banner5

banner29

Mehmet Koçak uyardı! İran'da yapılan suikast bizde de olabilir"

Yeni Akit yazarı Mehmet Koçak köşe yazısında dikkat çeken ifadeler kullanarak uyarılarda bulundu. "Benzer bir suikast Türkiye’de de tekrarlanabilir, aman dikkat!" başlığını attığı yazısında, Fahrizade suikastini hatırlatan Koçak, "Bu ne ilktir, ne de son olacak" dedi ve benzer olayların Türkiye'de de yaşanabileceğini söyledi.

Gündem 06.12.2020, 00:08
Mehmet Koçak uyardı! İran'da yapılan suikast bizde de olabilir"

Yeni Akit yazarı Mehmet Koçak kaleme aldığı köşe yazısında, İran'ı şoka uğratan Fahrizade suikastini ele alarak, uyarılarda bulundu.

Koçak, bu olayların, Haçlı dünyası ile Müslüman dünyası arasında yaşanan bir kavga olduğunu dile getirdi. "Bu ne ilktir, ne de son olacak".ifadelerini kullanan Koçak, "Çünkü burada ideolojik olduğu kadar bir güç olma kavgası var." dedi.

yazısına devam eden Mehmet Koçak, son yıllarda Türk mühandislerinin birkaçının, şüpheli nedenlerden dolayı hayatını kaybettiğini hatırlatarak uyarılarda bulundu.

Koçak, "Uyarıyorum: Ülke olarak gurur duyduğumuz savunma sanayiine çağ atlatan‘seçkin beyinler’in, İran’da Muhsin Fahrizade’ye düzenlenen benzer bir suikasta kurban edilmemesi için gerekli tedbirlerin en geniş şekilde alınması şarttır."

İşte Mehmet Koçak'ın o yazısı:

İran’ın nükleer programının mimarı olarak görülen nükleer fizikçi Muhsin Fahrizâde, uğradığı suikast sonucu öldürüldü.

Bu ne ilktir, ne de son olacak.

Çünkü burada ideolojik olduğu kadar bir güç olma kavgası var.

Bu kavga tarihin derinliklerinde gelen Haçlı dünyası ile Müslüman dünyası arasında yaşanan ve amma, İran’da 1979 başında, Humeyni’nin rehberliğinde gerçekleşen ‘İslam İnkılabı’ adı taşıyan ‘devrim’den sonra daha da şiddetlendi.

Çünkü bu inkılap yani devrim; tarihin derinliklerinden gelen bir geleneğe sahip ve bilhassa yakın tarihte Batılı emperyalist güç odaklarının işbirlikçiliği ile bilinen Şahlık dönemini kapatmış oldu. 

Bu İnkılab (Devrim) Hareketi, emperyalist devletlerin Müslüman ülkelerine tayin ettiği diktatörler ve onların kurduğu zalim rejimler üzerinden sömürülmesine karşı bir direniş sembolü olarak ortaya çıkmıştı.

Bu devrime, özellikle de ABD öncülüğündeki Batılı emperyalist güç odaklarının düşman kesilmesinin asıl sebebi ise, hakları ellerinden alındığı için zayıf düşürülmüş milletlere yönelik saldırı, işgal, sömürü politikalarına karşı takındığı itirazcı ve isyancı duruşun emsal teşkil edeceğinden duyulan korkuydu. 

Nitekim emperyalist güç odakları ve onların Müslüman dünyasının kalbi mesabesinde olan İsrail terör devleti, bu devrim ile öncülerine açık bir savaş ilan etmiş ve ortak operasyonlar için düğmeye basılmıştı.

Hedef: Ya o devrim bertaraf edilecek, ya da ideolojilerden arındırılarak etkisiz hale getirilmeliydi.

Önce İran ile sınır sorunu olan ‘Saddam Irak’ı’, kışkırtılarak ve desteklenerek devreye sokuldu. 

1979 Humeyni öncülüğündeki devrimle birlikte İran ordusundaki komuta kadrolarının önemli bir kesiminin tasfiye edilmesini fırsat bilen Saddam, emperyalist güçlerce silahlandırılan ordusuna güvenerek 1980 Eylülünde İran’ı 7 günde bitireceğini umduğu bir ‘yıldırım savaşı’ başlatmıştı. Amma bu savaş, 8 yıl sürecekti.

İran ise, emperyalist güçlere parasını peşin verdiği silah ve yedek parçalarını bile alamıyor ve bu yüzden, uluslararası silah kaçakçılarına çok yüksek meblağlar ödeyerek ihtiyaçlarını ancak kısmen karşılayabiliyordu. 

8 yıl süren ve insan ve maddî -manevî büyük kayıpların verildiği bu savaş bittiğinde İmam Humeyni, “Birçok ülke gibi bizim ordumuz da Şah zamanında emperyalistlere bağımlı hale getirildi. Onların istemediği bir yönetim geldiğinde ambargolar başlatılıyor.

