banner5

29.03.2019, 14:04

Edirne'de medeniyetler çatışması

Edirne, yerel seçimlere üç beş gün kala gündem belirleyen bir kent oldu. Edirne, Osmanlı Devleti'ne başkentlik yapmış olabilir. İstanbul ve Bursa ile kader birlikteliği de olabilir. Fakat bütün tarihsel süreç bir yana günümüzde Edirne, kültürel olarak Osmanlı mirasının izlerini kaybetmiş bir kenttir. Bu durumda Edirne'nin gizli kodlarının irdelenmesi ve çözümlenmesi gerekir. Tarihin derinliklerinde iki önemli isim bu şehrin genlerine kodlanmıştır. Sabetay Sevi ve

Hz. Bahaullah olarak nitelendirilen Mirza Hüseyin Ali'nin sürgün yeridir Edirne.

Bahailer Hac süresinin Edirne'de nazil olduğuna inanıyor. Her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden gelen 3 bin Bahai'nin Edirne'yi ziyaret etmesi dikkat çekiyor.

1666'da mesihliğini ilan eden Sabetay Sevi, 'Filistin'de bir Yahudi Devleti kurulmalı' fikrini ortaya attı Ancak Sevi, daha sonra Müslümanlığı tercih edince, bu düşünce birkaç yüzyıl sonra hayata geçirildi....

Yargılanmak üzere Sadrazam'ın başkanlığındaki Divan'a çıkarıldı. Girit Seferi öncesinde ortalığın karışmasını istemeyen Osmanlı, 2 ay sonra Sabetay'ı Gelibolu'da bulunan kaleye hapsetmeye karar verdi. Sevi Abydos Kalesi'ne kapatıldı. Edirne'de yargılanırken, Sabetay'a Müslüman olma teklifi götürüldü.

Divan huzurunda Müslüman olan Sabetay Veled-i Mordehay veya Sabetay Sevi, gusül abdesti aldı ve Müslüman kisvesi kürk ve hil'at giydi. Ertesi gün Sultan huzuruna çıkarak Aziz Mehmet Efendi adını alarak 150 akçelik bir maaşla sarayda üst düzey memur Kapıcıbaşı görevine getirildi. Sevi'nin resmi açıklaması ise şu şekildedir: "Tanrı beni İsmâilî, yani Müslüman yaptı. Ben kardeşiniz kapıcıbaşı Mehmed'im. O öyle emretti. Ben itaat ettim" dedi. Bu tarihten sonra da 'Avdet' ya da 'Dönme' olarak adlandırıldılar. Polonyalı karısı Sara, onun kardeşi Jacob da bu kervana katıldı. Sara Fatma adını, Kerido'da Yakub adını aldı.

Edirne Sarayı'nda 7 yıl kalan Sabetay bir süre sonra Padişah 4. Mehmed'in takdirini kazandı. Zaman zaman İstanbul ve Selanik'e bile gidebiliyordu. Bir süre Edirne/Hızırlık yakınlarında bulunan bir Bektaşi tekkesine devam etmiş. Bu tekke 1641-1642 yıllarında "şüpheli" bulunarak yetkililerce kapatılmış ancak 4. Mehmet tarafından zaviye olarak tekrar açılmış.

Musevi kaynakları Sevi'nin Sufism ve Bektaşilikten etkilendiğini ve bu öğretileri Kabala öğretisi ile harmanlayarak kendi öğretisine şekil verdiğini dile getirirler. Sabetay Sevi, bir süre sarayda kapıcıbaşı olarak sarayda üst düzey memur olarak çalışsa da, mesihi Yahudi inancına bağlılığının fark edilmesi üzerine batı Trakya'ya sürülür. Sevi dini tefekküre ve teorik çalışmalarına Arnavutluk'ta devam eder. Sırlar içinde ölmüştür. Avram Galante'ye göre Berat'ta müslümanlar tarafından, şehrin içinden geçen ırmağın kıyısında halen yeri bilinmeyen bir noktada toprağa verilir. Kendisi gibi Müslümanlığı kabul eden takipçisi aileler Selanik'e yerleşerek dış görünüşte Müslüman, gerçekte ise Sabetaycı-Yahudi olarak yaşamaya devam etti. Sabetay'a inananlar mesihlerinin ölümüne inanmazlar, onun göğe yükselmiş olup, yeniden geleceğine dair inançlarını sürdürüler. Hala inançlı Sabetaycılar, belli zamanlarda deniz ve ırmak kenarlarına gelerek, 'Sabetay Sevi seni bekliyoruz!' diye bağırma geleneğini sürdürmektedirler. 1896'da Avusturyalı gazeteci Yahudi Theodor Herzl, The Jewish State (Yahudi Devleti) isimli bir kitap yazdı.. (Takvim Gazetesi 19.08.2010)

