Tam bir düzine, parti programında açıkça “Atatürkçülük vurgusu” yapılan parti var. 13. Kemalist parti ise Bağımsız Türkiye Partisi. Haydar Baş’ın kurucusu olduğu “Bağımsız Türkiye Partisi” İslamcı Kemalistlerin partisi! Haydar Baş, aslında Millî Görüş geleneğinden gelen biri. BTP’nin ideolojisi Wikipedia ve diğer kaynaklarda “Kemalizm ve Türk milliyetçiliği” olarak tanımlanır. Lider Haydar Baş’ın “Hoş Geldin Atatürk” kitabı ve partinin “Atatürk Vatandır” sempozyumları da bu vurguyu destekler. Baş’a göre Mustafa Kemal Ehlibeyt'tendir ve Kur'an hafızı, dindar bir devlet adamıdır. Ama mesela Vatan Partisinin kurucusu Doğu Perinçek’e göre Mustafa Kemal; rasyonalist ve pozitivisttir. Din dışı seküler bilimi, hayat tarzını savunur.

İdeolojilerini “Kemalizm” olarak tanımlayan diğer 12 parti şunlardır: Cumhuriyet Halk Partisi / Merkez sol + sosyal demokrasi + Atatürkçülük, Yenilik Partisi (Öztürk Yılmaz) / Atatürkçülük + sosyal demokrasi + merkez, Demokratik Sol Parti / Merkez sol + Atatürkçülük, Adalet Birlik Partisi (İrfan Uzun) / Atatürkçülük + Türk milliyetçiliği + merkez sol, Vatan Partisi (Doğu Perinçek) / Atatürkçülük + ulusalcılık + aşırı sol, Memleket Partisi / Merkez + Atatürkçülük + popülist sol, Zafer Partisi (Ümit Özdağ) / Aşırı sağ + Türk milliyetçiliği + Atatürkçülük, Türkiye İttifakı Partisi (Mehmet Sağlam) / Atatürkçülük + Türk milliyetçiliği + sağ, Adalet Partisi (Vecdet Öz) / Atatürkçülük + sosyal liberalizm + merkez sağ, Doğru Yol Partisi (Cenk Küpeli) / Atatürkçülük + muhafazakârlık + merkez sağ, Güç Birliği Partisi (Ali Karnap) / Atatürkçülük + muhafazakârlık + merkez sağ, Ocak Partisi (Kadir Canpolat) / Atatürkçülük + muhafazakârlık + merkez sağ.

İslamcı Kemalist (1) parti var. Merkez sağda (5) Kemalist parti var. (1) parti aşırı sağ, (4) parti merkez solda, (1) aşırı sol parti ve (1) merkez parti var. Bunların CHP dışında hiçbiri barajı geçemiyor. Kendi aralarında bir araya da gelemiyorlar. Mustafa Kemal'in kurucusu olduğu CHP’nin son seçimde aldığı oy %25,35'tir.

Bağımsız Türkiye Partisinin İl Genel Meclisindeki oyu %0,37. 31 Mart 2024’teki Vatan Partisinin belediye başkanlığı / Türkiye genelinde aldığı oy %0,09. Zafer Partisinin ise belediye başkanlığı seçiminde Türkiye genelinde aldığı oy %1,74. CHP ve Zafer Partisini hesaba katmazsanız aldıkları oyun tamamı %1 bile etmez. CHP’nin SP, DEVA ve Gelecek gibi partilerden aldığı oy ise %5’e yakın. CHP ve Zafer Partisini hesaba katmazsanız Kemalist sağ-sol, milliyetçi, ulusalcı partilerin seçmenleri nezdinde siyasi anlamda tercihe yansıyan bir itibarı yok. CHP’deki Millî Görüş çizgisindeki partilerden gelen oyu düşerseniz, CHP ve Zafer Partisinin oylarının toplamı bu anlamda %20 civarında kalır.

