banner5

banner29

Ümmü Eymen kimdir? Ümmü Eymen’in hayatı

Ümmü Eymen kimdir? Ümmü Eymen’in hayatı, Ümmü Eymen’in vefatı…

İslam 01.10.2020, 17:51
Ümmü Eymen kimdir? Ümmü Eymen’in hayatı

Hanım sahabilerden biri olan Ümmü Eymen hakkında “Ümmü Eymen kimdir? Ümmü Eymen’in hayatı, Ümmü Eymen’in vefatı” gibi soruların cevapları tüm detaylarıyla haberimizde…

ÜMMÜ EYMEN KİMDİR?
ÜMMÜ EYMEN’İN HAYATI

Peygamberimiz (a.s.m.) doğmadan önce babasını, altı yaşında da annesini kaybetmişti. Hem yetim, hem de öksüz olarak büyüdü. Fakat birçok kadın, bir anne şefkatiyle o yüce Peygamberi bağrına bastı. Ona annesizlik acısını hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterdiler.

İşte bu kadınlardan birisi de Ümmü Eymen'di (r.a.). Peygamberimizin Ehl-i Beytten saydığı ve "annemden sonra annem" diye iltifat ettiği bu büyük islâm kadının asıl ismi, Bereke bint-i Sâlebe'ydi. Uzun yıllardan beri peygamber ocağının hizmetlerini görüyordu. Peygamberimizin babası Abdullah'ın vefa bundan sonra da aynı evde kaldı. Artık hem anne Amine'nin, hem de Peygamberimizin yardımcısıydı. Resulullah (a.s.m.) altı yaşına geldiğinde, Hz. Âmine, yanına Ümmü Ey men'i de alarak Medine'ye gitti. Niyeti hem oradaki akrabalarını, hem de kocası Abdullah'ın kabrini ziyaret etmekti. Bir ay Medine'de kaldılar.

Ümmü Eymen (r.a.) Medine'deki bir hatırasını şöyle anlatır:

"Bir gün Yahudi âlimlerinden ikisi yanıma geldi. 'Bize Ahmed'i çıkar' dediler. Ben de onu dışarı çıkardım, iyice incelediler. Sonra da, 'Bu çocuk, peygamberdir. Burası da onun hicret edeceği yerdir. Bu memlekette büyük savaşlar olacaktır' dediler." Ümmü Eymen (r.a.) onların bu konuşmalarından sonra çok korkmuştu. "sevgili oğluna" bir zarar vermelerinden endişe duyuyordu. Herhangi bir tehlikeye karşı onu korumak için, Peygamberimizin yanından ayrılmamaya gayret gös erdi.

Nihayet Mekke'ye hareket günü gelmişti. Ümmü Eymen buna çok sevindi. Artık Yahudilerin Resulullaha bir zarar veremeyeceklerini düşünüp rahatladı.

Bu üç kişilik kafile Medine'den ayrıldılar. Mekke'ye doğru yola koyuldular. Neşeli bir şekilde yollarına devam ediyorlardı. Fakat biraz sonra beklemedikleri bir şey oldu. Hz. Âmine birdenbire rahatsızlandı. Hz. Âmine bu hastalıktan kurtulamayıp vefat edeceğini anlamıştı. Başucunda duran Peygamberimizin yüzüne baktı, bir rüyasını hatırladı. Şöyle dedi: "Şayet rüyada gördüklerim doğruysa, sen Celâl ve bol ikram sahibi olan Allah tarafından Ademoğullarına helâl ve haramı bildirmek üzere Peygamber gönderileceksin. Sen, teslimiyeti, ceddin Ibrahim'in (a.s.) dinini yerleştireceksin. Cenab-ı Hak seni devam edegelen putlardan, putperestlikten koruyacaktır.

"Her yaşayan ölür, her yeni eskir. Her yaşlanan zeval bulur. Evet, ben de öleceğim. Fakat devamlı anılacağım. Çünkü temiz bir evlât dünyaya getirdim. Arkamda hayırlı birini bırakıyorum."