Edirne Büyük Sinagogu, Edirne'de bulunan ve Türkiye'nin en büyük ve Avrupa'nın üçüncü büyük sinagogu olan ibadethane. Geçmişi 1492 yılında Avrupa’daki baskılardan kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Seferad cemaatine kadar uzanan ve 1905 yılında çıkan büyük yangında yanan sinagog padişah II.Abdülhamit'in fermanı ile yeniden inşa edilerek 1907 'de Hamursuz Bayramı arifesinde tekrar hizmete girdi. Fransız mimar France Depré, binayı Viyana'daki Leopoldstädter Tempel adlı sinagogdan esinlenerek projelendirdi.

Edirne Sinagogu'nun Restorasyon öncesindeki görünümü

1983 yılına kadar ibadete açık olan sinagog, Yahudilerin Edirne'yi terk etmeleri nedeniyle kullanılmadı ve yıkılmaya yüz tuttu. Sinagogun mülkiyeti 1995 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçti. Sinagog 2010 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünün kararı ile restorasyona alındı ve 26 Mart 2015 tarihinde devlet temsilcileri ve yahudi cemaati fertlerinin katılımıyla yeniden kullanıma açıldı. Açılışta ve açılışı takiben sinagogda yapılan ilk düğünde Sefardik Musevi gelenekleri uyarınca "Anoten" duası edildi.

Edirne, Osmanlı'nın emaneti tarihi bir şehir midir yoksa Bahailer için kutsal bir merkez midir yoksa Sabetay Sevi'nin sürgün şehri midir? Edirne'de yaşananlar aslında bir medeniyetler çatışması mıdır? Edirne'de şehrin geleceğine yön verenler ve söz sahibi olanlar Osmanlı'nın torunları değil de şehrin ticaretine de siyasetine de yön veren Yahudiler (Sabetaycılar) yada Edirne'deki Bahai evini kutsal sayan Bahailer midir?

İslamiyet, köy ve kasaba dini değildir.

Medine’nin hicretten önceki adı “Yesrib”tir. Mekkeli Müslümanların buraya göç etmesiyle Hz. Peygamber tarafından adı “Medine” yada Medinet ül Münevvere (المدينة المنورة) (Aydınlanmış Ülke) olarak değiştirilmiştir. İslam'ın özü şehirleşmeyi gerektirmektedir. Köy ve kasabalardan İbni Haldun'lar İbni Rüşt'ler yetişmez. Yunus Emre'ler, Mevlana'lar İslam şehirlerinde "Medeniyet Bilincini" yeni nesillerin bilinçlerine aşılamış yüce insanlardır. Şehir varsa medeniyette vardır.

Kimin kimseden haberinin olmadığı böyle bir şehirde yaşamak, Osmanlı'nın emanetini omuzlarında bir aşk olarak taşıdığına inanan nesillere büyük bir sorumluluk yüklemektedir.

Medeniyetimizin emaneti olan Edirne'mizin geleceğini İstanbul'dan ve Bursa'dan ayrı düşünmeyelim. Ayasofya'nın cami olarak yeniden açılmasının konuşulduğu bu günlerde bir de Edirne'nin medeniyetinden yetim camisi Selimiye'nin de kaderini değiştirmeyi unutmayalım. Selimiye Camisi yıllardır turizm kentine dönüştürülmüş bir kentte ruhsal köklerinden kopartılmış kimsesizdir ve sahipsizdir. Ayasofya müze olmaktan kurtarılıp yeniden cami olarak Türk Milleti’ne hizmet verir mi bilinmez ama Selimiye Camisi turizm kenti bahanesiyle çoktan müzeye dönüştürülmüştür. Mimar Sinan’ın çıraklık eseri Şehzadebaşı yada kalfalık eseri Süleymaniye’deki hissedeceğiniz manevi ruhu, yüzyılların eskitemediği ustalık eseri Selimiye’de artık göremezsiniz. Özetle Selimiye Camisi bir takım siyasetçi ve üç beş bürokratın vizyonsuz projeleriyle artık çoktan müzeye dönüştürülmüştür. Edirne'nin sözde muhafazakar, dindar sivil toplum kuruluşları da üç maymunu oynayarak bu duruma seyirci kalmışlardır. Ayasofya’yı kurtaralım derken sakın ola Selimiye’yi kaybetmiş olmayalım.

