Ebû Ruhm el-Gıfârî kimdir? Ebû Ruhm el-Gıfârî‘nin hayatı…

Ebû Ruhm el-Gıfârî kimdir? Ebû Ruhm el-Gıfârî nerede doğmuştur? Ebû Ruhm el-Gıfârî ne zaman doğmuştur? Ebû Ruhm el-Gıfârî nasıl Müslüman olmuştur? Ebû Ruhm el-Gıfârî nasıl hicret etmiştir? Ebû Ruhm el-Gıfârî nasıl evlenmiştir? Ebû Ruhm el-Gıfârî’nin cesareti, Ebû Ruhm el-Gıfârî‘nin hayatı, Ebû Ruhm el-Gıfârî’nin vefatı…

Ebû Ruhm el-Gıfârî kimdir? Ebû Ruhm el-Gıfârî‘nin hayatı…

İşte, "Ebû Ruhm el-Gıfârî kimdir? Ebû Ruhm el-Gıfârî nerede doğmuştur? Ebû Ruhm el-Gıfârî ne zaman doğmuştur? Ebû Ruhm el-Gıfârî nasıl Müslüman olmuştur? Ebû Ruhm el-Gıfârî nasıl hicret etmiştir? Ebû Ruhm el-Gıfârî nasıl evlenmiştir? Ebû Ruhm el-Gıfârî’nin cesareti, Ebû Ruhm el-Gıfârî‘nin hayatı, Ebû Ruhm el-Gıfârî’nin vefatı…" sorularının cevapları...

EBÛ RUHM EL-GIFÂRÎ NASIL MÜSLÜMAN OLMUŞTUR?

Peygamberimizin Medine'ye teşrifinden sonra İslâm dâiresine giren Hz. Ebu Ruhm (r.a.), Ensarın ileri gelenlerindendir.

EBÛ RUHM EL-GIFÂRÎ KİMDİR?

Rıdvan Biatında hazır bulunarak Peygamberimize bağlılık yemini eden ve bu vesile ile ilâhî övgüye mazhar olan bahtiyarlar arasında o da vardır. Gıfar Kabilesine mensup olup, asıl ismi Külsüm bin Husayn'dir, fakat Ebû Ruhm lâkabıyla meşhur olmuştur.

Hayatı boyunca imanı uğrunda üstün fedakarlıklar gösteren Hz. Ebû Ruhm, birçok defa da Peygamberimizin takdir ve iltifâtına ermiştir.

EBÛ RUHM EL-GIFÂRÎ’NİN CESARETİ

Uhud Gazvesinde sebat edip düşmanın hücumunu püskürten, Hz. Peygamberi ve İslâm’ın izzetini koruyan mücahitler arasında Hz. Ebû Ruhm da bulunmaktaydı. Göğsünü düşman oklarına kahramanca geriyordu. Harbin en kızgın ânında bir düşman oku gelerek Hz. Ebû Ruhm'un göğsüne saplandı. Ağır şekilde yaralandı. Kendisini Peygamberimize getirdiler. Peygamberimiz mübârek tükrüğüyle yarasını meshetti. Ânında şifâ bulan Hz. Ebû Ruhm cihada devam etti. Bu hâdiseden sonra Ashab ona, "göğsüne ok saplanan kimse" mânâsında "menhur" ünvanını verdiler.

EBÛ RUHM EL-GIFÂRÎ’NİN HAYATI

Hz. Ebû Ruhm Hayber'in fethine de iştirak etti. Burada gösterdiği kahramanlıklarından dolayı Peygamberimiz ganimet taksiminde ona iki hisse verdi.

Hz. Ebû Ruhm Hudeybiye Barışında da Peygamberimizin yakınında bulunan Sahabiler arasındaydı. Bundan bir sene sonra gerçekleşen Kaza Umresinde ve Mekke'nin fethinde Peygamberimiz Medine'de kendi yerine vekil olarak Hz. Ebû Ruhm'u bıraktı. Böylece her ne kadar Mekke'nin fethine katılamamışsa da, bundan daha büyük bir şerefe ermiş oldu.

