banner5

banner29

Alâ bin Hadrami kimdir? Alâ bin Hadrami‘nin hayatı...

Alâ bin Hadrami kimdir? Alâ bin Hadrami nerede doğmuştur? Alâ bin Hadrami ne zaman doğmuştur? Alâ bin Hadrami nasıl Müslüman olmuştur? Alâ bin Hadrami nasıl hicret etmiştir? Alâ bin Hadrami nasıl evlenmiştir? Alâ bin Hadrami’nin cesareti, Alâ bin Hadrami‘nin hayatı, Alâ bin Hadrami’nin vefatı…

İslam 18.12.2019, 18:10
Alâ bin Hadrami kimdir? Alâ bin Hadrami‘nin hayatı...

İşte, “Alâ bin Hadrami kimdir? Alâ bin Hadrami nerede doğmuştur? Alâ bin Hadrami ne zaman doğmuştur? Alâ bin Hadrami nasıl Müslüman olmuştur? Alâ bin Hadrami nasıl hicret etmiştir? Alâ bin Hadrami nasıl evlenmiştir? Alâ bin Hadrami’nin cesareti, Alâ bin Hadrami‘nin hayatı Alâ bin Hadrami’nin vefatı…” sorularının cevapları…

Medine'de kurulan Islâm devleti gün geçtikçe büyüyordu. Kavim kavim, kabile kabile Medine'ye akın eden halk, Peygamberimizin sohbetinde bulunuyor, Islamın yüce hakikatlerini dinledikten sonra Müslüman oluyorlardı. Resulullah bir yandan Medine'ye gelen heyetlerle meşgul olurken, diğer yandan da komşu devlet ve hükümdarlara elçiler göndererek onları İslâm’a davet ediyordu. İşte elçi olarak vazifelendirilen bu Sahabîlerden birisi de Alâ bin Hadrami’dir (r.a.).

Peygamberimiz onu Hicretin sekizinci yılında, bugünkü Basra Körfezinin batısında bir sahil ülkesi olan Bahreyn'e gönderdi. Mecûsî olan Bahreyn Hükümdarı Münzir bir Sâvâ'ya da bir mektup yazdı. Hz. Ebû Hureyre'yi (r.a.) yanına almasını ve yol arkadaşına iyi davranmasını tavsiye etti. Hz. Alâ bin Hadramî, ilk Müslümanlardandı. Uzun zaman Peygamberimizin sohbetinde bulunmuş, feyiz almıştı. İyi bir hatipti. Ikna kabiliyeti yerinde, yumuşak sözlü bir tabiata sahipti. Muhatabının içinde bulunduğu durumu nazara alarak konuşur, onu kırmamaya, incitmemeye azami gayret gösteririrdi. Zaten peygamberimiz tarafından böyle mühim bir hizmet için vazifelendirilmesinin sebebi de buydu.

Alâ bin adramî vakit geçirmeden yola çıktı. Bir yandan yol alıyor, bir yandan da düşünüyordu. Zira, yüzlerce insanın İslâmiyeti kabul veya reddetmesi kendisinin tebliğine bağlıydı. Diğer taraftan, bir hükümdara gidiyordu. Bu sebeple dikkatli olması gerekiyordu. Gittiği topluluk gerçi Mecusî idi. Allah yerine Allah'ın yarattığı ateşe ibadet ediyorlardı. Ama, muhatap kim olursa olsun, Müslüman "kavl-i leyyin" ile davet etmek zorundaydı. Zira Cenab-ı Hak, bir âyet-i kerimede bu hususta şöyle buyuruyordu: "Insanları Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütlerle çağır ve onlarla olan mücadeleni en güzel şekilde yap.”

Nihayet Bahreyn'e ulaştı. Bahreyn hükümdarı Mekke'den bir peygamber çıktığını işitmişti. Fakat Islâmiyet hakkında bir bilgiye sahip değildi. Peygamberimizin elçisini hemen huzuruna kabul etti. Böylece Resulullaha değer verildiğini elçiye göstermek istiyordu. Nübüvvet mektebinden ders alan Hz. Alâ, gayet olgun bir şekilde içeri girdi. Sâde, fakat temiz bir elbise giymişti. Peygamberimizin mektubunu hükümdara takdim etti. Hükümdar saygılı bir biçimde mektubu aldı ve tercümanına vererek okumasını istedi. Mektup okunurken Alâ bin Hadramî ne konuşacağını düşünüyordu.

