Yusuf Kaplan yazdı! 'Batının hedefi Türkiye ve İran'ı...'

Yeni Şafak köşe yazarı Yusuf Kaplan, Dünya gündeminde en üst sırada yer alan ABD - İran gerilimini köşesine taşıdı. Türkiye kamuoyunda fikri ve düşünceleriyle dikkat çeken ve tartışmalara kapı aralayan isimlerden birisi olan Kaplan, yine çok çarpıcı bir yazı kaleme alarak Batının bu kargaşadan beklenti ve hedeflerini tek tek sıradı. Asıl hedefin Türkiye olduğunu hatırlatan Kaplan, bin sene önce tertip edilen oyunun yeniden sahaya sürüldüğünü, buna karşı çok temkinli davranılması gerekildiğini vurguladı.

Yusuf Kaplan yazdı! 'Batının hedefi Türkiye ve İran'ı...'

İşte o yazı...

İran, mazlum duruma düşürülerek önü açılıyor... Bin yıl önceki oyun tekrarlanıyor!

Yazının sonunda kuracağım cümleyi başında kurayım: Türkiye’nin tam da Doğu Akdeniz’deki kuşatmayı yarayacak büyük stratejik adımlar attığı sırada, Bağdat’ta ülkelerinde mitolojik kahraman olarak görülen İranlı generallerin öldürülmesi hiç de tesadüfî değil.

Batılıların hedefi, İran’la Türkiye’nin kapıştırılmasıdır!

Türkiye, bu oyuna gelmedi.

İran, fırsat kolluyor.

Bütün yapılanlar İran’ın önünü açmaya dönük uzun soluklu operasyonlardır!

Bin yıl önceki oyunun zeminini hazırlamaya çalışıyorlar!

Bin yıl önce ne olmuştu peki?

Bin yıl öncesine gitmeden önce, bugünlere nasıl geldiğimize yakından bakmakta yarar var.

Humeyni, Paris’ten uçağa bindi, Tahran’a indi. İran’da bölgedeki dengeleri değiştiren bir devrim gerçekleştirdi.

İran Devrimi, Batılıların bütün o “İran, haydut devlettir” şeklindeki retorik / içi boş söylemlerine rağmen, yok edilmedi; aksine kökleşti, kökleştirildi.

İran’ın önü açılırken, Sünnî dünya, paramparça edildi, cehenneme çevrildi.

Humeyni’nin devrim yapmasına göz yumanlar, Mısır’da İhvan’ın Mursî hükümetine darbe yapmaktan çekinmedi.

Yetmedi, Mursî, hapiste, yargılanırken, mahkeme heyetinin önünde, canlı canlı ölüme terkedildi!

Düşünsenize: Adaletin, dolayısıyla vicdanın temsilcisi bir kurumun mensupları, gözlerinin önünde, mahkemenin ortasında Mursî’nin herkesin önünde can vermesine ses çıkarmadı, aksine, Mursî’nin ölümünü seyretti!

İnsanın nutku kesiliyor gerçekten!

Bu cinayeti, İhvan / Mursî yönetimi işleseydi, dünyayı başına yıkarlar, İslâm’a etmedikleri hakareti bırakmazlardı!

ŞİÎ-SÜNNÎ ÇATIŞMASI VE İRAN’IN ÖNÜNÜN AÇILMASI

Bu satırları yazarken, en küçük mezhebî bir saplantıyla yazmadığımı söylememin bir anlamı olur mu bilemem. Ama önyargıyla, saplantıyla okuyacak kişiler olduğunu biliyorum.

Önce şunu bilelim: İki asırdır, özellikle de Osmanlı’nın durdurulmasından bu yana, İslâm dünyası özne değil, kendi başına hareket edecek bağımsız aktörlerden de, istiklâlden de yoksun.

İkinci olarak, Batılılar, tarih boyunca, özellikle de modernite sürecinde, İranlılara hep Arî ırk olarak baktılar, İranlılarla Avrupalıların Arî ırka mensup olduğuna inandılar.

