BTS ile ne yapılmak isteniyor?

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki bütün dünyada gençlerinin sınırlı ölçüde bir 'dünyası' var. Bunu bilinçli olarak yaptıkları açık ortada. Gençler arasında adından fazlaca söz ettiren BTS nedir? BTS ile amaçlanan nedir? K pop ve Hallyu kültürü dayatma bir kültür mü? Tüm bu soruların cevabı haberimizde...

BTS ile ne yapılmak isteniyor?

Güney Kore, bugün belki de adından en çok söz ettiren ülkedir. Ekonomisi, teknolojisi, eğitim sistemi ve en çok da eğlence dünyası ile parmakla gösterilen bir ülkedir. Güney Kore için “Doğudan yükselen yeni güneş” tanımlamaları yapılmakta, tüm dünyaya “örnek ülke” olarak sunulmaktadır. Ancak Kore’nin tarihi ve kültürel yapısı biraz daha araştırıldığında durumun görünenden farklı olduğu anlaşılmaktadır. Asya’dan başlayıp dünyayı ve ülkemiz gençliğini etkileyen bu yeni akım, küresel kültürün bir parçası olmakla birlikte Adorno’nun ortaya koyduğu kültür endüstrisi yaklaşımına göre popüler kültürün biraz daha farklılaştırılarak yeniden sunulması şeklinde oluşmuştur.

Güney Kore’nin kültürel dönüşümünü incelemek için daha da eskilere gitmek ve Batılı misyonerlerin Kore’ye ilk geldikleri dönemlerde yaptıkları çalışmaları incelemek gerekmektedir. Nitekim misyonerlerin de etkisiyle Kore’de, Gabo Reformu adı verilen bir reform gerçekleşecek ve halk siyasal ve sosyal alanda büyük değişimler yaşayacaktır. Ancak bu yazıda konu 1990’lı yıllardan itibaren göz doldurmaya başlayan Hallyu ile sınırlı kalacak ve Hallyu üzerinden Güney Kore’deki kültürel hegemonyaya değinilecektir.

Hallyu ve Küresel Kültür

Hallyu’nun kelime anlamı “Kore akımı” ya da “Kore dalgası”dır. Etimolojik açıdan,  Çince’de birlikte kullanıldığında “ani soğuk dalgası” anlamına gelen “han” ve “lyu” kelimelerinden oluşmaktadır. Bu kavramla aslında Güney Kore’nin Doğu ve Güneydoğu Asya’da beklenmedik popülerliği kast edilmektedir.Hallyu, 1990’lı yıllardan itibaren Çin, Japonya, Güneydoğu Asya ülkelerinde Kore şarkıcıları, tv dizileri ve filmlerinin yayılmasıyla başlayan ve bugün tüm dünyada adını duyurmayı başaran akımdır. Hallyu içerisinde dizi, film, müzik, kozmetik, teknoloji, internet ve bilgisayar oyunları yer almaktadır. Ancak bugün Hallyu’ nun merkezinde K drama ve K-Pop yer almaktadır

Hallyu’nun doğuşu bir raporla başlar. 1994 yılında Güney Kore Başkanlık Bilim ve Teknoloji Danışma Kurulu tarafından; Hollywood yapımı olan Jurassic Park filminden elde edilen gelirin, 1,5 milyon Hyundai marka otomobilden elde edilen gelire eşit olduğuna ilişkin bir rapor hazırlanır. Bu rapor sayesinde Güney Kore’de bir Kültür Endüstrisi Bürosu kurulmuş ve daha en başından Hallyu bir devlet projesi olarak desteklenmiştir. Örneğin, Hallyu’nun tarihi dizilerinin çekildiği setler, devletin desteğiyle bu rapordan sonra kurulmuştur. Devlet desteği dizilerle sınırlı kalmamış k pop (Kore pop müziği) müzik grupları da desteklenmiş ve bazı gruplar kültür elçisi olarak seçilmiştir.

KÜRESEL KÜLTÜR ADI ALTINDA NE YAPMAYA ÇALIŞILIYOR?