Etrafına şöyle bir baktı. Hükümdarın ileri gelen adamlarından hemen hepsi oradaydı. O halde onların önünde hükümdarı ve tâbi oldukları dini küçültücü ifade kullanmamalıydı. Bilakis, hükümdarın milleti içindeki mevkiini de göz önüne alıp ona göre İslâmiyete davet etmeliydi. Mektubun okunması bittik ten sonra şu mealde bir konuşma yaptı:

"Ey Münzir! Şüphesiz sen dünya işlerinde büyük bir akla sahipsin. Bak, iyi düşün! Hiç yalan söylemeyen bir kimseyi tasdik etmemek, verdiği sözden hiç caymayan kimseye itimad etmemek, inanmamak sana yakışır mı? İşte böyle olan o ümmi Peygamberdir ki, vallahi aklı başında olan hiç kimse, hiçbir zaman onun emrettiği şeyin yasaklanmasını; onun yasakladığı şeyin de emredilmesi gerekeceğini söyleyemez."

Münzir gerçekten akıllı bir insandı. Peygamber Efendimizin mektubu ve Alâ'nin konuşması üzerine biraz düşündü. Sonra da Hz. Alâ'dan İslâmiyet hakkında biraz daha bilgi vermesini rica etti. O konuştukça Münzir'in yüzünde iman nuru parlamaya başladı. Nihayet Islâm sarayına girmek için daha fazla beklemeyi uygun bulmadı. Düşüncelerini şu şekilde ifade etti:

"Elimdeki saltanata baktım; onu, âhiret dışında, sadece dünyaya yarayacak şekilde buldum. Sizin dininize baktim; onun dünyayı da, ahireti de birlikte mütalaa ettiğini gördüm. Kendisinde dünyada rahat bir şekilde yaşama ve âhirette de ebedi bir hayat bulunan böyle bir dini kabul etmeme ne mâni var?" dedi ve kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. Hükümdar Münzir'den sonra Mecusi rahip Sibuht'un da Müslüman olması, halktan bir çok kimsenin daha İslamiyetle müşerref olmasına sebep oldu.

Alâ bin Hadramî, Peygamberimize bir mektup yazarak müjdeli haberi arz etti. Bundan sonra da nasıl hareket etmesi gerektiği hususunda mâlûmat istedi. Peygamber Efendimiz, bu mektubu alınca çok memnun oldu. Alâ bin Hadramî'yi bu başarısından dolayı tebrik ve takdir etti. Bir taltif olarak da, bu bölgenin İslâm ülkesi olması üzerine onu Bahreyn vâliligine tayin etti. Bir mektup yazarak Bahreynlilere İslâmiyeti öğretmesini, zengin Müslümanlardan zekât, gayr-i müslimlerden de cizye (vergi) alarak fakir halka dağıtmasını ve ihtiyaçtan fazlasını Medine'ye göndermesini emretti.

Hz. Alâ bin Hadramî hitâbet ve tebliğde olduğu gibi, idarecilikte de örnek bir şahsiyetti. İslâmı, bir hayat nizamı haline getirmek için çok üstün gayret gösterdi. Çok geçmeden Bahreyn Lilere kendini sevdirdi. Hükümdar Münzir ve rahibin yardımlarıyla Islâmiyetin Bahreyn'de kökleşmesini temin etti. Topladığı zekât ve cizyeyi Bahreyn'deki fakirlere dağıttı. Arta kalanını da Medine'ye gönderdi. O sırada Medine'de Müslümanlar maddî bakımdan sıkıntı içerisindeydiler. Hiç ummadıkları bir zamanda bu kadar para gelmesine sevindiler ve bu ikramından dolayı Cenab-ı Hakka şükrettiler.

Alâ bin Hadramî Peygamberimizin vefâtından sonra Hz. Ebû Bekir ve Hz Ömer zamanında da aynı vazifeye devam etti. Çünkü Peygamber Efendimiz onu, maharet ve salâhati sebebiyle bu vazifeye getirmişti. Hz. Ala, aynı zamanda yüksek cesaret ve kahramanlığıyla da tanınmış bir Sahabîydi. İyi bir kumandandı. Hz. Ömer onu o bölgenin fethiyle vazifeli olan ordunun başına kumandan tayin etti. Ayrıca şöyle bir mektup yazarak bazı hatırlatmalarda bulundu:

"Cenab-ı Hak insanları ve bu varlığı hangi gâye ile yarattığını bize bildirmiştir. Sen de ne için yaratılmış isen o şeye çalış ve başka şeylerden vazgeç. Çünkü, dünya geçicidir, âhiret ise ebedîdir. Dünyanın geçici lezzetleri seni ebedî olan âhiret lezzetlerini görmekten alıkoymasın. Allah'ın yasak kıldığı şeyleri işlemekten sakın. İstediği kimseye ilim ve hikmetiyle üstünlük veren Cenabı Haktır. Allah bizi de, seni de kendisine itaat etmeye ve azabından kurtulmaya mumuvaffak eylesin.