Hz. Âmine bundan sonra ciğerparesini Ümmü Eymen emanet etti. Ona iyi bakması ricasında bulundu. Çok geçmeden de ruhunu teslim etti. O sırada otuz yaşında bulunuyordu. Peygamberimiz böylece altı yaşında iken öksüz kalıyordu. Cenab-ı Hak sevgili Resulüne, küçük yaşından beri her türlü acıyı tattırıyor ve onu kemâle erdiriyordu ki, ümmetine tam örnek olabilsin. Ona iman edenler, peygamberlerinin çektiği sıkıntıyı hatırlayarak teselli bulsunlar, karşılaştıkları musibetlere sabretsinler.

Ümmü Eymen in sırtına artık ağır bir yük yüklenmişti. Ağlamak, hıçkırmak istiyor, fakat Peygamberimizin üzüleceğini düşünerek vazgeçiyordu. Kendini toparladı. Bundan sonra ona annesinin yokluğunu hissettirmeyecekti. Bunun için de elinde gelen fedakârlığı göstermeye çalışacaktı. Öz evlâdıymış gibi mübarek yavruyu bağrına bastı. Sonra da onu şöyle teselli etti:

"Üzülme ağlama canım Muhammed'im! İlâhî kadere karşı boynumuz kıldan incedir. Can da Onun, mal da. Hepsi bize emanet. O, emâneti nasıl vermişse öyle alır."

Sevgili Peygamberimizin gözü yaşlıydı. Artık hem yetim, hem de öksüz kalmıştı. Babasının yüzünü hiç görmemişti. Bundan sonra annesinin de yüzünü göremeyecekti. Gözyaşları arasında, "Ben de biliyorum. Onun hükmüne her zaman boyun eğerim. Fakat anne yüzü unutulmayacak bir yüzdür. O yüzü tekrar göremem diye üzülüyorum" dedi. Fakat kendisini toparlamakta gecikmedi. Annesine karşı son vazifesini yerine getirmek istiyordu. Yaşından beklenme yen bir olgunluk içerisinde dadısına şöyle dedi:

"Haydi. O, emaneti sahibine teslim etti. Biz de onun na'şını toprağa teslim edelim de rahat etsin."

Biraz sonra annelerin en şereflisini, en bahtiyarını birlikte defnettiler. Artık Resulullahı Mekke'ye götürme vazifesi Ümmü Eymen'e kalmıştı. Peygamberimizi deveye bindirdi. Birlikte yola çıktılar. Beş günlük meşakkatli bir yolculuktan sonra Mekke'ye ulaşdılar. Ümmü Eymen gözyaşları arasında Pey gamberimizi, dedesi Abdulmüttalib'e teslim etti. Fakat gerek dedesinin yanında bulunduğu sıralarda, gerekse onun vefatından sonra amcası Ebû Talib'in himayesinde iken, Peygamberimizin hizmetinde bulunmaktan geri durmadı. Bunu kendisi için büyük bir şeref saydı.

Aradan yıllar geçti. Peygamberimiz 25 yaşına gelmişti. Herkes onu seviyor, "Muhammedü'l-Emin" diye tanıyordu. O sırada kendisinden 15 yaş büyük, dul, fakat Mekke'nin en şerefli kadını Hz. Hatice ile evlendi. Hatice Validemiz zengindi, Bütün servetini sevgili beyinin emin ellerine teslim etti.

