Öğretmenlik sınıfta dört duvar arasında yapılan bir meslek değil, öğretmen de sadece okulda ders anlatan değildir. Şahsiyetin inşası sürecidir. Yaşar hoca bunu anlattı bize...

Hayat, geriye dönüp baktığımızda elimizde kalanların muhasebesidir. Kimi insanlar makam biriktirir, kimi servet… Kimi de gönül. Gün gelir makamlar değişir, unvanlar silinir, koltuklar başkalarına kalır. Fakat gönüllerde yer edinenler, ayrıldıkları şehirlerden bile gönül dünyasın cihetiyle ayrılmazlar. Çünkü onların asıl adresi, insanların yüreğidir.

Geçtiğimiz günlerde Adana'da buna şahit olduk.

Yirmi yedi yıl boyunca bu şehrin (Adana) çocuklarına, gençlerine ve ailelerine dokunan eğitimci ve izci lideri Yaşar Çıraklı için düzenlenen vefa programı, aslında bir kişiye yapılan veda değildi. Bir ömrün emeğine, bir idealin mücadelesine ve bir şahsiyetin bıraktığı izlere gösterilen hürmetti.

Salonun hınca hınç dolması tesadüf değildi. Çünkü insanlar sadece görev yapanı değil, gönül yapanı uğurlar.

Bugün eğitim dediğimiz kavram ne yazık ki çoğu zaman sınav başarısına, diplomaya ve meslek kazandırmaya indirgeniyor. Oysa gerçek eğitim, insan yetiştirme sanatıdır.

Bir öğretmen yalnızca ders anlatmaz.

Bir öğretmen; karakter inşa eder, ahlak öğretir, sorumluluk kazandırır, cesaret verir, umut olur.

İşte Yaşar Çıraklı'nın Adana'da yaptığı da tam olarak buydu.

İzcilik faaliyetleriyle binlerce gence sadece kamp kurmayı öğretmedi.

Paylaşmayı öğretti.

Vatan sevgisini öğretti.

Doğaya merhameti öğretti.

Disiplini öğretti.

Fedakârlığı öğretti.
Maneviyat ve değerleri öğretti.

İnsan olmanın ne demek olduğunu yaşayarak neslimize fiilen gösterdi.

Ben de yıllardır eğitimin ve gençlik çalışmalarının içerisinde bulunan biri olarak Yaşar Hocamı yakından tanıma bahtiyarlığına erişenlerdenim. 2013 Aile Eğitim Programını(AEP) beraber aldık ve 40 kişi içinden ikimiz yürütebildik.

Birçok programda, birçok gençlik faaliyetinde, nice sohbetlerde aynı ideal etrafında omuz omuza yürüdük.

Kendisini her gördüğümde makam peşinde koşan bir eğitimci değil; hizmet peşinde koşan bir dava adamı gördüm.

Çünkü bazı insanlar yaptığı işi meslek olarak görür.

Bazıları ise onu bir emanet olarak taşır.

Yaşar Çıraklı ikinci gruptandır.

İyi çalışır. Reklam yapmaz. Gösterişi sevmez. Alkış beklemez. Fakat arkasında yetişmiş insanlar bırakır. Bence insanın en büyük eseri de budur.

Program boyunca salonda yaşanan duygu seli, aslında toplumumuzun hâlâ vefayı yaşatabildiğinin en güzel göstergesiydi.

Eski öğrencilerin gözyaşları…

Velilerin teşekkürleri…

Meslektaşlarının hatıraları…

İzcilerin bağlılığı…

Bir eşin yılların mücadelesini anlatırken titreyen sesi…

Bütün bunlar bize şunu hatırlattı: İnsan ömrünün gerçek sermayesi banka hesapları yada biriktirdiği emlak değildir. Dualardır. Hayırla yâd edilmektir. Arkasından "Allah razı olsun." dedirtebilmektir.

Yaşar Hocam konuşmasının sonunda "En büyük servetim; ahlaklı, dürüst, vatanını ve doğayı seven binlerce öğrencim ve izcimdir." dedi.

Bu cümle aslında bütün eğitim camiasına verilmiş büyük bir derstir.

Başarı; yalnızca derece yapan öğrenci yetiştirmek değildir.

Başarı; adam yetiştirmektir.

Şahsiyet yetiştirmektir.

Vicdan yetiştirmektir.

Bugün toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey de budur.

Bir şehirden ayrılabilirsiniz.

Fakat o şehre gönül damganızı vurduysanız gönüllerden ayrılmanız mümkün değildir.

Yaşar Hocam bugün tayin sebebiyle Adana'dan ayrılıyor olabilir.

Fakat geride bıraktığı öğrenciler, izciler, dostlar ve yetiştirdiği güzel insanlar onun Adana'daki en kıymetli mirası olarak yaşamaya devam edecektir.

İnanıyorum ki yıllar sonra bile nice insan, hayatındaki güzel bir davranışı anlatırken farkında olmadan onun adını anacaktır. Çünkü gerçek eğitimciler ders bitince unutulmazlar. Ömür bitince de unutulmazlar. Nitekim vefa imandandır…

Aziz dostum Yaşar Çıraklı…

Adana zahiren seni kaybediyor belki…

Ama özelde Yahyalı, genelde Türkiye, tecrübesiyle yeni gönüller inşa edecek bir eğitim neferini bağrına basmaya devam edecek, zerre şüphem yoktur.

Rabbim gittiğin yerde de nice gönüllere dokunmayı, nice gençlere istikamet olmayı, nice evlada umut olmayı nasip etsin.

Geride bıraktığın izler, yetiştirdiğin insanlar ve kazandığın dualar bunun en büyük şahididir.

Vefa gösterilen bir ömür, boşa yaşanmamış bir ömürdür.

Allah yolunu açık, hizmetini bereketli, ömrünü hayırlı eylesin. Seni ve bizi Nesli İhyâ Medeniyeti İnşâ Mefkûremize hizmete devam ettirsin ve muvaffak eylesin.

Not: Eğitimciye şiddetin ve itibar suikastlarının revaca çıktığı bu zamanda örnek eğitimci olan Yaşar hocayı emsal göstermeyi vazife kabul ettim. Ve her zaman söylediğim gibi buraya da not edeyim: Bu toplumun kurtuluşu ancak eğitimciler ve diyanet ehlinin (imam vs) milli ve manevi değerleri kuşanmasıyla mümkündür.

Uzm. Adnan Kalkan
Psikoloji Bilimi Uzmanı
Aile Danışmanı