Bu büyük Sahabî kumandanlık vazifesini de başarıyla yerine getirdi. Cenab-ı Hak katında duâsı kabul edilen bir Sahabi olarak tanınan Hz. Ala’dan, bâzı kerametler zuhur ettiği de olurdu. Birçok defalar onunla beraber bulunan Hz. Ebû Hüreyre, gördüğü mânevî haller sebebiyle ona olan sevgisinin de

vamlı arttığını söyler.

Alâ bin Hadrami'nin kumandasındaki ordu fran topraklarında ilerlerken, mücahitlerin suları tükenmişti. Düşman askerleri Müslümanları halsiz düşürmek için o havalideki bütün kuyuları kapatmışlardı. Su bulmak mümkün değildi.

Hava çok sıcaktı. Hz. Ali mücahitlerle birlikte iki rekat namaz kıldı. Daha sonra da ellerini dergâh-ı İlahîye açarak Cenab-ı Hakka duâda bulundu. Hemen sonra yüce Allah'ın yardımı yetişti. Kumların altından su kaynamaya başladı. Mücahitler o sudan içtiler, abdest aldılar, su kaplarını doldurdular ve oradan ayrıldılar. Askerlerden birisi konak yerinde bazı eşyalarını unutmuştu. Almak için döndüğünde biraz evvelki su kaynağının kaybolmuş olduğunu gördü.

Hz. Ebû Hüreyre, Hz. Ala ile olan bir diğer hatırasını da şöyle anlatıyor: "Alâ ile Basra'ya gitmek üzere yola çıktım. "Liyas" mevkiine vardığımızda Hz. Alâ vefât etti. Yanımızda onu yıkayacak kadar su yoktu. Cenab-ı Hak o esnada yağmur yağdırdı. Yağmur suyu ile onu yıkadık. Kılıçlarımızla kabir kazdık ve defnettik. Sonra oradan ayrıldık."

Allah onlardan râzı olsun.

Yorumlar (0)
15
sisli
Günün Anketi Tümü
Koronavirüs yasakları arttırılmalı mı?
Koronavirüs yasakları arttırılmalı mı?
Namaz Vakti 27 Ekim 2020
İmsak 05:57
Güneş 07:22
Öğle 12:53
İkindi 15:45
Akşam 18:14
Yatsı 19:34
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 6 16
2. Fenerbahçe 6 14
3. Galatasaray 6 10
4. Karagümrük 6 8
5. Çaykur Rizespor 6 8
6. Kasımpaşa 6 8
7. Antalyaspor 6 8
8. Malatyaspor 6 8
9. Göztepe 6 7
10. Erzurumspor 5 7
11. Başakşehir 6 7
12. Beşiktaş 5 7
13. Gaziantep FK 6 7
14. Sivasspor 5 7
15. Hatayspor 4 7
16. Konyaspor 5 6
17. Kayserispor 5 6
18. Trabzonspor 6 5
19. Denizlispor 6 5
20. Gençlerbirliği 5 4
21. Ankaragücü 4 1
Takımlar O P
1. Tuzlaspor 7 17
2. İstanbulspor 7 16
3. Adana Demirspor 7 14
4. Samsunspor 7 14
5. Ankara Keçiörengücü 7 13
6. Altınordu 7 13
7. Giresunspor 6 11
8. Altay 6 10
9. Balıkesirspor 7 10
10. Adanaspor 7 9
11. Akhisar Bld.Spor 7 9
12. Bursaspor 7 7
13. Menemen Belediyespor 7 6
14. Bandırmaspor 7 5
15. Ümraniye 7 5
16. Ankaraspor 7 4
17. Boluspor 7 3
18. Eskişehirspor 7 3
Takımlar O P
1. Everton 6 13
2. Liverpool 6 13
3. Aston Villa 5 12
4. Leicester City 6 12
5. Leeds United 6 10
6. Southampton 6 10
7. Crystal Palace 6 10
8. Wolverhampton 6 10
9. Chelsea 6 9
10. Arsenal 6 9
11. Tottenham 5 8
12. West Ham 6 8
13. Man City 5 8
14. Newcastle 6 8
15. M. United 5 7
16. Brighton 6 5
17. West Bromwich 6 3
18. Burnley 4 1
19. Sheffield United 6 1
20. Fulham 6 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 7 14
2. Real Madrid 6 13
3. Granada 6 13
4. Villarreal 7 12
5. Atletico Madrid 5 11
6. Cádiz 7 11
7. Osasuna 6 10
8. Elche 5 10
9. Getafe 6 10
10. Real Betis 7 9
11. Eibar 7 8
12. Barcelona 5 7
13. Sevilla 5 7
14. Valencia 7 7
15. Deportivo Alaves 7 7
16. Athletic Bilbao 6 6
17. Huesca 7 5
18. Celta de Vigo 6 5
19. Levante 5 3
20. Real Valladolid 7 3