banner30

banner29

Divânü Lûgat-it-Türk​​​​​​​ nedir? Kim yazmıştır?

Türk Edebiyatı'nın en önemli eserleri arasında gösterilen Divânü Lûgat-it-Türk​​​​​​​ nedir?  Divânü Lûgat-it-Türk'ü kim yazmıştır? Divânü Lûgat-it-Türk'ün özellikleri nelerdir? Divanü Lugati't-Türk'ün Edebî Değeri ve İçeriği nedir? Divânü Lûgat-it-Türk'ten örnekler nelerdir? İşte detaylar...

Edebiyat 30.03.2021, 23:08
Divânü Lûgat-it-Türk​​​​​​​ nedir? Kim yazmıştır?

 Divânü Lûgat-it-Türk nedir?  Divânü Lûgat-it-Türk'ü kim yazmıştır? Divânü Lûgat-it-Türk'ün özellikleri nelerdir? Divanü Lugati't-Türk'ün Edebî Değeri ve İçeriği nedir? Divânü Lûgat-it-Türk'ten örnekler nelerdir?

Divânü Lûgat-it-Türk'ü kim yazmıştır?

11. yy'da (1072-1074) Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılmıştır.

Divânü Lûgat-it-Türk'ün özellikleri nelerdir?

- Ebul Kasım Abdullah'a sunulmuştur.

- "Türk Dili'nin Toplu Sözlüğü" anlamına gelir.

- Türkçenin ilk sözlüğü ve dilbilgisi kitabıdır.

- 7500 Türkçe kelimenin Arapça karşılığı verilmiştir.

- Türk dilini Araplara öğretmek amacıyla ve Arapça olarak yazılmıştır.

- Yazar Türkçe kelimelerin karşılıklarını göstermiş ve bunu halk dilinden derlediği örneklerle açıklamıştır. Eserin asıl önemi, bu derleme metinlerden ileri gelmektedir.

- Türk boyları ve coğrafyası ile Türklerin örf ve gelenekleri üzerine önemli bilgiler vardır.

- Devrinin Türk dünyasını gösteren bir harita da esere eklenmiştir.

Divânü Lûgat-it-Türk​​​​​​​ nedir? 

Divanü Lugati't-Türk, Karahanlı döneminden Kutatgu Bilig'ten sonra bize kalan ikinci önemli eserdir. Kaşgarlı Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed tarafından hazırlanmış olan Türkçenin bilinen ilk sözlüğü Divanü Lugati't-Türk'tür (asıl adı: haza kitabu divani lugati't-Türk). Yazar hakkındaki bilgilerimiz kendi kitabında yazdıklarıyla sınırlıdır. Bu bilgilere göre babasının adı Hüseyin'dir. Kendisinin Kaşgar'da doğduğu eserinden anlaşılıyorsa da Barsgan şehrini anlatırken kullandığı bir ifadeden babasının Barsganlı olduğu düşünülmektedir. Yine eserinden anlaşıldığına göre, Türkçeyi, Türkçenin lehçelerini ve Arapçayı iyi bilmektedir.

Divanü Lugati't-Türk'ün tek yazma nüshası vardır. Bu nüsha Diyarbakırlı Ali Emirî Efendi tarafından 1917 yılında bir sahaftan satın alınmıştır. Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazılmış olan eser, sadece sözlük değildir; sözcüklerin anlamının yanı sıra verilen örnek cümleler, dörtlükler ve dilbilgisi bilgileri ile dönemin kültürü, dil ve ağız özellikleri hakkında da bilgi edinmemizi sağlamaktadır. Eserin içindeki dörtlükler hece vezniyle yazılmıştır. Çoğu 4+3 duraklı 7 heceli, kimileri ise 4+4 duraklı 8 hecelidir. Beyitlerin çoğu ise aruz vezniyledir.

Kaşgarlı Mahmud eserinde ifade ettiği şu sözle böyle bir sözlüğü yazmaktaki amacını dile getirmiştir:

​​​​​​​

"Türk dili ile Arap dilinin atbaşı beraber yürüdükleri bilinsin diye Halil'in Kitabü'l-Ayn'ında yaptığı gibi, kullanılmakta olan kelimelerle bırakılmış bulunan kelimeleri bu kitapta birlikte yazmak, ara sıra gönlüme doğar dururdu......".

Kaşgarlı Mahmud, Türkçenin İslamiyetten dolayı Türklerin bulunduğu coğrafyada önem kazanmış olan Arapçadan geri kalmadığını göstermeye çalışmış; sözlüğünde yer verdiği lehçeler arasındaki farklılıklar, şiirler, atasözleri ve deyimlerle bu amacını gerçekleştirmiştir. Kaşgarlı Mahmud'un bu sözlüğü yazmasındaki diğer önemli bir neden de Araplara Türkçeyi öğretmektir.

