banner29

Fazlullah Hurufi’nin kendini peygamber ilan etmesinin perde arkası!

Habervakti.com yazarı Ali Seyyar, Hurufilik fırkasının kurucusu Fazlullah Hurufi'yi anlattığı yazı dizisinin üçüncüsünü yayınladı.

Tarih 19.02.2020, 14:00 19.02.2020, 14:25
Fazlullah Hurufi’nin kendini peygamber ilan etmesinin perde arkası!

Habervakti.com yazarı akademisyen Prof. Dr. Ali Seyyar, Hurufilik fırkasının kurucusu Fazlulah Hurufi ve Hurufiliği kaleme aldığı yazı dizisinde üçüncü yazısını yayınladı. Prof. Seyyar'ın "Fazlullah Hurufi’nin kendini peygamber ilan etmesinin perde arkası (3)" başlığıyla kaleme aldığı yazısı okuyucuları tarafından takdirle karşılandı.

İŞTE O YAZI

Değerli Okuyucularım;

Bugünkü yazımda geçmişte binlerce saliki olan Fazlullah Hurufi’nin idam edilmesine gerekçe olarak gösterilen şeriata aykırı görüşleri üzerinde durmak istiyorum. Daha doğrusu bu yazımda ilk başlarda keramet derecesinde harikulade haller yaşayan ve rüya tabirciliği konusunda vehbî bilgilere sahip olan Fazlullah Hurufi gibi hem âlim, hem de bir tasavvuf erbabı nasıl oluyor da en sonunda kendini mesih/mehdi ve hatta peygamberlerden bile kendisini üstün görecek kadar bir yanılgıya düşebiliyor sorusunun perde arkasını aralamaya gayret göstereceğim.

Şeytan, Evliyaların Manevî Dünyalarını Sarsabilir

Bilindiği gibi şeytan (İblis), Hz. Âdem’in yaratılışından beri bugün de varlığını sürdürmektedir. Belirli bir vakte kadar (Bakara: 36) kendisine Allah tarafından bir mühlet verilmiştir. Onun tek görevi, herkesin kendi nevi şahsına münhasır zaaflarını (kadın, mal, ilmî üstünlük, şöhret, liderlik vs) yakalamak, bunun üzerinden o kişiye yönelik aldatıcı vaatlerde bulunmak ve onu en olmadık kuruntulara düşürerek (Nisa: 120; İbrahim: 22), hak yoldan çıkartmaktır.

Şeytanın ağına sadece cahil insanlar değil, peygamberler hariç, istisnasız herkes düşebilir. Bundan İslâm âlimleri ve evliyalar da müstesna değildir. Şeytan, kişinin özelliklerine göre kendilerine sinsice yaklaşır ve mantıkî yöntemler kullanarak, cazip fikirlerle kişiyi kandırmak-aldatmak ister. Bazen inancını ve(ya) ümidini sarsmak ister, bazen de sözde bir kereye mahsus olmak üzere bir kişiyi herhangi bir günaha sürüklemek ister ve ‘Allah zaten çok merhametlidir, tövbe istiğfar ile günahını hemen affeder’ diyerek, insanın nefsine hoş gelebilecek bir tarzda tahrikte bulunabilir. Fakat bir bakarsın bunun arkası kesilmez ve kişi, şeytanın sinsî girişimleriyle yeni yeni günahlar işleyebilir (Maide: 90).

Normal şartlarda Hak yolunda olan âlimler ve şeyhler, kendilerine intisap eden sâliklerine ve müritlerine her zaman manevî rehberlikte bulunur ve onların manevî olgunluğa erişebilmeleri için, kendilerine ilmî/manevî/ahlâkî/sosyal yönden destekçi olur. Üstün ilim ve tecrübeleri gereği özellikle sosyal/manevî bazı sıkıntıları olan desteğe muhtaç insanlara bir nevi manevî koçluk (hamilik) görevi üstlenirler. Binlerce insanın hidayetine vesile olabilecek ve günahlardan uzaklaşmalarına yardımcı olabilecek bu manevî liderler, üstün konumları gereği şeytan tarafından tehdit olarak algılanır. Bunun için bu manevî liderler, şeytan tarafından etkisiz hâle getirilmesi gerekenler ile ilgili kara listesinin ilk sıralarında yer alır.

Şeytan, bu şekilde etkili bir şeyhi/âlimi yoldan çıkartmak suretiyle bir taşla bir değil binlerce insanın tevhidî istikametten uzaklaşmasını sağlayabilecektir. Bir şeyhin/âlimin şeytanın tuzağına düşmesi demek, aynı zamanda ona bağlı olan, onu seven, ona sempati duyan binlerce kişinin de manen bozulmasına veya dinden soğumasına sebebiyet verecektir.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye erken seçime gitmeli mi?
Türkiye erken seçime gitmeli mi?