Peygamberimiz, bir anne şefkatiyle kendisini bağrına basan, ancak bir annenin yapabileceği kadar fedakârlık gösteren sevgili dadısını unutmamıştı. Ona her türlü maddi yardımda bulunuyor, bir evlâdın annesine duyabileceği saygı kadar hürmet gösteriyordu. Bu arada sevgili dadısının bir yuva kurmasını temin etti. Onu Ubeyd bin Zeyd ile evlendirdi. Peygamberimiz kırk yaşına geldiğinde, Cenab-ı Hak onu kendine muhatap seçti ve peygamberlikle vazifelendirdi. Çocukluğundan beri kendisine sadakat elini uzatan Ümmü Eymen, başından beri onun mühim bir şahsiyet olacağını tahmin ediyordu. Çünkü gerek doğumunda, gerekse doğumundan sonra birçok harika hallerine şahit olmuştu. Bu sebeple onu hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Devamlı yanında yer aldı. Dâvete başladığı zaman da onu yalnız bırakmadı. Tereddütsüz iman ederek Resulullahı sevindirdi.

O devirde Müslüman olmak, akıl almaz işkenceleri peşinen kabul etmek demekti. Ümmü Eymen de (r.a.) bu acı işkencelerden hissesini aldı. Fakat imanından zerre kadar taviz vermedi. Çünkü bu yolda ölmeyi büyük bir şeref sayıyordu. İşkenceler tahammül edilemeyecek bir duruma geldiğinde önce Habeşis tan'a, sonra Medine'ye hicret etti. Böylece iki hicret sevabı birden alıyordu. Ummü Eymen (r.a.) Mekke'de olduğu gibi Medine'de de Resulullahı bir an olsun yalnız bırakmadı. Hizmetinden geri durmadı.

Peygamberimizin bahtiyar Dadısı mütevekkil biriydi. En zor durumlarda bile Cenab-ı Haktan ümidini kesmez, Onun yardım edeceğine inanırdı. Bu teslim ve tevekkülünün mükâfaatını bazen peşin olarak görürdü.

Hicret ederken, Revha yakınlarında gecelemişti. Çok susamıştı. Yanında bir damla dahi su yoktu. Hiç telaşlanmadı. Çünkü kullarına karşı son derece merhametli olan Rabbinin, kendisini gördüğüne ve durumunu bildiğine inancı sonsuzdu. Susuz ve bîtap düşmeyeceğinden emindi. Nitekim Cenab-ı Hakkın yardımı gelmekte gecikmedi. Semâdan beyaz bir urgana bağlanarak sarkıtılmış bir kova gördü. Cenab-ı Hakka hamd ve şükrederek kalktı, kovanın yanına gitti. İçi tamamıyla, berrak ve buz gibi bir su ile doluydu. Kana kana içti. Tamamen susuzluğu geçti ve rahatladı. Bu vak'ayı nakleden Ümmü Eymen (r.a.) şöyle der: "Artık bundan sonra bir daha hiç susamadım."

Ümmü Eymen'in bir diğer vasfı da, gözü pek bir iman fedâisi olmasıydı. İslâm dâvåsı uğruna hayatını ortaya koymaktan hiçbir şekilde çekinmezdi. Uhud Savaşında bir an için mücâhidler bozulmuş, hattâ savaş devam ederken bazı Sahabiler Medine'ye kadar gelmişlerdi. Ümmü Eymen (r.a.) buna çok üzüldü. Onların, Peygamberimizi cephede düşman karşısında bırakıp paniğe kapılmalarından çok rahatsız oldu. Cepheyi terk eden birine şöyle çıkıştı: "Burada öreke [iğ] var! Bâri onu al da iplik bük! Kılıcını da getir, bana ver. Kadınlarla birlikte Uhud'a gidip, ben çarpışayım." Ümmü Eymen daha fazla duramadı. Bir kadın olarak kendisinin de orada yapabileceği bir şeyler elbette vardı. Bir kaç kadınla birlikte Uhud'un yolunu tuttu. Oraya vardığında hemen Re sulullahın durumunu sordu. Onun sağlık haberini alınca da ferahladı. Diğer kadınlarla birlikte yaralıları tedavi etti. Mücâhidlere su dağıttı.

