İran’ın Hürmüz Boğazı’nı gemi geçişlerine kapatmasının ardından Orta Doğu’daki petrol üreticisi ülkeler, alternatif güzergâh arayışına girdi. Basra Körfezi’ni Umman Körfezi ve Arap Denizi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, küresel enerji piyasaları açısından en kritik sonuç olarak öne çıktı. Bu gelişmeyle birlikte günlük yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürününün uluslararası piyasalara ulaşamadığı değerlendiriliyor. Bu durum, bölgedeki ihracatçı ülkeleri hızla alternatif ihracat rota arayışına yöneltti. Irak, İran, Kuveyt, Katar ve Bahreyn ihracatlarının neredeyse tamamını Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirirken yalnızca Suudi Arabistan ve BAE’nin alternatif güzergâha sahip olduğu biliniyor.
Suudi Arabistan’ın doğusundaki Abkayk tesislerini Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı’na bağlayan Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı’nın (Petroline) kapasitesi günlük 5 milyon varil seviyesinde bulunuyor. Kapasitenin ise yalnızca 700 bin varili kullanılabiliyor. Umman Körfezi kıyısındaki Gore-Cask Boru Hattı ise fiilen işletmeye geçmediği için ihracat seçeneği dışında.
Bunlar dikkate alındığında, Hürmüz Boğazı’na alternatif sunan hatların toplam kapasitesinin günlük 3,5-5,5 milyon varil seviyesinde kaldığı hesaplanıyor.
RUSYA VE MISIR DEVREDE
Körfez ülkelerinin alternatif arayışında Mısır da devreye girdi. Mısır Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Kerim Bedevi, günlük 2,5 milyon varil kapasiteye sahip Süveyş-Akdeniz Boru Hattı (SUMED) aracılığıyla Suudi Arabistan ham petrolünün Kızıldeniz’den Akdeniz’e taşınmasına yardım etmeye hazır olduklarını belirtti. Öte yandan Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, talep edilmesi hâlinde Çin ve Hindistan’a petrol sevkiyatını artırmaya hazır olduklarını bildirdi. Bu iki ülke dünya ticaretindeki rolü sebebiyle kesintiden en fazla etkilenecek ülkeler olarak görülüyor.
Petrolde iki alternatif olsa da LNG’de çıkış yolu olmadığı belirtiliyor.
ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI
Türkiye Büyük Millet Meclisi, ABD ve İsrail’in saldırılarından sonra İran tarafından kapatılan Hürmüz Boğazı’nın küresel ekonomi açısından önemini araştırdı. Buna göre boğaz, küresel enerji ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği en stratejik geçişlerden biri. Çalışmaya göre, Hürmüz Boğazı’nın yönetimine ilişkin uluslararası bir anlaşma bulunmuyor, genel kabul gören yaklaşım, boğazın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) hükümlerine göre değerlendirilmesi şeklinde. Bu nedenle İran’ın Boğaz geçişini kapatmasının uluslararası hukuka aykırı olduğu da vurgulanıyor.
İşte Hürmüz’ün önemiyle ilgili bilgiler:
- Suudi Arabistan, Iran, Irak, Birleşik Arap Emîrlikleri (BAE) ve Kuveyt gibi en büyük petrol ve doğalgaz üreticisi ülkelerin hidrokarbon ihracatının ana arteri durumundaki boğaz, bütün dünyaya ulaşımın kilit noktalarından biri.
- 2024 yılında günlük ortalama 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü akışı gerçekleşti. Bu da küresel petrol tüketiminin yüzde 20’sini oluşturdu. LNG ticaretinin beşte biri, LPG’nin üçte biri Hürmüz Boğazı’ndan gerçekleşiyor.
- Sadece petrol ve petrol ürünleri değil, gıda, sanayi ve sağlık ürünleri ticaretinde de kilit nokta konumunda.
- Türkiye, ham petrol ihtiyacının yüzde 20’s-ini Hürmüz Boğazı üzerinden sağladığı için alternatifleri çoğaltması mümkün. Bu sebeple kısa vadede kriz beklenmiyor.
- Hürmüz Boğazı’ndan ihraç edilen petrolün önemli kısmı Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya Pasifik ülkeleri tarafından ithal ediliyor. Bu ülkelerin küresel tedarik zincirindeki stratejik konumu düşünüldüğünde, kapanmanın önemi daha bariz görülüyor. Çin ve Güney Kore’nin elektronik ve bilişim sektörlerinde, Japonya’nın otomotiv ve hassas mühendislik, Hindistan’ın da ilaç ve yazılım sektöründeki rolü düşünüldüğünde enerji arzındaki bir kırılmanın ne denli şoka uğratacağının düşünülmesi gerektiği de dile getirildi.





