CHP’nin yeni taktiği ve açıkta kalan yerleri

Tecrübeli gazeteci ve köşe yazarı Fuat Uğur bugünkü yazısında Yeni CHP'yi ve Yeni CHP-Gülen ilişkisini değerlendirdi. Yazısında Kılıçdaroğlu'nun FETÖ Lideri ile görüşme isteğini de hatırlatan Uğur, meselenin bir anda nasıl 'tiyatro'dan 'halkın savunması'na döndüğünü de kaleme aldı.

CHP’nin yeni taktiği ve açıkta kalan yerleri

İşte o yazı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu 15 Temmuz’dan itibaren ilginç bir siyaset izliyor.

Sözlerini işiten “Hadi hayırlısı” demekten kendini alamıyor.

Fetullah Gülen tarafından FETÖ kanalıyla dolaşıma sokulan “Kontrollü darbe” ve “Tiyatro” soytarılığını dillendirmeyi bir kenara bırakarak, artık FETÖ’nün kanlı darbe girişimi nedeniyle hayatını kaybeden 251 şehidimizi anmaya başladı.

Ama bunu yaparken de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçmişte “Ne istediniz de vermedik” sözlerinden dolayı yargılanmasını, konuyu yargıya taşıyacak yürekli bir savcı beklediklerini söylemekten geri kalmadı.

Aslında asıl mesaj bu sözlerde gizliydi.

Ama Kemal Bey’in “İnce siyaseti” kendisiyle sınırlı kalmadı, eski CHP milletvekili Barış Yarkadaş’ın yazdığı üzere zamanında Bülent Tezcan ile birlikte Fetullah Gülen’i Pensilvanya’da ziyaret edip el etek öpen Engin Özkoç’u da bu konuda konuşturdu.

İŞARET NEREDEN?

İlginçtir, paralel olarak Sözcü gazetesi de “Göz yaşartıcı” bir yayın politikası değişikliğiyle Erdoğan’ın yakışıklı bir fotoğrafının yanına “Yüz binler kenetlendi, tek yürek oldu” şeklinde manşet atıp, yanına da Atatürk Havalimanı’ndaki müthiş kalabalığın görüntüsünü koydu. Ama bunu yaparken AK Parti iktidarını işaret ederek siyasi ayağının ortaya çıkarılması gerektiğine dair haberler de yayınlamaya başladı.

Anlaşıldı, yine bir yerlerden işaret almışlar ve bir hazırlığın içindeler.

Ne olduğunu az çok tahmin ediyoruz ama netleşmesi için biraz bekleyelim.

Şimdi bu utanmazlık devreye girerken CHP’nin neden bir yerlerinin açıkta kaldığına bakalım.

“ERDOĞAN YARGILANABİLİR” FİKRİ NORMALİZE EDİLMEK İSTENİYOR

Eğer Erdoğan’ın geçmişte Cemaat adlı dinî bir hizmet kuruluşu olarak tanımlanan, Hizmet Hareketi olarak bilinen oluşumla ilgili yaşadığı sıkıntılar nedeniyle söylediği bu sözden yola çıkılıp Erdoğan’ın 2010 yılından itibaren FETÖ’yü adım adım bitiren bir lider olduğu unutturulmaya çalışılacaksa, akıl dışı bir taktikle “yargılanması gerektiği” fikri sinsice NORMALİZE EDİLMEYE çalışılacaksa baştan söyleyelim:

Bu kıtıpiyoz düzenbazlığı Türk milleti yemez.

Kimse yutmaz.

Dahası Erdoğan FETÖ ile mücadeleye başladıktan ve bu örgüt FETÖ olarak hukuken kayıt altına alındıktan sonra dahi bu örgütle fiilen iş birliği yapan CHP liderini neler beklediğini az çok kendi ferasetlerine bırakalım.

Geçtiğimiz 8 Temmuz 2019 tarihindeki yazısıyla(*) Ahmet Kekeç hatırlattı. 2013 yılından itibaren FETÖ yayın organlarında boy gösteren, milletvekillerini FETÖ yayın organları için seferber eden, Aykan Erdemir gibi şu anda firari olan bir FETÖ’cüyü milletvekili yapan, üç milletvekili de FETÖ’den yargılanan, yanındaki 4 danışmanı da FETÖ’cü çıkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun sadece şu sözleri bile FETÖ’ye hizmet ettiği şüphesini doğurmaz mı?

“ERGENEKON-BALYOZ YARGIÇLARI CEMAATÇİ DEĞİL”

Hayko Bağdat soruyor:

“Ergenekon ve Balyoz davalarında Fetullah Gülen Cemaatinin sorumluluk sahibi olduğunu düşünüyor musunuz?

Kılıçdaroğlu cevap veriyor:

“Yargıçların belli bir merkezden talimat aldığı ve o talimat çerçevesinde yola çıktıkları söyleniyor. Ben bu talimatın siyasal iktidar tarafından verildiğini düşünüyorum. Yani bunu cemaate değil doğrudan doğruya iktidarın yargı üzerindeki baskısına bağlıyorum.”

“YARGIDA VE POLİSTE CEMAAT’İN OLDUĞUNA DAİR ELİMİZDE VERİ YOK”

Didem Arslan Yılmaz soruyor:

“Poliste veya yargıda camianın hâkim olduğuna dair görüşler var, size böyle bir rapor geldi mi? Poliste veya yargıda böyle bir örgütlenme var mı?”

Kılıçdaroğlu cevap veriyor:

“Elimizde böyle bir veri yok. Ben bir belge görmeden anlatımlardan yola çıkamam... Benim bir şeyi dillendirmem için bir kaynak, bir belge olması lazım.”

“DAVET OLURSA FETULLAH GÜLEN’LE GÖRÜŞMEK İSTERİM”

Didem Arslan Yılmaz sormaya devam ediyor:

“Fetullah Gülen’le görüşür müsünüz?” 

Kemal Kılıçdaroğlu cevap veriyor:

“Görüşmedim ama talep gelirse görüşebiliriz.”

“CEMAAT MAZLUM, MAZLUMU SAVUNACAĞIZ”

Zaman Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal’a konuşuyor:

“Ben cemaat için örgüt demedim... Cemaat mazlum... Mazlumu savunmayacağız da kimleri savunacağız?”

Ve bir beyanat daha:

“Eğer siz ‘Gülen cemaatinin iş dünyasındaki gücünü kıracağım’ derseniz Türkiye bundan zarar görür.”

Bu sözleri söyleyen biri, azıcık utanır değil mi FETÖ’yü bitiren bir liderin bir sözü nedeniyle yargılanmasını isterken.

Tekrar edelim.

UNUTMA VE HAKKI TESLİM ET: ERDOĞAN FETÖ’YÜ BİTİREN LİDERDİR

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti iktidarı yaptıkları hatalara rağmen devletin içindeki vatansever ve namuslu insanlarla, arkasına aldığı halk desteğiyle 40 yıldan fazla zamandır ülkemize sızmaya başlayan FETÖ terör örgütünü yenilgiye uğratmış, sızdığı devlet mekanizmalarından âdeta kazıyarak söküp atmıştır.

Atmaya da devam edecektir.

Yukarıdaki sözleri FETÖ ile mücadele başladıktan sonra söyleyebilen ve iş birliğini aleni boyutlarda götüren konuşmaya ve hâlâ iftira atmaya nasıl cüret edebildiklerini ise çok merak etmekteyim.

Onlara bu aklı verenlere ve bu aklın megafonu olanlara söylenecek tek şey var artık bu saatten sonra:

Yapacağınız tek şey HAKKI TESLİM ETMEKTEN ibarettir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5