banner5

28.10.2020, 16:00

Biz ‘’PİGME’’ değiliz!

Arkadaşları konyakçı ve doktor’la maceradan maceraya koşan Nevada’lı genç ranger Tommiks’i, ‘’Hay bin kunduz’’ diyen Çelik Bilek Teksas’ı, tatlıbelası Çiko’yla Darkwood ormanında ki bataklıkta yaşayan baltalı ‘’ilah’’ Zagor’u, Mister NO’yu ve diğer bir çok isim altında bir dönemin fenomen çizgi romanlarını bilenler hatırlayacaktır. Bir dönem gençliğinin, kitapçılarda arayıp bulmakta zorlandığı şimdi nostaljiler arasına girmiş, okuyucusunu maceradan maceraya taşıyan çizgi romanlar. Bana göre; internetten önceki (İ.Ö) kültürel iğfalller dönemi!

Yerini kimsenin bilmediği kafatası mağarasında yaşayan gerçek adı Kit Walker olan, Fantom ya da diğer adıyla Kızılmaske! Hakkında on kaplan gücünde olduğu ve ormanda ismini seslendiğinizde sizi bulup geldiği gibi rivayetler vardır ve Fantom'un yüzünü gören ölür! Fantom’un kim olduğu gizemlidir. Bengal sahillerinde Pigmeler'in bulup büyüttüğü biridir Fantom.

İşte bir çoğumuzun hafızasında bu çizgi romandan kalan PİGME’ler yaklaşık beş bin yıldır yaşayan, Afrika’nın en derin ormanlarında ‘’medeniyetin’’ ulaşmadığı, boyları 120 santimi geçmeyen, şu an dünyada ki toplam sayıları 120 bini bulan Kamerun'un Atlas Okyanusu'na yakın ormanlık alanlarında bambu ağacından kulübelerde yaşayan bir halk. "Komba" adını verdikleri ve her şeyi yarattığına inandıkları tek bir tanrıya tapınan Pigmeler, ölümden sonraki hayata da inanıyor. Pigmeler, atalarının ruhlarının her yerde yaşadığına inandıkları için ölülerini ağaç kabuklarında veya mağaralarda saklıyor. Pigmeler arasında Müslüman bir topluluk da bulunuyor. Tek Müslüman Pigme köyü olan Makure-1, Kamerun'un Kribi şehri yakınlarındaki ormanlık alanda yer alıyor. 2004'te Katarlı din adamlarının ziyaretinin ardından önce 3 kişinin Müslüman olduğu köyde yaşayan Pigmeler, 2009'da Türk sivil toplum kuruluşlarının ziyaretleriyle tamamen İslamiyeti seçmiş. Kendilerine ait Mabea adlı bir dili konuşan Pigmelerin, nesilden nesile geçen şiirleri ve destanları bulunuyor. Ümit Burnu'ndan Ekvator'a kadar uzanan geniş bölgede yaşayan ve yaklaşık 60 milyon nüfusa sahip Bantu yerlileri ile alışveriş yapan Pigmeler, Bantu dilini de konuşuyor. ‘’Pigme’’ adı bu topluluğa batılılar tarafından verilen ve yunanca ‘’cüce’’ manasına gelen bir isim. Pigme’ler kendilerini nasıl tanımlıyor bilmiyorum ama vahşi sömürgeci batı, girdiği topraklarda o halkların kaynaklarını sömürmekle kalmıyor, toplumları, kabileleri dahi isimlendiriyor, adlandırıyor, yaftalıyor! Sömürgeci işgalciler istediklerinde bizzat kendileri yada himaye ettikleri mandacı işbirlikçileri eliyle sömürgeleri altındaki halkların adını, yerlerin adını, şehirlerin dahi adlarını değiştiriyorlar! Değiştirdiler! 5 bin yıllık bir orman halkının adını değiştirip ''PİGME'' -Cüce- yaptıkları gibi!

