Mesajlarının sonunda özellikle yargı konusuna vurgu yapan Dilipak, bu konuda da şöyle dedi: “Yargı üzerinden bu kirli oyunların oynanması da bir diğer yürek yakan konu. Din, ahlak, hukuk, sağlık, gıda ve güvenliğimiz tehdit altında. Canbaza bak canbaza derken hayati değere sahip zenginliklerimiz yağmalanıyor. Milletimizin alameti farikası olan bizi biz yapan değerlerimiz zarar görüyor. Dikkat: ağuyu altın tas içre sunarlar, bal da onun suç ortağı. Bu seçimlerde sonucu savcılar belirleyecek. Ya suçlu-suçsuz belli olacak Hak galib olacak. Ya da savcılar görevini yapmayacak, sapla saman birbirine karışacak, o savcılarda dahil, bütün ülke, herkes kaybedecek! İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allahım!”

Dilipak’ın mesajları kısa süre sonra, internet sayfaları ve Tv kanallarında haber oldu.

Dilipak’ın sözkonusu mesajları şöyle:

“Adalet mülkün temelidir. Sahip olduğunuz bir şeyin temelinde adalet yoksa o şey gayrimeşrudur. Zulüm adaletin yokluğudur. Adalette asıl olan, haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalime karşı olmaktır. Din, haksızlıklar karşısında susanı dilsiz şeytan olarak tanımlar. “Bir kavme olan düşmanlığınız sizi onlar hakkında adaletsizliğe sevketmesin” der. Babanız, partiniz, o  sizden olan her kimse ve haksızsa, düşmanınızın hakkı için babanıza karşı çıkamıyorsanız siz adaletten söz etmeyin. Zulm ile abad olunmaz. Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste denmiştir. Adalet önünde herkes eşittir.

Ülkemizde maalesef her şey tartışılıyor. Din de, ahlak da, hukuk da tartışma konusu. Geciken adalet adalet değildir. Bir türlü adil şahidler olamıyoruz, herkes karşı kampı taşlamakla kalmıyor, iftira da ediyor. Birileri de adeta yangına körükle gidiyor. Herkes ülkeyi ötekilerin elinden kurtarmaya çalışıyor. Bir türlü ortak kelimeye gelemiyorlar. Farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşama iradesi ortaya koyamıyoruz. Herkes için adalet, herkes için barış, herkes için hürriyet diyemiyoruz. Hürriyeti herkese küfretmek ya da zarar vermek, kutsala saldırmak olarak anlıyor herhalde birileri. Öte yandan haklı olmak kimseye haksızlık etme hakkı vermez. Birileri bu puslu havada yangıda körükle gitme derdinde. Onları tanıyalım

Toplum mühendislerine dikkat! Bu iş bütün yönleri ile şüphesiz birilerinin işine yarıyor. Ama o birileri bu ülkenin dostları değil.Bu işlere ecinniler karıştı sanırım. Tutuklama kararını veren savcının Osmaniye’den İstanbul’a atanması tartışmalı. Tutuklama kararını veren hâkim de 13 gün önce o mahkemeye atanmış. Bu tartışmaya başka ünlüler de eklendi. Savcının tez hocasının tez hocası da Doç. Dr. Ümit Kocasakal. Bir deli bir kuyuya bir taş atar,40 akıllı artık 40 gün konuşuruz. Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder.

Bir densizi günah keçisi haline getirip üzerine toplumsal öfkeyi boşaltarak sorunu çözemeyiz. Suç varsa ceza da olacak. Sonuca giden yolda, usul de esas da korunacak. Tamam, bir komplo ile karşı karşıya olabiliriz. Bu mümkün. Aynı şeyi yapacak o âlemden birçok kişi bulunabilir.

Birilerinde bu para, bizde bu ense olduğu sürece, birileri boş durmayacak, dini, mezhebi, ideolojik, politik, felsefi ve vicdani kanaat farklılıkları üzerinden aynı ülkenin çocuklarını birbirine düşürmek için her yolu deneyecekler. Bu ilk kez olmuyor. Soğuk savaş dün vardı, bugün de kılık değiştirdi aynen daha da çeşitlendirilerek devam ediyor. Birileri de buna teşne. Çünkü Media, STK, siyaset, yargı işe karışınca bu hadiseler şüyuu vukuundan beter bir hadise haline geliyor. Eskiden birileri berbat bir film çeker, sonra o film iş yapmayınca, şikâyet ve saldırılar olur. Sonra kapıda polis bekler, Mahkeme kararı ile o film yeniden gösterime girer. Tabii bu arada herkes duymuş olur ve birileri de yandaş olarak sahnede yerini alır. Bir yandan da bunun üzerinden gündem değiştirilir, siyasi polemikler ve göndermelerle iş içinden çıkılmaz hale gelir. Bu konu iyi iş yapınca yenileri gelir.

Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder. Bir densizi günah keçisi haline getirip üzerine toplumsal öfkeyi boşaltarak sorunu çözemeyiz. Suç varsa ceza da olacak. Sonuca giden yolda, usul de esas da korunacak. Tamam, bir komplo ile karşı karşıya olabiliriz. Bu mümkün. Aynı şeyi yapacak o âlemden birçok kişi bulunabilir. Birilerinde bu para, bizde bu ense olduğu sürece, birileri boş durmayacak, dini, mezhebi, ideolojik, politik, felsefi ve vicdani kanaat farklılıkları üzerinden aynı ülkenin çocuklarını birbirine düşürmek için her yolu deneyecekler. Bu ilk kez olmuyor. Soğuk savaş dün vardı, bugün de kılık değiştirdi aynen daha da çeşitlendirilerek devam ediyor. Birileri de buna teşne. Çünkü Media, STK, siyaset, yargı işe karışınca bu hadiseler şüyuu vukuundan beter bir hadise haline geliyor. Eskiden birileri berbat bir film çeker, sonra o film iş yapmayınca, şikayet ve saldırılar olur. Sonra kapıda polis bekler, Mahkeme kararı ile o film yeniden gösterime girer. Tabi bu arada herkes duymuş olur ve birileri de yandaş olarak sahnede yerini alır. Bir yandan da bunun üzerinden gündem değiştirilir, siyasi polemikler ve göndermelerle iş içinden çıkılmaz hale gelir. Bu konu iyi iş yapınca yenileri gelir.

Kur'an- Kerim'i yırtıp, yakan zanlılar tutuklandı! Kur'an- Kerim'i yırtıp, yakan zanlılar tutuklandı!

Eş zamanlı başka bir tartışma, eski yeni bir başka tartışma konusu bulunuyor bir şekilde. Namaz kılmayan öldürülür. Ya hu işin aslı, Müslümanlar güçlenince “biz de Müslüman olduk” diye gelen bazı kabileler, daha sonra irtidat edip, verdikleri sözden dönüp, düşmanlarla anlaşıp, Müslümanlara saldırmaya başlayınca, bunlardan  gerçekten iman eden ve mürted olanları nasıl ayıracağız savaş sürerken diye ihtilaf edince. Müslümanlar namaz kılar, namaz bırakmışlarsa demek ki mürtet olarak düşman safında yer almışlar, bizimle savaşıyorlar demektir” deniyor. Bu ByLock kullanan ya da asya finansa para yatıranlarla ilgili bir örgüt üyeliği iddiası gibi düşünülebilir. Yoksa kitab yazar “Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir”. Bizimle savaşanlarla savaş izni, savaşta bizi öldürmek üzere gelenlere karşı nefsi müdafa anlamında öldürmeye izin verilmiştir. Birileri dini ve dindarlara karşı bu curcuna içinde bir  husumet beyanında bulunuyor sanki. İşin içine İmam Hatiplerin karıştırılması da aslında bu kargaşadan beslenenlerin işine yarıyor.

Tabi bu arada Taşkesenlioğlu ve diğer yolsuzluk iddiaları güme gidiyor. Dahası Aşının yan etkisi ile ölüm haberleri, ya daha birçok milli ve beynelmilel, bölgesel gelişmeler gözden kaçırılıyor.

Yargı üzerinden bu kirli oyunların oynanması da bir diğer yürek yakan konu. Din, ahlak, hukuk, sağlık, gıda ve güvenliğimiz tehdit altında. Canbaza bak canbaza derken hayati değere sahip zenginliklerimiz yağmalanıyor. Milletimizin alametifarikası olan bizi biz yapan değerlerimiz zarar görüyor. Dikkat: ağuyu altın tas içre sunarlar, bal da onun suç ortağı.

Bu seçimlerde sonucu savcılar belirleyecek. Ya suçlu-suçsuz belli olacak Hak galib olacak. Ya da savcılar görevini yapmayacak, sapla saman birbirine karışacak, o savcılarda dahil, bütün ülke, herkes kaybedecek! İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allahım!”