CHP'li yazar Mine Söğüt: Hamidiye bir sudur, iç iç kudur

CHP'nin yandaş gazetesi Cumhuriyet'te yazan Mine Söğüt, Hamidiye Su tartışmalarını ele aldığı yazısında “Hamidiye denince herkes susar” sloganının yerine “Hamidiye bir sudur, iç iç kudur” önerisinde bulundu.

CHP'li yazar Mine Söğüt: Hamidiye bir sudur, iç iç kudur

Hamidiye Su tartışmalarına bodoslama giren Cumhuriyet yazarı Mine Söğüt, tarafım belli olsun diyerek, ''Düne kadar Hamidiye sularının reklam sloganı: “Hamidiye denince herkes susar”dı. Önerim bu sloganın, “Hamidiye bir sudur, iç iç kudur” diye değiştirilmesi ve iktidara bu vesileyle ince bir ayar verilmesi.'' ifadelerini kullandı.

İşte Söğüt'ün yazısı:

Bundan yaklaşık 120 yıl önce Sultan II. Abdülhamit’in emriyle Kemerburgaz civarındaki membaından çıkarttırılıp İstanbul’un dört bir yanındaki çeşmelere taşıtılan ve bu çeşmelerden seneler boyu akan Hamidiye suyu... Düne kadar sadece bir suydu.
Artık siyasi bir sinyal.
Bir zamanlar...
Birileri badem bıyık bırakırdı, birileri pos.
Birileri mehter takımına ritim tutardı, birileri Kızılordu’ya.
Birileri Necip Fazıl okurdu, birileri Nâzım Hikmet.
Birileri Cumhuriyet gazetesi alırdı, birileri Zaman gazetesi.
Birileri Kanal 7 izlerdi, birileri NTV.
Birileri Eti ürünleri yerdi, birileri Ülker.
İnsanlar ve kurumlar şimdi hızla yeniden ikiye ayrılıyorlar.
Hamidiye suyu kullananlar ve kullanmayanlar.

***

İstanbul’da bir zamanlar saraylardan, yoksul mahallelere, okullardan hastanelere tam 148 çeşmeden akan Hamidiye suyu hâlâ var ama bu çeşmelerin çoğu artık yok.
Olanların kimi kör, suları akmıyor.
Suyu akanların pirinç muslukları çalınmasın diye asma kilitlerle korunuyor.
Ayakta kalanların çoğu yüksek binaların ve vahşi ortamların arasında varla yok arası sıkışmış duruyor.
Özensizce yapılmış yarım yamalak restorasyonlar...
Önlerine hunharca park etmiş arabalar...
Artlarına küstahça dikilmiş heyula gibi binalar...
Mermer haznelerinde bazen çöpler...
Bazen ıslak kartonlara ve kirli battaniyelere sarılmış yatan ve sokakta yaşayan yarı ölü insanlar...
Hamidiye suyunun bir zamanlar uzaklardaki kaynaklardan şehre taşıyan bir padişahın hayalinden çıkıp;
Cumhuriyet rejimini alt edip padişahlık dönemine özenerek ülkeyi saraylardan yöneten bir iktidarın hayaline varana kadar başına gelenlerin hepsi...
Aslında bu ülkenin başına gelenleri simgeliyor.
Artık sebillerin çeşmelerinden akmak yerine, damacanalarda ve plastik şişelerde para karşılığı satılan Hamidiye sularının macerasında şekillenen iktidar-muhalefet mücadelesi, ülkenin ve insanın ve hatta suyun politik hikâyesini yeniden yazıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yönetimi ve haliyle bütçesi muhalefetin eline geçince belediyedeki “çeşmelerin” ağzını yıllardır tutan iktidar;
1994 yılında ele geçirdiği “çeşmenin suyu” kesildi diye, başını terk etmek zoruna kaldığı “çeşme”nin suyunu bu kez kendisi keserek iktidarını kaptırdığı muhalefeti zarara uğratmaya çalışıyor...
Ve artık Hamidiye suyu satın almayı kesen resmi kurumlar vasıtasıyla, yeni yönetime vereceği maddi zarardan medet umuyor.
Kimi doğrulanan kimi yalanlanan karmaşık bir haber trafiğinde hangi kurumun artık belediyeden Hamidiye suyu almayacağı, hangisinin hâlâ almakta olduğu tam olarak anlaşılamasa da...
İktidarın aniden siyasi bir silaha dönüştürdüğü bu meseleyle ilgili olarak CHP’li Büyükşehir Belediyesi’ne destek olmak isteyenler birbiri ardına kampanyalar düzenleniyor ve iktidarın ekonomik ambargo çabasını boşa çıkarmaya çalışıyorlar.
Görünüşe bakılırsa, Hamidiye suyu bir süre bu ülkede tadına, rengine bakılmaksızın illa tüketilen ya da asla tüketilmeyen ve bu şekilde siyasi rengi belli eden bir turnusol kâğıdı olacak.

***

Ben de bu vesileyle rengimi belli etmek ve kendimce bu destek kampanyasına katkıda bulunmak istiyorum:
Düne kadar Hamidiye sularının reklam sloganı:
“Hamidiye denince herkes susar”dı.
Önerim bu sloganın, “Hamidiye bir sudur, iç iç kudur” diye değiştirilmesi ve iktidara bu vesileyle ince bir ayar verilmesi.

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2019, 14:39
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5