Frenklerin, söz konusu İslam ve insan düşmanlığı olduğunda neler yapabileceğine dair örnekleri ‘’bu toprağın çocukları’’ adlı yazımızda, Hem de Fransız tarihçi Joseph François Michaud’un kaleminden aktarmıştık. Sömürgecilik tarihinin gelmiş geçmiş en dehşetli ve utanç yüklü, insanlık onurunu yerle yeksan eden vesikalarını onların kanlı tarihlerinde görürsünüz. Bu aslında Batı sömürgeciliğinin tipik bir prototipidir. Vahşi, doyumsuz ve sınırsızca. Gerek Fransa guyanasında ve gerekse Fransa’ya bağlı koloni, sömürge, manda ve himayeleri altındaki topraklarda yıllardır devam eden kanlı işgallerin en dehşetli örneğini adı filmlere konu olan Ruanda’da gördük. Çok değil 25 yıl önce Ruanda’da neler yaşandığını ve Fransa’nın oradaki rolünü anlamak için  Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın Le Figaro’ya 12 Ocak 1998’de yaptığı açıklamayı okumak yeterli olacaktır sanırım! Ruanda soykırımı için Mitterand şöyle diyordu:’’ O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değildir!’’

Sömürgeci Fransız için, 1994’de başlayan katliamda Tutsi ve Hutu’lar arasında çıka(rtıla)n iç savaşda 100 günde, 800000 (sekizyüzbin) insanın palalarla ve yakılarak katledilmesinin, Ruanda’da yaşayan kara derililerin ne önemi var ki? Hutu liderliğindeki hükümet ve milisler Ruanda'da 100 günde 800 bin kişiyi öldürdüğünde yıl 1994'tü, ve öldürülenlerden 300 bini çocuktu. Çoğu dövülerek linç edilerek öldürüldü. 1994'te Ruanda'daki soykırımı finanse ettiği iddia edilen iş insanı Felicien Kabuga’nın 26 yıl süren firarının ardından Mayıs 2020'de Fransa'nın başkenti Paris'te yakalanmış olması bir tesadüf müydü? Kabuga, soluğu Fransa’da alan tek Ruanda soykırımı suçlusu da değildi. Katliam sırasında Ruanda Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan Laurent Serubuga da 1998 yılında Fransa’ya sığınmış, Paris yönetimi 2014 yılında Serubuga’nın ülkesinde yargılanması için Ruanda’dan gelen sınır dışı edilmesi yönündeki talebi de reddetmişti.

İç savaşı ve soykırımı başlatan ise Ruanda’da yayın yapan RTLM radyosuydu! Katliamın arkasındaki Fransa nasıl oluyorsa Birleşmiş Milletler’in onayıyla 23 Haziran’da “Turkuaz Operasyonu” adlı harekatla ‘’katliamı durdurmak’’ için Ruanda’ya ulaştığında, Kabuga’nın RTLM Radyosu Hutu toplumuna “Fransız Müttefikleri” en iyi şekilde karşılamaları için çağrı yapıyordu. Dün canlı yayında, ‘’bulduğunuz yerde Tutsi’leri öldürün’’ çağrısı yapan RTLM radyosu; ‘’fransızları çiçeklerle karşılayın’’ diyordu! Biz bu senaryoyu daha sonra Irak’ta Kesnizaniler’le görüyorduk. Yangını çıkartan Fransa, çıkardığı yangını söndürmek için itfaiyeci kılığına giriyordu! Hem de BM onayıyla!

Ruanda’da yaşayan halkların yüzde biri de Pigmelerden oluşuyordu! Adlarını, batılı sömürgecilerin verdiği 5bin yıllık bir orman halkı olan Pigme’ler! Yani ‘’Cüce’’ler. Topraklarını, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömüren, kültürlerini sömüren de Batılılar! O halka isim veren de yine Batılılar! Sömürge olmak ne acı!