Kültür, TDK’nın (2019) tanımına göre; tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin, bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü olarak ifade edilmektedir. Kültürün tanımlarında genel görüş, bir toplumu ya da grubu diğerinden ayıran belli başlı değerler, günlük yaşam örüntüleri ve davranış biçimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm dünyada kabul gören değer ve davranışlar evrensel kültür olarak ifade edilirken her ülkenin, bölgenin kendine özgü kültürel özellikleri için yerel kültür tabiri kullanılmaktadır. Ancak günümüzde yerel olma özelliğini kaybeden kültürel öğeler, (müzik, sanat, giyim tarzı, tüketim alışkanlıklar vb.) kültür üzerine yeni araştırmalar yapmayı gerekli kılmış ve literatüre yeni kavramlar eklenmiştir. Bu kavramlardan biri de küresel kültürdür. Kültürel değişimlerin nedenlerine bakacak olursak, tarihsel, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumlara etkisini görmekteyiz. Yaşanan devrim niteliğindeki coğrafi, tarihi ve bilimsel gelişmeler tüm dünyayı etkisi altına almış; sadece siyasi anlamda değil kültürel anlamda da toplumlarda büyük dönüşümlere yol açmıştır. İletişim ağlarının gelişmesi, her coğrafyanın birbirinden haberdar olması, en önemlisi de kapitalizm, kültürleri büyük oranda etkilemiştir. Farklı kültürel öğelerin var olması ve her ürünün her coğrafyada alıcı bulmaması, kapitalizm için önemli bir engeldi. Bu nedenle küresel çapta bir değişimin yaşanması gerekiyordu. İşte bu noktada kapitalizmin ciddi bir etkisinin olduğu “küresel kültür” kavramı karşımızı çıkıyor. Aynı şekilde “kapitalist küresel kültür” tanımlamaları da mevcuttur.

'KÜRESEL KÜLTÜRLE, FİKİRDE TEKELLİK AMAÇLANMAKTA!'

Kültürel küreselleşme, küreselleşmenin dünya üzerindeki kültürel akışları arttırmasını ve yayılmasının sağlamasını ifade eder. Fikir ve bilgilerin yayılması da sosyal-kültürel küreselleşme içerisinde yer almaktadır. Dünya toplumlarının fikir ve bilgilerini etkileyen akımlara değinmemiz gerekirse, modernizm ve postmodernizm üzerine konuşmamız gerekir. Bu iki akım, birçok alanı etkilediği gibi sanatsal alanda da büyük bir değişimin öncüsü olmuşlardır. Modernizm merkeze insan aklını alır. Ona göre temel gerçeklik rasyonalizm, akıl, mantık ve bilimdir. Bilimsel bilgiler kültüre ya da geleneğe göre değişmez, öznel değil, nesnel ve evrenseldir. Modernizmin kültürel yansımalarına baktığımızda ise yüksek ve alt kültür kavramlarını görmekteyiz. Modernizm, kendi değerleriyle bağdaşmayan gelenek ve kültürleri dışlamıştır, “ya biri ya öteki” anlayışı hâkimdir. Bu noktada modernizmin kültürel hegemonyayı de beraberinde getirdiği yorumunu yapabiliriz. Çünkü dünya toplumları, özellikle Soğuk Savaş döneminden sonra kendilerini toparlamak ve çağı yakalamak istediler. Bunun ilk basamağını siyaset ve ekonomi oluşturdu. Ancak bir taraftan halk da değişiyordu. İnançlar, felsefeler, yaşam biçimleri, modernizm ve kapitalizmle şekilleniyordu. Modern bir ülke olmak, saygıdeğer ve gelişmiş bir ülke olmak anlamına geliyordu. Gelişmekte olan ülkeler, bu konuda geride kalmak istemediler. 20. yy.’da hala eski geleneklerin yaşanması, geri kalmışlık ve çağdışılık olarak değerlendiriliyordu. Kültürel gecikme olarak ifade edilen, maddi olmayan kültürel unsurların maddi olana yetişememesi durumu gelişmekte olan ülkeleri tedirgin ediyordu. Bu nedenle toplumlar buna hazır olmasa da gelişmiş ülkelerin kültürleri taklit edilmeye başlandı. Taklit edilen ülkelerin başında ABD ve Avrupa ülkeleri geliyordu. Ancak kültürel alandaki değişim ve taklitler, gelişmiş batılı ülkeler tarafından dayatılmıyordu. Buna halk ve yönetim kendisi karar veriyordu. İşte burada karşımıza hegemonya kavramı çıkmaktadır.

