banner5

banner29

İstanbul Sözleşmesi tartışmalarında sık kullanılan 14 manipülasyon

Aile Akademisi Derneği son günlerin tartışmalı konularından biri olan ve aile için büyük tehditler oluşturan İstanbul sözleşmesinin kaldırılmasına yönelik tartışmalarda sık sık dile getirilen manipülasyonları maddeler halinde sıraladı.

Gündem 12.08.2020, 13:33 12.08.2020, 14:09
İstanbul Sözleşmesi tartışmalarında sık kullanılan 14 manipülasyon

Aileye yönelik kayda değer çalışmalarıyla dikkat çeken Aile Akademisi Derneği, "Eşcinsellik, Cinsiyetsiz toplum, Toplumsal cinsiyet eşitliği" gibi aileye büyük zararlar veren dayatma ve yumuşatmaları içinde barındıran İstanbul Sözleşmesine yöenlik bir basın bildirisi yayınladı.

Derneğin resmi web sitesi üzerinden yayınlanan bildiride İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasına yönelik yapılan tartışmalarda sık sık dile getirilen manipülasyonları doğrularıyla 14 madde halinde sıraladı.

Aile Akademisi Derneği'nin yayınladığı bildiri şu şekilde;

İstanbul Sözleşmesi Türkiye’de sorgulanmaya başlandık- tan sonra, kitlelerin kafasını karıştırmak ve Sözleşme’ye yönelik eleştirilerin önünü kesmek için kimi manipülas- yonlar dolaşıma sokulmuştur. Manipülasyon kelimesi, kısaca gerçekleri saklayarak, gerçeklere bazı eklemeler yaparak ya da gerçekleri olduğundan farklı yorumlaya- rak insanları yanlış yönlendirmek anlamına gelmektedir. Manipülasyonun kaynağı bazen bilinemez. Konu hak- kında yeteri kadar bilgisi olmayan kişiler, manipülasyon yapmak amacı gütmeseler de bu manipülasyonları gerçek zannederek yayılmasına katkıda bulunurlar. Manipülas- yonları etkisiz hale getirmenin iki yolu vardır: Birincisi manipülasyon içeren bilginin farkına varmak, ikincisi ise doğru bilginin farkında olmak. Aile Akademisi Derneği olarak bu çalışmada İstanbul Sözleşmesi hakkında tes- pit ettiğimiz en yaygın kullanılan bazı manipülasyonla- rı inceliyoruz. Amacımız, kirli bilgilere karşı farkındalık oluşturmak ve İstanbul Sözleşmesi hakkında halkımızın sağlıklı karar vermesine katkıda bulunmaktır.

Çalışmanın faydalı olmasını temenni ediyoruz.

1- "İstanbul Sözleşmesi yerli ve milli bir projedir!"

Doğru değil. İstanbul Sözleşmesi’nin asıl ismi “Ka- dınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenme- si ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”dir. Sözleşme, Avrupa Konseyi CAHVIO Komitesi (Ad Hoc Committee on Preventingand Combating Violenceagainst Women and Domestic Violence) tarafından hazırlanmıştır. 47 ülkeden 70’e yakın üye sözleşmenin hazırlanmasında görev almış- tır. 2008 yılında başlayan çalışmalarda dokuz oturum yapılmış ve çalışmalar 2011 yılında bitmiştir. Türkiye komitede bir üye ile (Feride Acar) temsil edilmiştir. Türkiye 7. oturuma katılmamıştır. Sözleşme, Fran- sa’nın Strasbourg şehrinde hazırlanmıştır.

2- "İstanbul Sözleşmesi AK Parti iktidarını yıpratmak için kasıtlı olarak gündeme getirildi"

Doğru değil. İstanbul Sözleşmesi’nin gündeme gelmesi- nin sebebi, aile kurumunun korunmak istenmesi başta olmak üzere, toplumsal cinsiyet yasalarının toplumda yol açtığı mağduriyetlerdir. Ayrıca İstanbul Sözleşmesi ve dayandığı toplumsal cinsiyet ideolojisi, cinsiyet dahil tüm kavramların yapısöküme uğratılabileceğini iddia eden postyapısalcı düşüncenin çıktısıdır. Bu düşünce biçiminin hukuki metin üzerinden onaylanması eleş- tirilmektedir. Kaldı ki, İstanbul Sözleşmesi’ne dünya- nın pek çok ülkesinden tepki gelmektedir. Bulgaristan, Hırvatistan, Macaristan, Polonya gibi Avrupa ülkeleri bunlardan bazılarıdır. Bu manipülasyonu gündeme ge- tirenlerin, “Diğer ülkelerdeki tepkiler de mi AK Parti’yi yıpratmak için gündeme getirildi?” sorusuna cevap ver- mesi gerekmektedir.