Medeniyetler çatışmasının yaşandığı Edirne'de Selimiye Camisi son sözü söylediğinde milletimizin geleceği aydınlık olacaktır.

huseyinkacin@hotmail.com

Psikolog www.huseyinkacin.com

Yorumlar (15)
Hüseyin Sarıoğlu 2 yıl önce
Yüreğine sağlık, kalemine kuvvet adaşım...
Deniz levent 2 yıl önce
Edirnenin ve Selimiyenin kıymetinin çok altında değer gördüğünü savunan biri olarak yazıyı Muhteşem buldum umarım ilgili kişilere ulaşır.
Metin Karaca 2 yıl önce
Edirne Büyük Sinagogu'nda Yasmin Levy konseri


Türkiye'de geniş bir dinleyici kitlesine sahip İsrailli şarkıcı Yasmin Levy, Edirne Büyük Sinagog'da verdiği konserle hayranlarına unutamayacakları bir gece yaşattı.



Türkiye'de geniş dinleyicisi olan İsrailli şarkıcı Yasmin Levy, Vakıf Haftası nedeniyle Edirne Büyük Sinagog'da konser verdi. Saat 20.00'de başlayan konsere Edirne Valisi Ekrem Canalp, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, kurum müdürleri Yahudi cemaati ve çok sayıda Edirneli katıldı. Latin ve Sefarad müziğiyle Flamenko, Tango ve Fadoların divası Yasmin Levy, siyah üstü transparan elbiseyle çıktığı sahnede söylediği şarkılarıyla geceye katılanlara unutamayacakları bir gece yaşattı.



Levy'nin, şarkı aralarında bozuk Türkçesi kalabalığa hitap etmesi gülüşmelere neden oldu. Sanatçı, küçük yaşından bu yana İbrahim Tatlıses ve Orhan Gencebay dinlediğini söyledi. Orhan Gencebay hayranı olduğunu her fırsatta dile getiren Levy, gecede sanatçı Gencebay'ın 'Dil Yarası' adlı şarkısını kendi dilinde söyledi. Gecenin sonunda Yasmin Levy'e Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, çiçek verirken Edirne Valisi Ekrem Canalp'ta Edirne Kari işlemeli tablo hediye etti.



Vali Canalp, hediye sonrası yaptığı konuşmada, "Güzel geceyi organize eden Türkiye'deki Yahudi toplumunun bütün fertlerine teşekkür ediyorum. Bir sorunun cevabını bu akşam burada buldum. Kafamdaki soru şuydu, 'Yasmin Levy'i bu kadar meşhur eden, Türkiye'de bu kadar meşhur eden, belki kendi memleketinden de daha çok meşhur eden nedir?' diye. Bu akşam burada bu sorunun cevabını hep birlikte görmüş olduk. Yasmin Levi'nin sadece babası bizden değil, aynı zamanda ruhu da bizden" dedi.


Edirne Büyük Sinagogu, ilk konserine hazırlanıyor

- Sinagogdaki ilk konserde 3 Yahudi bestekarın eserleri seslendirilecek
EDİRNE (AA) - Avrupa 'nın en büyük sinagogları arasında yer alan Edirne Büyük Sinagogu'nda Yahudi bestekarların eserlerinin icra edileceği bir konser verilecek.

Edirne Vakıflar Bölge Müdürü Osman Güneren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sinagogun restorasyonun tamamlanmasının ardından başlanan kültür - sanat etkinliklerine, mabedde verilecek ilk konserle devam edileceğini söyledi.

Daha önce sinagogda sergilerin düzenlendiğini hatırlatan Güneren, "Kültür ve Turizm Bakanlığı Edirne Devlet Türk Müziği Topluluğu'nca sinagogda Yahudi bestekarların eserlerinden oluşan bir konser icra edilecek. Bu sinagogdaki kültür sanat organizasyonlarının devamı, ancak verilecek ilk konser olacak. Musevi Cemaati de bu organizasyonda yer alıyor, İstanbul 'dan Edirne'den davetlilerimiz olacak" dedi.

