Siyonist İsrail'in 1967'de Doğu Kudüs'ü işgal ettiği gün dolayısıyla düzenlediği provokatif "bayrak yürüyüşü" her yıl tartışmalara ve bölgede gerginliğin tırmanmasına neden oluyor.

İsrail devlet kurumları ve fanatik Yahudi yerleşimciler "bayrak yürüyüşünü " bir "egemenlik meselesi" olarak görürken, Filistinliler ise provokasyon olarak değerlendiriyor.

İsrail 7 Haziran 1967'de Doğu Kudüs'ü işgal ettikten sonra bu günü "Kudüs Günü" olarak adlandırdı. İbrani takvimine göre bu tarih bu sene 29 Mayıs'a denk geliyor.

İsrail Meclisi "bayrak yürüyüşünü" önemsiyor
İsrail Meclisinin internet sitesinde yapılan açıklamada, Kudüs Günü'nde Kudüs'te ve diğer şehirlerde kutlamalar yapılacağı belirtilirken, bu günün ana etkinliğinin "bayrak yürüyüşü" olduğu kaydedildi.

Çoğunluğu Siyonist dini harekete mensup gençlerden oluşan binlerce kişinin kutlama için Kudüs'te bir araya geleceğine işaret edilen açıklamada, fanatik Yahudilerin şehir merkezinden başlayarak Eski Şehir'de şarkılar söyleyerek, dans ederek ve bayrak sallayarak büyük bir geçit töreni gerçekleştireceği ifade edildi.

Yürüyüşün, Ağlama Duvarı'nda (Burak Duvarı) toplu şekilde yapılacak şükran duasıyla sona ereceği bildirildi.

İsrailli Kudüs Belediyesi de düzenleyiciler arasında
Resmi olarak, İsrail'e bağlı Kudüs Belediyesi dahil olmak üzere yürüyüşü düzenleyen kuruluşlar, yürüyüş güzergahını Batı Kudüs'ten başlayıp Ağlama Duvarı'nda son bulacak şekilde belirledi.

Kudüs Belediyesi "bayrak yürüyüşü" davetiyesinde, geçidin her yıl Kudüs Günü'nde düzenlendiğini belirtirken, yürüyüşe katılanların dans edip şarkılar söyleyerek İsrail bayrakları sallayacağı ifade edildi.

Genellikle bir yanda Filistinliler, diğer yanda Yahudi yerleşimciler, aşırı sağcı gruplar ve İsrail polisi olmak üzere "bayrak yürüyüşü" arbedeyle noktalanıyor.

Yürüyüşün güzergahı uzatıldı
Aslında "bayrak yürüyüşü" etkinliği ilk olarak 1970'li yılların başında başlamıştı. Ancak o dönemlerde, yürüyüşün güzergahı, Eski Kudüs'ün Batı Kudüs'e yakın kapısı olan Bab el-Halil'den geçiyordu.

Daha sonra yürüyüşün yolu Eski Şehir'in kapılarından biri olan Esbat Kapısı'ndan geçecek şekilde uzatıldı ancak 2010-2016 yıllarında çıkan olaylar nedeniyle İsrail polisi bu güzergahı sürekli iptal etti.

Geçen yıllar boyunca Şam Kapısı'ndan geçen yürüyüşe katılanların sayısı artmaya başladı.

Söz konusu yürüyüşe izin verilmesi durumunda Gazze'den Batı Kudüs'e roket atılması tehdidiyle birlikte bu yürüyüşün adı özellikle geçen yıl oldukça duyulur hale geldi. Tehdidin ardından sıkı güvenlik önlemleri alınana dek etkinlik birkaç hafta ileri bir tarihe ertelendi.

İbrani takvimine göre düzenlenen "bayrak yürüyüşü" aynı zamanda "bayrakların dansı" olarak da biliniyor.

"Kudüs üzerinde bir egemenlik savaşı"
Kudüs'ü Destekleyen Hristiyan İslam Örgütü Genel Sekreteri Hatim Abdulkadir, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Yıllar boyu bu yürüyüş, Batı Kudüs'ten başlayarak ve Bab el-Halil üzerinden Eski Şehir'i baskınla birlikte Ermeni Mahallesi'nin önünden geçerek Burak Duvarı'na kadar uzanan bir güzergaha sahipti." dedi.