HEGOMANYA NEDİR

Hegemonya kavramı, hâkimiyet kavramından farklı olarak güce dayalı bir baskı ve zorlamayı değil, seçkin olan grup ya da ülkelerin önderliğinin kabul edilmesi ve bunun gerekli olduğuna inanılmasıdır. Seçkin grubun değer ve ideallerinin benimsenmesi olarak da ifade edilebilir. Bu bağlamda hegemonya, gönüllü bir bağlanmayı içerir. Askeri bir işgal ya da üstünlükten ziyade burada ahlaki ve entelektüel üstünlük hâkimdir.

BTS’ nin coca cola reklamı

Kültürün de kapitalizme kurban gittiğini, bu alanda en çok Amerikan ekonomisinin çıkarlarının korunduğunun en büyük kanıtı; Dünyanın her yerinde kültürel öğelerin Amerikan tarzda gittikçe aynılaşması ve standartlaşması, yine aynı şekilde Dünyanın birçok yerinde Amerika merkezli küresel şirketlerin (Coca cola, McDonalds gibi) varlığıdır. Bu konuya Hallyu üzerinden örnek vermek gerekirse, Kore’nin temsilcileri olduğu söylenen ve Koreli şarkıcılar olarak global başarılar elde eden k pop grubu BTS’nin Coca Cola reklamında yer alması örnek verilebilir.  Korece şarkılar söyleyen, Hyundai reklamlarında yer alan BTS küresel kültürün temsilcilerinden Coca Cola’nın da reklamında yer almıştır. Ayrıca küresel markanın Kore temsilciliği, kola kutuları üzerine BTS üyelerinin resimlerini de koymayı ihmal etmemiştir.

NEDEN KUZEY KORE DEĞİLDE GÜNEY KORE?

Burada küçük bir not düşmekte fayda vardır. Küresel bir marka haline gelen neden Kuzey Kore değil de Güney Kore’dir. Çünkü Güney Kore daha çok Amerikanlaşan, daha çok küresel sisteme eklemlenen bir yapıya sahiptir. Bu sadece kültürel unsurlarına değil siyasal ve ekonomik düzenine de yansıyan bir durumdur. Amerika’nın yanında yer alan liberal politikalar uygulayan Kore, çok kısa bir sürede kendini toparlaması ve ekonomik ve teknolojik bir güç haline gelmesiyle ön plana çıkarılmaktadır. Bunu da Amerika’ya borçludur, mesajı her kanaldan verilmektedir. Bunun için ödenmesi gereken bedeller ise göz ardı edilmektedir. Bir başkasının hegemonyasına girmek anlamına gelen bu durum, bir nevi bağımsızlığından da vazgeçmekle eşdeğerdir. Sadece Güney Kore değil, Dünya ülkeleri ne kadar küreselleşirse, ne kadar kapitalist olursa, ne kadar kendi yerelliklerinden taviz verirse o kadar büyüyecek, gelişecek ve bir dünya markası haline gelecektir. Bu tespiti doğrulayan bir araştırmaya kısaca değinmek istiyorum.

Çankırı Karatekin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi’nde Buhari Doğan ve Muhlis Can’ın, “Küreselleşmenin Büyümeye Etkisi: Güney Kore Örnekleminde Eş Bütünleşme Analizi” isimli yazılarında, literatürde küreselleşme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki üzerine yapılmış çalışmaları derledikleri tabloda, temel bulgular kısaca şöyledir; küreselleşmenin büyümeye pozitif yönlü etkisinin olduğu sonucuna ulaşmıştır. Siyasi, sosyal ve bir bütün olarak küreselleşme ile ekonomik büyüme arasında bir ilişkinin olduğunu saptamıştır. Yüksek küreselleşme düzeyinde olan ülkelerin daha yüksek büyüme hızına sahip oldukları sonucuna ulaşmışlardır. Bu bulgularda yer alan ülkeler arasında Afrika ve OECD ülkeleri, Singapur, Malezya, Tayland, Hindistan, Filipinler ve Güney Kafkasya ülkeleri bulunmaktadır. Çok farklı tarihsel, siyasal, kültürel özelliklere sahip olan bu ülkelerde yapılan araştırmalar neticesinde, hepsinde de küreselleşmenin ekonomilerine olan katkıları ortaya konmuştur.