Huneyn Muharebesinden sonra meydana gelen Taif Muhasarasında görev yapan İslâm ordusunda Hz. Ebû Ruhm da hazırdı. Bu seferden dönüş esnasında Hz. Ebû Ruhm Peygamberimizin yakınında gidiyordu. Bir ara devesini zapt edemedi; deve Peygamberimizin devesinin yanına iyice yaklaştı. Bu sırada Ebû Ruhm'un kenarları çok sert olan ayakkabıları Peygamberimizin bacağını yaraladı ve acıttı.

Bunun üzerine Peygamberimiz "Ayakkabılarını geri çek" buyurarak elindeki kamçıyla ayaklarını itti. Dikkatli olması için de ikazda bulundu.

Hz. Ebû Ruhm, Allah Resulünü incittiği için çok üzüldü ve mahcup oldu.

Elinde olmadan yaptığı bu dikkatsizlikten dolayı da çok korktu. Hakkında bir âyetin ineceğinden endişe etti. O geceyi Ci'rane mevkiinde geçirdiler. Sabah olduğunda Hz. Ebû Ruhm develeri otlatmakla meşguldü. Fakat içindeki korku hâlâ gitmemişti. Peygamberimizin kendisini çağıracağından ve korktuğunun başına geleceğinden endişe ediyordu.

Hz. Ebû Ruhm ortalıkta görünmüyordu. Sahabiler, Peygamberimizin bacağındaki yaranın nasıl olduğunu sordular. Ağır bir durum olmadığını öğrendiler. Sahabilerden birisi Hz. Ebû Ruhm'u bularak kendisini Peygamberimizin istedidiğini haber verdi. İstendiğini duyan Hz. Ebu Ruhm'un endişesi büsbütün arttı.

"Vallahi bir âyet nâzil oldu" dedi. Nasıl bir tehditle karşılanacağını ve ne çeşit bir cezâ göreceğini merak ederek üzgün bir şekilde Peygamberimizin huzuruna vardı.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Allah'ın Habibi, Sahabisini üzgün halde görünce gülümsedi. Çünkü o ne bir kral ve ne de bir hükümdardı. İdâresi altındakilere şefkat ve merhamet gösteriyordu. Hz. Ebû Ruhm yanına yaklaşınca, "Yâ Ebâ Ruhm, sen ayağınla benim bacağımı acıttın, ben de elimdeki kamçıyla senin ayağını ittim ve incittim. Bu yaptığıma karşılık şu koyunu al, götür" buyurdu.

Ummadığı bir lütuf ve ihsanla karşılaşan Hz. Ebû Ruhm çok sevindi ve sevincini şöyle dile getirdi: "Resul-i Ekrem’in benden râzı olması ve onun rızâsını kazanmam, bana dünya ve içindeki bütün varlıklardan daha değerli ve daha kıymetlidir."

Tebük Seferi için hazırlıklar yapılıyordu. Her taraftan asker toplanıyor, Peygamberimiz teçhizat için herkesi yardıma çağırıyordu. Bu arada münâfıklar da boş durmuyor, Müslümanlar cihaddan vazgeçirmeye çalışıyorlardı. Peygamberimiz Hz. Ebû Ruhm'u çağırarak kabilesine gönderdi. Kabilesine varan Hz. Ebû Ruhm onları cihada teşvik etti, eli silâh tutan bütün erkekleri toplayarak sefere katılmalarını sağladı. Bu sefere en çok Gıfar Kabilesinden katılan olmuştu.

Bu seferden dönüşte Hz. Ebû Ruhm yine Peygamberimizin yakınında gidiyordu. Bir ara Peygamberimizin devesi hastalandı. Bunun üzerine Hz. Ebu Ruhm bineğini Peygamberimize verdi, kendisi yaya yürümeyi tercih etti. Gecenin zifiri karanlığında yapılan bu yolculukta yaptığı bu iyilikten dolayı da Peygamberimizin ayrıca sevgisini kazandı.

EBÛ RUHM EL-GIFÂRÎ’NİN VEFATI

Hz. Ebû Ruhm'un ne kadar yaşadığı, nerede ve kaç senesinde vefat ettigi hak kanda bir bilgi bulunmamaktadır. Allah şefaatlerine nâil etsin ve onlardan razı olsun.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5