banner5

15.06.2019, 09:57

Hz. Süleyman’ın sofrası

Tarzı itibariyle modern tarih, manzara resimlerindeki figürler gibidir; manzaranın şeklini gösterir, rengini göstermez.

Hikâyeler (mesnevîler, menakıbnâmeler, tezkireler, hatırâlar, seyahatnâmeler, meseller, masallar, tahayyülât / muhayyelât vb.) ise onun renklerini oluşturur.

O emsal tabloda, renkler yoğun olduğunda figürler belirsizleşir, figürler çok belirgin olduğunda ise renkler ifadesizleşir. dolayısıyla tarihin nesnelliği (kuruluğu veya soğukluğu), ancak hikâye ile (onun nemliliği veya sıcaklığı sayesinde) duygu da yüklenerek dengelenebilir.

Bu manada modern tarih, zamana şeklen hükmetme iddiasını taşırken, (klasik tarihi de içkin olan) hikaye zamansallık yoluyla zamana katılmayı benimser; tarihin “şu nedenle, şu yılda”ki bir kaydı, hikayede “fî tarihindeki hâllere” bağlanarak, genişler ve genelleşir.

Yunus Emre Enstitüsü’nün Madrid Şubesi Müdürlüğü’nü yürüten İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Ersin Adıgüzel’le Tvnet’in Endülüs’te Ramazan programına son konukluğunun öncesinde, benim modern tarih kayıtlarda yer alamayan bir olayı ekranda dile getirme talebime karşılık, onun “Bu olayın delili var mı?” sorusuna verdiğim “ben bilim adamı değilim, edebiyatçıyım; sizin mesleğiniz gereği söyleyemeyeceğiniz bu şeyi söyleyebilirim” şeklindeki şaka yüklü cevabım “fî” (zamansal) olanla, zamanın akışı içinde “vuku bulan” arasındaki yukarıda zikrettiğim farkın somutlaştırılabilmesi için, sanırım yeter bir örnek olsa gerektir.

Bu hususu vurgulayışımın nedeni, Tvnet ekranında Endülüs’ü konuşurken, elbette ilgili araştırmaların nihayete ermemesine ve bu manada kat edilmesi gereken yolun uzunluğuna rağmen, Endülüs tarihine dair mevcut kaydî bilgilerin yeterli geldiğini, ancak hikâyelerin çok büyük bir bölümünün unut(tur)ulduğunu fark etmemdir ki, bu manada fethin gerçekleşme zamanlarıyla, Granada’nın düşüşünden itibaren sona kalan Müslümanların (Müdeccenlerin) daha bir yüzyıl boyunca yaşadıkları arasında silikleş(tiril)me, belirsizleş(tiril)me bakımından ilginç bir eşitlik söz konusudur.

Örneğin Târık bin Ziyâd’ın Şam’a döndükten sonraki hayatı ne kadar karanlıkta kalmışsa (veya karartılmışsa), köleleştirilmeye itiraz eden Berberi Zalhaların Ronda uçurumlarından atılışları da aynı akıbete tabi tutulmuştur.

Her iki konuda da tarihi belgenin bulunmayışı, bunların gerçekliğini ortadan kaldırmaz ve Müslüman tahayyülü de boşluk kabul etmeyeceğinden bunlar için gerekli karşılığı üretmek zorundadır.

İşte hikâye dediğimiz husus burada devreye girer ve belgesizlik nedeniyle modern tarihe konu olmayan gerçeklikleri zapt ederek, ümmet hafızasına, hatırasına ekleme görevini bihakkın üstlenir.

“Ümmet hafızası” dediğimizde, hikâye yolula üretilecek ilk şey Nebevî bir aidetin tesis edilmesidir.

Endülüs esasında bu husus, İbnü’l-Esir’in İslam Tarihi’ndeki şu bilgiyle (ispatı mümkün olmadığı için tarihî bilgi değil, tarihsel hikaye oluşuyla) tahakkuk eder:

“(Endülüs adının) Hz. Nuh’un oğlu Yâfes’in oğlu olan Endülüs’ten geldiği söylenmiştir. Yâfes’in oğlu Endülüs burayı ilk imar eden kişidir.”