Güney Kore de 2. Dünya Savaşı ve bölünmenin ardından kendisini toparlamak istiyordu. Güney Kore’nin bölünmeden önce ABD ile başlayan askeri birlikteliği, Güney Kore’nin siyasal ve ekonomik sisteminin ABD güdümünde şekillenmesiyle devam etti. Bölünmeden sonra Güney Kore’nin, ihracat merkezli bir ticari anlayış geliştirdiğini görüyoruz. Bu da eşzamanlı olarak küreselleşmeyi de arttıran bir hamleydi. Kapitalist, liberal blokta yer alan Güney Kore; Gabo’yla başlayan reformist girişimlerini devam ettirdi ve sadece ekonomik ya da siyasal alanda değil, toplumsal ve kültürel alanda da ABD-Batı merkezli bir yön çizdi. Bu bağlamda, Güney Kore’nin de küreselleşme, küresel kültür ve kültürel emperyalizmden nasibini aldığını ifade etmemiz gerekir.

Güney Kore, “melez kültür” özelliği taşımaktadır. Bugün Korelilerin sahip olduğu kültür geleneksel Kore kültürü ve Konfüçyüs öğretilerinden izler taşırken modern Batı ve Amerikan kültürünü de barındırmaktadır. Özellikle de Hallyu olarak bilinen “Kore Dalgası” aslında, Batılılaşmış modernitenin cazip görüntülerini, Asya duygusallığıyla birleştirilmesi ve Amerikan kültürünün Asya zevkine göre yorumlanarak sunulmasından başka bir şey değildir. Nitekim birçok dizide oyuncular ayakkabılarıyla eve girmezler, yerde oturarak kimchi yerler ve saygı sözcüklerini kendilerinden büyüklere daima kullanırlar. Ancak giyimleri ve yaşam tarzları modern bir insanın yaşamından farksızdır.  Yine Bauman’a göre Kore dalgası olarak isimlendirilen ve Kore’nin kendine özgü bir kültürü olarak lanse edilen Hallyu bir “temsil” kültürü değil bir “taklit” kültürüdür. Kendi içerisinde postmodern kültür ve sanatların özelliklerini paylaşmaktadır.

Modern sanatın aksine postmodern sanat, sanatçıdan özgünlük beklemez. Sanatında bir anlam içermesini beklenmez. Taklide karşı değildir, amaç kitlenin beğenilerini göz önünde bulundurarak, tüketim ve popülerlik oluşturmaktır. Özellikle müzik sektöründe, video klip yayınlanmaya başlanması postmodernizmin müziğe ilk ve en büyük etkisidir denebilir  Çünkü tüketim ve popülerlik için sadece kulağa değil göze de hitap edilen bir alanın olması gerekir. Nitekim anlamdan yoksun ve cinsellik içeren milyonlarca klibin yayınlama amacı da budur. İzlenme sayısını arttırmak böylece popülerlik ve para kazanmak. Aynı şekilde video kliplerde, birbirinden bağımsız ve anlamsız birçok öge birlikte yer alabilir. Bu da zihinleri daha fazla yoran bir karmaşa yaratmaktadır.