Bütün Sahabiler gibi Ümmü Eymen de (r.a.). Peygamberimizi çok severdi. Hayatını Peygamberimize fedâ edebilecek bir imana sahipti. Resulullahı devamlı sevinçli görmek ister, onun üzülmesine hiç tahammül edemezdi. Resulullahla birlikte sevinir, onunla birlikte üzülürdü. Bir gün Peygamberimiz (a.s.m.) hasta bir çocuğu kucağına almıştı. Çocuk hastalığın tesiriyle inliyordu. Peygamberimiz şefkatinden ağladı. Resulullahın ağladığını gören Ümmü Eymen de (r.a.) ağlamaya başladı. Peygamber Efendimiz, "Resulullah yanında iken niçin ağlıyorsun?" diye sordu. Ümmü Eymen (r.a.) ona olan sevgisini şöyle ifade etti: "Resulullah ağlarken ben nasıl olur da ağlamam?" Ümmü Eymen (r.a.) kocası Ubeyd bin Zeyd ile (r.a.) mesud bir hayat yaşıyordu. Hz. Ubeyd, Hüneyn Savaşına katıldı. Kahramanca mücadele etti ve şehadet mertebesini kazandı. Ümmü Eymen (r.a.) bu haber karşısında hiç metânetini bozmadı. Şehid hanımı olmayı kendisi için büyük bir şeref saydı ve Allah yolunda karşılaştığı bu musibete sabretti.

Peygamber Efendimiz, kendisine annelik yapan, imanı uğrunda her türlü yokluk, çile ve ıstıraplara göğüs geren, hatta bunun için işkencelere maruz kalan fedakâr Dadısını tek başına bırakmadı. Bir gün Ashabına hitaben, "Cennet ehlinden bir kadınla evlenmek isteyen Ümmü Eymen'le evlensin" buyurdu. Böylece onun Cennetlik bir kadın olduğuna işaret ediyordu. Ümmü Eymen Resulullahın kendisi hakkındaki bu sözünü duyunca sevinçten ne yapacağını şaşırdı. Öyle ya! Bir Müslüman için bundan daha büyük bir saadet düşünülebilir miydi? Resulullahın dâvetine ilk icâbet eden evlâtlığı Zeyd bin Hârise (r.a.) oldu. Hz. Zeyd genç bir Sahabî'ydi. Ümmü Eymen gibi yaşlı bir kadın ile evlenmeye sırf Allah'ın Resulünü memnun edebilmek için talip olmuştu. Peygamberimizin rızasını dünyevî lezzete tercih etti.

Bundan sonra Resulullah (a.s.m.) bu büyük Sahabîsi ile sevgili Dadısını nikâhladı. İşte babası gibi büyük bir Sahabi olan İslâm kumandanı Üsâme bin Zeyd (r.a.) bu evlilikten dünyaya geldi. Ümmü Eymen'in (r.a.) Peygamberimizin yanında ayrı bir yeri vardı. Bâzan latifede bulunarak onun gönlünü alırdı. Fakat Peygamber Efendimiz latife yaparken bile doğru söyler, hakikati ifade buyururdu. Muhatabını incitmeden sevindirir, neşelendirirdi. Hz. Ümmü Eymen bir defasında Resulullahın huzuruna girerek, "Bana bir binek temin ediniz" diye ricada bulundu. Resulullah (a.s.m.) "Seni dişi devenin yavrusuna bindireceğim" buyurdu. Ümmü Eymen (r.a.) Resulullahın nüktesini anlamadı. "Ey Allah'ın Resulü, yavrunun beni taşımaya gücü yetmez. Hem ben deve yavrusu istemiyorum ki" dedi. Peygamberimiz sözünü tekrarladı: "Seni ancak dişi bir devenin yavrusuna bindireceğim" buyurdu. Böylece yüce Peygamberimiz şaka yaparken dahi hakikati beyan ediyordu. Her deve, dişi bir deveden doğması sebebiyle dişi devenin yavrusu değil miydi?