Edirne Devlet Türk Müziği Topluluğu solisti Halil Arseven de "Gülzar" adı verilen konserde Tamburi İshak, İshak Varon ve Mısırlı İbrahim Efendi'nin eserlerinden oluşan 12 bestenin seslendirileceğini belirtti.

Eserlerinin icrasının yanı sıra bestekarların hayatlarının da anlatılacağını ifade eden Arseven, "Türk musikisi açısından 3 isim de önemli ancak özellikle 3. Selim'in tambur hocalığını da yapan Tamburi İshak çok önemli bir isim. İçeride güzel bir akustik ve atmosfer var, insanların kulaklarına rahatsızlık vermemek için keyifli bir konser hazırlamak üzere çalışmalara başladık" diye konuştu.

Tevrat okunan kürsünün konduğu alanda sazendeler ve solist Arseven'in provalarına başladığı konser, 18 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek.

-Sultan İkinci Abdülhamid'in fermanıyla yapıldı

Büyük Sinagog, 1905'te yaşanan ve "büyük yangın" olarak adlandırılan yangında yok olan 13 ayrı sinagogun yerine Sultan 2. Abdülhamid'in fermanıyla yapıldı ve 1907'de ibadete açıldı.

Fransız mimar France Depre tarafından Viyana Sinagog'u örnek alınarak projelendirilen yapının büyük bir bölümü, aradan geçen süre içinde tahrip oldu.

Osmanlı'ya sığınan Sefarad Yahudileri ve diğer Yahudi cemaatleri, o dönemde Edirne'ye gelerek kendi mahallelerini oluşturdu. 20 bine yakın Yahudi, Edirne ve civarında yaşamaya başladı.

Zamanla kentten ayrılmaya başlayan Yahudiler, 1983 yılına kadar sinagogu kullandı. Sinagog, cemaatsiz kalınca harap hale geldi.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, restorasyon kapsamında, günümüze sadece ön duvarı ulaşan sinagogun, kar birikmeleri ve bakımsızlıktan çöken çatısı ile içerisini temizledi, çelik konstrüksiyonunu yaparak çatısını kapattı.

Aslına uygun inşa edilen sinagogun iç ve dışına sıva uygulandı, binada 2 bin metrekare kalem işi uygulaması yapıldı.

Ayrıca idari bina ve müştemilat binasının da çatı ve sıva işleri tamamlandı. Sinagogun eski haline getirilmesi için 4 yıl yürütülen çalışmalar için 5 milyon 750 bin lira harcandı.

Edirne Büyük Sinagogu, dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, Türk Musevi Cemaati Başkanı İzhak İbrahimzadeh'in katılımıyla 26 Mart'ta açıldı.

EDİRNE'de oturan Ermenilerin fotoğraf ve kartpostallarından oluşan 'Edirne ve Ermeni Toplumu' isimli sergi Edirne Büyük Sinagogu Kültür ve Sanatevi'nde açıldı.

Edirne Kökenli ailenin Fransa'da yaşayan oğulları Roy Arakelian tarafından kitaplaştırılan konudan yola çıkılarak sergi haline getirilen 'Edirne ve Ermeni Toplumu' konusu Büyük Sinagog'daki Kültür Sanatevi'nde görücüye çıktı. Kuratörlüğünü Rakel Meşulam'ın yaptığı serginin açılışına Edirne Emniyet Müdürü Ali Kemal Kurt, Edirne Vakıflar Bölge Müdürü Osman Güneren ve Türk Yahudi Toplumu geçmiş dönem başkanlarından Silvyo Ovadya'nın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.

Serginin açılışında konuşan Silvyo Ovadya, Kültür Sanat Evi'nde sadece Yahudilik ile ilgili değil Edirne'yi içeren tüm konulara yer vermeye özen gösterdiklerini ifade etti. Ovadya,"Edirne Sinagogu'nun Vakıf Sanat Evi'nde sadece Yahudilik ile değil Edirne'yi içeren her türlü konuya yer vermek istiyoruz. Bu da ilginç olduğunu düşündüğümüz bir konu. Çoğumuzun da bilmediği bir konu. O nedenle paylaşmak istedik. 28 Nisan'a kadar bu sergi mevcudiyetini sürdürecek" dedi.