Bütün bu özellikler, sadece k pop sektörü için değil postmodernizm ve popüler kültürün etkisindeki tüm sanatçılar için geçerlidir. Biz yazımızın kapsamında yer alan k pop üzerinden örnekler vereceğiz. K pop da postmodern kültürün etkisinde kalmış bir sektördür. Birbirine fiziksel olarak benzeyen sanatçılar (çoğu benzer estetik ameliyatlar geçirir), birbirine çok benzeyen video klipler ve k popa özgü dans koreografileri. Hatta Youtube üzerinden profesyonel ses analizleri yapan Emre Yücelen’e göre, k pop sanatçılarının ses aralıkları ve özellikleri bile birbirine çok benzerdir.  Her grubun, vokal, rapper ve dansçılardan oluşması da buna örnek verilebilir. Nerdeyse tüm k pop konserlerinde şarkıcılar playback yaparak şarkılarını söylerler, zorlu dans koreografilerini sergilerken söylemek de zaten oldukça zordur. Sanatçıların çoğu başkalarının yazdığı parçaları seslendirir; konserlerinde de video kliplerinde de genelde herhangi bir enstrüman çalmazlar. Yani müzik videolarında olduğu gibi konserler de sanatçıları dinlemek için değil, seyretmek için gidilen yerlere dönüşür. Burada kısaca k pop ile Çin’deki müzik sektörünü kıyaslamak istiyorum.  Elbette Çin de küreselleşmeden nasibini almış, Çin sanat dünyası da bundan etkilenmiştir. Ancak Kore’den farklı birkaç yönünü de ele almak gerekmektedir. Çin televizyonlarında yayınlanan müzik programları; “I Am A Singer” ve “Come Sing With Me” incelendiğinde, canlı okumaya dayalı bir müzik göze çarpmaktadır. Dans etme zorunluluğu yoktur. Sesin aralığı, sahnede canlı performans sergileme becerisi en önemli unsurlardır. Yaş, kilo, çekicilik gibi unsurların bu programlarda kriter kabul edilmediğini, yeteneklerin ve tarzların birbiriyle yarıştığı bir atmosferin hakim olduğunu görürüz. Programlardaki performansları izlerken de k popa nazaran çok daha kaliteli sesler dinlediğinizi fark etmeniz uzun sürmez.

K pop video kliplerini inceleyecek olursak, birbirinden bağımsız ve anlamsız sahneleri gözlemlememiz mümkündür. Örneğin; EXO grubunun Ko Ko Bop isimli şarkısının klibinde, şarkı cinsel mesajlar içeren sözlere sahip olsa da, sanatçılardan birinin gömleğinde, Marksist-Leninist siyasetçi Che Guevara’nın, resmi bulunmaktadır. Yine BTS’nin Fake Love isimli şarkısının video klibinde, JHope’un “Snickers” marka çikolataların üzerinde uzandığı görüntünün, şarkının anlamıyla herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır. Bütün bu örneklerden de anlaşılacağı üzere Hallyu küresel kültürden ayrı düşünülemez. Gerek dizilerinde gerek pop müziklerinde küresel kültürün ve postmodernizmin etkileri görülmektedir. Bu bağlamda k pop Amerika ve diğer ülkelerdeki pop müzik sektöründen farklı değildir.

EXO grubunun Ko Ko Bop isimli şarkısının klibinden bir kare

HALLYU VE POPÜLER KÜLTÜR

Popüler kelimesi, bir bölgede yaşayan insan topluluğu yahut genel olarak halk manasına gelen Latince “Populus” kökünden gelip Batı dillerine geçmiştir. Önceleri halk ve halka ait olan şeyler anlamında kullanılsa da bugün farklı bir manada kullanılmaktadır. En geniş tanımıyla; çoğunluk tarafından bilinen, beğenilen ve sevilen anlamına gelmektedir.  Ancak bu tanımda, ilk kullanıldığı anlamdan farklı olarak, üretilmiş olana gösterilen ilgi ve tepkiden yola çıkılarak bir tanımlama yapıldığını görüyoruz. Hâlbuki popüler kelimesi ilk etapta halkın ürettiği ve ona ait olanı ifade etmekteydi. Dolayısıyla artık popülerliği, belli mecralarda “üretilen şeylere” duyulan beğeni olarak anlamamız gerekmektedir. Daha doğru bir ifadeyle “üretilen ürünün” halk tarafından tüketim sayısı, sıklığı ve memnuniyetinin popülerliği belirlediği kanısına varabiliriz. Literatürde bu nedenle “ticari” tanım olarak değerlendirilmektedir.