3- "İstanbul Sözleşmesi kaldırılırsa şiddet önlenemez artar!"

Doğru değil. Aslında mevcut durum bu manipülasyonun tersi olduğu- nu kanıtlamaktadır. Birincisi İstanbul Sözleşmesi imzalandığı günden bu yana şiddet artmaya devam etmektedir. Sadece Türkiye’de değil, sözleşmenin yürürlükte olduğu diğer ülkelerde de şiddet artmaktadır. Dahası İsveç, Finlandiya, Danimarka gibi toplumsal cinsiyet eşitliği- nin en iyi uygulandığı ülkeler, şiddetin en yüksek olduğu ülkelerdir. Temel Haklar İçin Avrupa Birliği Ajansı’nın (European Union Agency for Fundamental Rights/FRA) 2014’teki araştırmasına göre Avrupa’da kadına yönelik şiddetin en fazla olduğu ülkeler sırasıyla: Danimarka (%52), Finlandiya (%47), İsveç’tir (%46). Uluslararası Af Örgütü’nün 2019 yayınladığı rapor da bunu belgelemektedir. Rapor basında “Cin- siyet Eşitliğinde Zirvedeki İskandinav Ülkelerinde Tecavüz Oranları Korkutucu Seviyede” başlığıyla yer almıştır. Rapora göre, sadece Fin- landiya’da her yıl yaklaşık 50 bin (elli bin) kadın tecavüze uğramak- tadır. Danimarka’da sadece 2017’de tecavüze uğrayan ya da tecavüz girişiminde bulunulmuş kadın sayısı 24 bindir. Bir diğer nokta, bu manipülasyon, İstanbul Sözleşmesi olmadan Türkiye’nin şiddeti önle- yecek yasalar yapamayacağını ifade etmektedir. Bu manipülasyon Tür- kiye’yi aciz göstermektedir.

4- "İstanbul Sözleşmesi uygulanmıyor!"

Çok sık işlenen manipülasyonlardan biridir. 6284 Sa- yılı “Aileyi Koruma ve Kadına Yönelik Şiddeti Önle- me Kanunu” 2012’de çıkmıştır. 6284’ün 1. maddesi doğrudan İstanbul Sözleşmesi’nin esas alındığını be- lirtmektedir. Bu kanun 8 yıldan beri yürürlüktedir. Bunun dışında Türkiye’de, toplumsal cinsiyet ideo- lojisinin esas alındığı 3 tane Kadına Yönelik Şiddet Ulusal Eylem Planı (2007-2010, 2012-2015, 2016-

2020) hazırlanmış ve uygulanmıştır. Ayrıca 2008- 2013, 2014-2018 yılarını kapsayan iki tane Toplumsal Cinsiyet Ulusal Eylem Planı hazırlanmış ve uygulan- mıştır. 2018-2023 yıllarını kapsayan 3. plan ise hali hazırda uygulanmaya devam etmektedir.

5- "İstanbul Sözleşmesi'nin amacı şiddeti önlemektir!"

En sık kullanılan manipülasyonlardan biridir. Şu- nun çok iyi anlaşılması gerekir: Şiddet, İstanbul Sözleşmesi’ni hazırlamanın gerekçesidir, amacı değil. Sözleşme’nin amacı halkımızın toplumsal cinsiyet ideolojisine uygun bir şekilde dönüştü- rülmesidir. Sözleşme’yi dikkatli bir şekilde okuyan herkes bunu fark edecektir. Dünya Sağlık Örgü- tü tarafından şiddetin 25 risk faktörü sayılmasına rağmen İstanbul Sözleşmesi toplumsal cinsiyet ay- rımcılığının dışında diğer risk faktörlerinden hiç birini içermemektedir. Sözleşme’de şiddetin tek risk faktörü olarak toplumsal cinsiyet ayrımcılığı gösterilmekte, çözüm olarak da toplumsal cinsiyet ideolojisi sunulmaktadır. Diğer bileşenler hesaba katılmadan da şiddet önlenememektedir.

6- "İstanbul Sözleşmesi'nde kültürümüze/değerlerimize uygun olmayan maddeleri değiştirebiliriz iptal etmemize gerek yok!"

