Dilipak yazdı... 'Yılbaşı'

Gazeteci Abdurrahman Dilipak, Türkiye'de yılbaşı, hristiyan ülkelerde de dini bayram olarak kutlanan 'Noel' mevzusunu bugünkü köşesinde değerlendirdi. Hz. İsa'nın doğumunun tüm dünyada bir karnaval edasıyla kutlandığını söyleyen usta yazar, dünden bugüne 'Yılbaşı' meselesinin değişim ve dönüşümünü yazdı. Aynı zamanda takvimlerin doğuşundan da bahseden Dilipak, halihazırda kullandığımız ay adlarının ve günleri isimlerinin eski uygarlıklara dayanan manalarını da okurlarıyla paylaştı.

Dilipak yazdı... 'Yılbaşı'

İşte o yazı...

Yine yeni bir yılbaşı daha.

Gregoryen takvime göre “Milad”, yani Hz. İsa’nın doğumu ile başlayan yeni yıla girdik.

Hz. İsa’nın doğum günü bir karnavala döndü. “Santa Claus” oldu “Noel Baba”. Aslında dindar Hristiyanlar, yılbaşından önce kutladılar Hz. İsa’nın doğum gününü. “Derviş Nikalaus” bugün bir tüketim maskotundan başka bir şey değil.

Hangimiz Hz. İsa’nın havarilerinin adını sayabilir. Simun Petrus, Andreas, Yakub, Alfay b. Yakub Yuhanna, Filipus, Bartalmay, Tomas, Matta, Yehuda, Simun, Mathias

Hatırlayalım; “7 Uyurlar”ın, yani Ashab-ı Kehf’in isimleri nelerdi:  Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Şazenuş, Kefeştatayyuş ve köpeklerinin adı ise Kıtmir idi.

Bu vesile ile hatırlayalım: İznik konsülünde, İncillerin 4’e indirilip diğerlerinin yakılmasını teklif edenlere karşı, diğer metinleri alıp muhafaza eden 3 “Aziz” var. Aya Yorgi, Aya Sotri, Aya Ayani! Niye bu isimleri yaşatmayız ki! Hicri ayların adlarını bilmiyoruz, tabii anlamlarını da! Hiç mi merak edilmez. Hicri aylardan 6’sının ismi insan ismi: Muharrem, Sefer, Recep, Şaban, Ramazan, Rebii. 4’ü tekrar: Rebiül evvel, Rebiül ahir, Cemaziyel evvel, Cemaziyel ahir. Son 3’ü de: Şevval, Zilkade, Zilhicce. Bu kadar.

1-Muharrem; hicri ayların ilki haram aylardan sayılmıştır. “Tahrim olunmuş”, “Haram kılınmış” demektir. 

2- Safer; “boş kalmak”, “boşluk”; “sararmak” anlamlarına gelir. 

3- Rebî’ül-evvel; “ilk bahar”, “bolluk” ve “bereket” demek. 

4- Rebî’ül-âhir, “baharın sonu”, “Son bahar” demek. 

5- Cemâziyel evvel; “soğuk ve kurak günlerin başlangıcı” anlamlarına gelir. 

6- Cemâziyel âhir; “Soğuk günlerin sonu” demek.  

7- Receb; “azametli”, “heybetli” demek. Aynı zamanda “Cennet’te bir nehir” adı. 3 aylar’dan ilkidir. 

8- Şâban; “Aralık”, “fasıla” anlamlarına gelir ve 3 aylar’dan 2’ncisidir. 

9- Ramazan; ”yanmak” demektir, çünkü bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günahlarının yandığı düşünülür. 3 aylar’ın 3’üncüsüdür. 

10- Şevval; çok sıcak günlerde “hayvanların sütünün azaldığı” günleri ifade eder. 

11- Zilka’de; Hurma ve bazı zirai ürünler için “hasad zamanı” demektir. 

12- Zilhicce; “Hac ve Kurban mevsimi” anlamına gelir.

“Miladi aylar”a gelince 4’ü Putperest gelenekten gelen mitolojik tanrılara adanan ayları ifade ediyor. Miladi aylardan sadece 3’ünün adı Türkçe: Ocak, Ekim ve Aralık. Diğerlerinin çoğu İbranice, Aramice, Süryanice, Arapça. Zaten günlerden kaçı Türkçe ki! Pazar, bir sonraki gün Ertesi. “Salı”nın manası bilinmiyor. Aceba Arapça “Üçüncü” anlamı ile ilişkilendirilerek “Selase”den kısaltılarak üretilen bir ad olabilir mi? Çarşamba dediğiniz Farsça “Ciharşembe”, Perşembe de “Penç şembe”. Yani dördüncü, beşinci gün anlamına geliyor. Ardından Cuma geliyor. Sonrası Cuma’nın ertesi. Demek ki, günler üzerinden kimse fazla düşünme gereği duymamış. Sadece gerçek 2 gün adı var. Pazar ve Cuma! Bazar Farsça, Cuma Arapçadır. Salıyı bilmiyoruz. Çarşamba ve Perşembe de Farsçadır.