FRANKFURT OKULU VE POPÜLER KÜLTÜR

Popüler kelimesinin anlam değişikliğine ve oluşan popüler kültüre araştırmacılar farklı yorumlar getirmişlerdir. Bu durumu, olumlu değerlendirenler olduğu gibi olumsuz değerlendiren bakış açıları da mevcuttur. Ancak hepsinin ortak yanı popüler kültürü, sanayi toplumundan ayrı değerlendirilemeyeceği, etkisinin medyayla tüm toplumlara yayıldığıdır. İşte bu noktada Frankfurt Okulunun,  “kitle kültürü ve popüler kültür”e yaptıkları eleştirileri; Adorno’nun, “kültür endüstrisi” kavramını ele almamız gerekmektedir.

Frankfurt Okulu’nun özellikle eleştirdiği noktalardan biri, popüler kültür ile ekonomi arasındaki ilişkisidir. Çünkü popüler kültür beraberinde güçlü bir “tüketim” alışkanlığı da getirmektedir.  Başka bir eleştiri de medya aracılığıyla kültürün bir endüstri haline gelmesi ve topluma yönelik bir tahakküm alanının oluşmasıdır.  Adorno ve Horkheimer’e göre kültür endüstrisi üstenci ve baskıcıdır. Çünkü tüketen halk burada özne değil nesnedir. Kültürün üretim sürecine katılmaz, sadece maruz kalan konumdadır.

Popüler kültürün sanayileşmeden bağımsız ele alınamayacağını ifade etmiştik. Hızlı modernleşmeyle, hızlı sosyal değişimler, kentleşme gibi durumlar, kitleleri de hızlı tüketime itmektedir. Dolayısıyla hızlı yaşama alışan halk, kolay göze çarpan, çabuk tüketilebilecek ürünlere yoğunlaşır. Popüler olanı hızlıca tüketip yeni deneyimler ve tatlar ararlar. Bu nedenle popüler kültürün önemli bir özelliği de kısa sürede değişen ve kendini yenileyen bir tarza sahip olmasıdır.

Theodor Adorno ve Max Horkheimer, Aydınlanmanın Diyalektiği isimli kitaplarında, sanatta en önemli unsurun “üslup” olduğunu belirtirler ve devamında şu ifadelere yer verirler:

Sonunda kültür endüstrisi taklit olanı mutlak olanın yerine koyar. Kültür endüstrisi üsluptan başka bir şey olmadığı için üslubun sırrını, yani üslubun toplumsal hiyerarşiye itaat olduğunu ifşa eder. Kültür adı altında bir araya toplanıp etkisizleştirildiklerinden bu yana zihinsel yaratılan tehdit eden şey günümüzde estetik barbarlık tarafından tamamına erdirilmiştir.

K POP NEREDEN TÜREMİŞTİR?

Bu sözlerden hareketle Hallyu’ nun da bir kültür endüstrisi ve popüler kültür ürünü olduğunu söylememiz yanlış olmaz. Hallyu, hızlı değişen popüler kültüre ayak uydurmuş, birtakım üslup değişiklikleriyle Adorno’nun ifade ettiği,  “taklit” kültüründen öteye gidememiştir. Bu konuyu k pop üzerinden açıklamaya çalışacağız.

