Parti sayısı az idi, yeni bir parti daha kuruldu.

Aslında sağ-sol, liberal, Kemalist, Alevi, sosyalist, İslamcı partiler yok değil. Herkes milleti kucaklamaktan söz ediyor ama örgütlenmeye, örgütlerde görev almaya gelince “Küçük olsun benim olsun” mantığı hâkim...

Yeni parti kurulur kurulmaz, daha teşkilatlanmasını tamamlamadan, kongresini yapmadan TBMM’de grupları olacak. Şimdilik bir yandan AK Parti'ye, öte yandan Kılıçdaroğlu’na karşı mesajlar verecekleri için kendi içlerindeki fraksiyonların sözcüleri öne çıkmayacak.

CHP şimdiden fiilen 3’e bölünmüş durumda. Biri Kılıçdaroğlu’nun CHP’si, ötekisi Özel’in, İmamoğlu ekibinin CHP’si... 3.'sü bunlar arasındaki hesaplaşma bitsin, o zaman belli olacak.

TBMM'de sandalye sayısı açısından son durum şöyle: TBMM'deki güncel sandalye dağılımı (26 Haziran 2026 itibarıyla) toplam 592 milletvekiliyle AK Parti 277, CHP 136, DEM Parti 56, MHP 46, İYİ Parti 29, Yeni Yol Partisi 20, Bağımsız 10, Yeniden Refah Partisi 4, HÜDA PAR 4, TİP 3, DBP 2, EMEP 2, Saadet Partisi 1, DSP 1 ve Demokrat Parti 1 milletvekiline sahiptir.

Özel, şimdiden 60 vekille anlaştıklarını, 30 vekilin daha kendilerine katılacağı beklentisi içindeler. Yani CHP’nin 136 milletvekilinin 90’ı Özel’e geçerse geriye kalan 46 milletvekili. 20-30 arası milletvekilinin de Kılıçdaroğlu ile birlikte hareket ettiği söyleniyor. Arada kalan 16 milletvekili ile beklemede.

Bu durumda ana muhalefet partisi koltuğuna Özel’in partisi oturacak. Kılıçdaroğlu’nun CHP’si ise İYİ Parti ile aynı seviyede olacak. Yani DEM Parti ve MHP, CHP’nin önüne geçecek.

Ben CHP’deki bölünmenin teşkilat ve milletvekili bazında böyle olsa da seçmen bazında çok daha büyük olduğunu düşünüyorum.

Burada şöyle bir sorun var: Mesela CHP’li 8 milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılıp tutuklanırsa, milletvekillikleri düşürülse bile bu hesaba göre yine de yeni parti ana muhalefet partisi olacak.

Haziran 2026 itibarıyla TBMM'ye sunulan son dokunulmazlık dosyalarında CHP'den 8 milletvekili yer alıyor. Toplam 10 vekile ait 11 dosya var; 8'i CHP'li. Bunların isimleri şöyle: Ali Mahir Başarır (Mersin), Mustafa Sezgin Tanrıkulu (Diyarbakır), Namık Tan (İstanbul), Mahmut Tanal’ın iki ayrı dosyası var (Şanlıurfa), Selma Aliye Kavaf (Manisa), Harun Özgür Yıldızlı (Kocaeli), Tahsin Ocaklı (Rize), Hasan Öztürkmen (Gaziantep). Diğer 2'si İYİ Parti ve bağımsız vekillerden. Dosyalar Karma Komisyon'da bekliyor; süreç devam ediyor. İYİ Parti: Lütfü Türkkan (Kocaeli Milletvekili). Bağımsız: Selim Temurci (İstanbul Milletvekili).

Eğer Özel’in partisine geçen milletvekili sayısı 57’nin altına düşürülürse o zaman ana muhalefet partisi DEM Parti olur.

CHP’de Özel'e yakın isimler; haklarında dokunulmazlıklarının kaldırılması talep edilen milletvekilleri yanında ayrıca Bülent Tezcan, Burhanettin Bulut, Murat Bakan, Gökhan Günaydın, Özgür Karabat, Umut Akdoğan, Deniz Yücel gibi isimler de var.

Kılıçdaroğlu cephesinde daha önceki toplantılara katılan Faik Öztrak, Enis Berberoğlu, Gamze Akkuş İlgezdi, Mahir Polat, Semra Dinçer, Sevda Erdan Kılıç’ın da aralarında yer aldığı 18 isim vardı. Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresinin 20-30 civarındaki milletvekili ile yakın temas içinde olduğu ileri sürülüyor. Bu arada Kılıçdaroğlu'na yakın bazı isimler, Kılıçdaroğlu'na yakın oldukları için değil, Özel'e uzak oldukları için oradalar. Kılıçdaroğlu’na uzak olan birileri de Özel’ci oldukları için değil, bugün için gidecek bir yer olmadığı için oradalar. Netlik parti kongrelerinin ardından belli olacak.

Ortada/tarafsız kalanlar yaklaşık 20-40 milletvekili. Bunlar iki tarafa da mesafeli. Bazıları bekleyip görmek istiyor. Bazıları istifa etmiş/bağımsızlaşmış durumda. Kimi teşkilatların nerede durduğuna bakıyor, kimi parti tabanının, seçmen kitlesinin nerede durduğuna bakıyor. Tabi bir de siyasetin finansmanı sorunu var, kadro sorunu var. İdeolojik sorunlar var. Sol entelektüel nerede, sermaye sahipleri nerede; parti tabanının üyesi olduğu vakıf, dernek, oda, sendikalar nerede duruyor, onu görmek istiyorlar.