Doğru değil. İstanbul Sözleşmesi 81 maddeden oluşmak- tadır. 78. maddesi Sözleşme’de hangi maddelere çekince konulabileceğini açıklamaktadır. Buna göre sadece 7 mad- denin (Madde 30, 33, 34, 44, 55, 58, 59) bazı bentlerine çe- kince konulabilmektedir. Çekince konulabilecek maddeler arasında Sözleşme’de asıl tartışma konusu olan maddeler yoktur.

Çekince koyulabilecek maddeler daha çok göçmenlerle il- gili maddelerdir. Sözleşmeyi hazırlayan zihniyet kendi açı- sından problem oluşturabilecek maddelere çekince koyma hakkı verirken, farklı kültürlerin duyarlılıklarını hesaba katmamıştır.

7- "İstanbul Sözleşmesi kanun değildir sözleşme kalsa da mecliste kendi değerlerimize uygun kanun çıkarabiliriz!"

Doğru değil. Anayasa’nın 90. maddesine göre iç hu- kukun uluslararası sözleşmelere aykırı olması müm- kün değildir. İç hukuk ve sözleşme maddeleri çatış- tığında, sözleşme maddeleri esas alınmaktadır. Bu da İstanbul Sözleşmesi gibi insanımızı tanımlayan uluslararası sözleşmeler durdukça kendi değerleri- mize dayalı bir iç hukuk yapılmasının mümkün ol- madığını göstermektedir.

8- "Daha iyisi yapılana kadar İstanbul Sözleşmesi kalmalı!"

Sık kullanılan bir manipülasyon da budur. Bu mani- pülasyonu gündeme getirenlerin her şeyden önce şu soruya cevap vermeleri gerekir: “Daha iyisini getirmek için bugüne kadar ne yaptınız, bugün ne yapıyorsu- nuz, gelecekte ne yapmayı planlıyorsunuz?” Bu mani- pülasyonun sahipleri hem eleştirilerin önünü kesmeye çalışmakta, hem de daha iyi çözüm önerilerine ihtiyaç olduğunu ortaya koyan eleştirileri değersizleştirmeye çalışmaktadır.

9- "Sorun sözleşmede değildir, sorun daha derinlerde yatmaktadır!"

İstanbul Sözleşmesi ile ilgili gündeme getirilen bu manipülasyon, sorunları belirsiz bir tarihsel geçmi- şe atmaktadır. Sözleşme’nin insan doğasıyla çatışan maddelerinin “kural koyucu” içeriği gözlerden uzak tutulmaya çalışılmakta, dikkatler saptırılmaktadır. İstanbul Sözleşmesi oldukça tartışmalı olan postya- pısalcı söylemi hukuk haline getirmekte, buna yasal güvence vermektedir. Her toplumda, her kültürde olduğu gibi bizim toplumumuzda da sorunlar var- dır. Ancak bu sorunlar, İstanbul Sözleşmesi’nin so- runlarını örtmek için kullanılmamalıdır.

10- "Karşı çıkanlar marjinal gruplar!"

Doğru değil. İstanbul Sözleşmesi’ne halkın her kesiminden kadın ve erkekler karşı çıkmakta- dır. Ülkemizde Sözleşme’ye itiraz eden pek çok platform, dernek ve vakıf vardır. Dünyada da pek uzman İstanbul Sözleşmesi’nin temel kav- ramı olan toplumsal cinsiyeti bilim dışı olmakla eleştirmektedir. Toplumsal cinsiyet ideolojisinin temel argümanlarının doğru olmadığını ortaya koyan pek çok bilimsel çalışma mevcuttur.

Metropoll Şirketi’nin yaptığı ankette de görü- lebileceği gibi, yanlı ve yönlendirmeli sorularla gerçekler çarpıtılmaktadır.

11- "İstanbul Sözleşmesi bütün ülkelerin ortak kabulüdür!"

Doğru değil. Avrupa Konseyi ülkelerinden Rus- ya ve Azerbaycan Sözleşme’yi hiç imzalamamıştır. Sözleşme’yi imzalamış olmasına rağmen 11 ülke ise onaylamamıştır. Bu ülkeler; Bulgaristan, Çek- ya, Macaristan, Ermenistan, Letonya, Litvanya, Lihtenştayn, Moldova, Slovakya, Ukrayna ve Bir- leşik Krallık’tır. Sözleşme’yi onaylayan Polonya ise geçtiğimiz günlerde Sözleşme’den çekilme kararı almıştır.