Ümmü Eymen (r.a.) Peygamberimizin vefatında yanında bulundu. Göz yaşlarını tutamıyordu. Ona, "Niçin bu kadar ağlıyorsun?" dediler. "Ben vahyin kesilmesine ağlıyorum" cevabını verdi.

Bu büyük İslâm kadınına Peygamberimizden sonra Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer de layık olduğu hürmeti gösterdiler. Çünkü, Resulullahın değer verdiği kimseler Sahabelerin yanında da kıymetliydi. Bu sebeple zaman zaman ziyaretine giderler, varsa ihtiyaçlarını görürlerdi. O da duâ ederdi. Yaşı bir hayli ilerleyen Ümmü Eymen (r.a.) Hz. Osman'ın halifeliğinin ilk yıllarında vefat etti.

Onun rivayet ettiği bir hadis-i şerif şöyledir:

"Hiçbir farz namazı kasten terk etme. Kim namazı kasten terk ederse, Allah ve Resulünün koruma ve teminatından mahrum kalır."

Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Koronavirüs yasakları arttırılmalı mı?
Koronavirüs yasakları arttırılmalı mı?
Namaz Vakti 25 Ekim 2020
İmsak 05:55
Güneş 07:20
Öğle 12:53
İkindi 15:48
Akşam 18:17
Yatsı 19:36
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 5 13
2. Fenerbahçe 5 11
3. Galatasaray 6 10
4. Karagümrük 5 8
5. Kasımpaşa 6 8
6. Antalyaspor 6 8
7. Malatyaspor 6 8
8. Göztepe 6 7
9. Erzurumspor 5 7
10. Sivasspor 4 7
11. Başakşehir 6 7
12. Gaziantep FK 6 7
13. Hatayspor 4 7
14. Konyaspor 5 6
15. Kayserispor 5 6
16. Çaykur Rizespor 5 5
17. Trabzonspor 5 5
18. Denizlispor 5 5
19. Beşiktaş 4 4
20. Gençlerbirliği 5 4
21. Ankaragücü 4 1
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 7 14
2. Tuzlaspor 6 14
3. Samsunspor 7 14
4. İstanbulspor 6 13
5. Ankara Keçiörengücü 7 13
6. Altınordu 7 13
7. Giresunspor 6 11
8. Altay 6 10
9. Balıkesirspor 7 10
10. Adanaspor 6 9
11. Bursaspor 6 7
12. Akhisar Bld.Spor 6 6
13. Bandırmaspor 7 5
14. Menemen Belediyespor 6 5
15. Ümraniye 7 5
16. Ankaraspor 7 4
17. Eskişehirspor 6 3
18. Boluspor 6 2
Takımlar O P
1. Everton 5 13
2. Liverpool 6 13
3. Aston Villa 5 12
4. Leeds United 6 10
5. Crystal Palace 6 10
6. Chelsea 6 9
7. Leicester City 5 9
8. Arsenal 5 9
9. Wolverhampton 5 9
10. Tottenham 5 8
11. West Ham 6 8
12. Man City 5 8
13. Southampton 5 7
14. Newcastle 5 7
15. M. United 5 7
16. Brighton 5 4
17. West Bromwich 5 2
18. Burnley 4 1
19. Sheffield United 6 1
20. Fulham 6 1
Takımlar O P
1. Real Madrid 6 13
2. Atletico Madrid 5 11
3. Real Sociedad 6 11
4. Villarreal 6 11
5. Osasuna 6 10
6. Getafe 5 10
7. Elche 5 10
8. Cádiz 6 10
9. Granada 5 10
10. Real Betis 7 9
11. Eibar 7 8
12. Barcelona 5 7
13. Sevilla 5 7
14. Valencia 7 7
15. Athletic Bilbao 6 6
16. Huesca 6 5
17. Celta de Vigo 6 5
18. Deportivo Alaves 6 4
19. Real Valladolid 6 3
20. Levante 5 3