Adından da anlaşılacağı üzere k pop “pop müzik” üreten bir sektördür. Müzik, birçok kaynakta “ses sanatı” olarak ele alınmaktadır. Müzik; tarihten bu yana insanların duygu ve düşüncelerini estetik bir üslupla ifade etme biçimi olarak kullanılmıştır. Her toplumda duygu ve düşüncelerin ifade ediliş tarzı birbirinden farklı olmuştur. Müzik üzerine araştırma yapan bilim insanları “evrensel müzik” diye bir şeyin olmadığını, her coğrafyanın kendine has müzik dünyasının olduğunu ifade etmektedirler. Müzik ve kültür birbirinden ayrı değerlendirilemez. Popüler kavramına dönecek olursak başta kelime anlamı olarak halka ait olanı ifade ettiğini ve bunun zamanla değiştiğini belirtmiştik. Dolayısıyla değişen anlamı ve hızla yayılmasıyla toplumları etkileyen popüler kültürün müzik dünyasını da etkilememesi düşünülemez. Popüler kültürün müziğe en büyük etkisinin sunum ve üslubun standartlaştırılması olarak düşünebiliriz. Çünkü daha çok tüketimi esas alan bakış açısıyla kültür endüstrisi hızlı tüketilecek, akılda kalacak bir müzik üretimine odaklanmıştır. Müzik endüstrisinin yaptığı şey, Adorno’nun da ifadesiyle üslup ve şekil değiştirmektir. Müzik endüstrisi müziksel geçmişi yeniden yorumlar veya yeniden icat ediyor görünür ve doğrudan reddetmez. Örneğin,  rock, caz, rap, hip hop ve pop müzik birbirinden farklı gibi görünse de hepsi aynı sektör içerisinde yer alır. Zaman zaman popülerlik oranları değişir. Biri zamanla daha geri planda kalabilir. Ancak bu arada da yeniden bir üretim ve taklit süreci başlamıştır. Örneğin pop müziğin yaygınlaşmasından sonra, aslında aynı şey olmalarına rağmen, farklı özellikler taşıyormuş gibi Amerikan pop'u, k pop, j pop, arabesk pop, Türk pop müziği gibi sınıflandırmalar yapıldığını görüyoruz, ama bu durum Adorno’nun da ifadesiyle yalnızca taklittir. Aynı şeyleri yeniden üretiliyormuş ve farklıymış gibi görünür.

K pop, genel pop müzik özelliklerini içerisinde barındırır ancak üslubu farklıdır. K popun en belirgin özelliği “boy band” ve “girl band” şeklinde kız ve erkek müzik gruplardan oluşmasıdır. Solo sanatçılar da olmakla beraber, k popu farklı kılan en önemli özellik budur. Ayrıca dans etmek de bu sektörün vazgeçilmezlerindendir. Her şarkı için farklı bir koreografiyle grup dansları göze çarpar.  Ne var ki şarkıların konularından, kullanılan  “kelime dağarcığına” kadar ne Amerikan ne de Türk popundan bir farkı vardır. Şarkı sözleri Korece ifade edilse de şarkı isimlerinin ve nakaratların büyük bir çoğunluğu “İngilizce” kelimelerden oluşur. Örnek olarak 2018 Ağustos ayı içerisinde en çok izlenen k pop müzik videolarını inceleyelim.  Bu 30 şarkı içerisinde birden fazla şarkısı izlenen, dinlenen gruplar; BTS, TWICE, BLACKPİNK, BIGBANG, SNSD isimli k pop grupları idi. Şarkı isimlerinin neredeyse tamamı İngilizcedir, şarkıların ana teması (dope ve mıc drop hariç), aşk ve eğlencedir. Şarkı sözleri basit, akılda kalıcı ve çok tekrar eden kelimelerden oluşur. Örneğin BTS’in Fake Love isimli şarkısında fake love (sahte aşk) 21 kez, aşk ve sevmek anlamına gelen kelimeler 10’dan fazla kez tekrar edilmiştir. Video kliplerde ise oldukça renkli, zor dans koreografileriyle göze çarpan, hem kız hem erkek şarkıcıların bedenleri üzerinden, bolca cinsel mesajlar içeren giyim ve çekim sahnelerini görüyoruz. Bu da dünyada tüm pop müzik şarkı ve kliplerinde görülen bir durumdur.

Tomris Çetin’in “Röportajlarla Seul” isimli kitabında röportaj yaptığı isimlerden biri de Koreli müzisyen Shin Gung’ tur. Dankook Üniversitesi Kültür ve Sanat bölümünde yüksek lisansını tamamlamış, pop müzik prodüksiyon ve işletme master mezunu, k pop içerisinde de yer alan bir sanatçı olarak profesyonel bir kariyere sahiptir. Shin Gung, k pop sektörü için, “Kore’nin müzik sektörü Japon kökenli ancak bazı farklılıklar var. Japon eğlence sektörü oldukça katıyken Kore daha esnek ve daha yaratıcı.” ifadelerini kullanmaktadır. Tomris  Çetin’in, “Benim k pop ile ilgili dikkatimi çeken en önemli şey müzik altyapısına önem verilip, özenilirken, aynısının şarkı sözlerine yapılmaması. Yanılıyor muyum? Çok basit, bazen çocukça sözler içeriyor k pop şarkıları.” sorusuna, “Aaa, evet! Fakat endüstri böyle, trend böyle. Bir şirket şarkısının popüler olmasını istiyorsa, akılda kalıcı basit sözlere yer veriyor şarkılarında. Tüm dünyada böyle aslında.” şeklinde cevap vermesi şu ana kadar anlattıklarımıza kanıt niteliğinde sözlerdir.