Özel cephesi, partiyi "Atatürk'ün gerçek partisi" olarak konumlandırıyor; ideolojik olarak CHP'ye yakın ama ondan farklı, farklı vizyon ve farklı sloganlara, önceliklere sahip yeni bir parti. Tabi bu vizyonun AB, NATO, ABD açısından da sempatik olması gerekiyor.(!?)

Türkiye'de Temmuz 2026 itibarıyla Yargıtay kayıtlarına göre 189 siyasi parti faaliyet gösteriyor. Son 1,5 yılda 31 yeni parti kurulmuş. Bu yeni oluşumla bu sayı 190’a çıkacak. İslamcı Kemalistlerle programlarında Kemalizm’e vurgu yapılan 13 parti vardı, bu “14. Kemalist parti” olacak. Belki bakarsınız yarın bu partiler arasında birtakım iltihaklar ya da seçim ittifakları olabilir.

Özel son grup toplantısında “vakti gelmiş bir vedanın hüznüyle” konuştu. Demir almak günü gelmişti CHP’den ama az da olsa bir geri dönüş umudu da yok değil. Yargıtay süreci adli tatil sonrasında bir karar verecek. Eğer bir bozma gelirse Özel, CHP'ye dönebilir ama Özel’in çevresindeki birçok kişi “Geri dönüş yok” düşüncesinde. Tüzük, program, logo, kurucular kurulu hazırlanmış durumda. Kuruluş dilekçesini bugün İçişleri Bakanlığına verebilirler. Kimilerine göre partinin adı “Yeni Parti” olacak. “Yeni ve temiz bir sayfa açmak”tan söz ediyorlar ve “umut” teması ağırlıkta. Ve tabi Atatürkçü ama farklı, yeni bir Atatürkçülük söz konusu olacak. CHP eski parti olarak müzeye kaldırılacak. Son grup toplantısına katılan milletvekili sayısı 60-70 olarak geçti basında. Kimine göre 68, kimine göre 90 milletvekili geçecek yeni partiye.

Mutlak Butlan kararından sonra bu yeni çıkışın sonu ne olur bilmem ama Kılıçdaroğlu ve AK Parti'nin işi şimdi daha da zor. Bir yandan idari disiplin kararları, öte yandan ihraçlar, fesihler devam ederken CHP için olağan kurultay süreci Eylül'de başlayacak; bu süreç 2027 baharına kadar da uzayabilir. CHP içinde tabi bu gelişmelerden sonra olağanüstü kurultay çağrısı da yapılabilir. Özel’cilere göre CHP’de 18-25 arası bir milletvekili kalacak. Teşkilatların büyük çoğunluğu da kendilerine katılacak. CHP’den büyük bir istifa furyası başlayacak ve yeni partiye büyük katılımlar olacak. Ne olacağını göreceğiz.

CHP cephesinde henüz taşlar yerine oturmadı. Kongreye kadar da belirsizlik sürecek. Özel cephesi Butlan kararının bozulmasını istiyor; Kılıçdaroğlu’nu partinin bölünmesine sebep olmakla, AK Parti'nin ekmeğine yağ sürmekle ve ülkeyi muhalefetsiz bırakmakla suçluyor.

Öte yandan Özgür Özel'in kuracağı partinin ne olacağı da belli değil. Mevcut teşkilatların 70’e yakınına yeni yöneticiler atandı. Özel'in bütün iller ve ilçelerde örgütlenmesi gerekiyor. Bu arada Özel ve arkadaşlarının dokunulmazlıkları kaldırılabilir. Hatta “Ahbap-çavuş ilişkileri”(!?) sebebiyle tutuklanabilirler de. Özel sonrası parti, daha ilk günden parti içi iktidar çatışması ile dağılmanın eşiğine gelebilir. Kılıçdaroğlu’na karşı olmak, Özel ve İmamoğlu’nun yanında olmakla eş anlamlı değil.

Kılıçdaroğlu parti ideolojisi, kadrosu, bugünkü sorunlara çözüm teklifleri ve gelecek için bir umut verebilirse bugün kaybetmiş gibi gözüken itibarını yeniden kazanabilir.

Şu kesin, yeni CHP eski CHP olmayacak. Kemalist kadroların, derin devletin, sol tarikatların, Sabatay’ların ve azınlıkların vesayetinden kurtulmadan Türkiye’yi kucaklayan bir parti olamaz.

Siyasetin ipinde 2 CHP’li parti oynayamaz. Biri kalacaksa ötekisi düşecek. Belki ikisi de düşecek, “3. YENİ” gündeme gelecek. Kılıçdaroğlu ve Özel'in partileri “U borusu” gibi; biri yükselince öteki düşer.

Özel bugünkü performansını yarın gösteremeyebilir. Daha çok Batı'ya sığınma gereği duyabilir. Hakkındaki iddialar bir anda karizmasını bitirebilir. O zaman da Kılıçdaroğlu yeniden partinin geleneksel tabanı için toplayıcı güç merkezine dönüşebilir. Tabi bunun için eski tabanın gençlerine de umut vermesi, katılım sağlaması gerek. CHP’nin en büyük handikapı, dindar çevrelerin zihinlerindeki 28 Şubat yarası, eski CHP’nin laikçi uygulamaları, din ve dindarlara karşı takındıkları olumsuz tavırlar. Eğer Türkiye partisi olacaksa bunu başarmak zorunda.

Selam ve dua ile...