Arif Torun: Af düzenlemesi Ecevit'inki gibi olmamalı, İslam’a uygun yapılmalı!

Araştırmacı - Yazar Arif Torun, binlerce mahkumu kapsayan ve mahkumların yanı sıra mahkum yakınlarının da heyecanla beklediği ‘ceza infaz’ yasasında düşünülen bir takım değişikliğe ilişkin konuştu. Osmanlı’da hayata geçirilen ‘af’ kapsamı ile ‘Ecevit affı’ kıyaslayarak anlatan Torun, “Yapılması planlanan düzenlemenin İslam’a ve adalet kavramına uygun olarak yapılmalıdır. Aksi halde Türkiye büyük yara alır.” uyarısında bulundu.

Arif Torun: Af düzenlemesi Ecevit'inki gibi olmamalı, İslam’a uygun yapılmalı!

Osmanlı’da af ve infazda uygulanan yöntemleri belgeler üzerinde inceleyerek değerlendiren Arif Torun, “Affın kaynağı Allah C.C. dür. Nitekim Kuran-ı Kerim’in muhtelif yerlerinde vurgulanmıştır. Anayasamızın kişinin temel hak ve ödevlerini düzenleyen 12.ve müteakip maddelerinde kişilerin hak ve görevlerini belirlerken 17. maddede ‘Herkes yaşama, maddî ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.’ denilmektedir. Vatandaş bu haklarını pek tabiî devletin güvencesi altında kullanacaktır. Tarih boyunca suç işleme oranı tükenmemiş ancak bazı dönemlerde asgariye inerken bazı dönemlerde ise azamiye çıkmıştır.” şeklinde konuştu.

“Osmanlı döneminde islam ceza hukuku uygulanıyordu”

“Osmanlı döneminde hayata geçirilen ‘af’ uygulamalarında İslam ceza hukuku uygulanıyordu” diyen Arif Torun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İslam Ceza Hukukunda suçlar da şöyle tasnif edilmiştir.

Had cezasını gerektiren suçlar, (Şeri deliller ile sabit suçlar)

Kısas ve Diyet gerektiren suçlar.(Yine Şeri deliller ile sabit suçlar)

Tazir suçları (Kişi haklarını veya kamu düzenini sağlamak için idare tarafından konulan düzenlemelere karşı işlenen suçlar) olarak gösterilmiştir.”

“Af yetkisi devlete ve mağdurlara verilmiştir”

“İslam ceza hukukunda af yetkisini hem devlete hem de mağdurlara verilmiştir.” diyen Arif Torun, “Kişilerin af yetkisi ise; kısastan vazgeçme, diyetten vazgeçme, tamamen affetme, tazminattan vazgeçme gibi af hakları vardır. Bu mevzu çok geniş olup, bunlar ancak bir ipucu dur.” dedi.

“Dış güçlerin baskısıyla çeşitli aflar da çıktı”

Osmanlı’da hayata geçirilen af belgelerine ilişkin örnekler de veren Arif Torun, şunları söyledi:

“Osmanlı dönemine ait arşivlerde ‘Belge Kod No: A.) MTZ.(4)115.4.2’ şeklinde bir belge vardır. Bu belgede özetle; Muhtelif şekilde işlenen suçları saydıktan sonra bu suçları işleyen suçlulara afv-ı umuminin nasıl uygulanacağına dair soruya cevap verilmiştir. Sadaret Şifre Kalemi cevabında; ‘Haklarında hukuk-i şahsiyye davası açılanlar bu afv-ı umumiden istisna edilerek tahliye yolları açılmadığından muamelenin buna göre yapılmasına izin verilmiştir.’ deniliyor. Yani ‘şahsi haklara taalluk eden suçlulara umumi af uygulanmayacaktır.’ açıklaması yer alıyor. (1 Nisan Sene:320 (1904) Bununla beraber Osmanlı’nın zayıfladığı son dönemlerde dış güçlerin baskısı ile münferiden veya grup olarak çeşitli suçlular hakkında hususi ve umumi af çıkarıldığını da görüyoruz.”