Müslüman muhayyilesi burada, Nebevî bir aidiyetle Endülüs’ü bir iman toprağı kılarken, Yâsef’in aynı zamanda Türklerin atası olarak gösterilmesi yönünden, Endülüs halkıyla Türkler arasındaki ırkî sınırı silikleştirir ve dolayısıyla hem din (ed-Din) hem de İslam’ın kılıcı hükmündeki Türkler üzerinden kavmi bir bağ ile akrabalık duygusu yaratılır.

Bu kurucu hikâye (kuruluş hikâyesi) önemlidir, ancak tek başına yeterli değildir; Nebevî Tarih’in, adı Allah ve Peygamberi tarafından bildirilmiş olan başka bir peygamberle, hem de gündelik hayata (mevcut siyasete, iktidar ilişkilerine) dokunan yeni hikayelerle serimlenmesi beklenir.

Yine Endülüs esasında, Hz. Süleyman’ın Sofrası’yla (yemek masasıyla) ilgili hikâyeyi buna örnek olarak verebiliriz.

İbnü’l-Esir’in tarihi dahil, birçok kaynak eserde, Musa ile Târık gibi iki büyük fatihin küskünlük nedeni olarak da gösterilen Sofra, şimdi Târık’ın Yolu olarak bilinen, Vadi’l-Hicâra’daki seferi esnasında yolu Sofra Şehri’ne çıkan Târık tarafından elde edilmiştir.

Musa, bu ganimetin kendisine verilmesini beklemiş, Târık da o talep etmeyince Sofra’yı ona vermemiştir; güya bu arzu ve bekletme iki fatihin karşılıklı küskünlüklerine neden olmuştur.

Elbette düşünen akıl bu olayda “Süleyman’ın Sofrası Filistin’den buraya nasıl gelmiş olabilir” diye sorabileceği gibi, sofranın kültür tarihinden hareketle, o devirde sofranın kültürel hayata girip girmediğinden yana kuşku da duyabilir.

Hikâye bakımındansa bu soruların hiçbir değeri yoktur. Yeşil zümrütten yapılmış, kenarları ve ayakları inci, mercan, yakut ve diğer mücevheratla süslenmiş, üç yüz altımış ayağı bulunan bu Sofra, onu Filistin’den Vadi’i-Hicâra’ya getiren insanların ve atların ter içinde kalmış suretlerinin ve yelelerinin muhayyilelerdeki telviniyle önemli olduğu gibi, ona dokunan ilk Müslüman olarak Târık’ın o ilk dokunma esnasındaki duygularının şimdi dirak edilmesiyle de önemlidir.

İzleyen yazmızda, Endülüs’ten birkaç hikayeyi daha hatırlatarak, işleyelim bu konuyu inşallah.

Yorumlar (0)
-3
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 18 Ocak 2021
İmsak 06:49
Güneş 08:19
Öğle 13:19
İkindi 15:48
Akşam 18:10
Yatsı 19:35
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 18 38
2. Fenerbahçe 17 35
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 18 33
5. Hatayspor 18 31
6. Alanyaspor 18 30
7. Karagümrük 18 27
8. Trabzonspor 18 27
9. Antalyaspor 19 25
10. Malatyaspor 18 24
11. Sivasspor 18 23
12. Başakşehir 18 23
13. Konyaspor 18 22
14. Göztepe 18 22
15. Kasımpaşa 17 22
16. Rizespor 18 21
17. Gençlerbirliği 18 19
18. Kayserispor 18 16
19. Ankaragücü 17 15
20. Denizlispor 18 14
21. Erzurumspor 18 13
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 18 37
2. Man City 17 35
3. Leicester City 18 35
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. Chelsea 18 29
8. Southampton 18 29
9. West Ham 18 29
10. Aston Villa 15 26
11. Arsenal 18 24
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 17 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 18 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 18 32
5. Real Sociedad 19 30
6. Sevilla 17 30
7. Granada 18 27
8. Celta de Vigo 18 23
9. Cádiz 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 17 21
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Deportivo Alaves 18 18
17. Real Valladolid 18 18
18. Elche 16 16
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12