Abdulkadir, özellikle eski İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dönemi başta olmak üzere geçtiğimiz yıllarda yürüyüşün, Bab el-Amud'u geçerek, El-Vad Mahallesi üzerinden Burak Duvarı'na ulaştığını söyledi.

'Koyunların kralı'; Tam 70 bin dolara alıcı buluyor 'Koyunların kralı'; Tam 70 bin dolara alıcı buluyor

Abdulkadir, şunları kaydetti:

"İsrailliler bu yürüyüşü işgal edilen Doğu Kudüs üzerindeki İsrail egemenliğinin vurgulanması olarak görüyor ve bu nedenle aşırılık yanlısı gruplar, İsrail'in 'Birleşik Kudüs' adını verdiği söylemini güçlendirmek için Eski Şehir'e baskınlar yapıyor. İşte bu nedenle İsrailli yetkililer de bu yürüyüşü devletlerinin Doğu Kudüs ve özellikle de Eski Şehir üzerindeki egemenliği ve sahipliğinin bir damgası olarak görüyor."

Eski Filistin Kudüs İşleri Bakanı Abdulkadir, söz konusu "bayrak yürüyüşünü" "Kudüs üzerinde bir egemenlik savaşı" olarak nitelendirdi.

"Buradaki İsrail varlığı bir işgal varlığıdır ve İsrail'in burada egemenliği yoktur"

Doğu Kudüs'ün bir parçası olan Eski Şehir'in işgal edildiğini vurgulayan Abdulkadir, "Buradaki İsrail varlığı bir işgal varlığıdır ve İsrail'in burada egemenliği yoktur." dedi.

Abdulkadir, "bayrak yürüyüşünün" doğası gereği kışkırtıcı bir eylem olduğunu vurgulayarak, etkinlik sırasında Doğu Kudüs'ün birçok bölgesinin kapalı askeri alanlara dönüştürüldüğünü, Eski Şehir’deki birçok dükkanın kapatıldığını, açık kalmak isteyenlerin ise Yahudi yerleşimcilerin saldırısına maruz kaldığını ve kentte bir kaos yaşatıldığını anlattı.

Provokatif yürüyüşe izin verilmesi "ateşle oynamak"
Abdülkadir, şöyle devam etti:

"Şimdi Doğu Kudüs'te öldürme, tutuklama, darp ve evlerinin yıkılıp yok edilmesi görüntüleriyle büyüyen ve bu kentte yaşananları sindiremeyen yeni bir nesil var. İşte onlar için bu durum bir gurur meselesidir."

İsrail polisinin provokatif yürüyüşe izin vermesinin tehlikeyi tırmandırmak ve ateşle oynamak olduğuna dikkat çeken Abdulkadir, İsrail'in Bab el-Amud'dan geçecek olan yürüyüşte ısrar etmesinin ciddi yansımaları olacağını ve bundan yalnızca İsrail’in sorumlu olduğunu vurguladı.

Filistin tarafı uyarılarda bulundu
Filistinli yetkililer ve siyasi çevreler yürüyüşe günler kala "bayrak yürüyüşünün" sonuçları konusunda uyarılarda bulundukları açıklamalar yaptı.

Filistin Dışişleri Bakanlığı, İsrail hükümetinin yürüyüşü düzenlemedeki ısrarını kınadı ve bu durumu, İsrail'in kutsal şehre, vatandaşlarına ve kutsallarına karşı artan saldırganlığının ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü açıkladı.

Gazze'deki Filistinli gruplar da "bayrak yürüyüşü" ile Mescid-i Aksa'ya saldıran yerleşimciler konusunda İsrail'i uyardı.

Filistinli gruplar, Gazze'deki toplantılarının ardından düzenledikleri basın toplantısında, Mescid-i Aksa'ya düzenlenen baskınların "bir barut fıçısı gibi patlayacak ve tüm bölgeyi tutuşturacak" sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesinde bulundu.

İsrail güçleri bölgedeki sayılarını artırdı
Yediot Ahronot gazetesine göre, İsrail polis şefi Kobi Şabtai, çarşamba günü, hazırlık amacıyla binlerce adamının Doğu Kudüs'te ve nüfusun karışık olduğu kentlerde konuşlanması emri verirken tüm personelin izinlerini de iptal etti.

Kanal 13'ün haberine göre İsrail ordusu da yürüyüşe karşılık Gazze Şeridi'nden roket fırlatılması ihtimali nedeniyle Gazze sınırına "Demir Kubbe" füze savunma sistemi yerleştirdi.