banner29

LGBT'lilerden sonda Ankara Barosu da Diyanet İşleri Başkanı'na saldırdı!

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, hutbesinde "İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor." ifadelerini kullanmıştı. Bunun üzerine Ankara Barosu da sapkınların avukatlığına soyundu, Diyanet İşleri Başkanı'nı hedef aldı.

Gündem 26.04.2020, 16:21 26.04.2020, 18:51
LGBT'lilerden sonda Ankara Barosu da Diyanet İşleri Başkanı'na saldırdı!

Ankara Hacı Bayram Camii’nde, temsili Cuma namazını kıldıran Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, hutbesinde tüm insanlığa, “Ey insanlar! Canımıza, aklımıza, inancımıza, malımıza ve neslimize zarar veren şeylerden uzak duralım” çağrısı yaptı.

"İslam Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor"

Erbaş, İslam'ın eşcinselliği lanetlediğine bildirerek, "Ey insanlar! İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti. Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir, bunun hikmeti. Yılda yüzbinlerce insan gayri meşru ve nikahsız hayatın islamî literatürdeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu Hiv virüsüne maruz kalıyor. Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim." dedi.

Ankara Barosu, sapkınların avukatlığına soyundu

Bunun üzerine Ankara Barosu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın nefret suçu işlediğini iddia ederek “Şaşkınlığımız; sesi çağlar öncesinden gelen bu şahsın, bir devlet kurumunun başında oturup söylemini kutsal sayılan değerler üzerine inşa ederek halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesindeki kan kokan cüreti sebebiyledir." şeklinde skandal ifadeler kullandı.

Sapkınların avukatlığına soyunan Ankara Barosu, "Aldığımız ibretse, anılan şahsın içinde bulunduğu takvim yılında yaşamasına rağmen bundan sekiz-dokuz nesil önceki büyükleriyle aynı zihinsel ve dogmatik sınırlara sahip olmak için insan onuruna karşı gösterdiği büyük direnişten kaynaklanmaktadır." iddiasında bulundu.

Diyanet İşleri Başkanı'na çirkin itham

Diyanet'in kadın düşmanlığının zeminini hazırladığını ileri süren Ankara Barosu, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş için, "Halkı ellerinde meşalelerle meydanlarda 'cadı' diye kadın yakmaya davet etmesi kimseyi şaşırtmamalıdır." şeklinde skandal bir iddiada daha bulundu.

Yorumlar (1)
Ertuğrul Tulpar 11 ay önce
'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'
Başarılı programcı Bülent Deniz’e konuşan eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın, ‘’Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli.’’ ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.


'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'


Televizyon programlarının ardından youtube üzerinden de yayın hayatına devam eden başarılı programcı Bülent Deniz, eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın’la Türkiye gündemini meşgul eden 'eşcinsellik' konusunu ele aldı.

EŞCİNSELLİK BİR LOBİ FAALİYETİDİR

Deniz’in eşcinsellikle ilgili sorularını cevaplayan Kaçın, ‘’Eşcinsellik kaçınılmaz olarak artık Türkiye’nin yüzleşmesi gereken bir konu. 2000’ler öncesi de bu konu vardı ve üstü örtülüyordu. 2000’lerden sonra artık bir şekilde dernekleştiler, örgütleştiler. Bu artık bir lobi faaliyetidir. Türk toplumu artık bu gerçeği halı altına süpüremez. Bu gerçekle yüzleşecek, toplum yetmez, devletin bütün kurumları bu konuda kendini sorgulamalı’’ ifadelerini kullandı.

KİMSE EŞCİNSEL OLARAK DOĞAMAZ

Eşcinselliğin doğuştan var olamayacağını belirten Kaçın, ‘’Çocuğun psikolojisi anne rahminde gelişmeye başlar. Anne ve babanın erkek çocuğuna ve kız çocuğuna yaklaşımı çok önemli ve bu konuda bilinçli olunmalı. Anne ve baba ilişkisi sağlıklı değilse sorun tam olarak burada başlar. İnsanın cinsel kimliğini oluşturması gerekiyor. Cinsel kimliğin oluşum sürecinde sosyolojik süreçler sizi şekillendiriyor. Sonra psikolojik süreçler, sonra siz ortaya biyolojik cinsiyetinizi koyuyorsunuz. Genetik anlamda kimse eşcinsel olarak doğamaz.’’ İfadelerini kullandı.



ÇOCUKLARINIZIN PSİKOLOJİSİNE DİKKAT

Çocuğun psikolojik gelişiminde ailenin önemine değinen Kaçın, ''Doğduğu andan itibaren çocuk anneye yapışık bir hayat yaşıyor. Burada baba süreç içinde varlığını çocuğa hissettirmeli. İşte burada pasif bir baba çocuğun anneyi kutsamasına neden oluyor. Çocuk babayla özdeşim kuramıyor. Bir çocuğun psikolojisi bozulduğunda sapma alanları vardır. Hiçbir çocuk ‘benim psikolojim bozuk’ demez. Ama tırnak yeme varsa psikolojik sorun vardır. Altına işemek de psikolojik bir sorundur. Daha derin bir travma varsa çocuk saçını yolmaya başlar. En büyük sinyal çocuğun dışkı kaçırmasıdır. Hiçbir çocuk anne ve babasını suçlayamaz. Çocuk psikolojisinde suçlu olan çocuğun kendisidir.'' ifadelerini kullandı.
Günün Anketi Tümü
Haftalardır kısıtlamalar nedeniyle evlerimizdeyiz. Sizce kısıtlamalar sona ermeli mi? Yoksa devam etmeli mi?
Haftalardır kısıtlamalar nedeniyle evlerimizdeyiz. Sizce kısıtlamalar sona ermeli mi? Yoksa devam etmeli mi?