Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı'nda NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu. NATO Parlamenter Zirvesi, İstanbul'da gerçekleşiyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Kurtulmuş’un ev sahipliğinde NATO Parlamento Başkanları ve heyetleri onuruna verilen öğle yemeğine katıldı.
Katılımcı ülkelerin temsilcilerine hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa-Atlantik güvenliği tarihi bir dönemeçten geçiyor. İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız" dedi.
Erdoğan, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde Türkiye'nin vazgeçilmez rolüne dikkat çekti ve bir de çağrıda bulundu. "Türkiye'nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas'tan Ankara'ya uzanan amasız fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız" ifadelerini kullanan Erdoğan, dünyanın kargaşa dolu bir dönemden geçtiğinin de altını çizdi.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde;
NATO Parlamenter Zirvesi'nin verimli geçmesini temenni ediyor, zirveye katkı sunacak tüm katılımcılara şimdiden teşekkür ediyorum. Bu önemli toplantının 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştireceğimiz NATO Zirvesi öncesinde ayrı bir anlam taşıdığına inanıyorum. Müttefik ülke parlamentoları arasında iş birliği ve dayanışmanın güzide bir nişanesi olarak gördüğüm bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
AB TARİHİ BİR DÖNEMEÇTEN GEÇİYOR"
Avrupa güvenliği tarihi dönemeçte. Bir belirsizliğin tam ortasındayız. Bu zirve müttefikler arasında dayanışmanın göstergesi.
Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız.
'ULUSLARARASI KURUMLAR İTİBARINI YİTİRDİ'
Şu noktanın da altını özellikle çizmek istiyorum. Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamalar bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirmiştir. Başta Gazze ve Lübnan'da yaşananlar olmak üzere yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar insanlığın vicdanında derin yaralar açarken aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu ortamda hem NATO'nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inanıyorum.
Bölgemizdeki gelişmeler güvenlik anlayışını değiştirdi. NATO caydırıcı olmalı. Türkiye yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden.
'YENİ DÖNEMİN RUHUNU OKUYAN ÜLKEYİZ'
Mevcut jeopolitik denklem NATO'nun üstlendiği rolün önemini artırmıştır. Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle bin sekiz yüz kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle yetmiş yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz.
Türkiye barışa destek oluyor. Tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz. Kıtadaki tüm savunma girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz.
'ANKARA ZİRVESİ TECRÜBE PAYLAŞIMI ZEMİNİ OLACAK'
Ankara Zirvesi tecrübe paylaşımının en güçlü zemini olacaktır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ediyoruz. Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkını garanti altına almak gibi çok önemli bir sorumluluğu üstleniyorsunuz. Halklarımızın bizden talebi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak koşulların oluşturulmasıdır. Zirveden temel beklentimiz, müttefiklerin milli güvenlik hassasiyetlerini gözeten, ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir.
'KÜLFET PAYLAŞIMI NOKTASINDA BİZ ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPIYORUZ'
Uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş ve şimdi terörü tamamen sona erdirmenin çalışmasını yürüten bir ülkenin lideri olarak şunu da ifade etmek isterim ki, bu alanda ittifaktan beklentimiz çoktur. Karşı karşıya bulunduğumuz sınamalarla mücadele etmek istiyorsak müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde yaparken savunma sanayi ticareti önündeki engelleri de kaldırmamız gerekiyor. Her iki ana başlıkta da evvelki zirvelerde aldığımız kararların uygulanması bu bakımdan çok ama çok mühimdir. Külfet paylaşımı noktasında biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.
Terörü tamamen sona erdiriyoruz.
Savunma ticaretinin önündeki engelleri kaldırmamız gerekiyor. Külfet paylaşımı konusunda üzerimize düşeni yapıyoruz.
'AVRUPA GÜVENLİĞİNE VAZGEÇİLMEZ KATKI'
Son olarak, Lahey Zirvesi'nde kabul ettiğimiz taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artırıyor, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer alıyoruz. Ancak bu katkılarımıza rağmen Türkiye'nin Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda göz ardı edildiği de bir vakıadır. İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye'nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz.
'AMASIZ FAKATSIZ SAVUNMA AĞI'
Türkiye'nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas'tan Ankara'ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız. Kıymetli misafirler, Ankara Zirvesi'mizin bir diğer ayırt edici özelliği savunma sanayi iş birliğine yapacağı vurgudur. Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO Savunma Sanayi Forumu'nda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken diğer yandan da bu iş birliğini çok daha etkili hale getirecek tedbirleri ele alacağız. Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz Türkiye'nin savunma sanayi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacak.
Ukrayna, İran, Körfez ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmeleri değerlendireceğiz.
ABD-İran ateşkesi kalıcı olmalı. Mutabakatı baltalamaya çalışan saldırıları takipteyiz.
'KÜRESEL BARIŞ İÇİN AKTİF ROL'
Ayrıca NATO'nun güvenliğe üç yüz altmış derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran, Körfez ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeleri de değerlendireceğiz. Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar'ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz. Bölgemize ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz. Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz.
KALICI BARIŞIN KAPISI İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM
Orta Doğu'daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden, İsrail'in sürekli artan toprak gaspı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. Bin dokuz yüz altmış yedi sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin devleti mutlaka kurulmalıdır. Bu süreçte siz parlamenterlere de önemli görevler düşmektedir. Burada şuna da dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye gerek tarihiyle gerek toplumsal yapısıyla gerek jeostratejik konumuyla Avrupa'dan Asya'ya ve Balkanlar'dan Afrika'ya uzanan geniş coğrafyayla aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. Biz bu potansiyelimizi bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanmayı arzu ediyoruz.
Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz. Soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemeli. İsrail'in sürekli artan toprak gaspı bitmeden bölgemizde kalıcı barış olmaz.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINDA DİYALOGLA ÇÖZÜM VURGUSU
Rusya Ukrayna savaşının diyalogla çözümü noktasında önümüzdeki dönemde netice almamız gerektiğini bilhassa vurgulamak istiyorum. Her iki tarafla da konuşabilen, netice veren süreçleri başlatan, hakkaniyetli duruşuyla her iki tarafın da güvenini kazanmış bir müttefik olarak barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz.
Sözlerimin hitamında bugün savunma sanayi şirketlerimize yapacağınız inceleme gezisi bütünüyle buna dahil olmak üzere çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımıza bu güzel buluşma için teşekkür ediyorum. İstişarelerinizin ve aldığınız kararların ittifakımız ve dünya barışı için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sizleri bir kez daha muhabbetle selamlıyorum.