“Devlet mağdurları barıştırarak af çıkarmanın yollarını aramalı”

Türkiye’nin gündeminde yer alan kamuoyunda “Ceza indirimi” veya “af” olarak tanımlanan konuya ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Arif Torun, “Devlet vatandaşları ile barışık olmak ister… Ceza infaz evlerinin aşırı doluluğunu hafifletmek ister… Siyasi ve ideolojik baskıları kaldırmak ister… İşte bu ve buna benzer gerekçelerle af düzenlemesi yapabilir. Pek tabii ki af uygulamalarında devlete karşı işlenen suçların muhatabı devlettir. Ancak şahıslara karşı olan suçluların af durumu ne olacaktır? Mağdurların haberi ve rızası olmadan mücrimlerin affedilmesi yeni cinayetlere kapı aralamaz mı? Halbuki yaygın teori, devlet nasıl vatandaşları ile barışık olmak için af çıkarıyor ise şahıslara karşı işlenen suçlardan mahkum olanlar ile mağdurları da barıştırarak af çıkarmanın yollarını aramalıdır.” şeklinde konuştu.

“Bu konuya dikkat edilmeli”

“Burada asıl olan telafisi mümkün olan mağduriyetin giderilmesi, devlete olan güvenin korunması, kin ve nefretin barışa dönüştürülmesidir.” diyen Arif Tornn, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aksi takdirde mağdurun devlete güveni sarsılacak, husumetler devam edecek belki de devletin af ile yarıda kestiği cezasını mağdur yahut tarafı, ‘Maazallah’ cinayetle infaz etmeye kalkışacaktır ki bu da büyük sorumluluk doğuracaktır. Zira geçmişte bunların örnekleri görülmüştür. Bu konuya devletimizin dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Arif Torun’dan “Ecevit affı” uyarısı!

Cezanın ana gayelerinden birisi ve belkide en önemlisi caydırıcılık ve mağdurun devlet güvencesinde olduğunu hissederek mutmain olması gerektiğine dikkat çeken Arif Torun, “Ne var ki bu zamana kadarki af uygulamalarından bazıları bu caydırıcılığı ve bu güvenceyi sarsmıştır. Nitekim 1977 yılında çıkarılan halk dilinde “ECEVİT” affı diye bilinen af uygulaması şöyle olmuştur. Aslında bu af ideolojik bir af idi. Ancak kanunda böyle bir tasnif mümkün olamadığından bütün mahkumlara şamil oldu. Öyle ki iki adam vurup dört sene yattıktan sonra tahliye olanlar beraat etti.Yalnız af çıkarılmakla kalınmadı tahliye olanlar da işe alındı. Ne hazin durum ki hiçbir suçu olmayan namuslu insanlar bir ekmek kapısı aramak için “İŞKUR” kapılarında kuyrukta gecelerken, tahliye olan mahkumlardan bir kısmı, o günlerde en yüksek maaşı veren “KİT”lere işçi olarak alındı. İşe alındılarda çalıştılar mı? Hayır, sabah imzayı attılar sonra da kabadayı ayağından gezdiler, İşte bu ve benzeri aflar suçu ve suçluyu artırdı. Allah’tan korkmazları cesaretlendirdi, sonra da boşalttıkları ceza evleri katlanarak yeniden doldu.” hatırlatmasında bulundu.

“Aksi takdirde devlet kendi başına dert açabilir”

Çıkarılması teklif edilen ve TBMM’de ele alınması beklennen af kanunu tasarının hangi suçlardan hüküm giyenleri kapsadığının henüz tam olarak kamuoyunun bilmediğini belirten Arif Torun, sözlerini şöyle tamamladı:

“İnce elenip sık dokunmalı, Kişilere karşı işlenen suçlar ne olacak? Muhtemel af neticesinde, sokağa yeni suçlular, yeni çeteler, yeni mafya babaları, yeni devlet hainleri, yeni teröristler çıkmamalı. Af ile tahliye olan kişi ! ‘Hoop kafamı bozma lan! yatağı getirmedim daha cezaevinden canına okurum haa’ dememeli… Ceza ve ıslah evinin ne olduğunu anlamış olarak, ‘Aman oğlum ben düştüm siz düşmeyin. Aman gençler öfkenize yenilmeyin yıllarınızı çürütmeyin ben dünyamı çürüttüm şimdi de ahiretteki hesabı düşünüyorum’ sözleri ile caydırıcı telkinlerde bulunma noktasına gelinmelidir. Aksi takdirde cezaevinde mahkumlar üzerinde çete kurmuş hatta cezaevinden dışarıdaki çeteleri yöneten, terör gruplarına liderlik edenlerin affedilmeleri devletin kendi başına dert açması olacaktır.”

Kaynak: YENİAKİT.COM.TR

YORUM EKLE
YORUMLAR
Soner
Soner - 2 ay Önce

Korona gündeminde fetoculere af getiren taslağın islamla, vicdanla ve hukukla alakası olamaz

SIRADAKİ HABER

banner5