12- "İstanbul Sözleşmesi'nde LGBT olduğunu iddia edenler LGBT'nin reklemını yaparak yayılmasına neden oldular!"

İstanbul Sözleşmesi’ndeki gerçeklerin konuşulmasını engellemeyi amaçlayan bir diğer manipülasyon budur. İlk yasal LGBT dernek 2005 yılında kurulan KAOS GL derneğidir. Ülkemizdeki ilk LGBT yürüyüş 2003’te ya- pılmış ve 30 civarında kişi katılmıştır. Basında çıkan haberlere göre 2014’teki gösteriye ise 50 bin kişi ka- tılmıştır. Bu artışta LGBT aktivizmine tanınan legal güvencenin önemli bir payı olduğu açıktır. Diğer ta- raftan 2014’te maalesef Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi neredeyse hiç bilinmiyordu. Cinsel yönelim kavramı uluslararası bir sözleşmeye sokularak hukuk hiyerarşi- sinin en yukarısına yerleştirilmiştir. Gerçekleri konuş- mayarak onların yok olacağını varsaymak insanı belki kısa bir süreliğine rahatlatabilir ama o gerçekleri yok etmez.

13- "İstanbul Sözleşmesi eşcinsellikle ilgili maddeler içeriyor ama bu madde eşcinsellere yönelik şiddeti önlemeye dönüktür, eşcinselliği meşrulaştırmaz!"

İlk zamanlar İstanbul Sözleşmesi’nde LGBT’nin geçmediğini sa- vunan çevreler, “cinsel yönelim” ve “toplumsal cinsiyet kimliği” kavramlarının LGBT’yi içerdiği anlaşılınca bu sefer bu manipü- lasyona başvurmuştur. Bu, gerçekleri örten ve maalesef etkili olan bir manipülasyondur. Burada özellikle üç noktaya dikkat edilme- lidir: Birincisi, İstanbul Sözleşmesi’ndeki şiddetin tanımıdır. Söz- leşme’de “Kadınlara Yönelik Şiddet”, “Aile İçi Şiddet” (İngilizce aslı: Ev İçi Şiddet) ve “Kadınlara Yönelik Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet” tanımlarına yer verilmiştir. Bu başlıklardan anlaşılacağı gibi aslında şiddet tanımlarında “eşcinseller” doğrudan yer alma- maktadır. İkincisi, Sözleşme’deki şiddet tanımı sadece fiziksel şid- deti içermemekte, ekonomik, cinsel ve psikolojik şiddeti de kap- samaktadır. Üçüncüsü, “Cinsel Yönelim” ve “Toplumsal Cinsiyet Kimliği” kavramlarının geçtiği 4. madde, “Temel Haklar, Eşitlik ve Ayrım Gözetmeme” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu önemli ayrıntı pek çok kişinin gözünden kaçmaktadır.

Avrupa Konseyi “Cinsel Yönelim veya Toplumsal Cinsiyet Kim- liğine Dayalı Ayrımcılıkla Mücadeleye İlişkin Tedbirlerle İlgili CM/Rec(2010)5 sayılı Tavsiye Kararı”nda eşcinsel ve transseksüel kimliklerin haklarını ele almıştır. Bu tavsiye kararına göre, örgüt- lenme özgürlüğü, fon kaynaklarına ulaşımda ayrımcılık yapılma- ması, barışçıl toplanma özgürlüğünün etkili biçimde kullanılması için uygun tedbirlerinin alınması, kamu ahlakı/kamu düzeni gibi gerekçelerin suistimalinin engellenmesi, okul müfredatına ve eği- tim malzemelerine cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliğiyle ilgili bilgilerin dâhil edilerek, öğrencilerin kendi cinsel yönelimle- ri ve toplumsal cinsiyet kimliklerine uygun biçimde yaşamaları- nın mümkün kılınması gibi haklar yer almaktadır. Diyanet İşleri Başkanı’nın eşcinsel kimliklere ilişkin verdiği hutbenin, 4. Mad- de’ye dayanılarak barolar tarafından suçlamaya konu edilmesi ko- nunun sadece fiziksel şiddet olmadığını desteklemektedir. Ayrıca Avrupa Konseyi’nin SOGI (Sexual Orientation and Gender İden- tity) ismiyle yayınladığı resmi sitesinde LGBT kimliklerin hangi haklara sahip bulunduğu açıklanmaktadır.

