Kabine değişikliği olur mu?

Gazeteci Hacı Yakışıklı kaleme aldığı yazısında Türkiye gündeminde konuşulmakta olan kabine değişikliği iddialarına ilişkin görüşlerini aktardı.

Kabine değişikliği olur mu?

Kabine değişikliği Ortalıkta “işte yeni kabine” diyerek listeler dolaşıyor. Tamamı “kulis çalışmasından” ibaret diyebilirim. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin “ilk kabinesi” açıklanalı tam bir sene oldu, mevcut bakanlar 365 günlük devr-i daimi tamamladı.

Ankara’da henüz “şu bakanın yerine bu gelecek” tarzı konuşmalar yok. Ancak bazı bakanların “ulaşılamazlık” noktasında eleştirildiğini söyleyebilirim. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zaten tüm yöneticilere “Halkın içinde olun, kibre kapılmayın” uyarılarında bulunuyor.

Buna rağmen “algı yenikliğine” kapılıyoruz. İstanbul ve Ankara “binbir kılıklı” CHP’ye geçmişse bunda en büyük pay “algıda yeniklik ve eziklik” oldu. “Başkan Erdoğan’a rağmen” iş çevirenler, daha doğru ifade edersek; Başkan’ın gösterdiği hedefe koşmakta tereddüt edenler oldu.

Binali Yıldırım ve Mehmet Özhaseki gibi tecrübeli isimler bizzat Başkan Erdoğan tarafından aday gösterildi. Aday gösterilmeden önce Ak Parti mensupları diledikleri kadar “eleştiri” getirdiler. Bana göre eleştiriler anlamsızdı. Yıldırım eskiydi ama asla eskimemişti. Özhaseki başkenti birçok Ankaralı yöneticiden çok daha iyi biliyordu, şehrin imar planlarına varıncaya kadar hafızasındaydı.

Geldik işin bam teline! Adaylar açıklandıktan sonra da “eleştiriler” devam etti. “Dediğim olmadıysa çalışmam” zihniyetindeki bir “gönülsüzlük” havası hissedildi.

Bakın “Erdoğan karşıtları” ortaya “algılar” atıyorlar. Birileri çıkıp, “S-400’ler zayıf, boşa para veriliyor” dedikçe bu algıya yenik düşenler oluyor. Oysa aynı kişiler “S-400’ler gelmeyecek” demişlerdi! 

Şimdi “kabine” algısı yayılmaya başladı. Bunu aylardır yapıyorlar. İşin gerçeği şu; “Mahkeme kadıya mülk değil” yani “bakanlıklar” kimsenin devremülkü değil! Kabine değişikliği “ihtiyaç hâsıl olduğu anda” yapılabilir. Bunda olağanüstülük yok!

Daha açık konuşalım; ortada koalisyon mu var ki kabine değişince bakanlıklar “bir partiden diğerine” el değiştirecek. Yok! O vakit dert nedir? Yoksa “birilerinin derdi” Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak mı? Yine algılara teslim mi oluyoruz? Berat Albayrak “liyakat sahibi olduğu için” bakan oldu. “Ölümüne Erdoğan” diyenler sıra onun Bakan olarak kabineye aldığı Berat Albayrak’a gelince, “Ama damat…” demeye başlıyorsa bu nasıl “ölümüne” oluyor?

Ülkemizde İngiltere’nin, Rusya’nın, Almanya’nın, Amerika’nın “haber ajansları” var. Bunlar en çok Albayrak üzerinden algı yönetimi yapıyorlar. İngiltere’nin istemediği bir Albayrak sizce de bizim için makbul olmalı değil mi?

Oyunlara alet olmamak gerekiyor. Eleştirebiliriz, ama bunu ülkemizin menfaatini önceleyerek dile getireceğiz. Bir değişiklik olacaksa algı yöneticilerine değil, “değişimi yapana” kulak vermekte fayda var. 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu siyasetin içinden gelen bakanlar ve işlerini “önceki dönemlerinden” daha iyi yapıyorlar; yani “duayen” oldular artık ve “bıkkınlık” emaresi göstermiyorlar.

Tarım ve Orman Bakanlığı her kabine değişikliği söz konusu olunca üzerine odaklanılan bir bakanlıktır. Bakan Bekir Pakdemirli’nin 365 günlük icraatine bakınca bu devasa bakanlığı ileri taşıdığı görülüyor. Şimdi hemen domates, buğday, patates diye dalmayın! Buyurun manava gidin, domatesin kilosu 1 lira; o “algı yönetimleri” seçim manipülatörleri tarafından yapılmıştı. Niye şimdi kimse “soğan kuru” demiyor? Mesele “soğan” değildi de ondan!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum “imar barışı” sürecini çok iyi yönetti.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın anlattığı “yeni askerlik sistemi” zaten devrimdir.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın “yerlileştirme ve marka üretme” adına yaptığı çalışmalar herkese heyecan veriyor. Bir de hakikaten “samimi” bir yapısı var.  

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca icraatın içinden gelmesinin avantajıyla Türkiye’nin sağlık devrimini kuşaklara taşıyor. 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’le madencilik sahası gelişmeye devam ediyor. Yıllarca yabancıların elinde olan “temizlik ürünleri” markalarına “Boron” ile önemli çıkış yapıldı. Yoksa siz hâlâ Boron’u denemediniz mi? 

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu duruşu itibariyle sakin gözükse de sporda alınan madalyalarda büyük payı var.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk “banko sürpriz” diyebileceğimiz bir isim oldu. Sanki Milli Eğitim’in “makûs talihi” kırılarak eğitime yeni bir ufuk geliyor. 

“Hacı kardeşim, hiç mi eleştirdiğin yönler yok?” diyebilirsiniz. Tabii ki eleştiriyoruz. Henüz zalimlerin zulmüne tam olarak “nokta” koyamadık. Burada başta kendimi eleştiriyorum.

Hülasa; kabine değişecekse siyasi gerekçelerle değil “daha iyisi olsun” diye yapılacaktır. Geniş kabine değişikliğinden ziyade “sistem revizyonu” yapılarak “işlevsellik” değişimi olacağını düşünüyorum. Bakanlardan ziyade yardımcıları ve kurum başkanları üzerinden bir revizyon olabilir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5