Kalpleri sağırlaştıran gürültülü bir sessizlik var dünyada. Bu dünya kapkaranlık bir gece, kalpleri kapalı insanlar için.

Allah (c.c.) buyurdu: “Asra yemin olsun ki insanlar hüsrandadır.” Kurtuluşa erenler, yani “Fırka-i Naciye”den olanlar istisnadır. O istisna olanlar kimler, merak edenler “Ve asr”a baksınlar.

Çok büyük kalabalıkların gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar. Evet, evet; “onlara bazı gerçekleri tekrar tekrar söylesen de bir söylemesen de”. Görmek istemeyenden daha kör, duymak istemeyenden daha sağır kim olabilir?

Bizim inancımıza göre “haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytanlardır.” Allah’ın bizden istediği Hakk'ın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olmaktır. Hiçbir erdemli insan dünyada olup bitenleri görmezden, duymazdan, bilmezden gelme hakkına sahip değildir.

Sakın ola aklımızı hiç kimseye; lideriniz, örgütünüz, şeyhiniz de olsa kiraya vermeyin. Gözümüze at gözlüğü takmalarına izin vermeyelim, sonra bizi dolap beygirine döndürürler. Bilmediğimiz şeylerin peşine düşmeyelim. Gideceği yeri bilmeyen, kıblesini şaşırmış kalabalıkların içinde savrulup gitmeyelim. Gideceği limanı bilmeyen bir kaptana hiçbir rüzgâr fayda sağlamaz.

Sahi, keramet sahibi Hızırlarla dost rehberlerimiz nerede? Gökten, mezardan ya da uzaydan mesaj alanların bu gidişat konusunda söyleyecekleri bir söz yok mu? Yoksa o da bir hayal mi idi?!

Kimi yıldızlara bakıp geleceği okuyor, kimi kâhinlerin anlattıklarını aktarıyor. Kimi mitolojik hikâyelerden gelecekle ilgili tahminlerde bulunuyor. Önüne bakan, nereden gelip nereye gittiğine bakan pek yok galiba. Sormak gerek onlara: “Fe eyne tezhebun”, bu gidiş nereye!

Toplumun hâline bakar mısınız? Sahi, bu veriler kimin umurunda? @sarseven X’te ASAL Araştırmanın halk nazarında "Türkiye'nin en önemli sorunu nedir?" diye soruşturmuş, sonuç felaket. "Ahlaki değer kaybı" diyenlerin oranı %3'te. Din ve ahlak kimsenin fazla da umurunda değil sanki. Diğer veriler şöyle: Ekonomi/Hayat pahalılığı: %60,4, Adalet/Hukuk sistemi: %10,2, Eğitim: %5,0, İşsizlik: %4,7, Emekli maaşları/Asgari ücret: %4,0, Ahlaki değer kaybı: %3,0, Terör: %2,1, Göç sorunu/Mülteciler: %1,8, Güvenlik/Asayiş: %1,5, Kürt sorunu: %1,0, Kentsel dönüşüm/Deprem: %0,8, Diğer: %2,5, Fikrim yok/Cevap yok: %3,0.

Ekonomi ve hayat pahalılığı %60,4... Gerisini boş ver. 2. sırada “Adalet” var %10, “Eğitim” %5, Terör %2, Kürt sorunu %1... Siz “Türkiye barışı”, “Terörsüz Türkiye” mi demiştiniz? Bunlara “Plan değil pilav lazım!” Onların müşterisi yok. Aile mi derseniz, aile “diğerleri”nin içinde gizli sanırım. Yani anlayacağınız “Ailenin adı yok”. “Aile nasıl kurtulur?” diye soran da yok, bu yeni, dönüştürülmüş, aşılanmış ahalide!