Edirne Vakıflar Bölge Müdürü Osman Güneren de serginin Edirne'nin çok kültürlülüğünü yansıttığını söyledi. Güneren, "Bugün Edirne'nin çok kültürlülüğünü, kültürel yapısını ve Edirne'deki mozaiği gösteren bir sergiyle karşı karşıyayız. Küratörlüğünü Rakel hanımın yaptığı, Edirne'deki Ermeni yaşamını dikkate alan ve ağırlıklı olarak eski fotoğraflardan oluşan bir sergi" diye konuştu.

Serginin Küratörü Rakel Meşulam söz konusu çalışmanın kendilerini çok heyecanlandırdığını belirterek, "Özellikle Edirne'nin bu kadar geçmişine gitmek, o kartpostalları incelemek, bunları sizin beğenisine sunabilmek sürecinde bu hazırlığı yaparken biz çok heyecanlandık. Sizlerin de bu heyecanı paylaştığınızı görüyorum. Çok teşekkür ediyorum. Umarım sergiyi gezdiğinizde bu heyecanımızdan karşılık alırsınız. Edirne çok kültürlü bir yer, birçok azınlığa ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Biz de elimizden geldiği müddetçe bunu yaşatmaya, etkinliklerimizi Edirne Sinagogu'nda sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz" dedi.

Öte yandan serginin ardından Trakya Üniversitesi Balkan Senfoni Orkestrası tarafından konser verildi. Sergi 28 Nisan'a kadar gezilebilecek.
the PlayRoom 2 yıl önce
Bu şehirleri görünce içim acıyor.
Metin Karaca 2 yıl önce
Yahudi mezarlığına kameralı denetim!
Edirne’de Yahudi toplumuna ait mezarlık olarak bilinen “maşatlıkta” güvenlik kameralı önlem dikkat çekti.

Şükrüpaşa atletizm pisti karşısındaki 4 dönüm arazi üzerinde bulunan ve dönemin Edirne’de yaşayan Yahudi topluluğunun cenazelerinin defnedildiği alan olarak bilinen 1990 ada 12 parselde bulunan Musevi mezarlığı 7/24 güvenlik kameraları ile denetleniyor.

Daha önceleri çevresi korumasız olan ve mekan takımlarının gelerek alem yaptığı ve mezar taşlarına zarar verdiği bilinen alan ile ilgili olarak İstanbul Yahudi cemaati,büyük havra onarımı sonrasında Edirne’ye gelmiş ve gördükleri manzara karşısında büyük üzüntü yaşamışlardı.Aile büyükleri veya yakınlarının defnedildiği mezarlığın adeta yok olma noktasına geldiğini gören Yahudi topluluğu kısa süre içerisinde yaptığı görüşmeler sonrasında etrafını demir korkuluklarla çevirerek koruma altına almıştı.

Geçtiğimiz gülerde ise tüm alana hakim olan güvenlik kameraları ile donatılan mezarlık alanının sürekli olarak gözetimi sağlanmış oldu. 3 adet kamera yardımı ile mezarlık alanı içerisindeki tüm hareketlilik gece görüşlü kameralarla kayıt altına alınıyor ve uzaktan izleme özelliği bulunuyor.Güneş enerji paneli ile desteklenen ve enerjisi sağlanan kayıt sistemini gören vatandaşlar “adamlara helal olsun.Mezarlıklarını bile kamera ile gözetliyorlar”dedirtti.
Kadir Ertuğrul Tulpar 2 yıl önce
Toplumsal Meselelere Katılım