Divanü Lugati't-Türk hakkında ilk çalışma Kilisli Rifat Bilge tarafından yapılmıştır: Kitabü Divânı Lugat-it-Türk, cild-i evvel 1333 (1917), cild-i sâni 1333 (1917), cild-i sâlis 1335 (1919), İstanbul. Kilisli Rıfat, dağınık olan eserin sayfalarını düzenlemiş, tıpkıbasımı yapılan metindeki Arapçayı normal duruma getirerek büyük bir hizmette bulunmuştur. Divan'daki sözvarlığı ise ilk defa Carl Brockelmann tarafından incelenmiştir: Mitteltürkischer Wortschsatz nach Mahmûd Al-Kâşgârîs Divân Lûgat at-Türk, Budapest 1928.

Eserin Besim Atalay tarafından Türkçeye çevrilmesinden sonra Divan üzerinde kitap, makale ve tez çalışmaları olmak üzere birçok yayın yapılmıştır, Türk dünyası için zengin bir malzeme olan eserle ilgili çeşitli çalışmalar devam etmektedir. Besim Atalay'ın çalışması 1939-1943 yılları arasında yayınlanmıştır:

Divânü Lûgat-it-Türk Tercümesi I, Ankara 1939, TDK (19852, 19943)

Divânü Lûgat-it-Türk Tercümesi II, Ankara 1940, TDK (19862, 19943)

Divânü Lûgat-it-Türk Tercümesi III, Ankara 1941, TDK (19862, 19943)

Divânü Lûgat-it-Türk Dizini "Endeks", Ankara 1943, (19862, 19943).

James Kelly ve Robert Dankoff tarafından yapılan çalışma Atalay'dan sonra eseri bir bütün olarak ele alan ikinci çalışmadır: James Kelly-Robert Dankoff, Mahmud al-Kaşgarı, Compendium of the Turkic Dialects (Dıwan lugat at-Turk), I 1982, II 1982, III 1985.

Divanü Lugati't-Türk'ün Edebî Değeri ve İçeriği nedir?

Ansiklopedik bir sözlük olan Divanü Lugati't-Türk (bundan sonra DLT şeklinde kısaltma kullanılacaktır), içerik olarak bize o dönemdeki Türk boyları, bu boyların kullandıkları Türkçe arasındaki farklılıklar ve en önemlisi de sözcükler hakkında bilgi veren geniş bir sözlüktür.

"Türk Lehçeleri Divanı" anlamını taşıyan DLT, eserin yazarının yaşadığı dönemdeki Türk toplulukları ve onların dili hakkında ses, biçim, anlam ve sözvarlığı konusunda bilgiler vermektedir. Araplara Türkçe öğretmek, sözvarlığı, anlatım özelliği, kültürel zenginlik açısından Türkçenin Arapçadan hiç de geri kalmayan bir dil olduğunu göstermek amacıyla meydana getirilmiş olan eser, Türkçenin en önemli kültür hazinesidir. DLT'nin temel sözvarlığını Kaşgarlı'nın kendisinin de mensubu olduğu dönemin ve ülkesinin yazı dili olan Karahanlı (Hakaniye) Türkçesi, yazarın kendi tabiriyle "Türkçe" oluşturur. Bunun yanı sıra Hakaniye Türkçesinin yayılma alanına en yakın boyların dillerine yer verilmiştir. Bunlar Çiğil, Yağma, Karluk, Yemek, Oğuz, Bulgar, Suvar, Argu, Kençek, Basmıl'dır.

Kaşgarlı Mahmud eserini oluştururken bir alan araştırıcısı gibi çalışmış, böylece Türk dilinin lehçelere göre dilbilgisi kurallarını başarıyla ilk kez belirlemiştir. DLT sadece bir sözlük olarak değerlendirilmemelidir. Türk edebiyatının XI. yüzyıldaki durumunu edebî yapısını ve özelliklerini de öğrenmemize yarayan eşsiz bir eserdir. Kaşgarlı Mahmud, dilbilgisi özelliklerini verirken nasıl kendi mensubu olduğu lehçenin dışına çıkıp diğer lehçelere de yer vermişse edebiyat malzemesini sunarken de aynı yolu izlemiş; sadece kendi mensubu olduğu boyun edebiyat malzemesini değil, aynı zamanda kendi döneminde yaşamış olan ulaşabildiği bütün Türk boylarına ait edebî malzemeyi de yazıya geçirmiştir.

