banner30

banner29

“İstanbul Sözleşmesi için 'KADEM' kullanıldı, 5G için 'ULAK' kullanılacak!”

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, geçtiğimiz günlerde kurulan 5G Virüs Platformu’nun sözcüsü olarak Akit TV’ye ropörtaj verdi. Dilipak açıklamalarında çarpıcı noktalara değindi.

Gündem 16.05.2020, 23:03 17.05.2020, 11:14
“İstanbul Sözleşmesi için 'KADEM' kullanıldı, 5G için 'ULAK' kullanılacak!”

Gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak, geçtiğimiz günlerde kurulan 5G Virüs Platformu’na öncülük ederek 5G aldatmacasına karşı bir hareket başlattı. Platformun sözcülüğünü üstlenen Dilipak, açıklamalrında 5G çalışmalarına yönelik kaygılar ve koronavirüsle olan ilişkisine yönelik çarpıcı noktalara temas etti.

Dilipak'ın açıklamaları şu şekilde:

"Öncelikle Türkiye’deki 5G’ye yönelik projeyi yöneten kuruluş ULAK. ULAK Milli bir kuruluştur ve çok önemli bir görev yapıyor. Telefonla gerçekleştirilen iletişimin altyapısından sorumlu bu kuruluşa 5G sorumluluğunu yüklemek aslında bu kurumu istismar etmekten başka bir anlama gelmiyor."

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ İÇİN KADEM KULLANILDI 5G İÇİN ULAK KULLANILACAK

Yaygınlaşması ve insanlara takılması planlanan 5G çiplerle toplumların biorobotlara dönüştürüleceğini aktaran Dilipak, “İnsana çip taktıktan sonra her türlü senaryoyu yazabilirsiniz, çip takılmış insanlar artık bir nesnedir. Doğrudan beynin backup’ını alabilir ve tekrar data yükleyebilirsiniz. Onu intihara da sevkedebilirsiniz, karaciğer enzimlerini de bloke edebilirsiniz, ölümüne giden süreci de hızlandırabilirsiniz. Ya da tedavi de edebilirsiniz. Tabi bunu tedavi boyutuyla gösterecekler. Hatta 5G’yi de geçip 6G’ye giden bir süreci  örgütlüyorlar Türkiye’de. Nasıl İstanbul sözleşmesinde KADEM’i kullandılarsa; bu 5G projesinde de iyi taraftan gözükmek için bizim ULAK projesini kullanmaya kalkıyorlar.” dedi.

Ropörtajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz:

Yorumlar (3)
tugo 13 ay önce
...böyle bir şey caiz olamaz... hiç bir müslüman buna rıza gösteremez... küresel çete kuantum bilgisayarının eşiğindeler...bunlar hep bunun altyapısıdır... lütfen, bu oyuna gelmeyelim. Has vatanda iletişim için bir uydu yollayalım, bu 5G meretinden uzak duralım... vesselam
ümmet 13 ay önce
s.a
hocam ne çektiysek şu çağdaş dedikleri cumhuriyet ve demokrasi ve parlementer sistemden çektik. halkı uyutuyorlar siz seçiyorsunuz daha ne istiyorsunuz diye ama gerçekte hiçbirzama halkın dediği ve istediği olmadı, halkın eline biraz para refah mal mülk verip oyalıyorlar gerçekte ise büyüklerin sözleri geçer istedikleri olur karun gibi mallar yığarlar her istedikleri gerçekleşir birde onların dediklerini yapan siyasi bürokrat güruhu vardır onlarda koltuklarının nimetlerini yemek için her söylenileni yaparlar. bunlar sülüktür.
Allah bu millete şeriat gibi asil bir kanun ve yönetim sistemi nasip etsin.
kölelerden bizi kurtarsın.
melih 9 ay önce
İnsanlık tarihi boyunca, çobanların en büyük hayali, sürüyü zahmetsiz bir şekilde kontrol edebilme istek ve özlemleri olmuştur.

Çünkü, uysal, korkak ve yönetilebilir iç güdüsel koyun tabiatı bile, zaman zaman sürüden ayrılıp daha gönlünce yerlerde otlamak ister.
Ama bildiğiniz gibi sürüden ayrılanı kurt kapar. Ayrılmayanı kesip yerler.
Kurt tarafından kapılma riski bir ihtimaldir.
Ama çobanın peşindekilerin yüzde yüz akibeti bellidir.
Ama kuzular bu işin felsefesini yapmaz. Yapamaz.
Çobanın hayali, temelinde tüm yönetici sınıfın hayalidir.

Kadim zamanlardan bu yana yönetici sınıflara aktarılan kolay yönetebilmeye dair sayısız reçete oluşturuldu.
Her ne kadar birbirinden farklı öğretiler tavsiye edilmiş olsa da:
Bu reçetelerin tamamının ortak, ilk kalemi ‘korku’dur.
Korku derken bahis konusu olan ‘ölüm korkusudur.’
Yönetici sınıf önünde sonunda ‘ölüm’ çağrıştıran her tür korku ile kitleleri yönetirler.
Bu konuda en büyük sıkıntı ortada korkulacak hiçbir şeyin olmamasıdır.
İşte, bu kötü zamanlarda aciz kalan yönetici sınıf için ‘toplumda korku yaratacak bir şeyler bulma’ tek çaredir.
Bugüne kadar becerikli çobanlar, yüzlerce suni tehdit icat ederek toplumun en azından bir kısmını güde bilme imkanlarını muhafaza etmeyi başardılar.
İcat edilen tehditlerin hemen hepsi ‘varsayım ve soyut kavramlardan’ ibaretti.
Elbette, sadece etrafında olup biteni fark etmeyen, hayata ve hayatın işleyisine dair az bilgi sahibi olan kitleler dışında toplumun tamamını bu yapay tehditler ile korkutarak idare etmek mümkün değildir.
Sorgulayan insanlar başa beladır.
Öyle bir sihirli değnek olmalıdır ki!..
Toplumun bütün katmanlarını korkutsun.
Zengini, fakiri, alimi, cahili, kadını , erkeği, sosyalisti, faşisti, dinlisi, dinsizi…
Alayı korksun!..
Yalan, yanlış bütün direktiflerinize itaat etsin..
İnsana dair tüm hak ve özgürlüklerinden feragat etsin.
Bugüne kadar böyle bir sihirli değnek yoktu.
Ama çok kötü bir şey oldu.
Bu CORONA virüs salgını yönetici sınıfın eline o ‘sihirli değneği’ verdi.
Beceriksiz yöneticiler bile bu değnek ile nüfusun tamamını kontrol etmenin dayanılmaz hazzına ulaştı.
Alimi, cahili, zalimi, mazlumu..
Kaz gibi, koyun gibi güdebiliyorlar.
Bu sihiri öğrenmeleri çok kötü oldu..
Çok kötü!..
Günün Anketi Tümü
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?