“Yaşadığınız asrın gerekleri ile yakından alakadar olunuz, onun icapları üzerinde düşününüz.”
– Bahai Yazıları
Bahai Yazıları dinin, hem bireysel gelişim hem de toplumun geniş kapsamlı ilerlemesine katkıda bulunmak için çok etkili bir dürtü olduğunu öğretir. Bu nedenle din, sadece bir dizi inanç, ritüel ve ibadet şekilleri olarak görülmez. Din bilakis, etkileşimin ve düzenin yeni modellerinin ortaya çıktığı geniş toplumun ve hem kalp hem de zihin seviyesinde bireyin dönüşümünü meydana getirmeye muktedir olan ruhani güçler için bir vasıta olarak anlaşılmaktadır.
Dine dair bu bakışla dünyanın her yerindeki Bahailer, bulundukları toplumların karşı karşıya olduğu meydan okumaların üstesinden gelmek için yerel, milli ve Birleşmiş Milletlerdeki temsilciliğiyle uluslararası seviyelerde çaba göstermektedir. Nitekim Hz. Bahaullah şöyle buyurmuştur: “Yaşadığınız asrın gerekleri ile yakından alakadar olunuz, onun icapları üzerinde düşününüz.” Bu nedenle Bahailer her ne kadar yaşadıkları ülkelerin bekası, esenliği ve iyiliği için gayret gösterseler de toplumdaki yaygın konularla ilgilenmek sadece bir vatandaşlık görevi olmanın ötesine geçer ve daha ziyade inançlarını ortaya koymanın bir ifadesidir.
Bu inanç ve vizyonla toplumsal sorunların çözümüne dair arayışlarda ve diyaloglarda Bahailer de yer alır ve Bahai Yazılarını hayata geçirerek elde ettikleri deneyim ve öğrenmeleri insanlığın önünde yer alan, yoksulluk, cinsiyet eşitsizliği, göç, insan hakları, eğitim, çevre ve iklim gibi birçok meselenin çözümüne bir katkı olarak paylaşırlar. Tüm insanlık olarak ilgilenmemiz gereken bu konularla ilgili konferanslara, seminerlere, panellere katılır ve ilgili konuların aktörleri olan kişi ve kuruluşlarla işbirliği yaparlar.
Kadın Erkek Eşitliğine Doğru İlerleme

Bahai İnancı’nın en önemli öğretilerinden biri kadın erkek eşitliğidir ve Bahailere göre dünya barışının kurulmasının en önemli önkoşulu bu prensibin hayata geçirilmesidir.

Kadın erkek eşitliği prensibi, İnancın ilk yıllarından itibaren hayata geçirilmeye başlanmıştır. Bahailer günlük hayatlarında, aile ortamında, bireysel ilişkilerinde, iş yaşantılarında ve Bahailiğin idari kurumlarında bu prensibi uygulamaya çaba göstermiş ve toplumun birliğinin sağlanmasına katkıda bulunmuştur. Kadın erkek eşitliğine doğru ilerlemek için gösterilen çabalar sadece bireysel ve yerel çapta değil, milli ve uluslararası çapta da gerçekleştirilmektedir.

Bahai Uluslararası Toplumu’nun Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi, altmış yılı aşkın bir süredir kadınların gelişimi ve cinsiyet eşitliği için çalışmalar sürdürmektedir. Bu amaçla BM’nin Kadının Statüsü Komisyonu’nun oturumlarına fiilen katılıp katkıda bulunmuş, cinsiyet mekanizmalarını geliştirmiş, kadın konulu konferanslarında yönlendirici görevler almış ve tüm milli programlarını ve girişimlerini desteklemiştir.
Türkiye’de Yapılan Çalışmalar
Günümüzde cinsiyet eşitliğinin önemi birçok kişi ve kuruluş tarafından iyice anlaşıldığı ve buna yönelik çalışmalar için ortam çok elverişli ve hazır hale geldiği için Türkiye Bahai toplumu da bu alandaki çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Bahailer bu amaçla mümkün olduğu kadar çok sivil toplum kuruluşu, dernek ve kurumlarla bir araya gelip düşünce seviyesinde katkılarını sunmakta, işbirliği yapılabilecek alanlarda omuz omuza toplumumuza katkıda bulunmaya gayret etmektedir. Bahai toplumu ayrıca bu yöndeki farkındalığını ve anlayışını geliştirerek hem günlük konuşmalarında hem de panel, seminer gibi daha kurumsal ortamlarda kadın erkek eşitliğinin ilerletilmesine dair deneyimlerini ve öğrenmelerini paylaşmakta, politika ve düşünce üretilen yerlerdeki kişilere görüşlerini resmi yollarla iletmektedir.


Türkiye Bahai Toplumunun kadın erkek eşitliği ile ilgili vizyonunu ve ilkelerini daha detaylı incelemek için kadinerkekesitligi.org sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Bu konuda işbirliği yapmak için iletişim: disiliskiler@bahaitr.org
Ertuğrul Tulpar 2 yıl önce
Fetullah Gülen'in annesi Rabin, “Edirne Müdafii” olarak da bilinen Mehmet Şükrü Paşa'nın ailesindendir. “Şükrüpaşazadeler” diye anılıyorlar.
Mehmet Şükrü Paşa'nın (1857 Erzurum-1916 İstanbul) atalarının, yüzyıllar önce “İspanya'dan Türkiye'ye (Edirne) göç etmiş olan “Sefarad Yahudilerinden” olduğuna dair ciddi iddialar vardır.