Şimdi Fransa, Afrika’da ki sömürgelerinde planlarını bozan Türkiye’ye; Libya, Suriye ve Ermenistan üzerinden büyük bir öfke duyuyor! Öfkeleri olmayan akıllarını zail etti! Ayasofya’nın açılması ise bunun tuzu biberi oldu! Ve Cizvit papaz okulu mezunu, Kızıl Kalkan Rothschild’in dünkü muhasebecisi, bugünkü şovalyesi Macron(a), Müslüman Anadolu halkının ve tüm İslam aleminin kutsalına, dinine ve Peygamberine alenen savaş açtı(rıldı)! Kahpelikle dolu karikatürleri resmi devlet kurumlarının binalarına yansıtıyorlar, yetmiyor okullarda kitaplara basıyorlar, en son yetmedi Devlet Başkanımız Tayyip Erdoğan’ı kelimelerle ifade edilemeyecek bir alçaklıkla resmederek İslam’i değerlerimize saldırıp sinir uçlarımızı yakmaya çalışıyorlar. Stratejik aklımızın ve hamlelerimizin karşısında geldikleri nokta çaresizlik! Söyleyeceği sözü, yapacağı hamlesi kalmayanın başvurduğu yönteme başvurdular! Hakaret ve küfür ediyorlar!

Bizim; başta Fransa olmak üzere tüm emparyellere; sömürge olmadığımızı ve bizi isimlendiremeyeceklerini de devlet başkanımızın boykot çağrısına sembolik ve etkili bir duruş ekleyerek ortaya koymanın şimdi bir kez daha tam zamanıdır! Madem FRANSIZ mallarını boykot ediyoruz, Anadolu’nun kurucu lideri, İstanbul fethinin sembol ismi, Medar-ı İftiharımız Eba Eyyub-el Ensari’nin medfun olduğu Eyüp ilçemizin en meşhur ve ünlü tepesinin adını bir FRANSIZ DENİZ SUBAYI, Osmanlı düşmanı ve Nazım’ın dahi şiirlerinde lanetlediği PİERRE LOTİ (LUTİ) olmaktan çıkartıp, 1934’e kadar adını taşıyan İDRİS-İ BİTLİS’İ TEPESİ olarak ne zaman değiştireceğiz? Eyüp Sultan Tepesi! Ya da Necip Fazıl Tepesi olarak! Ayasofya'dan sonra çok zor olmasa gerek!

Bizi ‘zamanında isimlendirmiş’’ olmalarına isyan edelim!

Biz, ‘’Pigme’’ değiliz!

15 Temmuz’dan sonra bir kez daha haykıralım ve mühürleyelim!

Macron’da, Rothschild’de, Kaballar'da duysun! Akan salyalarında boğulsunlar!

..

.

Bülent Deniz - Habervakti.com Genel Koord.