Ahalinin hâline bakar mısınız: “Ne atom bombası ne Londra Konferansı; bir elinde ayna, bir elinde cımbız, umurunda mı dünya.” Tabii Gazze, İran-ABD savaşı, Lübnan’ın işgali, AB’nin Türkiye raporu, NATO zirvesi, COVID skandalının patlaması meselesi milletin. Hani bir de hayat pahalılığı olmasa onun için her şey yoluna girecek. Ve tabii “geçim derdi”ne düşenlerin “seçim derdi” de olmaz. Ona kim ekmek verirse oyunu ona vermeye hazır. Bunu verecekse nadir elementler onun için sorun değil. İnfografikte durumu görmek isterseniz hâlimiz şöyle: (Haziran 2026)

Image001-1

Geçen gün Pfizer eski başkan yardımcısı Dr. Mike Yeadon önemli açıklamalar yaptı: "Ünlü vakıfları yöneten türden süper zenginler, nesiller boyu süren bir dünya hâkimiyeti planı yapmışlar. Onlar sıradan insanları 'yararsız ağızlar' olarak görüyor ve korku yayarak özgürlüklerini ellerinden almaya çalışıyorlar." Ona göre, bugünkü olayların bir kısmı 1960’larda planlanmıştı. "Ülkelerin tek başına çözemeyecekleri krizler çıkartılmalıydı." Pandemi ve iklim değişikliği o günlerde planlanmıştı.

Yeadon’ın kariyeri bağışıklık sistemi üzerineydi ve ona göre: "Doğal yollarla ortaya çıkan bir enfeksiyon pandemisi aslında imkânsızdır. Bugüne kadar hiç olmamıştır." Yine ona göre iklim değişikliği, CO2 sorunu, küresel ısınma, net sıfır/sıfır atık; bunların hepsi saçmalık. "COVID'i ve tehlikeli enjeksiyonları dünyaya satan aynı çetenin, tamamen aynı taktiğiyle işidir bunlar." Birileri bir şekilde kişisel özgürlükleri yok etmek ve nihayetinde enjeksiyonlarla nüfusu azaltmak istiyordu. mRNA bunun için geliştirildi. İnsanlık uyutulursa ve uyanmayacak olurlarsa onlar şifa diye damarlarımıza ölümcül sonuçları olan kimyasallar enjekte edecekler. "Eğer bu şekilde devam ederse insanlar hastalanacak ve ölecek." Sahi, Yeadon’ın bu uyarısına siyaset dünyası, bürokrasi, akademi, STK’ler, dinî topluluklar ve medya niçin sessiz kalıyor?

Yine geçen günlerde ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard’ın açıkladığı resmî belgeler bu iddiaları doğruladı. Washington'ın 30'dan fazla ülkede 120'yi aşkın biyolaboratuvarı fonladığı resmen doğrulandı. Bu iddiaların dünyayı ayağa kaldırması gerekirdi ama zaten Gabbard’ın tek uyarısı bu değil. Bir yıl önce de yayımladığı 3 dakikalık video ile uluslararası kamuoyunu uyarıyordu: “Dünya, daha önce hiç olmadığı kadar nükleer yok oluşun eşiğinde. Siyasi elit savaş kışkırtıcıları, nükleer güçler arasında korku ve gerginlik yaratıyor,” diyordu.

Bu işler artık, birçok kişinin bildiği bir sır; tıpkı Muhsin Yazıcıoğlu suikastı, PKK gerçeği, 28 Şubat ve 15 Temmuz gibi.

Peter Thiel; hani şu Palantir’in arkasındaki isim, o Epstein'ın varisi olarak onun şeytani mirasını yönetiyor. Tekno oligarklar “saf kötülük” olarak tanımlanıyor artık.

Bundan sonra uzaylıların istilası, Mehdi, Mesih, Deccal; bunların üretecekleri tekno kişilikler olacak onların planına göre. Bizimkiler Dünya Kupası'na odaklanmışken birileri NATO zirvesi hazırlık toplantıları perdesinin arkasında önemli toplantılar gerçekleştiriyorlar. Tanrı'yı kıyamete zorlama işi bunlara verildi; Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine Süleyman Mabedi'ni yapma ya da İbrahim buluşması, Global Reset işi de.

