TDP Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, "Demokrasiye inanıyorsak, 28 Şubat'ı doğru sorgulamamız, 28 Şubat'tan menfaat elde edenleri tek tek yargılamamız gerekir. Aksi takdirde, mağdurlar değişir ama mağduriyetler devam eder." dedi.

Mustafa Sarıgül, partisinin haftalık değerlendirme toplantısında 28 Şubat süreciyle ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu.

İşte o açıklamanın tamamı:

Bugün 28 Şubat… Demokrasiye inanan herkesin hiç unutmaması gereken bir gün…

Bugün Türk demokrasi tarihine geçen utanç verici bir olayın 25. yıldönümü.

28 Şubat süreci denilen bu dönemde merhum Necmettin Erbakan başbakanlığındaki Refahyol iktidarının istifaya zorlanarak yıkıldığını hatırlıyoruz. Ama unuttuğumuz, bazı konular var.

28 Şubat darbe süreci nasıl başlamıştır?
Hazırlayıcısı kimdir?
28 Şubattan kimler nemalanmıştır?
Kimler banka sahibi olmuştur?
Etibank davasında kimler nasıl takipsizliğe uğramıştır
Gazete patronundan daha zengin genel yayın yönetmeni olmanın sırrı nedir?
28 Şubat darbe sürecinin hazırlayıcısı kimdir? Bu sorunun cevabı şu manşette yer alıyor.

HÜKÜMETİ BEN KURAR BEN YIKARIM

Bu medya patronunun “kurdum” dediği hükümet Anayol hükümetidir. Yıktığı hükümet Refahyol hükümetidir. Peki, bu nasıl oldu?

Refahyol hükümetini medya patronları istemiyordu. Bu hükümet kurulur kurulmaz düğmeye bastılar. Halkın hür iradesiyle seçimle gelmiş ve meclisten güvenoyu almış, Refahyol hükümetini devirmek için harekete geçtiler. Gazetelerinde şu manşeti attılar:

BU DEFA İŞİ SİLAHSIZ KUVVETLER HALLETSİN

Laiklik elden gidiyor, şeriat geliyor diyerek hükümete karşı çok yönlü bir karalama kampanyası yürüttüler. Ülkemizde her şeyin kötüye gittiği korkusunu yaydılar ve şu manşeti attılar:

GENELKURMAYDA DÜŞMAN DEĞİŞTİ

Kurgu haberler ve içerikler üreterek kamuoyunu yönlendirdiler.

Düzmece manşet ve haberlerle orduyu göreve davet ettiler.

ORDU RAHATSIZ

Hükümeti güçsüz gösterdiler, darbe geliyor havasını “GEREKİRSE SİLAH BİLE KULLANIRIZ” manşetiyle yaydılar.

“TARİHİ GÖREV SİZİ BEKLİYOR” manşetiyle milletvekillerini istifaya zorladılar.

Ve nihayet halkın seçtiği hükümeti istifa ettirdiler ve utanmadan, “ETTİĞİNİ BULDU” diye manşet attılar.

28 Şubat, bir medya darbesidir. O dönemin medya mensupları, “medya olmasaydı 28 Şubat olmazdı” diyerek bunu itiraf ettiler.

28 Şubat sürecinin en önemli medya ayağı iki büyük medya grubudur.

O döneme kadar birbirleriyle amansız rekabet eden bu iki medya grubu hükümeti yıkma noktasında birleştiler. Öyle ki, ayda bir buluşarak toplumu şekillendirmek toplumu yönlendirmek için ortak hareket ettiler. Sonunda hükümeti yıktılar ve servetlerine servet kattılar.

Grubun biri bankalar,  petrol, turizm alanlarında ekonomik gücüne güç kattı. Bazı bankalardan inanılmaz ayrıcalıklı krediler kullandılar.

Diğer medya grubunun payına da bir banka düştü.

28 Şubat sürecindeki bu usulsüzlük ve yolsuzluklar 2001 ekonomik krizine neden oldu. Bu krizde 25 banka battı. Binlerce işyeri kapandı. Yüz binlerce insan işsiz kaldı. Binlerce yurttaşımız, eğitim hakkı, özlük hakkı, çalışma hakkını kaybetti.

28 Şubat dönemi bir ceza davasına konu oldu. Mahkeme meşru bir hükümeti istifaya zorlamak için yapılanların bir darbe olduğuna hükmetti.

