13.06.2019, 09:45

Endülüs’te kırk gün

Bu sütundaki 28 Nisan 2019 tarihli yazımda, Tvnet’in Endülüs’te Ramazan programı için bana verilen görev nedeniyle “Endülüse Doğru” gitmeye hazırlandığımdan, bayram sonuna kadar yazılarıma ara vereceğimi bildirmiştim.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

Rabbimiz nasip etti, Tvnet ekibiyle birlikte Endülüs’e vasıl olduk, Endülüs’te Ramazan adını taşıyan iftar programlarını gerçekleştirdik ve İstanbul’a döndük.

Endülüs bir Ramazan programıydı, yapıldı, Tvnet arşivine eklendi ve bitti mi diyeceğiz?

Hayır! Çünkü Yeni Şafak başta gelmek üzere Albayrak Medya’nın yayın organlarında bu tarz işler bitirilmek için değil, doğru, isabetli bir başlangıçla sürdürülmek üzere yapılır.

Nitekim Kudüs’te Ramazan programı da böyle yapılmıştı. Ramazan ayı ve iftar programı vesile edinilerek, Kudüs’ün tarihi, kültürü, maruz kaldığı işgal ve bıçak sırtında süren gündelik hayatı masaya yatırılmıştı.

Bu başlangıç, ilgili haberleri zaten büyük bir hassasiyetle veren Yeni Şafak’ın, Kudüs’teki hareketliliği, anbean izleyen tek gazete olma vasfını pekiştirmekle kalmadı, Taha Kılınç’ın nezaretinde, gzt.com’daki coğrafyanın sesi olan Mecra’da Kudüs’ün hikayesi görselleriyle ve metinleriyle tam tekmil olarak meraklılarına sunuldu.

Şimdi inşallah Albayrak Medya bünyesinde Endülüs için de yine güzel gayretler birbirini izleyecektir. Bu hususu şimdilik paranteze alıp, aslında Endülüs’te Ramazan programına mahsus iftar iftar birbirine eklenen kayıtlar toplamının, planlı bir bilgilendirme çabası içerdiğini belirterek, bu manada nelerin zuhura çıktığını kısaca arz etmeliyim:

711-1492 yılları arasında, tam 781 yıl hayat bulan Müslüman İber (Endülüs) devletlerinin tarihi, iki asli nedenle kayıp bir tarih değildir.

Birincisi: Bu tarih kayıp sayıldığında hem Müslümanların tarihi, hem de genelde Avrupa’nın özelde İspanya’nın tarihi kayıp olacaktır. Elbette söz konusu tarihi Avrupa’nın unutmak istediği ve Müslümanlara da unutturmak istediği bir vakıadır. Anacak unutturulmak istenen şey, çoğu zaman salt bu nedenle unutulamaz hale gelir. Nitekim Müslüman İber’in tarihi de unutturulma kastına itiraz tahtında, daima özel merakların, akademik çalışmaların ufkunda olmuştur ve inşallah olmaya da devam edecektir.

İkincisi: İslam Hukuku’na (Fıkh’a) göre, Müslümanların hâkimiyetiyle şereflenmiş beldeler, velev ki onların ellerinden çıkmış da olsa, İslam mülkü niteliğini asla kaybetmez. Bu hüküm, Müslümanların nesilden nesile devredecekleri bir sorumluluğun adıdır aynı zamanda; zamanları ve mekânları kuşatan bir potansiyelliktir; cihadın emrinin süreklileştirilmesidir.

Biz bu olguları esas alarak, Endülüs’te Ramazan’ın ilk günlerinde, Lütfi Şeyban ile, İber’in fethini ve İber Müslüman emirliklerinin, devletlerinin kuruluşunu, hakimiyet devirlerini ve yıkılışlarını konuştuk.

Ersin Adıgüzel ile Müslüman İber’in medeniyet ve kültürünü masaya yatırdık; ilim ve irfanda, şehir yönetiminde sahip olduğu muhteşem tabloları ve bunlar yoluyla Avrupa’ya öğrettiklerini dile getirdik.

Kemal Sayar ile Endülüs esasında şiiri ve irfan ilişkisini ele aldık.

Endülüs’te Ramazan programına ev sahipliği yapan el-Mirador Ulu Camii Emiri Ömer Pozo ve yöneticisi Abdulvahid Barrios ile hem caminin yapılış hikâyesini hem de Müslümanların Granada’daki gündelik hayatlarını konuştuk.

Aynı konu çevresinde caminin imamlarından Abdullah Kastineyra ve cami cemaatinin aktif elemanlarından Hatice Martinez ile söyleştik.

Ömer Tuğrul İnançer ile gerçekleştirdiğimiz sohbetler ise, yine İber İslamlığı esasında ulemaya, evliyaya, fatihana, adil sultanlara dair hafızamızı yenileme, onların isimlerini, kendi akıl aydınlığımıza vesile olması tahtında zihnimizde parlatma gayretini ihtiva etti.

Sibel Eraslan ile Endülüs’ün kadın şairlerini, izlerini toz kaplamış hikâyelerin sahiplerini, zorla Hristiyanlaştırılan, köleleştirilen, İslam inancında ısrarları nedeniyle uçurumlardan atılan milyonlarca insanın acılarını ve ağıtlarını, Endülüs’ün hatırasını içeren eserleri ve yazarlarını zikrettik.

Emin Alzueta ile Osmanlı–Endülüs ilişkilerini, Avrupa’nın Endülüs’ü unutturma gayretlerini, İber’e bir mühür gibi kazınmış olan Müslüman sanatlarını konuştuk.

Turan Koç ile başladığımız Endülüs merkezli din-sanat-medeniyet ilişkilerine dair sohbetlerimizi, Endülüslü ressam ve yazar Hashim Cabrera ile sürdürdük.

Yusuf İdris’le olan söyleşimizde, yine Endülüs’teki Müslümanların güncel hayatını işlerken, Ersin Adıgüzel ve Nizamettin Parlak ile deyim yerindeyse 781 yıllık İber İslam tarihinin (hatta programımızın) özetini gerçekleştirerek Ramazan Bayramı’na eriştik.

Bu süre içerisinde, kimi zaman konuklarımızın da iştirakiyle, tvnet ekibinden Abdullah Aydemir ve Umut Ayar’ın mekân kayıtları cümlesinden İberya’da on beş şehre daha gittik; oraları gördük, inceledik ve elde ettiğimiz bilgileri arşiv belgesine dönüştürdük.

Bunlara göre, artık tvnet’in İber İslam’ı (Endülüs) konusunda yerli medyadaki en büyük ve en güncel arşive sahip olduğunu rahatlıkla iddia edebiliriz.

Bu arşivin daha işlevsel kılınması için artı nelerin yapılabileceğini ise İsmail Halis’in uzmanlığına havale ederek bu yazımızı noktalayalım.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@