Bir yandan da Anti Global Reset lobisi de süreci durdurmak için satanist, pedofilik, siyonist, kabalist 100’e yakın isim tespit etmişler. Milyonlarca VIP ve CIP Kabala üyesinin, “insanlığa karşı işlenen suçlar” ve “savaş kışkırtıcılığı” sebebiyle askerî ihanet davalarında yargılanmak üzere tutuklanması için harekete geçen gruplar var. Bu kadar büyük sessizliğin arkasında bakalım böyle bir şey gerçekleşecek mi? Evet, “bu duvardan bir tuğla çekilirse bu duvar yıkılır.” Biri giderse hepsi gider. Seyreyle sen o zaman gümbürtüyü.

Bunların daha çok planları vardı. Bizde İklim Konferansı hazırlığı tam gaz devam ediyor.

Bakalım göreceğiz; el mi yaman, bey mi? BM’nin, NATO’nun da bir parçası olduğu Global Resetçilerin 2030 hedefleri gerçekleşecek mi? Tek dünya hükûmeti kurulup; tek paraya, tek bankaya, tek orduya, tek polis gücüne geçip ulus devletin sonunu getirebilecekler mi? Mülkiyeti ortadan kaldırıp kafamıza çip (chip) takacaklar mı? Transhümanizm gerçekleştirilip cinsiyetsiz bir toplum uygulama alanı bulabilecek mi? Aileyi ortadan kaldırabilecekler mi? Dünya nüfusunu azaltmak için üremeyi kontrol altına alacaklar, buna mecburlar. Sosyal kredi, dijital kimlik, akıllı aksesuarlar, akıllı arabalar, akıllı evler, akıllı şehirlerde nesneler arası iletişimin nesnesi olacak insanı biyonik robota dönüştürebilecekler mi göreceğiz. Önümüzde sadece 4,5 yıl kaldı. Peki, biz neyle meşgulüz?

Cemil Meriç, “İmansız ve idealsiz nesiller türettik. Pusuda bekleyen yabancı ideolojiler setleri yıkılan ırmaklar gibi yayıldılar ülkeye,” diyor. Bu sadece tek parti döneminin ve CHP gerçeği değil; bugün de değişen bir şey yok. Hatta daha tehlikeli bir hâl aldı. Gençlerin çoğu ne sağcı ne solcu, futbolcu oldu. Fuhuş, uyuşturucu ve kumar başımızın belası...

Sahi, ağlasam sesimi duyabilir misiniz bu “gürültülü sessizlik” arasında? Nasıl bu kadar vurdumduymaz olduk? Toplumun büyük bir kısmı anlatsanız da zaten dinlemiyorlar, dinleseler de anlamıyorlar. Çünkü düşünmüyorlar. Akletmiyorlar, akılları kirada.

Allah (c.c.) buyurdu: “25. Bu (Kur’an), kovulmuş şeytanın sözü değildir. 26. (Hâl böyle iken) nereye gidiyorsunuz? (Bu gidiş nereye?) 27-28. O (Kur’an), âlemler için bir öğüttür; özellikle içinizden doğru yolda gitmek isteyenler için. 29. Fakat âlemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz (hiçbir şey) dileyemezsiniz!” Hani âlemlere rahmet olarak gönderilen âhir zaman peygamberinin ümmeti idik? Hani yaşadığımız zamana ve mekâna adil şahitlerden olacaktık? Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun mazlumdan yana, zalime karşı olacaktık. Zalim babamız da olsa, mazlum düşmanımız da olsa... “El-emin” olacaktık. Hakk'ın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olacaktık! Herkesi Hakk'a çağıracaktık, Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olacaktık. “Bizi öldürmeye gelenler bizde dirilecekti!” Sahi, bize ne oldu? Yoksa iktidar, servet ve güç bizi sarhoş mu etti! Neyse, “Bize bir nazar oldu, / Cumamız pazar oldu. / Ne olduysa hep bize azar azar oldu.” Olan oldu da bundan sonra ne yapacağız? Bugünlük de bu kadar. Selam ve dua ile.