@bulentdenizim

www.bulentdeniz.com

Yorumlar (4)
Hüseyin KAÇIN 1 ay önce
Fransız Sokağı'ndan önce Cezayir
14/05/2005
Fransız Sokağı geçen yıl açılmadan önce de açıldıktan sonra da 'Yılların Cezayir sokağı neden birden Fransız sokağı oldu?' diye epey tartışılmıştı hatırlarsanız.
Haber: MELİS DABAĞOĞLU / Arşivi
Fransız Sokağı geçen yıl açılmadan önce de açıldıktan sonra da 'Yılların Cezayir sokağı neden birden Fransız sokağı oldu?' diye epey tartışılmıştı hatırlarsanız. Tam bu tartışmalar duruldu, geçenlerde bir baktık ki Fransız Sokağı'nın girişinin dibinde, tarihi bir binada, Cezayir adlı bir kafe-restoran açılmış. Murat Çelikkan, Vildan Erozan ve Melek Taylan birlikte açmışlar Cezayir'i. Çelikkan, Cezayir'in ortaya çıkışını şöyle anlatıyor: "Böyle bir yer açmak fikri vardı aklımızda. İlk Vildan'la Melek binayı görüp beğendiler. Ama sonra projeyi hayata geçirene kadar altı aylık bir tereddüt süreci oldu. Burası Fransız Sokağı'na çok yakın. Koşulları oluştuğunda, ancak adı Cezayir olursa yapabileceğimize karar verdik. Bir tür sahip çıkma diye düşünüyoruz."
Üç arkadaş, kendilerinin de diğer dostlarının da tam anlamıyla istedikleri gibi yemek yiyip keyif yapabilecekleri pek bir yer kalmadığına karar vermiş. "Sürekli Beyoğlu'nda gezen insanlarız. İyi yemek yiyebileceğimiz, kazık yemeyeceğimiz, yemek yerken rahatça konuşabileceğimiz, herşeyin birbirine karışmadığı bir restoran atmosferine ihtiyaç olduğunu biliyorduk," diyor Çelikkan.
Afrika'da bir film gibi
Cezayir, restoran, kafe-bar ve 'lounge' olmak üzere üç ayrı bölümden oluşuyor. Dekorasyonu, üç ortağın yakın arkadaşı olan, daha önce de Cihangir'deki Leyla'nın dekorasyonunu yapan Emel Güntaş, Of İst Mimarlık'la birlikte yapmış. Üç bölümde ayrı konseptler kullanmışlar ama üçünde de mekanın rahat ve fonksiyonel olmasına özen göstermişler. Örneğin bara ilk girdiğinizde kendinizi Afrika'da geçen eski bir Amerikan filminde figüran gibi hissedebilirsiniz. Pervaneler, bambu sandalyeler, taş zemin, ahşap bar gibi unsurlar, modern bir tarzda kullanılmış. Emel Güntaş, "Bir Afrika havası esiyor ama bire bir Cezayir konseptli bir dekorasyon değil bu. Detaylar hep sıcak iklim mekanlarına özgü," diyor. Bardan görülebilen 'lounge' bölümündeyse geniş deri koltuklar kullanmışlar. Burası daha alçak sesli müzik eşliğinde, insanların rahatça oturup sohbet edebileceği bir yer. Giriş bölümünde ve barda Mehmet Siyahkalem'in resimleri yer alıyor. Girişteki büyük şeytan tablosu etkileyici. Barda ise resimler bordür gibi kullanılmış. Resimleri 'gündelik hayat' çizgileri taşıdığı için, Siyahkalem'in mekana çok uyacağını düşünmüşler. Her iki bölümde gece belli bir saatten sonra dans edilebilecek alanlar da var. Tarihi bir bina olduğu için mekan olabildiğince sade bırakılmış. Murat Çelikkan, binanın tarihini hala araştırdıklarını belirtiyor. Girişte 1901 tarihli İtalyan Amele Cemiyeti'nin levhası var. Yani bir dönem cemiyetin merkezi olmuş bina.
Yemekler Akdeniz, usta Ermeni
Restoran bölümü ise, başka bir kapıdan girilen tamamen ayrı bir yer. Kapıdan girdiğiniz anda şaşırıyorsunuz. Diğer iki bölümden çok farklı, ışıltılı baloların düzenlendiği saray salonlarını andırıyor. Kelimenin tam anlamıyla cafcaflı bir salon. Sandalyeler lame kaplı. Duvarlarda klasik 18. YY resimlerinden röprodüksiyonlar, tavanda büyük bir kristal avize var. Burada alçak sesli müzik verilerek yemeklerin uzun muhabbetlerle eşliğinde yenmesi için gereken ortam hazırlanıyor. Barda ise farklı DJ'ler haftanın belli günlerinde farklı tarzlarda müzikler yapacak. "Burada ne tür müzik çalacak?" diye sorduğumuzda Murat Çelikkan "House çalmayacak!" diye yanıtlıyor.