Rabin’in oğlu Fetullah bunalımda!

Fetullah Gülen'in Almanya'ya gitmek için 24 Mart 1986 tarihinde Emniyet'e verdiği Pasaport İstek Formu'nda enteresan bir detay göze çarpıyor. O formdan annesinin adının “Rabin” olduğunu öğreniyoruz! Halbuki, annesinin ismi “Refia” olarak biliniyor. Refia değil “Rabin” diye beyan ettiğine göre annesinin asıl adı budur.
Bu belge ilk kez yayınlandığında; Paralel Medya, Gülen'in annesinin isminin “Refia” olduğunda ısrar etmiş, ağzını bozarak hakikati gizlemeye çalışmıştı.
*
“Rabin” Yahudilerce “kutsal” sayılan isimlerden birisidir!
Mister Gülen'in annesinin Müslümanların asla kullanmayacağı bir isme sahip olmasının sebebi nedir?
Gülen, annesinin gerçek ismini bundan otuz yıl önce Pasaport İstek Formu'nda beyan ettiğinde Türkiye kamuoyunda pek tanınan ve bilinen bir sima değildi. Aradan geçen bunca yıllık sürede hem kendisi hem de Paralel Yapı annesinin ismini itina ile gizledi. “Refia” ismi ile “Rabin”in üzerini örttüler.
Bu mevzuda “çekindikleri hususun” ne olduğunu öngörmek hiç de zor değildir.
Fetullah Gülen'in annesi Rabin, “Edirne Müdafii” olarak da bilinen Mehmet Şükrü Paşa'nın ailesindendir. “Şükrüpaşazadeler” diye anılıyorlar.
Mehmet Şükrü Paşa'nın (1857 Erzurum-1916 İstanbul) atalarının, yüzyıllar önce “İspanya'dan Türkiye'ye (Edirne) göç etmiş olan “Sefarad Yahudilerinden” olduğuna dair ciddi iddialar vardır.
Şükrü Paşa'nın Edirne'deki İkinci Ordu Birinci Fırka Topçu Komutanlığı'na atanmasından sonra Balkanlar'da “Osmanlı'nın içeriden yıkılması için savaşan” çetelerin azdığına dikkat çekenler, onun Ordu'daki seri yükselişi ile “masonluğu” arasında da bağlantı kurmuşlardır!
Osmanlı Ordusu saflarındaki Sabetaycı ve de Mason locasına mensup subayların varlığı -dahası 19. Yüzyıl'ın sonlarından itibaren yaygınlaştığı- ayrıntılarıyla biliniyor.
Mesela, 1901 ile 1908 yılının Nisan ayı arasında “Macedonia Risorta” locasında 188 kişinin tekris edildiğini; bunlardan 23'ünün Rumeli'de karargâh kurmuş olan İkinci ve Üçüncü Kolordu'nun üst rütbeli muvazzaf subayları olduğunu Angelo Iacovella'nın “Gönye ve Hilal: İttihat Terakki ve Masonluk” adlı kitabından öğreniyoruz.
Macedonia Risorta Locası'nın matrikül listesinde yer alanlar arasında; Sultan İkinci Abdülhamit'e 27 Nisan 1909'da “tahttan indirildiğini” bildiren dört kişiden birisi olan Yahudi asıllı avukat ve siyasetçi Emmanuel Carasso (Emanuel Karasu) da vardır!
*
CIA şeflerinden Paul Henze'nin yakın dostu Kasım Gülek'in aracılığı ile 1975 yılında mason locasına dâhil olan Mister Gülen'in ABD'deki önde gelen Yahudi kuruluşları ile münasebeti ise 1990'lı yılların ikinci yarısında gelişmiştir…
FETÖ'nün “Kâinat İmamı!” 21 Mart 1999'da ABD'ye gitmeden bir yıl kadar önce 12 Mart 1998'de, İstanbul'da “Amerikan Yahudi Örgütleri Başkanları Konferansı” heyetini kabul etmişti.
O dönemde üç günlük bir ziyaret için Türkiye'ye gelen Yahudi Liderler Heyeti, Ankara'da üst düzeyde kabul görmüş; Başbakan Mesut Yılmaz, TBMM Başkanı Hikmet Çetin ve Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'le görüşmüştü.
Nisan 1997'de Refahyol'a “Beceremediniz gidin” diye seslenip darbecilerin safında yer alan Gülen, 28 Şubat sürecinde Çevik Bir'e yazdığı mektupta övgüler sıralamıştır.
*