Ocak: Bildik ocak. “Odak”dan “Od/ateş yakmak”dan geldiği rivayet edilir. Herhalde kış geldi, ocak başında oturmak gerek diye “Ocak” denmiş olsa gerek. 

Şubat: “Şabat” Yahudilikte Tanrıya adanan gün anlamına gelen kelimeyle ses benzerliği var. Süryanice “Şobat”dan geldiği de söylenir. Süryanice Aramice’nin bir lehçesidir ve İbranice, Arabça da aynı şekilde Aramice’den doğmuştur. Bir mitolojik hikayeye göre  14 Şubat, Antik Yunan tanrıçası Hera’nın sevgililere hediyesi olmuş oluyor. O gün aynı zamanda Sümer’lerdekiTammuz ile İanna’nın evlilik zamanıdır.

Mart: “March”dan gelse de, “Mart” ve “March”ın asıl kökü “Savaş Tanrısı Mars”dan gelmektedir. Latince “Mars” veya Arapça “Merih”, Güneş Sistemi’nin Güneş’ten itibâren 4. gezegeni. Roma mitolojisindeki “savaş tanrısı Mars”a ithâfen bu adla anılmaktadır. 

Nisan: Süryanice, Sümerce, Akadca, Farsça ve İbranice’de olan bir kelimedir. “Bolluk bereket, cömertlik” anlamına gelir. Daha çok Baharı karşılama anlamında bu aya isim olmuş olsa gerekir. Akadca’da “taze ürün, turfanda mahsul” anlamına gelir.

Mayıs: İsmi “Bereket Tanrıçası Maia”dan gelir. “Maia”nın “bitkileri büyüten Tanrıça” olduğuna inanılır onun için yılın bu zamanında festivaller düzenlenirmiş. Ama “Mayıs” Türkçe de halk arasında “Hayvan gübresi” olarak kullanılır.

Haziran: Süryanice “sıcak” demek.  Mevsim olarak sıcakların başladığı zamanı ifade eder.  

Temmuz: Babil’de Sümer’lerin “bereket tanrısı Tamuz”a, ya da bir başka ifade ile “Dummuzi”den İbranice’ye “Tammuz” şeklinde geçen  “Efendi, Bey” anlamına gelen bir kelimeden aktarıldığı zannedilmektedir. Şöyle bir rivayet de var: Sabiiler’e göre ekmek “Tammuz’un eti“ Şarap da “barış ve şarap tanrısı Dionysus’un kanı”ydı. Sümer›in en ünlü tanrısı Tammuz, “bereket” yanında “güneş tanrısı”dır da.

Ağustos: Roma’yı cumhuriyetten imparatorluğa dönüştüren, “Tanrı kral” ve ilk imparator “Agustus” bu ayda ölünce ismi bu aya verilerek kutsanmış ve bu ay ona adanmıştır.

Eylül: Eylül üzümlerin toplandığı aydır. Süryanice’de üzüm anlamına gelen “Aylul “kelimesinden gelir. “Alul” kelimesi İbranice takviminde 12. aya verilen isimdir. Alul kelimesi Ani L’dodi V’dodi Li cümlesinin baş harfleridir. Bu cümlenin anlamı «Ben Sevdiğimin, Sevdiğim benim” olarak tercüme edilmektedir. 

Ekim: Tarlaların sürüldüğü ay olduğu için bu adı almış olsa gerek. Zaten Türkçe ismi olan 3 ayımız var. Ocak, Ekim, Aralık..

Kasım: Arapça’da “ayıran” “bölen” anlamındadır. Önceden yıl Kasım ayından itibaren “Ruz-i Kasım” ve “Ruz-i Hızır” diye ikiye ayırarak adlandırılmıştır.

Aralık: Eski yıl’la yeni yıl’ın arasında kaldığı için bu ayın adına  “Aralık” denmiştir. 

Ayları, günleri saydık da, biliyor musunuz, “Millenium”a da geldik, kilise tarihçilerine göre. Yani “Tarihin Sonu”na. Yani Bizim Melheme-i Kübra, Hristiyanların Armageddon dedikleri kıyamet savaşına işaret eden bugünkü İncil’in Yuhanna Vahyinde adı geçen “7 Mabed”in adını da bilmeyiz mesela. Kutsal metinlerin çoğunda 7’li bir sistem var, dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. O 7 Mabedin bulunduğu 7 şehir hangisi idi, hatırlayalım mı: Efes (Ephesos) (Selçuk), İzmir (Smyrna), Bergama (Pergamon), Salihli (Sardes), Alaşehir (Philadelphia), Denizli (Laodikeia), Akhisar (Thyateira). Herkes Philadelphia deyince ABD’yi hatırlar ama, asıl şehir burası!

Allah (cc) kitabında “Ay ve Güneş Allah’ın iki şeairidir” der. Biz günlük ibadetlerimizi Güneş’e, yıllık ibadetlerimizi Ay’a göre yaparız. Kitap, Ay ve Güneş’in sayısını sabitlemiştir. Osmanlıda her iki takvim de vardı. Bir de karma Rumi Takvim geldi. “İnkılap” denen olayla, “İslami olan” yasaklandı. Bu vesile ile bir defa daha bazı gerçekleri hatırlatmak istedim.

Selâm ve dua ile.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5