Bu açıdan bakarsanız Kemalistlerin toplam oyu %20’nin altındadır.

Ama tabii Anayasa'nın başlangıç maddesi, Atatürk ilke ve inkılapları açısından bakarsanız her parti kendine göre bir Kemalizm uydurmuş olsa da sonuçta her parti Kemalist olmak zorunda olduğuna göre Kemalist seçmenlerin toplam oyu %100’dür. CHP şimdilik 3 ayrı gruba ayrılsa da ilk seçimde CHP oylarının nereye gittiğini de göreceğiz.

Kemalizm ve Kemalistler artık Türkiye için bir çözüm adresi değildir. Mustafa Kemal'in kurucusu olduğu mevcut CHP bile kendi içinde birliği sağlayamadı. Son seçimde İstanbul’u Kur'an kursu talebesi, daha önce ANAP’ta siyaset yapıp ardından AK Partinin kapısını çaldıktan sonra orada kabul görmeyince rotasını CHP’ye çeviren bir isme verdiler. Ankara büyükşehrini ise MHP kökenli Mansur Yavaş’a verdiler. Bu seçim sonuçları aslında İYİ Parti ile paslaşmak suretiyle elde edilmiş bir seviye. “Yeşil Kemalizm” desteğine rağmen CHP’de kan kaybı ve kemik erimesi devam ediyor.

CHP'nin hâlini görüyorsunuz. CHP artık Kemalistleri bile bir arada tutamıyor. CHP bu hâliyle aslında var olmayı hak etmiyor. Zaten 12 Eylül'de eski CHP kapatılmıştı. Daha sonra yeniden açıldı ama bu CHP, eski CHP değil. Olamaz da. “Cumhuriyet (…) Partisi” diye bir fırka olamaz. Bu mantığa aykırı. "Tek parti" bir "devlet partisi"ydi. Kaldı ki yeniden CHP’ye “yola devam izni” veren Kenan Evren’in Kemalizmi karşısında bazı solcular “Hangi Kemalizm?” diye sormaya başlamışlardı. “Ben Atatürkçü değilim.” diye kitaplar yazmaya başlamışlardı.

Bir bankanın yönetiminde bir sol parti olabilir mi? O zaman İş Bankası’nı nereye koyacağız? Anayasa’nın başlangıç bölümü bir partinin programından damıtılmış; Atatürk ilke ve inkılapları ve Atatürk'ü Koruma Kanunu ile koruma altına alınan ve topluma dayatılan, dinleştirilen bir resmî ideolojiden söz ediyoruz. Din ayrı, devlet ayrı diyorlar sonra da Diyanet'i siyasetin emrine veriyorlar. Böyle bir parti ne laik olabilir ne cumhuriyetçi ne de demokrat olabilir! “Tek adam cumhuriyeti” olmaz. Olursa da o “demokratik cumhuriyet” değil “monarşik cumhuriyet” olur ya da “sovyetik cumhuriyet” olur.

