 19 36
4. Gaziantep FK 19 34
5. Hatayspor 19 31
6. Alanyaspor 18 30
7. Trabzonspor 19 30
8. Karagümrük 18 27
9. Malatyaspor 19 27
10. Göztepe 19 25
11. Antalyaspor 19 25
12. Rizespor 19 24
13. Sivasspor 18 23
14. Başakşehir 19 23
15. Konyaspor 19 22
16. Kasımpaşa 18 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 19 19
19. Erzurumspor 19 16
20. Ankaragücü 18 15
21. Denizlispor 19 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Chelsea 19 29
9. Southampton 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 16 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 19 33
5. Sevilla 18 33
6. Real Sociedad 19 30
7. Granada 19 28
8. Real Betis 19 26
9. Cádiz 19 24
10. Getafe 18 23
11. Celta de Vigo 19 23
12. Levante 18 22
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Real Valladolid 19 19
17. Deportivo Alaves 19 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 19 12