Eserini oluştururken nasıl bir yol izlediğini şöyle ifade eder:

"Ben onların (yani Türklerin) en uz dillisi, en açık anlatanı, akılca en incesi, soyca en köklüsü, en iyi kargı kullananı olduğum halde onların şarlarını (= şehirlerini), çöllerini baştan başa dolaştım. Türk, Türkmen, Oğuz, Çiğil, Yağma, Kırgız boylarının dillerini, kafiyelerini belliyerek faydalandım. Öyle ki, bende onlardan her boyun dili en iyi şekilde yer etti. Ben onları en iyi surette sıralamış, en iyi düzenle düzenlemişimdir".

Eserinde her lehçeye aynı derecede ağırlık vermemiştir. Örneğin yukarıda verdiğimiz kendi ifadesinde yer almasına rağmen eserde Kırgızların diliyle ilgili hiçbir bilgi yer almamaktadır.

DLT'nin edebî değeri hem bize ulaştırdığı bu sözcüklerden, hem de sözcükleri açıklarken örnek olarak verdiği manzum parçalar (dize sayısı 764'tür) ve atasözlerinden (289 tane) kaynaklanmaktadır.

İslamiyetin kabul edildiği dönemde meydana getirilmiş olan bu manzume ler üzerine eserin ilk yayımlandığı zamandan itibaren çalışmalar yapılmış ve şiirlerin hece ölçüsüyle mi aruz ölçüsüyle mi yazıldığı tartışılmıştır. Eserdeki manzumeler üzerine ilk yapılan çalışmalarda şiirlerin hepsinin hece ölçüsüyle yazıldığı görüşü hakimdir. Daha sonra başka araştırıcılar tarafından tam tersi görüş savunulmuş ve şiirlerin tamamının aruz vezniyle yazıldığı iddia edilmiştir. Sonuçta bu şiirlerin hem eski Türk halk şiiri örneklerini hem de XI. yüzyılda Karahanlılar çevresinde yetişen ilk müslüman Türk şairlerinin aruzla yazılmış eserlerinden alınmış manzum parçaları içerdiği, halk şiiri ve aydın zümre şiiri olarak iki kolda geliştiği ortaya konmuştur. Şiirlerde kullanılan nazım birimi ise beyit ve dörtlüktür. DLT'deki dörtlük ve beyitler madde başlarında verilen sözcüklere ilişkin örnekler olduğu için eserde dağınık halde bulunmaktadırlar. Bu manzum parçalar konularına göre bir araya getirilmiştir.

Divânü Lûgat-it-Türk'ten örnekler nelerdir?

DLT'deki halk şiiri örnekleri, hece ölçüsüyle yazılmış dize sonu uyaklı şiirlerdir. 137 dörtlükte, yedili, sekizli ve on ikili hece ölçüsü kullanılmıştır. Bu şiirler içerik ve biçim yönünden şu şekilde sınıflandırılmaktadır: 1. Lirik şiirler, 2. Pastoral şiirler, 3. Savaş ve kahramanlık şiirleri, 4. Destanlar, 5. Ağıtlar. Bu şiirlerin bazılarından örnekler vererek inceleyelim:

Divanü Lugati't-Türk'ten lirik bir şiir:
Sevgi, aşk ve ayrılık konularını içeren bu şiirlerden ilki dört tane dörtlükten oluşmaktadır, 4+3=7'li hece ölçüsüyle yazılmıştır. Şiirde halk şiirinde çok kullanılan yarım uyak (artadım/ kartadım ve kaçar/saçar hariç) görülmektedir. İslamiyetten önceki Türk şiirinde görülen baş uyak ise sadece ikinci dörtlükte (Awlap.../Ayık.../Akar...) vardır. Şiirin uyak düzeni aşağıda gösterildiği gibidir:

Bulnar mini öles köz (a)
Kara mengiz kızıl yüz (a)
Andın tamar tükel tuz (a)
Bulnap yana ol kaçar (b)

Awlap meni koymangız (c)
Ayık ayıp kaymangız (c)
Akar közüm uş tengiz (c)
Tegre yöre kuş uçar (b)

Yıglap udu artadım (d)
Bagrım başın kartadım (d)
Kaçmış kutug irtedim (d)
Yagmur kipi kan saçar (b)

Yüknüp manga imledi (e)
Közüm yaşım yamladı (e)
Bagrım başın emledi (e)
Elkin bolup ol keçer (b)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye erken seçime gitmeli mi?
Türkiye erken seçime gitmeli mi?