Gelelim yemeklere. Genel hatlarıyla Akdeniz mutfağı ağırlıklı denilebilir. Deniz ürünleri ve balık bol. Restoran mönüsüyle kafe mönüsü ayrı. Restoran mönüsünü Bodrum'da yaşayan, Melkon Avetyan adlı Ermeni bir usta hazırlamış. Söylenenlere göre de çok titiz bir ustaymış. Özgün Ermeni ve Ege mezeleri var. Fransız usulü kırmızı etler de yapılıyor. Tulum peyniri, zeytinyağı gibi malzemeler Ayvalık'tan gelirken balıkları da İstanbul'da ancak güvendikleri belli bir yerden alıyorlar. Ana yemeklerin de olduğu geniş kafe mönüsünde değişik salata ve krep seçenekleri var. Bir de tatlıları denemekte yarar var diye düşünüyoruz. Örneğin sufleleri bildiğimiz sufle değil. Üçlü kapta geliyor ve çikolata, limon ve portakal çeşitleri bulunuyor.
Hüseyin KAÇIN 1 ay önce
Fransız Sokağı oldu Cezayir Sokağı
“İstiklal Caddesi esnafı Ermeni tasarısına onay veren Fransa'nın ismini
taşıyan sokağı istemez. İstiklal Caddesi esnafı imza toplayarak semtte Fransız
Sokağı ismini istemediklerini Beyoğlu Belediyesi'ne bildirirler.
Beyoğlu Belediyesi'nden sokağın adının değiştirilmesi yönünde karar çıkar.
Beyoğlu Belediyesi, İstiklal Caddesi esnafının isteğini yerine getirir. Sözde
Ermeni soykırımı iddialarına prim veren Fransa'ya, sokakla misilleme yapılır
ve ad değişir... Sokağın yeni adı da Fransa'ya ince bir mesaj taşıyor. Çünkü
Fransız Sokağı tabelasının yerine Cezayir Sokağı tabelası asılır. Bu şekilde
Fransa'ya Cezayir'de yaptığı katliamlar hatırlatılır. Fransa’nın 1915 olaylarıyla
ilgili bir tasarıyı kabul etmesinin ardından bozulan Türk Fransız ilişkilerinin
bir sonucu olarak sokaktaki isim tabelaları kaldırılmış, ancak adı işletme
tabelalarında kalmıştır.”
Teslime 4 hafta önce
Amin
Ilhan deniz 4 hafta önce
Sayın Bülent bey laiklik de fransız malı. Onuda boykot edelim.biz pigme değiliz.
11
açık
Günün Anketi Tümü
ABD seçimlerinde sizce hile var mı?
ABD seçimlerinde sizce hile var mı?
Namaz Vakti 26 Kasım 2020
İmsak 06:27
Güneş 07:57
Öğle 12:56
İkindi 15:23
Akşam 17:45
Yatsı 19:10
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 8 20
2. Fenerbahçe 9 20
3. Galatasaray 9 17
4. Gaziantep FK 9 14
5. Karagümrük 9 13
6. Başakşehir 9 13
7. Beşiktaş 8 13
8. Konyaspor 8 12
9. Rizespor 8 12
10. Kasımpaşa 9 12
11. Hatayspor 7 12
12. Göztepe 8 11
13. Malatyaspor 8 11
14. Sivasspor 8 9
15. Trabzonspor 9 9
16. Antalyaspor 9 9
17. Erzurumspor 8 8
18. Kayserispor 8 7
19. Gençlerbirliği 8 5
20. Denizlispor 8 5
21. Ankaragücü 7 2
Takımlar O P
1. Altınordu 10 20
2. Adana Demirspor 9 18
3. Ankara Keçiörengücü 10 18
4. Tuzlaspor 9 18
5. İstanbulspor 9 17
6. Samsunspor 10 17
7. Giresunspor 9 15
8. Bursaspor 10 14
9. Balıkesirspor 10 14
10. Altay 8 13
11. Akhisar Bld.Spor 10 13
12. Adanaspor 9 12
13. Ümraniye 10 10
14. Bandırmaspor 10 8
15. Boluspor 10 7
16. Menemen Belediyespor 8 6
17. Ankaraspor 9 5
18. Eskişehirspor 10 1
Takımlar O P
1. Tottenham 9 20
2. Liverpool 9 20
3. Chelsea 9 18
4. Leicester City 9 18
5. Southampton 8 16
6. Everton 9 16
7. Aston Villa 8 15
8. West Ham 9 14
9. M. United 8 13
10. Crystal Palace 9 13
11. Arsenal 9 13
12. Wolverhampton 8 13
13. Man City 8 12
14. Leeds United 9 11
15. Newcastle 9 11
16. Brighton 9 9
17. Burnley 8 5
18. Fulham 9 4
19. West Bromwich 9 3
20. Sheffield United 9 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 10 23
2. Atletico Madrid 8 20
3. Villarreal 10 19
4. Real Madrid 9 17
5. Cádiz 10 14
6. Granada 9 14
7. Sevilla 8 13
8. Valencia 10 12
9. Elche 8 12
10. Getafe 9 12
11. Real Betis 9 12
12. Barcelona 8 11
13. Osasuna 9 11
14. Deportivo Alaves 10 10
15. Eibar 10 10
16. Athletic Bilbao 8 9
17. Real Valladolid 10 9
18. Levante 9 7
19. Huesca 10 7
20. Celta de Vigo 10 7