Batı çalışma grubu üyeleri hapis cezası aldılar. 80-90 yaşındaki paşaların rütbeleri söküldü ve cezaevinde yatıyorlar.

Batı çalışma grubu üyeleri cezaevinde yatarken darbeci medya grubu sahipleri ve genel yayın yönetmenleri saygın birer işadamı, gazeteci gibi dışarıda dolaşıyorlar. Bu haksızlık değil mi?

Silahlı kuvvetler mensupları suçlu da silahsız kuvvetlerin suçu yok mu?

Soruyorum:

Yalnızca askerleri cezalandırarak 28 Şubatla hesaplaşmak doğru mu?

Bakın 28 Şubat davasının gerekçeli kararı ne diyor:

Gazetecilik meslek ilkelerini askıya aldılar.
Yalan haber ürettiler.
Gerçek olmayan haberler yayınladılar.
Gerçek olan haberleri gizlediler.
Sanal irtica haberleriyle gündem oluşturdular.
Medya desteği olmasaydı 28 Şubat darbesi gerçekleşmezdi.
Bunu ben söylemiyorum. Bunu, 28 Şubat davasının gerekçeli kararı söylüyor.

Darbenin medya ayağı konusunda bir adım atılmamıştır.

Kamu vicdanı tatmin olmamıştır.

Bugüne kadar hiçbir parti 28 Şubatı TDP kadar önemsememiş ve ciddiyetle ele almamıştır.

28 ŞUBATLA LAYIKIYLA HESAPLAŞILMIŞ OLSAYDI 15 TEMMUZ YAŞANMAZDI.

Demokrasiye inanıyorsak, milli iradeye saygılıysak, 28 Şubatı doğru sorgulamamız, 28 Şubattan menfaat elde edenleri, tek tek yargılamamız gerekir. Aksi takdirde mağdurlar değişir ama mağduriyetler devam eder.

Buradan kamuoyuna şu çağrıda bulunuyoruz:

28 Şubat’ın defterini dürmek istiyorsanız gelin önce hesabını soralım. Ama bu hesabı herkesten soralım.

28 Şubatta rafa kalkan demokrasiyi raftan indirmek istiyorsanız gelin, rafa kaldırmak isteyeceklerin önünü keselim.

28 Şubatla hesaplaşmak mı istiyorsunuz gelin, sadece askerlerden değil, askere tetikçilik yapanlardan da hesap soralım.

Gelin, darbe dönemlerinde haksız mal edinen kişilerle ilgili bir araştırma yapalım.

Bunları yapalım ki; kurunun yanında yaş da yanmasın. Kimsenin yaptığı yanına kalmasın.

Bunları yapalım ki; medya, silahsız kuvvetler haline gelmesin.

Silahlı kuvvetler, milli iradeyi çiğnemesin.

Siyasiler askerden değil, seçmenden korksun.

Sandıkla gelen, sandıkla gitsin.

TDP, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve basın özgürlüğünü savunan bir partidir

Erdoğan net konuştu: Miçotakis benim için bitti! Erdoğan net konuştu: Miçotakis benim için bitti!

TDP olarak, halkımıza söz veriyoruz.

Sadece muhalefette değil asıl iktidarda demokrat olacağız.
Demokrasiye tramvay gözüyle bakmayacağız.
Bize bağlı bir medya düzeni kurmayacağız.
Medya özgür olacak. Korkmadan eleştirecek ve teşhir edecek.
Askerlerin siyasete, siyasetin de kışlaya girmesine izin vermeyeceğiz.

Demokratik rejime aykırı her müdahaleye her şartta ve ne pahasına olursa olsun karşı çıkacağız.

Demokrasi ve hukuk içinde yaşamak, eşitlik ve adalet içinde yaşamak, iyi yaşamak bizim hakkımızdır. Gelin, haklarımıza ve ülkemize sahip çıkalım.

Gelin, Türkiye’yi korkulardan ve korkutanlardan kurtaralım.

28 Şubat’ın 25. Yıldönümünde bütün darbeleri lanetliyor, başta merhum Necmettin Erbakan olmak üzere darbelerde hayatını kaybeden, zarar gören, eziyet çeken tüm yurttaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Ellerindeki medya gücünü servetlerine servet katmak için kullanan medya patronları ve mensuplarından hesap sorulması ümidiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.