Son olarak, popüler kültür, beraberinde getirdiği hızlı değişim ve standartlaştırmadan ötürü küresel kültürün bir parçasıdır denebilir. Küreselleşmede olduğu gibi popüler kültür de özellikle medyanın da etkisiyle yerel olanı arka planda tutarak kültürü meta olarak kullanır. Popüler kültür içerisinde yer alan ögeler daha çok para kazanmak amacıyla şekillenir ve benzer üretimler halka sunulur. Bu da beraberinde bir dayatmayı getirir. Farklı seçeneklere popüler kültür içerisinde pek yer verilmez, yeri gelince dışlanır ya da küçümsenir. Hallyu da içerisinde yer alan ögelerde popüler kültürün özelliklerini taşımasına özen gösterir. Örneğin, Hallyu dizilerinde tarih dizileri yer alsa da gözde olan ve en çok izlenen diziler, romantik-komedi türündeki dizilerdir. İşlenen konular ve senaryolar da Amerikan ya da Türk dizilerinden farklı değildir. Belki bu nedenledir ki Kore uyarlaması birçok dizi, Türkiye’de ilgiyle izlenmektedir. K pop ise popüler kültürün ve pop müzik sektöründe yer alan, farklı bir üsluba sahip bir müzik türüdür. K pop; müzik endüstrisi içerisinde iddia edildiğinin aksine yerellikten uzak bir müzik sektörünü ifade eder. Çünkü k pop da müzik endüstrisi içerisinde yer alan diğer türler gibi, ticari kaygıların ağır bastığı bir bakış açısıyla üretilmektedir. Tüm bunlar Güney Kore’nin özellikle kültürel alanda bir emperyalizme maruz kaldığını göstermektedir. Güney Kore de küreselleşmeden etkilenmiş, yerel kültürünü koruyamamıştır. 21. yy.’da da dünyaya popüler kültürün etkisinde kalan bir sanat sunmaya devam etmektedir. Bunun yanı sıra yukarıda da değindiğimiz gibi Amerika yanlısı politikalar gütmesi ve küresel kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde olması, özellikle ön plana çıkarılmasında ve siyasal, finansal destek görmesinde büyük bir etkiye sahiptir. Küreselleşmeden etkilenmeyen bir kültürün varlığından söz etmek zordur. Ancak sürekli desteklenen ve pozitif (gelişmiş, eğitimli, modern, zengin ülke vb.) kavramlarla anılan kültür ve ülkelerin hangileri olduğunu bilmek önemlidir. Çünkü bu ülkeler henüz yeteri kadar küreselleşemeyen veya Amerikanlaşamayan ülkeler için örnek teşkil etmekte ve küreselleşirken nasıl bir yol izlemeleri gerektiğine ilişkin bir yol haritası sunmaktadır. Bugün Güney Kore de geçirdiği siyasal, ekonomik ve kültürel değişimlerle bunun en büyük örneğidir.

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2019, 20:54
YORUM EKLE
YORUMLAR
Esranur özdemir
Esranur özdemir - 5 ay Önce

Bu bilgilerin çoğusu yanlış ve gereksiz alakası yookk

Army
Army - 3 ay Önce

Bu nasıl bir YALAN.Yeni neslin nelerle uğraştığını bakmak degilde eleştiriyorsunuz.Türkiye'de olanlara bakın bide onlara aradaki fark uçurum.Biz Armyler İnşAllah Türkiye'ye gelirler diye dua ederken siz anca onların hakkında yalan haber sunun.Bu doğrumu şimdi?

egeninincisi
egeninincisi - 2 saat Önce

BTS üzerinden başkalarının kötü amelleri olabilir belki ama BTS in böyle birşeyin içinde olacağını hiç sanmıyorum açıkcası

SIRADAKİ HABER

banner5