O halde, ihtiyacımız olan silahları kendimiz üretmek zorundayız. Çalışmaların hemen başlatılması ve yeni beyin gücünün yetiştirilmesi için bir seferberlik ilan etmeliyiz.’ diyordu. 

Böylece, çalışmalar hem beyin gücünün yetişmesi hem de ‘Harp Sanayii’nin gelişmesi konusunda önemli mesafeler alınmaya başlanmıştı.

Benzer bir süreci ülke olarak biz de yaşadık. 1974 yılında gerçekleştirdiğimiz Kıbrıs Çıkarması sırasında, müttefik olduğumuz ülkeler bile bize ambargo uygulamıştı. 

Türkiye bu ambargonun aşılabilmesi için 1975 yılında TSK’nın ihtiyaçlarına destek vermek amacıyla Savunma Sanayii’nin geliştirme kararı almış, ASELSAN kurulmuş ve 1992 yılında da ASELSAN’da Elektro-Optik Teknoloji Merkezi faaliyete geçirilmişti. 

Son yıllarda “kendi silahını kendin üret” kampanyasını başlatan Başkan Sn. R. Tayyip Erdoğan’ın özel çabasıyla ‘Harp Sanayii’ çok ciddî gelişmeler ortaya koydu.

Önceki yıllarda terör örgütüne karşı kullanmak üzere İsrail ve ABD’den alınan elektronik yazılımı onların elinde olan ve çoğu kısa bir zaman sonra arızalanan ve bazılarının parası verildiği halde ülkemize teslim edilmeyen İHA’lar, şimdi artık Türkiye’de üretiliyor.

Türkiye’nin ilk milli İHA ve SİHA Sistemi bugün TSK’nin ihtiyacını karşıladığı gibi çeşitli ülkelere ihraç edilmeye de başlanmış olup, emperyalist dünyanın medya organlarında bile, Türk yapımı İHA ve SİHA’ların hava savaşlarında bugün, Türkiye’ye büyük bir üstünlük kazandırdığını itiraf etmeye ve korkularını dile getirmeye başlayan yazılar yayınlanmaktadır. 

Kısacası: Türkiye, 1974-Kıbrıs Çıkarması sonrasında, İran ise; 1980 İran-Irak savaşı sonrası emperyalist güçler tarafından mâruz kaldığı ambargolar sonrasında kendi silahlarını üretme ve seçkin beyinler yetiştirme konularında büyük adımlar atmışlar ve başarılar da elde etmişlerdir. 

SEÇKİN BEYİNLER KORUNUYOR MU?

Ancak, iki ülkenin de, bu tarihî tecrübeler sonunda savunma sanayilerinde elde ettikleri başarılar ve yetiştirdikleri seçkin beyinleri, hem Türkiye, hem de İran’ın koruyamadığı, acı bir gerçektir.

Çünkü son yıllarda Türkiye’de ‘Aselsan’ mühendislerinden 4-5 tanesi esrarengiz şekilde katledildi, bazılarına da trafik kazası veya intihar süsü verildi.

İran’da da Nükleer Fizik bilginlerinden bugüne kadar 7 önemli beyin kısa aralıklarla öldürüldü.

Uyarıyorum: Ülke olarak gurur duyduğumuz savunma sanayiine çağ atlatan‘seçkin beyinler’in, İran’da Muhsin Fahrizade’ye düzenlenen benzer bir suikasta kurban edilmemesi için gerekli tedbirlerin en geniş şekilde alınması şarttır.

Yeniakit.com.tr

Yorumlar (0)
-3
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 18 Ocak 2021
İmsak 06:49
Güneş 08:19
Öğle 13:19
İkindi 15:48
Akşam 18:10
Yatsı 19:35
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 18 38
2. Fenerbahçe 18 38
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 18 33
5. Hatayspor 18 31
6. Alanyaspor 18 30
7. Karagümrük 18 27
8. Trabzonspor 18 27
9. Antalyaspor 19 25
10. Malatyaspor 18 24
11. Sivasspor 18 23
12. Başakşehir 18 23
13. Konyaspor 18 22
14. Göztepe 18 22
15. Kasımpaşa 18 22
16. Rizespor 18 21
17. Gençlerbirliği 18 19
18. Kayserispor 18 16
19. Erzurumspor 19 16
20. Ankaragücü 18 15
21. Denizlispor 18 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 18 37
2. Man City 17 35
3. Leicester City 18 35
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. Chelsea 18 29
8. Southampton 18 29
9. West Ham 18 29
10. Aston Villa 15 26
11. Arsenal 18 24
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 17 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 18 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 18 32
5. Real Sociedad 19 30
6. Sevilla 17 30
7. Granada 18 27
8. Celta de Vigo 18 23
9. Cádiz 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 17 21
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Deportivo Alaves 18 18
17. Real Valladolid 18 18
18. Elche 16 16
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12