14- "9 yıl aradan sonra neden şimdi gündeme getirildi?"

Doğru değil. Sözleşme belki bazı kesimlerin gündemine yeni girmiş olabilir. Aile Akademisi Derneği olarak Sözleşme’nin imzalandığı tarihlerden itibaren konuyla ilgilendik; araştırma, rapor, makaleler yayınladık. İstanbul Sözleşmesi ile ilgili ilk raporumuzu 2013’te “Ailenin Sonu mu: Aile Politikaları ve İs- tanbul Sözleşmesi” başlığıyla yayınladık. Aynı yıl İzlanda, Fin- landiya, Norveç ve İsveç’i Türkiye ile karşılaştırdığımız “Top- lumsal Cinsiyete Dayalı Politika Uygulayan Ülkelerde Kadın ve Aile” çalışmamızı yayınladık. 2014’te “Türkiye’de ve Dünyada Kadına Şiddet” çalışmamızı yayınladık. Bu çalışmaları ilgili- lere/yetkililere ulaştırdık. Bunun dışında seminerler yaparak, ziyaretlerde bulunarak sivil toplum kuruluşlarını ve ilgilileri uyarmaya çalıştık. Yaptığımız basın açıklamalarıyla siyasileri ve halkımızı uyarmaya gayret ettik. Bu çalışma ve basın açıkla- malarına metnin sonundaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Yorumlar (0)
21
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
Günün Anketi Tümü
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki politakasını başarılı buluyor musunuz?
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki politakasını başarılı buluyor musunuz?
Namaz Vakti 27 Eylül 2020
İmsak 05:25
Güneş 06:50
Öğle 13:00
İkindi 16:21
Akşam 19:01
Yatsı 20:20
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Karagümrük 3 7
2. Hatayspor 3 7
3. Galatasaray 2 6
4. Alanyaspor 2 6
5. Erzurumspor 3 6
6. Göztepe 3 5
7. Trabzonspor 3 4
8. Beşiktaş 2 4
9. Antalyaspor 2 4
10. Fenerbahçe 2 4
11. Kasımpaşa 3 3
12. Sivasspor 2 3
13. Kayserispor 3 3
14. Gaziantep FK 3 2
15. Konyaspor 1 1
16. Gençlerbirliği 2 1
17. Denizlispor 2 1
18. Malatyaspor 3 1
19. Ankaragücü 1 0
20. Çaykur Rizespor 2 0
21. Başakşehir 3 0
Takımlar O P
1. Ankara Keçiörengücü 3 7
2. İstanbulspor 3 6
3. Adanaspor 3 5
4. Samsunspor 2 4
5. Akhisar Bld.Spor 3 4
6. Adana Demirspor 2 4
7. Giresunspor 3 4
8. Tuzlaspor 2 4
9. Balıkesirspor 3 3
10. Bursaspor 3 3
11. Altınordu 2 3
12. Bandırmaspor 2 3
13. Ankaraspor 2 3
14. Ümraniye 3 3
15. Altay 2 1
16. Boluspor 2 1
17. Eskişehirspor 2 1
18. Menemen Belediyespor 2 1
Takımlar O P
1. Everton 3 9
2. Leicester City 2 6
3. Arsenal 2 6
4. Liverpool 2 6
5. Crystal Palace 3 6
6. Chelsea 3 4
7. Tottenham 2 3
8. Man City 1 3
9. Aston Villa 1 3
10. Leeds United 2 3
11. Brighton 3 3
12. Wolverhampton 2 3
13. M. United 2 3
14. Newcastle 2 3
15. Southampton 3 3
16. West Bromwich 3 1
17. Burnley 2 0
18. West Ham 2 0
19. Sheffield United 2 0
20. Fulham 2 0
Takımlar O P
1. Granada 2 6
2. Real Betis 3 6
3. Real Sociedad 3 5
4. Valencia 3 4
5. Real Madrid 2 4
6. Villarreal 2 4
7. Celta de Vigo 2 4
8. Getafe 2 4
9. Osasuna 2 3
10. Cádiz 2 3
11. Huesca 3 2
12. Eibar 2 1
13. Deportivo Alaves 3 1
14. Real Valladolid 2 1
15. Atletico Madrid 0 0
16. Barcelona 0 0
17. Sevilla 0 0
18. Levante 1 0
19. Athletic Bilbao 1 0
20. Elche 1 0