Mustafa Özer yazdı! Teröristten masum, masumdan terörist çıkarttık...

Tecrübeli gazeteci Mustafa Özer, FETÖ soruşturmalarının kırılma noktalarını ele aldığı yazısında nasıl masumdan terörist, teröristten masum çıkarıldığını çarpıcı bir dille ortaya koydu.

Mustafa Özer yazdı! Teröristten masum, masumdan terörist çıkarttık...

Kamuoyunda ''7 Şubat MİT krizi'' adıyla bilinen ve dönemin hükümetine karşı yapılan ilk darbe girişiminde adı sıkça geçen Mustafa Özer, FETÖ'nün darbe girişiminden sonra içerideki soruşturmalarda nasıl bir taktik geliştirdiğini ''Teröristten ''mağdur'' (!), masum'dan ''terörist'' (!) çıkartmak!'' başlıklı yazısında ortaya koydu.

İşte Özer'in söz konusu yazısı:

Bir insanın kaçışını ve korunmasını kolaylaştıran en önemli iki unsur, elindeki bilgiler ve içinde bulunduğu oluşumdaki düzeyidir! Etki ve yetkisi oranında arzettiği önemdir!

Adil Öksüz'de bu ikisi de vardı.

Soru şu!

Öksüz, elindeki bilgilerden dolayı kaçırılması mı gerekiyordu?

Yakalandığı gün, ''Tarla bakmaya geldim'' demişti. Bu iddiasına savcı hariç, kimse inanmamıştı. Aslında ben şahsen savcının inandığına da inanmıyorum. O'nu yakalayan askerler ellerindeki kişinin FETÖ mensubu olduğunu tahmin edebiliyor ya da o ihtimal üzerine tutukluyor olabilirdi! Bu ihtimal üzerinden ''FETÖ'cü olabilirdi peki ama örgüt içindeki pozisyonunu neydi?'' İşte bunu bilmiyorlardı!

Ve Adil Öksüz serbest kaldı. Tüm üst düzey FETÖ'cüler gibi kaçmayı başardı. Bu arada cezaevlerinde tutuklu FETÖ tepe yöneticilerinden hiç kimsenin olmadığını da ayrıca belirteyim. Onlar, 15 Temmuz'dan çok önce pasaportlarını göstere göstere havalimanlarından çıkıp gitmişlerdi bile!

Adil Öksüz her şart altında ya kaçırılır ya da öldürülürdü!. İki ihtimalden biri gerçekleşti! Kaç(ırıldı)tı!

Çünkü konuştuğu ve hakkında kapsamlı soruşturma yapıldığı zaman şu an hala devlette sistem içindeki pozisyonunu koruyan bir çok kripto FETÖ'cü deşifre olurdu.

Düşünün, Bu isim 15 Temmuz darbe girişimini yöneten emirleri veren en üst düzey kişi. Böyle bir kişiye vefa borcu olmaz. Pimi çekilmiş bir el bombası gibidir. Ya fırlatıp atacaksınız ya da elinizde patlayacak. Kriptolar fırlatıp atma imkanını değerlendirdi.

Adil Öksüz'ün fiziki olarak cezaevinde olması devletin hiç bir işine yaramaz. İşe yarayan ondan elde edilecek bilgiler ve isimlerdir.

Doğru cevaba ulaşmak için, soruyu doğru soralım!

Bu adamın tutuklanması ve sorgulanması sonucunda elde edilen bilgiler kimlere zarar verebilirdi?

Çok uzun yıllar örgütün tepe ismi olan bu kişi halen sistemde olan kimlerle ilişkiliydi?

Örneğin; Adil Öksüz’ün gözaltındayken telefonla görüştüğü kişilerden biri olduğu iddia edilen ve FETÖ soruşturmasında adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Prof. Dr. Recep Kaymakcan’ın ( Kendisi Yeniçağ Gazetesine yaptığı açıklamayla bunu yalanlamıştı) Gençlik Spor Bakanlığı’ndaki müşavirlik görevini sürdürdüğü ve danışman unvanıyla devlet üniversitelerinde konferanslar verdiği haberleri tüm sitelerde yayınlanmış bir haber olarak halen arşivlerdedir.

Adil Öksüz’ün serbest bırakılmasında sorumlulukları bulunduğu iddiasıyla yargılanan 28 kişinin davasında çıkan kararda ise mahkeme; aralarında eski Başbakanlık Müşaviri Ali İhsan Sarıkoca’nın da bulunduğu 24 sanığın beraatine karar verirken, iki sanık astsubayı “görevi kötüye kullanmak” suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırdı. Bu cezayıda erteledi!

Adil Öksüz’ü yakalamak için Sakarya’da oluşturulan ekibin başında bulunan polis müdürü FETÖ soruşturması kapsamında tutuklandı.

Mesela aynı şey Fetullah Gülen içinde geçerlidir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5