O yüzden Batılılar, İran’ı her zaman arkaladılar; İran’ın önünü her zaman açtılar.

İslâm dünyasını tam ortadan ikiye yararak bir daha ayağa kalkmasını imkânsızlaştıracak büyük bir darbe vurmak için İran’ın önünün açılması gerekiyor!

O yüzden İran’da devrim yapılmasına göz yumuldu ama Sünnîliğin en güçlü iki kalesinden Mısır’da İhvan yönetimine darbe yapılarak ölümcül bir darbe vuruldu, Türkiye’de ise 15 Temmuz darbe ve işgal saldırısı yapıldı.

Bunun için de Şiî-Sünnî çatışması çıkarılması gerekiyor.

“Halep kasabı” olarak adlandırılan Kasım Süleymanî ile Irak’ta, Suriye’de ürpertici cinayetlere imza atan Haşdi Şabi başkan yardımcısı el-Mühendis, Bağdat’ta Amerikalılar tarafından öldürüldüler.

Her şeyden önce, Amerikalıların bağımsız bir ülkede, Irak’ta böyle haydutça cinayetler işlemelerini şiddetle kınadığımı hatırlatmak istiyorum.

İran varlığını İsrail’e, İsrail de varlığını İran’a borçlu. İkisi birbirini besledi.

O yüzden DEAŞ sadece İsrail’e ve İran’a saldırmadı!

Çok büyük bir oyun sahneleniyor İslâm coğrafyasında.

ASIL HEDEF TÜRKİYE!

Şiî-Sünnî çatışması için her tür stratejik adım atıldı son iki asırda.

İki asır, üç asır sonrasını hazırlıyorlar!

İslâm dünyasını toplayacak güç haline getirmek istiyorlar!

Türkiye’nin önünü tıkamak bu.

Bin yıl tarihi biz yaptık çünkü esas itibariyle...

Tarihi, tarihî dengeleri altüst etmek istiyorlar!

Böylelikle hem İslâm dünyası aslâ toparlanamayacak; çünkü Şiî azınlık İslâm dünyasına hâkim kılınacak: Zaten Arap dünyasına hâkim şu anda! Bu başarıldı.

Hem de İslam dünyası istikrarlı istikrarsızlığa mahkûm edilecek: Birbiriyle boğuşturulacak, sonsuza kadar.

Bunları göremiyor insanlar.

Günübirlik bakıyorlar!

Elbette ABD saldırısı kabul edilemez.

Ama çok büyük bir tezgâh bu, İran’ı mazlum duruma düşürerek İran’ın önünü açmak için oynanan büyük bir oyun!

O yüzden Türkiye, İran’ı karşısına almamalı.

Batılıların asıl büyük hedefleri, İran’la Türkiye’yi kapıştırmak!

Tam biz Doğu Akdeniz’de büyük bir stratejik atak yapmışken, Batılıların oyunlarını başlarına yıkmak üzereyken, İran’ı mazlum duruma düşürerek İran’ın önünün açılması ve Türkiye’nin oyunun içine çekilmeye çalışılması!

Türkiye, bu büyük tezgâha düşmedi şimdiye kadar, İran’la güçlü ilişkiler kurarak İran’la kapıştırılma oyunlarını püskürttü!

Çıldırıyor emperyalistler!

Şundan adım gibi eminim: İran’la Türkiye kapışırsa, İran’ı destekler Batılılar!

Böylelikle bin yıl önceki tarih tekerrür eder: Dün, biz Sünnîler olarak Haçlılarla boğuşurken, İranlılar / Şia bizimle boğuştu.

Tarihte yaşanmış bir örnek bu.

Bunu aynen tekrarlamaya çalışıyor Batılılar.

Suriye’de görüyoruz: DEAŞ’ın vurmadığı iki ülke var: İran ve İsrail!

Oynanan oyunun büyüklüğünü görmek için sadece bu kâfidir.

Kaynak: Yeni Şafak

Güncelleme Tarihi: 05 Ocak 2020, 21:14
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5