Fetullah Gülen Yahudi Liderler Heyeti ile buluşmasından kısa bir süre önce 9 Şubat 1998'de Vatikan'da Papa İkinci Jean Paul'ü ziyaret etmişti.
Görüşme esnasında Papa'ya sunduğu mektupta aynen şöyle diyordu: “Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi misyonunun parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz…”
*
Mister Locaefendi, Papa İkinci Jean Paul ile görüşmesinden tam dört ay evvelinde ise (9 Ekim 1997) önde gelen bir Yahudi örgütü olan ADL'in (Anti Defamation League) Başkanı Abraham Foxman ile İstanbul'da kucaklaşmıştır.
Buraya dikkat; Vatikan'ın “Dinlerarası Diyalog” projesi, Yahudi örgütü ADL'in de “çok özel misyonları” arasındadır!
FETÖ'nün Mister Locaefendi'si hem Hıristiyan hem de Yahudi liderlerle yıllar öncesinden beri bütün hücreleriyle işbirliği içindedir…
Bu derin birlikteliğin hedefinde genel manada İslam, özelde de Bağımsız Müslüman Türkiye vardır!
*
Haçlı Siyonist Cephesi'nin İşgal Kuvvetleri Komutanı Gülen'in lokomotifliğindeki FETÖ; 15 Temmuz'da Türkiye'yi ele geçirmek ve eskiden olduğu gibi Batı'nın sömürge devleti/ülkesi yapabilmek gayesiyle kanlı darbe girişiminde bulunmuştur.
Darbe kalkışmasının başarısızlığa uğraması, FETÖ ile birlikte İslam düşmanı Batılı devletlerin de büyük yenilgisidir.
İşte bu devasa hezimet, “Rabin oğlu Fetullah”a fevkalade bir bunalım yaşatıyor.
FETÖ elebaşısının yeni tehditler savurması bundan dolayıdır.
Sadettin Bayram. 9 ay önce
Bu yoruma hüzünle katılıyorum.
İş bu noktaya geldise facia kapıda demektir.
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
12°
açık
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 25 Ocak 2021
İmsak 06:46
Güneş 08:14
Öğle 13:21
İkindi 15:55
Akşam 18:19
Yatsı 19:42
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 20 44
2. Galatasaray 20 39
3. Fenerbahçe 19 39
4. Gaziantep FK 20 35
5. Trabzonspor 20 33
6. Hatayspor 20 32
7. Alanyaspor 19 31
8. Karagümrük 20 30
9. Malatyaspor 20 27
10. Antalyaspor 20 26
11. Göztepe 20 25
12. Rizespor 20 25
13. Sivasspor 19 24
14. Başakşehir 20 24
15. Konyaspor 20 23
16. Kasımpaşa 19 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 20 19
19. Ankaragücü 19 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 20 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 18 38
2. Samsunspor 18 36
3. İstanbulspor 17 34
4. Altay 18 32
5. Adana Demirspor 18 31
6. Ankara Keçiörengücü 18 31
7. Bursaspor 18 30
8. Tuzlaspor 18 30
9. Altınordu 17 28
10. Bandırmaspor 18 27
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 18 20
13. Boluspor 18 19
14. Akhisar Bld.Spor 18 16
15. Menemen Belediyespor 17 16
16. Balıkesirspor 18 16
17. Ankaraspor 18 10
18. Eskişehirspor 18 4
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Aston Villa 17 29
9. Chelsea 19 29
10. Southampton 18 29
11. Arsenal 19 27
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Burnley 18 19
16. Newcastle 19 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 18 47
2. Real Madrid 19 40
3. Barcelona 19 37
4. Sevilla 19 36
5. Villarreal 20 34
6. Real Sociedad 20 31
7. Granada 20 28
8. Real Betis 20 27
9. Celta de Vigo 20 24
10. Cádiz 20 24
11. Levante 19 23
12. Getafe 18 23
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 20 20
15. Eibar 20 20
16. Real Valladolid 20 20
17. Osasuna 20 19
18. Deportivo Alaves 20 18
19. Elche 18 17
20. Huesca 20 13