“Kamalizm” ve “Kamalist Türkçülük” Moiz Kohen’in (Tekinalp) eseridir. Türk milliyetçiliği Lazaro Franco’ya, Türk dili Agop Dilaçar’a emanet edilmiştir. Türk Ocaklarının arkasındaki ana sponsor Lazaro Franco’dur. Türk tarihi, Türk coğrafyası da Ankara’daki Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine emanet edilmiştir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında (özellikle 1935-1940'larda) Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF), Atatürk'ün öncülüğünde Türk tarihi, dili, kültürü ve kadim medeniyetleri bilimsel temelde araştırmak üzere kuruldu. Bu fakülte, Türk Tarih Tezi'ni destekleyecek uzmanlar yetiştirmek ve modern bilimsel yöntemleri getirmek gayesi ile birçok yabancı akademisyeni kadrosuna kattı. Bunların çoğu, Nazi Almanyası'ndan kaçan mülteci, çoğunlukla da Yahudi kökenli Alman profesörlerdi. İlk başlarda bu fakültede 8 profesör ve 5 doçent olmak üzere toplamda 14 yabancı öğretim üyesi görev aldı (profesör sayısı kısa sürede 27'ye yükseldi, 13'ü Türk, 14'ü yabancı). Tarih bölümünde ağırlıklı olarak Türk hocalar varken dil, arkeoloji, coğrafya ve kadim kültürler alanında yabancılar öne çıktı. Benno Landsberger (Alman) Asuroloji/Sümeroloji (Mezopotamya uzmanı). Türk Tarih Tezi için kadim medeniyet bağlantılarını araştırdı. Hans Gustav Güterbock (Alman) Hititoloji. Hitit uygarlığı üzerine çalıştı, Türk tarihinin Anadolu köklerini aydınlattı. Walter Ruben (Alman) Hintoloji (Hint tarihi ve kültürü). Georg Rohde (Alman) Klasik diller (Latin ve Grek). Wolfram Eberhard (Alman) ve Annemarie von Gabain Sinoloji (Çin tarihi ve kültürü). Eberhard özellikle Türk-Çin ilişkileri üzerine çalıştı. László Rásonyi (Macar) Hungaroloji (Macar-Türk ilişkileri ve Türkoloji). Diğerleri: Herbert Louis (coğrafya), Karl Menges (Slav dilleri), Von der Osten (arkeoloji) vb. Bu isimler, fakültenin arkeoloji, antropoloji, eski diller ve kadim kültürler bölümlerini şekillendirirken bir yandan Mustafa Kemal’e danışmanlık yapıyor, bir yandan da resmî ideolojinin şekillenmesine katkı sağlıyorlardı. DTCF, Türk Tarih Kurumu ile yakın çalıştı ve Mustafa Kemal’in vizyonu doğrultusunda Türklerin Orta Asya-Anadolu medeniyet bağlantılarını incelediler. Bunlardan bazılarının sözleşmeleri 1948’den itibaren, DP’nin kuruluş sürecinde taraf oldukları siyasi tartışmalar sebebiyle feshedilerek ayrıldılar. Kemalist kadroların yetişmesinde bu isimler önemli bir rol oynadı. Türk tarih araştırmalarına metodolojik katkı sağladılar. CHP de temelleri üzerinde yükseldiği Kemalizm de aslında böyle bir iklimde var oldu.

60 Darbesi'nden sonra Necla Çarpan diye bir kadın çıktı. Mustafa Kemal'in ruhunu çağırdı ve ondan yeni bir Nutuk aldı. Yayımlanan bu kitabı TSK silahlı kuvvetlere tavsiye etti. Kemalizmin böyle ezoterik ve ruhani bir boyutu da var. Zaten Osman Nuri Çerman gibi dinde reformcular, Mustafa Kemal için “amentü” de yazdılar “mevlit” de! Türk'ün yeni amentüsünü yazanlar, Kamalizm’i Türk'ün yeni dini ilan ettiler. (Merak edenler bilgisayarda aratıp baksınlar)

6 Ok; 19. yy. sonlarında, savaş yıllarında kapitalizmin, komünizmin ve faşizmin gölgesinde şekillendi. Biraz Amerika, biraz İngiltere, biraz Almanya, biraz Fransa, biraz Rusya... CHP dün böyle bir siyasal iklimde var oldu. Bugün artık 19. yy. kavram ve kurumları ile 21. yy.ı anlamak ve açıklamak mümkün değildir. CHP miadını dolduran, olağanüstü şartlarda var olan bir partidir. Eski CHP biraz Nazizm, biraz faşizm, biraz komünizm, biraz kapitalizm... “Eski hâl muhal, ya yeni hâl ya izmihlal.” CHP’de bugün yaşanmakta olan sancının arkasında aslında bu gerçek yatmaktadır. Selam ve dua ile.